{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\tEsas-Karar No: 2017/1402 Esas - 2018/166<br>\tT.C.<br>\tBURSA<br>1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>            BAŞKANLIĞI\t\t\t\t\tTÜRK MİLLETİ ADINA<br>\t\t\t\t\t\t               KARAR<br><br><br>ESAS NO\t: 2017/1402 Esas<br>KARAR NO\t: 2018/166<br><br>BAŞKAN\t: .<br>ÜYE\t:....<br>ÜYE\t: ...<br>KATİP\t: ...<br><br>DAVACI/ \t: ... ... - TC Kimlik No: ...<br>\tDavutdede Mah. Önemli Sk. No:14 İç Kapı No:8  Yıldırım/ BURSA<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>\tAltınova Mah. Okul Cad. Kebir Sk. No:12/14 Osmangazi/ BURSA<br><br>DAVALI \t: ... TEKSTİL SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ<br>\tOrganize Sanayi Bölgesi Haseyat Yapı Koop. <br>\tTurgut Özal Cad. No:114 İkitelli Küçükçekmece/ İSTANBUL<br>VEKİLİ\t: Av. ...... <br>\tİzzettin Çalışlar Cd. No: 60 K.2 D.5 Bahçelievler/ İSTANBUL<br><br>DAVA\t: Menfi Tespit <br>DAVA TARİHİ\t: 02/11/2017<br>KARAR TARİHİ\t: 14/02/2018<br><br>Mahkememize açılan menfi tespit  davasında, <br>DAVACININ TALEBİ: Davacı taraf dava dilekçesinde, davacı... aleyhine Bursa 16.İCra Dairesinin 2017/... esas sayılı takip dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, ...'ın gerçekte davalı tarafa hiçbir borcu bulunmadığını, ipotek belgesinde sözü geçen 580.000-TL'nin hiçbir zaman davacıya ödenmediğini, bu hususta icra dosyalarına gerekli itirazları da yaptıklarını  ileri sürerek ipotek nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmektedir.<br>DAVALININ CEVABI: Davalı taraf davanın reddi gerektiğini savunmuş, ipotek belgesinde davacı tarafın borcu ikrar ettiğini, bunun aksinin yazılı belge ile ispatı gerektiğini, ticari defter ve kayıtlarla ipotek belgesindeki beyanın aksinin ispatlanamayacağını, davanın kötü niyetle açıldığını, takibin ise kötü niyetli olmadığını, bu sebeple kendi aleyhlerine icra tazminatlarına hükmedilmemesi gerektiğini, buna karşılık davacı aleyhine icra tazminatlarına hükmedilmesini talep ettiklerini, dava dışı ... ... ile davacının anne oğul olduklarını, ipoteğin de ... ...'ın borçlarından kaynaklandığını, adı geçenin takip tarihleri itibariyle kesinleşmiş toplam asıl alacak miktarlarının 862.803-TL olduğunu ileri sürmüştür. \t <br>DELİLLER VE GEREKÇE: Derdest dava ipotek takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. İpotek tek başına bir alacağın varlığını ispata yeterli değildir. Bu durum ipoteğin biçimine ve konuluş amacına göre değişkenlik gösterir. Henüz doğmamış ve belki de hiç doğmayacak bir alacak için ipotek tesis edilmesi mümkündür. Bu açıdan bakıldığında borcun varlığını ispat külfeti davalı alacaklı üzerinde olmalıdır. Ancak olayın ve ipoteğin özelliğine göre ispat külfetinin kimin üzerinde olacağının her seferinde yeniden değerlendirilmesi gerekir. <br>\tSomut olayda üst limit ipoteği değil bir kat'i borç ipoteği mevcuttur. Bu tür ipotekte doğmuş bir borç güvence altına alınır. Kat'i ipotek belgesi aynı zamanda bir borç ikrarını da içerir. İpotek yükümlüsü borcu ödediğini veya başka bir sebepten dolayı borcun ortadan kalktığını ispat etmedikçe ipoteğin kaldırılmasını talep edemez. Davacı taraf ipoteğe konu borç yönünden iş bu dava ile menfi tespit talep etmektedir. Davasını ispat ettiği ölçüde borçtan ve ipotek yükünden kurtulacaktır. <br>\tDikkat edilirse ipotek akit tablosu aynı zamanda borç ikrarını havidir. Davacı taraf bu belgede \"... şirketinden aldığı580.000.TL bedel mukabilinde teminat ipoteği için ...\" ifadesine yer vererek borcu açıkça ikrar etmiştir. Bu yazılı belgenin aksi yine aynı kuvvette bir belge ile ispat edilmelidir. İspat külfeti de davacı taraf üzerindedir. Davacı bu belge ile para aldığını ikrar etmiş durumdadır. Ticari defter ve kayıtlarla bunun aksi ispat edilemez. <br>\tBuna karşılık davalı taraf cevap dilekçesinde doğrudan davacıya borç para vermediğini ikrar eden beyanlarda bulunmuştur. Davalı tarafın savunması ipoteğe sebep olan borcun doğrudan davacıya değil, davacının oğlu olan ve ipotek işlemini vekaleten imzalayan ... ...'a ait olduğu yolundadır. İpotek gerçekte davacının borcu için değil, oğlu ... ...'ın önceden doğmuş borçlarını teminat altına almak için verilmiştir. Bu beyanın davacının üzerindeki ispat külfetine yer değiştirecek mahiyette olup olmadığı tartışılmalıdır. <br>\tElbette ipotek üçüncü kişinin doğmuş veya doğacak borçlarını teminat altına almak için tesis edilmişse bunun ipotek belgesinde açıkça yazılması beklenir. Zira uyuşmazlık halinde borcun varlığı ve muacceliyeti esas borca göre belirlenecektir. Davalı tarafın ipotek aldığı esnada bu hususa dikkat etmesi ve basiretli davranması gerekirken dikkatsiz davrandığı açıktır. <br>\tÖte yandan \"Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uygun davranmalıdır. Bir hakkın kötüye kullanılması hukuken himayeye layık değildir.\" Davacı taraf ipotek tesisi anında borcu açıkça ikrar ve kabul etmiştir. İpotek de davacıya vekaleten oğlu ve esas borçlu tarafından verilmiştir. Tarafların niyet ve iradeleri tam bir açıklıkla belirlenebilecek niteliktedir. Artık bir tarafın şekli sebeplere dayanarak borçtan kurtulmaya çalışması hakkın kötüye kullanılmasıdır. Davacı taraf vekaleten hareket eden ve ipoteği tesis eden oğlu ...'a karşı hiçbir talep ve iddia ileri sürmeksizin sadece alacaklı tarafa yönelen iddialarda bulunmaktadır. Eğer ortada haksız bir işlem varsa, ... ... da bunun tarafı ve sorumlusudur. Borcu ikrar beyanı doğrudan vekil tarafından tapu memuru önünde verilmiştir. Bu beyan davacıyı da bağlar. <br>\tSonuç itibariyle davacının doğrudan borçlu olmadığı ortaya çıkmış olsa bile davacının ikrarı borcu kabul anlamında gelir. Bu kabul ipoteği de geçerli ve haklı kılacaktır. Davacı tarafın hakkın kötüye kullanılması kapsamında kalan iddiaları hukuken korunmaya layık bulunmamıştır. <br>\tHer ne kadar dava reddedilmişse de ipotek senedinin hazırlanmasındaki hata sebebiyle davacının dava açmakta haksız olduğu söylenemez. Mevcut veriler ve davanın farklı biçimde yorumlanması ihtimali de gözetildiğinde davacı aleyhine kötünüyet tazminatın hükmetmek doğru olmayacaktır. <br>\t<br>HÜKÜM\t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; <br>1-Davanın reddine, <br>2-Şartlar oluşmadığından davacı aleyhine icra inkar tazminatı hükmedilmesine yer olmadığına,<br>3-Alınması gereken 35,90 TL harcın, peşin  yatırılan 9.904,95- TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 9.869,05-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, <br>3-Davacı tarafça yapılan muhakeme masrafının kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-Davalı tarafından yapılan 12,50 TL tebligat giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>5-Davalı vekili lehine takdir edilen 37.150,00-TL ücreti-i vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>6- Kesinleşme süreci tamamlanana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa iadesine dair gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize iletilecek bir dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar  davacı vekilinin yüzüne  karşı  davalı taraf yokluğunda açıkça okundu, anlatıldı. 14/02/2018<br><br>İş bu kararın gerekçesi 14/02/2018 tarihinde yazılmıştır.<br><br><br>Başkan ....<br> <br>Üye ....<br> <br>Üye ......<br> <br>Katip ...<br> <br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0e4aa79b0c72ab702633677e1564e419","SID":"204f4e8fe721fda6"}}