{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2149 <br>KARAR NO: 2023/1633<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 27/02/2020<br>NUMARASI: 2017/124 E. - 2020/40 K.<br>DAVANIN KONUSU: Endüstriyel Tasarıma Tecavüzden kaynaklanan (Maddi ve Manevi Tazminat İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/12/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Müvekkili şirketin uzun yıllardır züccaciye alanında faaliyet gösteren, sektöründe lider bir şirket olup, Türkiye'nin hemen hemen her şehrinde gerek mağazaları, gerekse de bayileri olan, Türk Patent ve Marka Kurumu (TürkPatent) nezdinde birçok markası, tasarımı tescil edilmiş öncü bir şirket olduğunu, müvekkilinin 28.10.2010 tarihinde Türk Patent nezdinde ... başvuru numaralı tescilin 2. sırasında \"bıçak standı\" tasarımını tescil ettirdiğini, davalının, ... markalı ... numaralı katalogunda müvekkili  şirketin  tescilli tasarımının aynısını piyasaya arz ettiğini, müvekkili şirketin tasarımında, bıçakların yerleştirildiği kısım önünde 4 vida ile vidalanmış şeffaf levha bulunduğunu, davalının da kullanımının birebir müvekkilinin tasarımında olduğu şekilde olduğunu, müvekkili şirketin tasarımında, bıçakların yerleştirildiği bölümün arkasında doğrama tahtasının yerleştirildiği ayrı bir bölme bulunduğunu, davalının ürünü incelendiğinde açık bir biçimde aynı bölmenin birebir aynı şekilde konumlandırıldığının görüleceğini, davalının ürününün, müvekkili  şirketin  tescilli ürününün bıçak sayısıyla, zemininin şekliyle, bıçakların yerleştirildiği yerin ve camının şekliyle, doğrama tahtasının şekli ve büyüklüğüyle birebir aynı olduğunu, davalının, tasarım sahibi olan müvekkili şirketin  izni olmaksızın ve herhangi bir lisans anlaşması olmadan müvekkili şirketin tescilli tasarımlarının aynısını üretip piyasaya arz ettiğini, bu ürünlerin müvekkili şirketin  tescilli tasarımının tıpatıp aynısı olduğunu belirtmiş ve davalının eyleminin davacının tasarım hakkına tecacüz oluşturduğunun tespitine, mevcut tecavüzün fiziken ve internet üzerinden önlenmesine, tecavüz eyleminin fiziken ve internet üzerinden durdurulmasına, tecavüzün kaldırılmasının akabinde davacının hak sahibi olarak uğradığı 5.000,00 TL manevi zararın tazminine, davalının tecavüz eylemi nedeniyle davacının yoksun kaldığı kazancın SMK'nun 151/2-b maddesi uyarınca davalının elde ettiği net kazancın hesaplanarak tespit edilmesi suretiyle bu aşamada zararının değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere şimdilik 500,00 TL olarak tazminine, tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran  kullanılan cihaz, makina gibi araçlara el konulmasına, masrafları davalıdan alınmak suretiyle el konulmasına karar verilen ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi imkansız olduğundan bunların imhasına, bağlantılı dosyalar da dahil olmak üzere yargılama giderleri ve avukatlık ücretlerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı vekilince mahkemeye verilen dilekçede; dava konusu ürünün kendi müvekkilinin ürününe benzerliklerinin tespit edildiğini ve İstanbul Anadolu 2. FSHHM'nin 2017/59 D.İş sayılı dosyasından yapılan incelemede, davalıya ait ürünün müvekkiline ait ürüne benzerlik arz ettiği yönünde bilirkişi raporu alındığını belirterek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğunu, davacının bu iddialarına katılmanın mümkün olmadığını, her ne kadar tespit dosyasında bilirkişi tarafından davacı firmaya ait ... numaralı tasarım ile müvekkili firmaya ait üründeki tasarımın genel olarak tasarımların birbirleri ile benzer oldukları ifade edilmiş ise de; söz konusu incelemenin dosya üzerinden yapıldığını, oysa ürünlerin fiziki olarak mukayese edilerek bir sonuca varılması gerektiğini, nitekim tasarımlara bakıldığında aslında bilinçli kullanıcı nezdinde tasarımların benzer olmadıklarının,  aynı nitelikte olmalarına rağmen farklı olduklarının hemen anlaşıldığını, yenilik için tasarımın temelinin tasarımcı tarafından oluşturulmasının gerekli olduğunu, ancak tespit isteyenin kendisine ait olduğunu iddia ettiği tasarımların zaten daha önce var olan tasarımlar olduğunu,  müvekkilinin  zaten var olan tasarımlardan esinlenerek farklı bir tasarım meydana getirdiğini, nitekim Yargıtay kararlarında tasarımların tümüyle farklı olmasını değil, farklılıkların benzerliklerden fazla olmasını, farklılıkların küçük ayrıntılardan fazla olmasını aradığını belirtmiş ve müvekkiline  ait tasarım ile davalının tasarımı arasında herhangi bir benzerlik olmadığından açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; \"Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, Davalının davacı adına tescilli ... numaralı çoklu endüstriyel tasarımın 2 numaralı tasarımının koruma kapsamında kalan ürünleri satışa sunması eyleminin davacının TASARIM HAKKINA TECAVÜZ OLUŞTURDUĞUNUN TESPİTİNE, TECAVÜZÜN İNTERNET ORTAMI DA DAHİL OLMAK ÜZERE ÖNLENMESİNE VE DURDURULMASINA, Tecavüz oluşturan ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz,  makine gibi araçlara EL KONULMASINA, karar kesinleştiğinde masrafları davalıdan alınmak suretiyle İMHA EDİLMELERİNE, 2.500,00 TL manevi tazminat ve 954,34 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacının fazlaya ilişkin 2.500,00 TL'lik manevi tazminat talebinin REDDİNE,\" karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Tarafca ihtiyati tedbir talepli olarak ikame edilen davada davalının müvekkilin tasarımlarını taklit etmesi sebebiyle tasarım hakkına tecavüzün tespiti meni refi giderilmesi, ürünlere- cihazlara el konulması ve davalı aleyhine 5.000 TL manevi tazminat ve  500 TL belirsiz alacak olarak maddi tazminata hükmedilmesi talep ve dava edildiğini, yapılan  yargılamada davalının tasarımları taklit ettiği tespit edilerek tecavüzün meni refi giderilmesine yönelik  kabul yönünde hüküm kurulmuş aynı zamanda, bilirkişi tarafından mali yönden yapılan tazminat hesaplamasında 954,38TL maddi zarara ilişkin hesaplama yapılmış ve mahkemece 5.000 TL'Lik manevi tazminat talebin kısmen kabul kısmen reddedilerek 2.500,00 TL manevi tazminata 954,34 TL maddi tazminata hükmedildiğini,  maddi tazminat yönünden hükmedilen  954,34 TL ve manevi tazminat yönünden hükmedilen  2.500,00 TL'lik kısmi  red kararı ve buna bağlı müvekkil aleyhine  hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücreti hükümlerinin kaldırılarak bozulması gerektiğini, bilirkişice hazırlanan raporda davalının tecavüz konusu üründeki net kazancı  hesaplandığını, bu hesaplamaya göre  davalı şirketin 2017 yılı için  net satışının 53.417.294,34 TL olduğu, 2017 yılı toplam  faaliyet giderinin 8.608.086,25 TL olduğu belirtilmiş ve bu suretle 2017 yılındaki toplam  net satış içindeki toplam  faaliyet gideri oranı 53.417.294,34 TL/8.608.086,25 TL= %15 olarak hesaplandığını, dava konusu İlgili üründe ise davalının 2017 yılı için  300 adet üründen 184 tanesini sattığı ve satılan bu ürünlerdeki yıllık  satış tutarı 29.341,25 TL olarak hesaplandığını, bu satış tutarına isabet eden  yıllık faaliyet giderinin yüzde 15 olduğu  düşünüldüğünde bu tutar 4.401,18 TL'dir Ancak bilirkişi tarafından  faaliyet gideri 13.085,36 TL şeklinde hatalı olarak hesaplandığı bu tutar, ürünün maliyeti ile birlikte net satıştan düşülmüş ve dolayısıyla bilirkişi 29.341,25 TL tutarında dava konusu ürünlerin satışından gelir elde eden davalının net karının 954,35 TL olduğunu  belirtdiğini, bu rakamın davalının net kazancının oldukça altında kaldığını, tüm bu itirazların yanı sıra zaten mali yönden alınan hesaplamaya göre  29.341,25 TL satış yapan birinin üründeki karının yaklaşık %3 olduğu  bir başka deyişle ortalama 159 TL'ye satılan bu ürünün her birinden davalının ortalama  5 TL net kazanç sağlaması gibi bir hesaplama yapılmasının yanlış olduğunu, 29.341,25 TL değerinde  ürün satan birinin 954  TL gibi düşük bir net kazanç sağlaması ticari hayatın gerçekleriyle dahi bağdaşmadığını, bu dahi mali yönden yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu müvekkil firma 1970li yıllardan beridir Türkiye'de faaliyet gösteren ve mutfak gereçleri arasında herkes tarafından bilinen tanınmış bir firma olduğunun davalının müvekkilin tasarımlarını taklit ettiği ve internet üzerinden başta olmak üzere mağazalarından da satışı sunduğu müvekkilin  tasarımdan doğan haklarına  tecavüz ettiği sabit iken müvekkilin manevi açıdan zarar gördüğünü müvekkil firmanın piyasadaki marka değeri düşünüldüğünü tasarımının taklit edilmesiyle  kalite algısı, güven ve imajında bir tahribatın doğduğunu bu sebeplerle yerel mahkemece maddi tazminat yönünden hükmedilen 954,35 TL'lik tutarın kaldırılmasını, dosyanın yeniden mali bilirkişiye gönderilmesini davalı aleyhine daha sonra  tespit edilecek   miktarı arttırma gibi fazlaya ilişkin her türlü  hakları saklı kalmak üzere şimdilik dava tarihinden itibaren işletilecek ticari faiziyle birlikte 500  TL maddi tazminata (belirsiz alacak) hükmedilmesini, yerel mahkemenin manevi tazminat yönünden 2.500,00 TL olarak  kısmı kabul kısmı red yönünde hükmettiği müvekkil aleyhine olan kararın ve buna bağlı hükmedilen ferilerin vekalet ücreti kaldırılmasını, müvekkil lehine 5.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini  karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili  tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle  ... numaralı tasarım ile davacıya ait ürünün gerek biçim ve oran ve gerekse yerleşim ve birbirleri ile ilişkileri bakımından benzer oldukları, tasarımlar arasındaki farkların küçük ayrıntılarda olduğu ve tasarıma ayırt edicilik kazandırmadığı belirtilerek davanın kabulüne tasarımdan elde edilen gelirin 954,34 TL olduğu, kusurun ağırlığına haksız fiilin devam ettiği süreye, oluşan maddi zarara göre 2.500 TL manevi tazminata hükmedildiğini, tecavüzün tespiti yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi geregince 4.910,00 TL, kabul edilen maddi tazminat yönünden 954,00 TL ve manevi tazminat yönünden 2.500 TL vekalet ücretine hükmedildiğini, yerel mahkemenin benzer olduğunu kabul ettiği davacıya ait ... tescil no'lu tasarımı ile müvekkil firmaya ait bıçak standı tasarımının incelenmesinde; ürünlerdeki tasarımın bıçak standı olduğu gözetildiğinde bıçakların ayrık ve ağızlarının bozulmadan durması için mevcut şeklin zorunlu olduğu, kaldı ki tasarımların farklı olduğu ve benzemediği görüldüğünü, dolayısıyla müvekkilin tasarımı ayrı ve özgün bir tasarım olduğunu ayırt edicilik incelemesi yapılırken bilgilenmiş kullanıcı gözüyle değerlendirme yapıldığını, bu değerlendirme yapılırken ürünün genel görünümü  esas alındığı, müvekkilime ait tasarımlar davacının tasarımların farklı ve ayırt edici olduğunu,  tüm sektörlerde tasarımların önceki tasarımlardan yola çıkılarak hazırlandığını burada önemli olan önceki tasarımlarla sonraki tasarımın arasındaki farklılıkların ufak mı belirgin mi olduğunun tespit edilmesi gerektiğini, tasarımlar küçük farklılıklar taşıyor ise aynı kabul edildiğini, davacının tasarımları ile müvekkilin tasarımlarına bakıldığında müvekkilin tasarımlarının ayırt edici ve farklı olduğu görüleceğini, dolayısıyla tasarımın öncekinden tamamen farklı olması gerekmediğini, Yargıtay kararlarında tasarımların tümüyle farklı olmasını değil, farklılıkların benzerliklerden fazla olmasını, bu sebeplerle yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu  belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.  Gerekçe ve Sonuç: Dava tescilli  endüstriyel tasarıma vaki tecavüzün ve haksız rekabetin  tespiti ,meni, refi ile endüstriyel tasarıma vaki tecavüzden kaynaklanan maddi ve manevi  tazminat istemlerine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkili adına ... başvuru numaralı tescilli  2. Sıradaki  \"bıçak standı\" tasarımınına davalının   sekizli bıçak seti ve kesme tahtası isimli ürününü ile  tasarım belgesinden kaynaklanan haklarına tecavüz ettiğini beyanla eldeki davayı açmıştır. ... başvuru numaralı  bıçak standına ilişkin çoklu endüstriyel tasarımın  28/10/2010 tarihinde  davacı adına tescil edildiği  anlaşılmıştır. SMK  59. Maddesi hükmüne göre \"Tasarımdan doğan haklar münhasıran tasarım sahibine aittir. Üçüncü kişiler, tasarım sahibinin izni olmadan koruma kapsamındaki tasarım veya tasarımın uygulandığı ürünü üretemez, piyasaya sunamaz, satamaz, ithal edemez, ticari amaçlı kullanamaz veya bu amaçlarla elde bulunduramaz ya da bu tasarım veya tasarımın uygulandığı ürünle ilgili sözleşme yapmak için öneride bulunamaz.\" şeklinde düzenlenmiş aynı kanunun 81.maddesinde,   tasarım sahibinin izni olmaksızın bu Kanun hükümlerine göre koruma kapsamındaki bir tasarımın kullanıldığı veya uygulandığı ürünün aynısını veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerini üretmek, piyasaya sunmak, satmak, sözleşme yapmak için öneride bulunmak, ticari amaçla kullanmak veya bu amaçlarla bulundurmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, tasarım hakkına tecavüz sayılan fiiller arasında gösterilmiştir. Dosya kapsamına göre, İstanbul Anadolu 2. FSHM'nin 2017/59 D.İş sayılı dosyasında davalı iş yerinde  delil tespiti yapıldığı, 15/05/2017 tarihli bilirkişi raporunda, hali hazırda tespit edilen  11 adet ürünün  talep eden adına tescilli ... numaralı tasarımın 2 numaralı tasarımına benzer ürünler olduğu belirtilmiş, mahkemece alınan  06.09.2018 tarihli bilirkişi raporunda ise  \" davacı adına tescilli tasarımın \"bıçak standı\" olduğunu,  bir adet dörtgen oranlarda plakanın gövde içinde yer alması ve konstrüksiyonun bir kaide üzerinde konumlanması ile oluşturulduğu, tasarımlarda yer alan plakanın bir kanal içinde dikey konumlanmış dikdörtgen oranlarda olup, ön yüzünde dörtgen bir kanalın (A) yer aldığını,  gövdenin (B) plakaya göre daha kısa olup, ön yüzünde şeffaf bir malzemenin köşelerden dört adet vida ile (C) bağlandığını, tasarımın altında yer alan kaidenin dikdörtgen oranlarda olup, plakaların bu kaideye (D) basmakta olduklarını, tasarımın arka görünüşünde plaka ve gövdenin birleşim detaylarının aynı olduğu, tasarımları oluşturan bütün ögelerin gerek biçim ve oran, gerekse yerleşim ve birbirleri ile ilişkileri bakımından son derece benzer oldukları, tasarımlar arasında bulunan farkların küçük ayrıntılarda olduğu ve tasarımlara ayırt edicilik kazandırmadıkları,davacı taraf adına tescilli... numaralı tasarıma ait ürün ile davalı tarafa ait ürünler arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile benzer olarak algılandıkları, bu şekilde davalının ürünlerinin davacının tescilli tasarımının koruma kapsamında olduğu, davacının tasarım tescilinden kaynaklanan haklarına tecavüz edildiğ davaya konu bıçak stantı tasarımı ürünün 12.03.2017 -08.06.2017 tarihleri arasında elde ettiği gelirin hesaplanmasında, net kârın 954,35 TL olduğu tespit edilmiştir. Bu  durumda davalının  geniş bir seçenek özgürlüğü olmasına ve teknik zorunluluk olmamasına rağmen  satışa sunduğu  ürünlerin davacı adına tescilli  ... numaralı tasarımın 2 numaralı tasarımına  göre  farklılık içermediği,  genel izlenim itibariyle ayırt edilemeyecek kadar benzer  oldukları dolayısıyla   tasarım sahibi davacının izni olmadan koruma kapsamındaki tasarımın uygulandığı ürününün genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerini  ticari amaçlı üretmek/ satışa sunmak  şeklindeki  davalı  fiilinin SMK 81. maddesi kapsamında tasarım hakkına tecavüz teşkil ettiği  anlaşılmıştır. Hüküm altına alınan manevi tazminat, somut olayın özelliği, kusurun , ve ihlalin boyutu, süresi dikkate alındığında dosya kapsamına uygun olduğu, davacı ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini bilirkişi raporu sonrasında 954,34 TL olarak ıslah etmiş olduğundan davacının bu talebi tümüyle hüküm altına alınmış olup davacı vekilinin maddi tazminata ilişkin istinaf sebeplerinin dikkate alınamayacağı ve  davacı lehine hüküm altına alınan maddi tazminatın miktar itibariyle HMK 341. Maddesi gereğince taraflar yönünden kesin nitelikte olduğu, haksız fiile,  maddi  ve manevi tazminatlara ilişkin kurulan hükümler için ayrı ayrı  hüküm altına alınan vekalet ücretlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür. Sonuç olarak , dosya kapsamında  iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve  toplanıp değerlendirilen delillere göre  kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye dayalı   kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, taraf vekillerinin istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı  anlaşılmıştır. Taraf  vekillerinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı  esastan reddine temyiz yasa yolu açık  olmak üzere karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 27/02/2020 tarih ve 2017/124 E. 2020/40 K. sayılı kararına karşı davacı ve davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,  2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85-TL  istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 60,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 209,85-TL  harcın davacı tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 215,45-TL  harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Davacı ve davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 14/12/2023  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0abcff7465ef2f0b1f0c9cd617e15ae1","SID":"0055fc1883d57f76"}}