{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br> İZMİR<br> 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ      <br>ESAS NO\t : 2022/509 Esas<br>KARAR NO\t : 2023/1023<br>DAVA\t : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t : 27/06/2022<br>KARAR TARİHİ\t : 15/12/2023<br>Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. <br>İDDİA VE TALEP:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davacının ticari satım sözleşmesi kapsamında  davalıya teslim edilen  mal nedeniyle  davalıdan alacaklı olduğu, takibe yapılan itirazın haksız olduğunu belirterek itirazın iptali ile  takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP VE SAVUNMA:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; icra müdürlüğü ve mahkemenin  yetkili olmadığı, yetki itirazlarının bulunduğu,  gübre bayi olarak ticari faaliyet yürüttüğü, takibe dayanak faturaya konu malın  davalıya önce teslim edildiği, daha sonra daha yüksek bedel ödeyeceği gerekçesi ile davalıdan alınarak  üçüncü bir kişiye teslim edildiği,  bu fatura nedeniyle borçlu olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DAVA:<br>Dava,  ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>DELİLLER:<br>-Bursa Ticaret  ve Sanayi Odasının 13/07/2022  tarihli yazısı ve eki, <br>-İznik Esnaf ve Sanatlarlar Odasının 18/07/2022 tarihli yazısı ve eki,<br>-Bursa Vergi Dairesi Başkanlığının 07/07/2022  tarihli yazısı ve eki, <br>-Bilirkişi ...'un 02/03/2023 tarihi raporu, <br>-Bilirkişi ...'ın 13/05/2023 tarihli raporu,<br>-Davacı şirket yetkilisi  ...'in  15/12/2023 tarihli yeminli beyanı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br> Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.<br> İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;<br>i)    İlamsız takip yapılmış olması,<br>ii)   Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,<br> iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.\t<br>  Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-1663 E., 2021/1070 K. sayılı kararında da değinilmiştir.\t<br>  Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.<br>  Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.<br>Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının, davalı aleyhinde İzmir ... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasında ticari satımdan kaynaklanan fatura alacağına istinaden 150.636,00 TL asıl alacak üzerinden icra takibi başlattığı, ödeme emrinin davalı borçluya 18/05/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 23/05/2022 tarihinde yasal süresi içerisinde, icra dairesinin yetkisine, borca ve ferilerine itiraz ettiği, takibin durduğu, davalı borçlunun takibe itirazı üzerine davacının iş bu itirazın iptali davasını bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame ettiği, davalıya gübre teslimi yapıldığı, davalının fatura borcunu ödemediği, bu kapsamda takip yapıldığı, itirazın haksız olduğunu iddia ettiği, davalının ise mahkememizin yetkisine itiraz ettiği, davacıya borçlu olmadığını savunduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın icra dairesi ve mahkememizin yetkili olup olmadığı, takibe dayanak faturalara konu mal ve hizmetin davalıya teslim edilip edilmediği, faturaların bedelinin ödenip ödenmediği, davacının alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacaklı olduğu miktarın ne kadar olduğu ve takibe yapılan itirazın iptali koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda olduğu anlaşılmıştır.<br>Bursa Vergi Dairesi ve İznik Esnaf ve Sanatlar Odasının cevabı yazılarına göre davalının  esnaf olarak kayıtlı olduğu geliri  itibariyle bilanço usulüne  tabi olduğu,  tacir sayılan kişilerden olduğu, her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesini ilgilendiren, ticari satımdan kaynaklanan nispi ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu belirlenmiştir.<br>Davalı tarafından  cevap dilekçesinde  davacı ile  olan satım sözleşmesi ilişkisinin kabul edilmesi ve  davaya konu uyuşmazlığın  sözleşmeden kaynaklanması nedeniyle 2004 sayılı İİK'nun 50, 6098 sayılı TBK'nun 89 ve 6100 sayılı HMK'nun  10. Maddesi uyarınca davacı alacaklının yerleşim yeri olan   İzmir icra daireleri ve mahkemelerinin yetkili olduğu, davalının icra dairesi ve mahkememizin yetkisine yönelik itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.<br>Mahkememizce taraflar arasındaki ticari ilişkinin ne şekilde gerçekleştiği, takip konusu  faturaların  taraf defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, kayıtlı ise ne şekilde kayıtlı olduğu ve davacının  fatura nedeniyle davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacaklı olduğu miktarın ne olduğu hususunda taraf defterlerinin incelenmesine karar verildiği, bu kapsamda öncelikle davalı defter ve kayıtlarının mahallinde incelendiği,  bilirkişinin 02/03/2023 tarihli raporuna göre  davalının  defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu,  takip konusu  2 adet faturanın  davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, bu faturaların bedelinin ödenmiş göründüğü, bu faturalardan kaynaklı olarak borç kaydının bulunmadığı, ancak ödemeye dayanak belgelerin  defterlerden tespit edilemediği ve  davalı tarafından ödemenin belgelendirilemediğinin tespit edildiği, davacı defter  ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede ise 13/05/2023 tarihli bilirkişi raporuna göre davacının defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendi lehine delil vasfına sahip olduğu, takibe dayanak iki faturanın davacı defterlerinde  kayıtlı olduğu, davacının kendi defter ve kayıtlarına göre bu iki faturadan kaynaklı olarak davalıdan  150.636,00 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği yönünde  görüş ve kanaat bildirildiği anlaşılmıştır.<br> 6100 sayılı HMK'nun 222/2,3 maddesi uyarınca kural olarak ticari defter ve kayıtların ilgilisi lehine delil olarak kabul edilebilmesi için defter kayıtlarının birbirini doğrulaması, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtlarının bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya kesin delille ispatlanmamış olması gerektiği, yine diğer tarafın usulüne uygun tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı, bu kapsamda mahkememizce alınan bilirkişi raporlarına göre takibe dayanak iki adet faturanın  taraf defterlerinde  kayıtlı olduğu, davacının  defterlerine göre  bu  faturalar nedeniyle davalıdan 150.636,00 TL alacaklı olduğu, davalı defterlerinde ise fatura bedellerinin ödendiğine ilişkin kayıt bulunduğu, kaydın dayanağı olarak herhangi bir ödeme belgesinin bulunmadığı, ayrıca davalının cevap dilekçesinde faturalara konu malın davacı tarafından  kendisinden geri alındığı ve üçüncü kişiye satıldığına ilişkin beyanda bulunduğu ve buna ilişkin olduğunu savunduğu ambar tesellüm fişi  sunduğu,  somut olayda takibe dayanak faturalar usulüne uygun tutulan davalı defterlerinde kayıtlı olduğundan davalı defter ve kayıtlarının kendisi aleyhinde delil olarak kabul edilebileceği, bu durumda ispat külfetinin faturaya konu malı davacıdan aldığını kabul eden  ve daha sonra davacıya iade ettiğini ve bu mallar nedeniyle  davacıya borçlu olmadığını  savunan davalıya geçtiği,  davalının  sunduğu  ambar fişinde  davacı şirket kaşe ve  imzasının bulunmadığı, ayrıca fişe konu malın niteliğinin belirtilmediği,  ... isimli üçüncü kişinin isim ve imzasının bulunduğu, mahkememizce davalının cevap dilekçesinde yemin deliline dayandığı dikkate alınarak davalıya yemin deliline başvurup  başvurmayacağını bildirmek üzere süre  ve imkan tanındığı, davalının  25/07/2023 tarihli beyan dilekçesi ile yemin deliline müracaat ettiği,  davacı şirket yetkilisinin  mahkememizce belirlenen 15/12/2023 tarihli celseye katıldığı, davalı tarafından teklif edilen yemini  eda ettiği,  takibe konu faturalar nedeniyle davalıdan alacaklarının bulunduğu ve  söz konusu malın şirket çalışanı ... tarafından geri alınmadığına ilişkin yeminli beyanda bulunduğu, böylece  davalının   savunmasını  ispat edemediği ve davacının takibe konu asıl  alacağının varlığını ve miktarını ispat ettiğinin kabulü gerektiği, davalının itirazında  haksız olduğu,  tarafların sıfatına ve dava konusu uyuşmazlığın niteliğine  göre talep edilebilecek faizin avans faizi olduğu, mahkememizce alınan  bilirkişi raporlarının usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, ayrıca uyuşmazlığa konu alacak miktarı likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal şartlarının oluştuğu, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimi, mahkememizce  yapılan incelemenin kapsamına göre başkaca araştırma yapılmasına  lüzum bulunmadığı anlaşılmakla davanın  kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle:<br>1-Davanın KABULÜ ile  İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin aynen DEVAMINA, <br>2-150.636,00 TL asıl alacak üzerinden  %20 oranında hesaplanan 30.127,20 TL icra inkar tazminatının  davalıdan  alınarak davacıya  VERİLMESİNE, <br>3-Alınması gerekli  10.289,94 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan  2.572,48‬ TL peşin harcın  mahsubu ile bakiye  7.717,46 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE, <br>4-Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvuru harcı, 2.572,48 TL peşin harç, 2.250,00  TL bilirkişi ücreti, 356,00  TL müzekkere-tebligat-posta giderinden oluşan toplam  5.259,18‬ TL yargılama giderinin davalıdan tahsili davacıya ÖDENMESİNE,<br>5-Davacı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen  23.595,40TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,  <br>6-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE,<br>7-İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun ... sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11-13. maddesi uyarınca davalıdan  tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,<br>         Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/12/2023 <br>Katip ...\t\t\t\t     Hakim ...            <br>             E-İMZA\t\t\t\t        E-İMZA\t\t\t  \t\t\t\t<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3e455de6d8ef036c7391e2850b0f7805","SID":"4ba1759cc6bf1987"}}