{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\tEsas-Karar No: 2014/184 Esas - 2018/165<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>\tT.C.<br>\tBURSA<br>2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t\t\t\t\t\t <br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t                \tGEREKÇELİ KARAR<br>ESAS NO\t: 2014/184 Esas<br>KARAR NO\t: 2018/165<br><br>HAKİM \t: ......<br>KATİP\t: .......<br><br>DAVACILAR\t: 1-...-  ( T.C.N : ....) -Atatürk Mh. 858 Sk. No:14/1-1 Bornova/İZMİR<br>\t   2-...-( T.C.N :....)-Atatürk \t\tMh. 858 Sk. No:14/1 İç Kapı No:1  Bornova/İZMİR<br>\t  3-...-( T.C.N :....)-Atatürk \t\t\tMh. 858 Sk. No:14  Bornova/ İZMİR<br>\t  4-...-( T.C.N :.....)-Evka 4 \t\t\t\tMh. 1033\tSk. No:4 İç Kapı No:25  Bornova/İZMİR<br>VEKİLİ\t: Av. ..... - Yurt İş Merkezi 288/6 Sk. No:11/18 Mansuroğlu Mah. 35040 Bayraklı/ İZMİR<br>DAVALILAR\t:   1-... SİGORTA A.Ş.-Meclisi Mebusan Cad., No: 15 34433 Salıpazarı Beyoğlu/İSTANBUL<br>VEKİLİ\t: Av. ... - Yıldız Posta Caddesi No:15/B Kat:2 Daire:14 Esentepe-İSTANBUL<br>\t: 2-... HAVACILIK LOJ. TUR. SAN. TİC. A.Ş. -Org.San. Bölg. Şehitler Bulv. 15.Cd.N. 23 ESKİŞEHİR<br>\t  3-...( T.C.N :....)-Yeni Doğan Mh.  Derman Sk. No.46 Çifteler/ESKİŞEHİR<br>VEKİLİ\t: Av. .... - Hoşnudiye Mah.Kızılcıklı Mahmut Pehlivan Caddesi No:10/1 26130 26130 Tepebaşı/ ESKİŞEHİR<br><br>DAVA\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>DAVA TARİHİ\t: 04/03/2014<br>KARAR TARİHİ\t: 08/02/2018<br>KARAR YAZIM TARİHİ \t: 20/02/2018<br><br>Mahkememize tevzi edilen  Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>İDDİA VE SAVUNMA :<br>Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle: 15/02/2013 tarihinde davalı ... idaresindeki çekici ve römork ile manevra yaparak müvekkillerinin murisi ...'e çarparak kaza meydana geldiğini, kazanın oluşumunda davalının tam kusurlu olduğunu, davalının hakkında açılan ceza davasında tam kusurlu görüldüğünü, ...'in 25/02/2013 tarihinde vefat ettiğini,  kaza yaptığı tarihte sürücü olup son brüt ücretinin 1000 TL olduğunu, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla müteveffanın annesi ... oğlunun desteğinden mahrum kalması nedeniyle uğramış olduğu zarardan 10.000,00 TL maddi tazminatın ve 75.000,00 TL manevi tazminatın, babası ... için 75000,00 TL manevi tazminatın, kardeşlerden ... için 25000,00 TL manevi tazminatın ve diğer kardeş ... için 25.000,00 TL manevi tazminatın 15/02/2013 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte maddi tazminatın tüm davalılardan, manevi tazminatın davalılardan ... Havacılık Loj. Tur... San Tic. AŞ ve ...'ndan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı şirkete ait ... plakalı çekici ile 26 UT 123 plakalı römork üzerine ihtiyati tedbir konulmasına ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep etmiş, delil olarak trafik kaza tutanağı, veraset ilamı, ceza dosyası, ölüm belgesi, ATK raporu, poliçe, bordro, fethi kabir raporu, trafik kayıtları, keşif ve bilirkişi incelemesi, tanık, ekonomik durum araştırması, yemin ve diğer ikamesi mümkün delillere dayanmıştır. <br>Davalılardan ... ve ... Havacılık Loj. Tur. San. Tic. A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu kazanın müteveffanın kusuru ile meydana geldiğini, müvekkilinin tali derecede, müteveffanın asli derecede kusurlu olduğunun ceza mahkemesinde alınan adli tıp raporunda ve trafik kaza tespit tutanağından anlaşılacağını, maddi tazminat talebinin reddini talep etmekle birlikte davacılara bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerinin de SGK'dan sorularak kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte yapılacak hesaplamadan mahsup edilmesi gerektiğini, talep edilen manevi tazminatın son derece fahiş olduğunu, sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet verecek nitelikte olduğunu, öncelikle iş bu davanın Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketine ihbarına, hukuki dayanaktan yoksun ve haksız olarak açılan iş bu davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... Sigorta A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacıların manevi tazminat talepleri açısından müvekkil sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmadığını, davacılar tarafından müvekkili şirket sigortalısı aracın dava konusu kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunduğunun ispat edilmesi gerektiğini, meydana gelen kaza ile müteveffanın vefatı arasındaki illiyet bağı  belirlenmesi gerektiğini, davacı tarafından destekten yoksun kalma tazminatı talep edilebilmesi için, müteveffanın davacı anne ...’in desteği olduğunun ispatlanması gerektiğini, dava konusu kaza nedeniyle tazminat hesabı yapılmasına karar verilmesi halinde tazminat hesabı hazine müsteşarlığı tarafından belirlenen aktüer vasıtasıyla yapılması gerektiğini, dava konusu kazanın iş kazası olması sebebiyle sosyal güvenlik kurumu tarafından davacılara yapılan ödemeler var ise hesaplanacak tazminatın tazminattan düşülmesi gerektiğini, her durumda, müvekkili şirketin sorumluluğu poliçede belirtilen limit ile sınırlı olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, dava konusu talep ticari bir sözleşmeden değil haksız fiilden kaynaklandığını, bu sebeple, her durumda, zarar gören tarafından destekten yoksun kalma tazminatı  “ancak dava tarihinden itibaren” işleyecek “yasal faiz” ile birlikte talep edilebileceğini, müvekkili şirketin diğer şartların varlığı halinde ancak dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile sorumlu tutulabileceğini, dava konusu kazanın iş kazası olması sebebiyle müteveffanın vefatı nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacılara rücuya tabi bağlanan peşin sermaye değerli bir gelirin olup olmadığı ve var ise tutarının Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan sorulmasına, kusur yönünden inceleme yapılmasına karar verilmesi durumunda, dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderilmesine, hesaba ilişkin inceleme yapılmasına karar verilmesi durumunda dosyanın Hazine Müsteşarlığı’na kayıtlı aktüer bilirkişiye gönderilmesine, dava konusu kaza nedeniyle şartların varlığı halinde  sigortalı araç işletenine rücu hakları saklı kalmak kaydıyla, davacılar tarafından ikame olunan haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLER:<br>Dava dilekçesi, cevap dilekçeleri, cevaba cevap dilekçesi, ikinci cevap dilekçesi, tanık ve tarafların beyanı, Bursa 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/389 E. sayılı dosyası, Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/392 Esas sayılı dosyası, tanık beyanı, bilirkişi raporları, davacılar vekilince sunulan ... Sigorta A.Ş. Yönünden feragat dilekçesi, Davalı ... Sigorta A.Ş. Vekilince sunulan sulh protokolü, yazılan müzekkere cevapları.  <br>Mahkememizce 10.02.2015 tarihli celsede tarafların kusur oranın tespiti yönünden trafikçi bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiş, trafik polisi bilirkişi Maksut Aksoy tarafından Mahkememize ibraz edilen 23.03.2015 havale tarihli bilirkişi raporunda \" Sürücü ... % 50 oranında kusurlu olduğu, sürücü ... % 50 oranında  kusurlu olduğu, kanaatine varıldığı\" belirtilmiştir. <br>Mahkememizce 24/12/2015 tarihli celsede, tarafların kusur oranlarının tespiti için mahallinde 21/01/2016 günü saat 14:00'ten itibaren bir trafik polis marifetiyle keşif yapılmasına karar verilmiş olmakla, emekli trafik polisi bilirkişi ...'ın mahkememize ibraz ettiği 04/03/2016 havale tarihli bilirkişi raporunda \" Sürücü ...'in gece vakti meskûn  mahalde dışında ilerlerken ( Fren tatbikinde) kazayı önleyici tedbir almada geç kaldığından olayda % 20 nispetinde kusurlu olduğu, sürücü ... ise, Karayolları Yönetmeliği'nde Duraklamanın Yasak Olduğu Yerler başlığı altında yer alan 113. Maddesinin ( I) bendinde \" Zorunlu haller dışında yerleşim yerleri dışındaki karayollarında, taşıt yolu üzerinde duraklamak yasaktır.\" kuralını ihlal ettiğinden kazanın meydana gelmesinde % 80 nispetinde kusurlu olduğu kanaatine varıldığı\" belirtilmiştir. <br>Mahkememizce 12/04/2016 tarihli celsede dosyanın Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilerek 1. ve 2. Bilirkişi raporları arasında kusur yönünden çelişke meydana geldiğinden bu çelişkinin giderilmesi için Karayolları Fen heyetinden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor aldırılmasına karar verilmiş olmakla, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinden alınan Makine Mühendisi İbrahim Karakoç, İnşaat Mühendisi Hamiyet Ekici ve makine mühendisi ...'nun 12.06.2016 havale tarihli talimat bilirkişi raporunda \" Olay yerinde bulunan Eti Tesisleri İşletmesinin, olayda % 40 oranında kusurlu olduğu, Davalı sürücü ...'nun olayda % 40 oranında kusurlu olduğu, müteveffa sürücü ...'in olayda % 20 oranında kusurlu olduğu, Davalı araç maliki ... Loj. A.Ş.'nin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. Maddesi gereğince, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin aynı Kanunun 91. Maddesi gereğince davalı sürücünün kusuru oranında sorumlu bulunduğu, görüş ve kanaatine varıldığı\" belirtilmiştir. <br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ:<br>Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. <br>Destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin yasal düzenlemelerin incelenmesinde fayda bulunmaktadır.<br>Bilindiği üzere 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1.maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı yasanın 85/1 maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “ işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1.maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. <br>\tYukarıda açıklanan madde hükümlerinden,Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.<br>\tMotorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (Fikret Eren, Borçlar Hukuku, 9. Bası, s. 631 vd.; Ahmet Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku, Genişletilmiş 10. Baskı, s. 264 vd). <br>\t2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanunun 85.maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. <br>\tBu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın  ve   araçtaki   bozukluk   kazayı    etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.<br>\tBurada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hakimin taktirine bırakmıştır. Uygulama ve öğretide de (S. ..., “... A. Çetingil ve Rayegan Kender’e 50. Birlikte Çalışma Yılı Armağanı 2007”, s. 1180) bu husus kabul edilmektedir.nin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri taleplerin zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışında olduğuna” ilişkin hükümdür. <br>\tBu hükümle kanun koyucu; tehlike sorumlusu zorunlu mali sorumluluk sigortacısının sorumluluğu kapsamından sadece, tehlike sorumlusu olan işletenin eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararları çıkarmıştır. <br>\tŞu haliyle, anılan kişilerin mallarına gelen zararlar dışında kalan ölüm ve yaralanmaya ilişkin cismani zararlar ise sigortacının sorumluluğu kapsamında bırakılmış; böylece tehlike sorumlusunun yakınlarının dahi belirtilen anlamda sigorta kapsamında olduğu benimsenmiştir.<br>\tDurum bu olunca, işletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin ölüm veya yaralanmaları halinde bundan kaynaklanan zararlarının zorunlu sigorta kapsamında olduğu kabul edilmelidir. <br>\tAraç sürücüsünün veya yakınlarının talepleri ise 92.madde kapsamında yer almamakla sigortacının sorumluluğu kapsamında kabul edilmiştir. <br>\tDestekten yoksun kalma tazminatı, B.K'nun 45/II. maddesinde düzenlenmiş olup; \"Ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir.\" şeklinde hükme bağlanmıştır.<br>\tGörülmektedir ki, destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir.<br>\tHaksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse BK'nun 45/II. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir. <br>\tBorçlar Kanunu’nun 45.maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden <br>ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. <br>\tO halde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür.<br>\tBununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.04.1982 gün, 979/4-1528 E., 1982/412 K. sayılı kararı). <br>\tDiğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06.03.1978 tarih ve 1/3 sayılı kararının gerekçesinde de: \"Destekten Yoksun Kalma Tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu” hususu vurgulanmış; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.11.2005 gün ve 2005/4-648 E.-2005/691 K. sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir. <br>\tÖnemle vurgulanmalıdır ki, Borçlar Kanunu’nun 45/III. maddesine göre destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişiler, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği hususunda da herhangi bir ihtilaf yoktur. Murisin trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu halde, aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir (HGK.nun 15.06.2011 gün ve 2011/17-142 E. -411 K. sayılı ilamı).<br>\tDavacıların destekten yoksun kalma tazminatı talebine dayanak olarak gösterdikleri zarar; işletenin ölümü sonucunda meydana gelmekle birlikte işleten üzerinde doğan bir zarardan ayrı ve salt onun desteğinden yoksun kalınması olgusuna dayalı, mirasçılık sıfatıyla bağlı olmaksızın uğranılabilen bir zarardır. Böyle bir zararın işletenin kendisinin sahip olacağı hakla bir ilişkisi olmadığı gibi, doğrudan işletenin zararıyla bağlı ve onunla sınırlı bir zarar da değildir. İşletenin ölümü zararı doğuran olay olmakla birlikte, zarar doğrudan üçüncü kişi durumundaki destekten yoksun kalanlar üzerinde oluşmuştur. Buradaki zarar, mirasçıların salt bu sıfatla devraldıkları murislerinin uğradığı ve ondan intikal eden bir zarar da değildir.<br>\tDestekten yoksun kalma tazminatına dayanak teşkil eden hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olsa idi doğrudan işleten üzerinde doğup ondan mirasçılarına intikal edeceğinden, bu yöndeki savunmalar ölenin desteğinden yoksun kalanlara karşı ileri sürülebilecekti. Oysa yukarıda da açıklandığı üzere, destekten yoksun kalma tazminatına konu davacıların zararı, desteklerinin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalan sıfatıyla doğrudan kendileri üzerinde doğan zarardır. Bu zarardan doğan hak desteğe ait olmadığına göre, onun kusurunun bu hakka etkili olması da düşünülemez. <br>\tŞu hale göre; işleten murisin, ister kendi kusuru ister bir başkasının kusuru ile olsun salt ölmüş olması, destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan zarar doğurup; bu zarar gerek Kanun gerek poliçe kapsamıyla teminat dışı bırakılmamış olmakla, davacıların hakkına, desteklerinin kusurunun olması etkili bir unsur olarak kabul edilemez ve destekten yoksunluk zararından kaynaklanan hakkın sigortacıdan talep edilmesi olanaklıdır. <br>\tDavacıların üçüncü kişi konumunda oldukları hem mahkeme, hem de özel dairenin kabulünde olduğu gibi, işletenin yakınlarının uğradıkları destek zararlarının trafik sigortacısının sorumluluğu kapsamı dışında kaldığına ilişkin Kanunda ve buna bağlı olarak poliçede açık bir düzenleme bulunmadığı da, uyuşmazlık konusu değildir. <br>\tDavacıların uğradıkları zarara bağlı olarak talep ettikleri hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olmayıp, bilimsel ve yargısal içtihatlarda kabul edildiği üzere destekten yoksun kalanın şahsında doğrudan doğruya doğan, asli ve bağımsız bir talep hakkıdır.<br>\tDavacının ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtıklarına, ölüm nedeniyle doğrudan davacının üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacıya yansıtılamayacağına; dolayısıyla araç sürücüsünün veya işletenin tam kusurlu olmaları halinde, desteğinden yoksun kalan davacıyı etkilemeyeceğine; 2918 sayılı KarayollarıTrafik Kanunu ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı sigorta şirketi, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve olayda işleten veya sürücü tam kusurlu olsalar bile, destekten yoksun kalan davacılar da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğundan, davalı sigorta şirketinin sorumlu olacağına karar vermek gerekir. (HGK'nun 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 - 411 karar, HGK'nun 22.2.2012 gün 2011/17-787 esas 2012/92 karar ve HGK'nun 16.01.2013 gün 2012/17-1491 esas 2013/74 karar sayılı ilamları uyarınca) <br>Somut olaya gelindiğinde,  destekten yoksun kalma tazminatı yönünden,  davacılar vekilinin davalı sigorta şirketinin destekten yoksun kalma tazminatını ödediğini,  maddi tazminat talebinden vazgeçtiklerini duruşmadaki ve 01/12/2014 tarihli dilekçe ile davalı sigorta şirketinin feragata yönelik beyan dilekçesi ile maddi tazminatın  ödendiği ve  konusuz kaldığı anlaşılmakla maddi tazminat yönünden karar verilmesine yer olmadığına, vekalet ve yargılama giderleri yönünden davacının dava tarihinde haklı olduğu ancak davadan vazgeçme beyanı değerlendirilerek davacı üzerinde bırakılmasına karar vermek gerekmiştir.<br>Davacı tarafın manevi tazminat talebi yönünden  toplanan delillere göre somut olayda , dava konusu davacıların murisi ve desteği ...' in sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile davalı ...' nın sürücüsü olduğu, diğer davalıların işleten ve sigortacısı olduğu ...+123  plakalı çekici arasında meydana gelen  trafik kazasında davacıların  murisi ... vefat etmiştir.<br> Tarafların kusur oranları yönünden dosyanın değerlendirilmesi amacıyla alınan bilirkişi raporları incelendiğinde,<br>-Trafik kazası sonrası trafik polisleri tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağında \" kazanın oluşumunda sürücü ...' nun sağa dönüş kurallarına uymaması sebebiyle tali kusurlu olduğu, davacıların desteği ...' in diğer aracı izlerken hızlarını kullandıkları aracın, yük ve teknik özelliklerine uydurmadan güvenli mesafe bırakmadığından asli kusurlu\" olduğunu tespit etmiştir.<br>-Bursa 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/389 Esas ve 2014/54 Karar sayılı taksirle adam öldürme suçundan açılan ceza davasında, trafik polis memuru tarafından düzenlenen kusur raporunda,\"  sürücü ...' nun 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 84/f maddesi ve 53. Maddesinde dönüş kurallarına riayet etmediğinden asli kusurlu, kamyon ve yarı römorkun sürücüsü ...' in 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 52. Maddesi uyarınca hızını gerekli şartlara uygunluğun sağlamadığından tali kusurlu olduğunu \"tespit etmiştir.<br>-Bursa 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/389 Esas ve 2014/54 Karar sayılı taksirle adam öldürme suçundan açılan ceza davasında trafik polis memurunun raporundan sonra dosya İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesine kusur tespiti için gönderilmiş ve aldırılan 14/01/2014 tarihli raporda\" 1. Durum, 27/09/2013 tarihli keşfe binaen hazırlanan dosyada mevcut bilirkişi raporuna göre sanık sürücü ... idaresindeki 26 U 122 plaklaı çekicinin sağa depoya dönüş öncesi sol şeritte seyrettiği durumda , sanık sürücü ...' nun asli derecede kusurlu, maktul ...' in tali kusurlu olduğu, 2. Durum, trafik kazası tespit tutanağına göre sanık sürücü ... idaresindeki 26 U 122 plaklaı çekicinin sağa depoya dönüş öncesi sağ şeritte seyrettiği durumda , sanık sürücü ...' nun tali derecede kusurlu, maktul ...' in asli kusurlu olduğu\" mütalaa edilmiştir.<br>Bursa 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/389 Esas ve 2014/54 Karar sayılı taksirle adam öldürme suçundan açılan ceza davasında,  tüm dosya kapsamına göre davalı sanık ...' nun olay öncesi aracı ile yolun sağ veya sol şeridinde olduğunun tam olarak tespit edilemediği, olayda tarafsız görgü tanığın bulunmadığı ancak aracın çekici ve dorseden oluşan büyük bir araç olması karşısında suça konu yolun sağ tarafındaki depoya giriş yapabilmesi için manevra yapması halinde sağ şeritte dahi olsa manevra sırasında romorkun arka kısmının yolun sol şeridine taşmasının mümkün olmadığı, dönmüş yerinin ve mesafesinin aracın şerit tecavüzü yapmadan aynı şeritte dönüş tamamlamasına müsait olmadığı bu nedenle atılı suçta asli kusurlu olduğu belirlenerek karar verilmiştir.<br>Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2014/21038 Esas ve 2015/9862 Karar sayılı Onama İlamı ile Bursa 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/389 Esas ve 2014/54 Karar sayılı taksirle adam öldürme suçundan verilen karar onanmıştır.<br>-Mahkememiz dosyası toplanan deliler kapsamında bir trafik bilirkişisine tevdi edilerek kusur oranı konusunda rapor aldırılmış, trafik bilirkişisi Mesut Aksoy' un 23/03/2015 tarihli raporunda \"sürücü ...' in %50 oranında kusurlu olduğu, sürücü ...' nun %50 oranında kusurlu olduğu\" mütalaa edilmiştir.<br>-Tarafların kusur oranının tespiti için mahallinde 21/01/2016 tarihinde keşif yapılmış, trafik bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 26/02/2016 tarihli bilirkişi raporunda, \"sürücü ...' in gece vakti meskun mahalde ilerlerken kaza önleyici tedbir almada geç kaldığından olayda%20 oranında kusurlu olduğu, sürücü ...' nun ise Karayolları Yönetmeliğinin 113. Maddesi kuralını ihlal ettiğinden kazanın meydana gelmesinde%80 oranında kusurlu\" olduğunu tespit etmiştir.<br>-Dosya rapora tarafların itirazları ve raporlar arasındaki çelişkiyi gidermek amacıyla Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi yazılan talimat yoluyla Karayolları Fen Heyetinden alınan raporda \" olay yerinde bulunan Eti Tesisleri İşletmesinin %40 oranında kusurlu, davalı sürücü ... %40 oranında kusurlu, müteveffa ...' in%20 oranında kusurlu olduğunu\" mütalaa etmişlerdir.<br>Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/392 Esas sayılı dosyasında dava konusu trafik kazası ile ilgili ayrıntılı olarak düzenlenen Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 22/12/2017 tarihli raporunda\"Sürücü ...’nun % 75 (yüzde yetmiş beş) oranında kusurlu olduğu, Müteveffa ...’in yüzde % 25 (yüzde yirmi beş) oranında kusurlu olduğu kanaatini bildirir \" mütalaada bulunulmuştur.<br>Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’n 2014/392 Esas sayılı dosyada , CD Çözümleme Uzmanı Bilirkişi Maksut Aksoy tarafından sunulan 14.10.2015 tarihli Raporda; “Resim 1’ ilişkin değerlendirmede; ana yolu kullanarak depoya giriş yapacak aracın eğer sağ şerit üzerinden gelirse, dönüşünü yaptığı andan itibaren iki ya da üç kez geri manevra yapmak zorunda olacağı ve bu şekilde depoya giriş yapabileceği, eğer sürücü sol şerit üzerinden gelirse manevra yapmak zorunda olmayacağı, direkt olarak dönüşünü gerçekleştirebileceği; Resim 2’ye ilişkin değerlendirmede; kamyonun çarpma noktasının ön orta kısımlarında olduğu, çarpmanın tamamen yandan değil köşe kısımlarından gerçekleştiği, bunun da depoya giriş yapan aracın manevra durumlarında 90 derecelik açı anında gerçekleşmediği, kazanın depoya giriş yapan aracın sol şerit üzerinden gelerek dönüşünü seyrine göre sağa dönüşe geçtiği anda çekiciye bağlı dorsenin dönüş sırasında 45 derecelik açıda kaldığı ve çarpmanın gerçekleşmesiyle açının da 90 dereceye ulaştığı, buna sebep olan durumun dorsenin bir bütün olarak çekiciye bağlı olan kısmının haricinde kalan aksamının manevra kabiliyetinin olmamasından ileri geldiğini, depoya giriş yapan aracın sol şerit üzerinden gelerek direkt olarak sağa doğru dönüş yapıp depoya giriş yaptığı esnada kazanın meydana geldiğinin anlaşıldığı, Resim 1’e göre römorkun yan aydınlatmalarının olmadığı, kaza mahallinde de aydınlatmanın olmadığı, halbuki römorklarda aracın geniş ve uzun olmasından mütevellit dönüşlerde ya da kaplama alanı üzerindeki davranışlarının görünürlüğü açısından diğer sürücülere ve olası kazalara sebebiyet vermemek adına led ışıklar gibi görünüşü kolaylaştıran ışıklandırması olması gerektiği” belirtilmiştir.<br>Bu durumda alınana  raporlar ile sunulan deliller kapsamında İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 22/12/2017 tarihli raporunda \" Sürücü ...’nun idaresindeki ... plakalı çekici ve ona bağlı yarı römork ile Gemlik istikametinden Bursa istikametine doğru seyir halindeyken km14+500’e geldiğinde Eti depo işletmesine girmek için, 100 metre geride bulunan tali yolu kullanması yerine anayol üzerinden depoya girmek istemesi ve iki şeritli anayoldan seyrine devam ederek sağ şerit üzerinden kapı girişine hızını azaltarak yaklaşıp, arkasındaki araçları ışık tedbirleri ile uyardıktan sonra gerekli tedbirleri alarak, dikkatli bir şekilde dönüş manevrası yapması gerekirken, sol şerit üzerinden seyredip gece vakti ışıklandırmanın olmadığı yolda depoya girmek üzere sağa doğru yola dik olacak şekilde manevra yapması ve arkadan gelen ... idaresindeki ... plakalı kamyonun da hızla gelmesi sonucu, römorkun arka sağ tarafından çarpması sonucu meydana gelen kazada,  2918 sayılı KTK.’nın 47 nci maddesinde düzenlenen “trafiği aksatacak veya tehlikeye sokacak şekilde şerit değiştirmemek” kuralını, 53 üncü maddesinde düzenlenen “a) Sağa dönüşlerde sürücüler; 1. Sağa dönüş işaretini vermeye, 2. Sağ şeride veya dönüşe ayrılmış şeride girmeye, 3. Hızını azaltmaya, 4. Dar bir kavisle dönmeye, 5. Dönülen karayolunun gidiş şeridine veya gidişine ayrılmış en sağ şeridine girmeye zorunludurlar” kuralını ve 67 nci maddesinde düzenlenen “sağa veya sola dönerken, karayolunu kullananlar için tehlike doğurabilecek ve bunların hareketlerini zorlaştıracak şekilde davranmaları yasaktır” kuralını ihlal etmesi sebebiyle yüzde 75 oranında kusurlu olduğu, Müteveffa ...’in, idaresindeki ... plakalı kamyon ve ona bağlı römork ile Gemlik istikametinden Bursa istikametine doğru seyir halindeyken önünde seyreden ... plakalı çekici ve ona bağlı yarı römorku görmesine rağmen, zeminin de ıslak olduğunu dikkate alarak hızını mahal şartlarına uygun şekilde azaltması ve önündeki araçla mesafesini durumun şartlarına göre ayarlaması gerekirken, dikkatsiz bir şekilde arkadan seyredip, sağ tarafa doğru depoya giriş yapmak üzere manevra yapan ... plakalı çekicinin sağ arka bölümünden çarpması sonucu meydana gelen kazada, 2918 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin (b) bendinde düzenlenen “sürücüler, hızlarını kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak zorundadırlar” kuralını ve aynı maddenin (d) bendinde yer alan “diğer bir aracı izlerken güvenli bir mesafe bırakmak” kuralını, 56 ncı maddenin (c) bendinde düzenlenen “sürücüler önlerinde giden araçları yönetmelikte belirtilen güvenli ve yeterli bir mesafeden izlemek zorundadırlar” kuralını ihlal etmesi sebebiyle yüzde 25 oranında kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır.\" gerekçeli denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğu ve olaya uygun bulunduğundan itibar edilerek davacıların murisi ...' in %25 oranında, davalı sürücü ...' nun%75 oranında kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır.<br>Davacılar vekilinin manevi tazminat talebi yönünden değerledirildiğinde, bilindiği üzere Borçlar Kanunu’nun 56.maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önüne alarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Bu para tutarı asıl olarak ne tazminat ne de bir cezadır. Amacı zarara uğrayanda bir huzur duygusu doğurmak ve ruhi ızdırabını dindirmek olması nedeniyle tazminata benzer bir fonksiyonu vardır. O halde tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.<br>O halde toplanan delillerden, meydana gelen trafik kazası sonucu murisi ...' in ölümü ile sonuçlanan olayda,  tarafların kusur oranları,  olayın meydana geldiği tarih, olayın meydana geliş şekli, tarafların ekonomik ve sosyal durumu, olay tarihindeki paranın alım gücü, desteğin ölümü nedeniyle duyulan acı ve elemin kısmende olsa giderilmesi amacıyla, davacı desteğin babası ... için 40.000 TL, annesi ... için 40.000 TL,  kardeşi ... için 20.000 TL, kardeşi ... için 20.000 TL manevi tazminat' ın hak ve nesafet kuralları çerçevesinde takdir edilerek manevi tazminat talebinin  davalı sürücü ve işleten yönünden kısmen kabulune karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M                      : Yukarıda açıklanan nedenlere,<br>1-Davacıların maddi tazminat taleplerinin konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına,<br>2-Davacıların manevi tazminat talepleri yönünden davanın kısmen kabul kısmen reddine, davacı ... için 40.000,00 TL, davacı ... için 40.000,00 TL davacı ... için 20.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL toplam 120.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 15.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ile ... Havacılık Loj. Tur. San. Tic. A.Ş. Den müşterek ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, <br>3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 8197,2TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 717,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 7479,9 TL nispi karar ve ilam harcının  davalılar  ... ile ... Havacılık Loj. Tur. San. Tic. A.Ş.' den müşterek ve müteselsilen alınarak maliye hazinesine gelir olarak kaydına,  <br>4-Davacı tarafın maddi tazminat yönünden yapılan yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacının maddi tazminattan vazgeçme beyanı dikkate alınarak davacılar üzerinde bırakılmasına,<br>5-Davacı tarafın manevi tazminat  yönünden yapılan(maddi tazminat talebinden vazgeçtikten sonra manevi tazminat için yapılan kusur, bilirkişi incelemesi) bilirkişi gideri 1600 TL bilirkişi gideri , keşif harcı 206,30 TL, posta, müzekkere ve tebligat gideri 144 TL  olmak üzere toplam 1950,3 TL yargılama giderinin manevi tazminat talebinin kısmen kabul ve kısmen red oranına göre 1170,1 TL yargılama gideri ve 717,30 TL harcın  davalılar   ... ile ... Havacılık Loj. Tur. San. Tic. A.Ş.' den müşterek ve müteselsilen alınarak alınarak davacılara verilmesine,<br>6-Manevi tazminat talebi yönünden, davacıların ihtiyari dava arkadaşı olduğundan ve yargılama sırasında kendisinin vekil ile  temsil edildiğinden AAÜT'ye göre belirlenen davacı  davacı ... için 4.750TL, davacı ... için 4.750 TL davacı ... için 2.400 TL, davacı ... için 2.400 TL , olmak üzere toplam 14.300TL vekalet ücretinin davalılar  ... ile ... Havacılık Loj. Tur. San. Tic. A.Ş.' den müşterek ve müteselsilen  müşterek ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,<br>7-Manevi tazminatının reddedilen kısımlar sebebiyle davalılar ... ile ... Havacılık Loj. Tur. San. Tic. A.Ş kendilerini  vekil ile temsil edildiğinden A.A.Ü.T' nin 10. Maddesine göre belirlenen  davacı ... yönünden (reddedilen kısım) 4.200 TL,  davacı ... yönünden (reddilen kısım)  4.200 TL davacı ... yönünden (reddedilen kısım) 2.180 TL, davacı ... yönünden (reddedilen kısım) 2.180 TL olmak üzere 12.760 TL toplam vekalet ücretinin davacılardan alınarak bu davalılara verilmesine, <br>8-HMK' nın 333. Maddesi gereğince kullanılmayan  gider avansının hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine,<br>Dair, davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren  HMKnın 341. Ve  345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.08/02/2018      <br><br>Katip .....<br> ¸e-imzalıdır  <br> <br> <br>Hakim .....<br>  ¸e-imzalıdır <br><br><br>                                                  <br>   Güvenli elektronik imza ile onaylanmıştır.<br>Aslının aynı olduğu tasdik olunur.<br>Katip ...<br>¸E-imzalıdır.    <br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0b0ac200671bed86193630aadbdbb10a","SID":"7493fc14f0163458"}}