{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\tEsas-Karar No: ... Esas - ... <br>\tT.C.<br>\tKONYA<br>. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ  \t\t\"TÜRK MİLLETİ ADINA\"<br>                                                                                                GEREKÇELİ KARAR<br><br>ESAS NO\t: <br>KARAR NO:<br><br>HAKİM\t: <br>KATİP\t: <br><br>DAVACI \t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI \t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVA\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: <br>KARAR TARİHİ\t: <br>KARARIN YAZILDIĞI TARİH\t: <br><br>Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak;  müvekkili davacının davalı tarafa, 15.07.2022 tarih ... nolu 34.309,45 TL, <br>09.11.2022 tarih ... nolu 4.902,36 TL tutarlı faturalar ile ürün sattığını, <br>ürünlerin teslim edildiğini, ancak davalı tarafından ödeme yapılmaması üzerine Konya . İcra  Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile 45.811,63 TL faturaya dayalı alacağına ilişkin takip <br>başlatıldığını, ancak davalı tarafın haksız itirazı ile takibin durduğunu belirterek; davanın kabulü ile davalının Konya . İcra  Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özet olarak; davaya bakmaya yetkili mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğunu, icra takibine konu faturalara borcunun bulunmadığını, takip dayanağı 15.07.2022 <br>düzenleme tarihli ... nolu faturaya ait kısmi ödemesi olduğunu, <br>gönderilen malzemelerin istediği kalitede olmadığını ve ürünlerin eksik olduğunu, davacı <br>tarafın dava dilekçesinde müvekkilinin hesabına göndermiş olduğu bazı dekontlara yer <br>verdiğini ve söz konusu dekontlara dayanarak ilamsız icra takibi açtığını, fakat söz konusu <br>paraların davacı tarafa geri ödendiğini, müvekkilinin davacıya herhangi bir borucunun bulunmadığını, dava konusu faturaya dayanak ürünlerin istenilen kalitede olmadığını, gelen ürünlerin eksik ve kalitesi düşük şekilde teslim alındığını, bu durumun tanıkla ispatlanacağını belirterek; davanın öncelikle usulden reddine, aksi durumda ise esastan reddine, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava, itirazın iptali isteminden ibarettir.<br>Davaya konu davaya konu Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibinin 38.846,83 TL asıl alacak 6.964,80 TL işlemiş faiz olmak üzere 45.811,63 TL üzerinden başlatıldığı, takip dayanağı olarak 315/07/2022 tarihli 34.309,45 TL bedelli, 09/11/2022 tarihli 4.902,36 TL bedelli faturaların gösterildiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ve itirazın hükümden düşürülmesi için eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır. <br>Mahkememizin görevli olup olmadığı yönünden yapılan araştırma neticesinde Konya Ticaret Sicil Müdürlüğünün 07/03/2022 tarihli yazı cevabı ile davalının tacir kaydının bulunduğu anlaşıldığından uyuşmazlığın çözümünde mahkememizin görevli olduğu sonucuna varılmıştır. <br>Taraflar arasındaki ihtilaf; davaya ve takibe konu faturalar nedeniyle taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, faturalara konu hizmetin davalıya sunulup sunulmadığı, faturalar nedeniyle davacının alacaklı olup olmadığı ile varsa alacak tutarının ne kadar olduğu hususlarından ibarettir. <br>İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre itirazın iptali davasında;  i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.<br>\tTakip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.09.2019 tarihli ve ... E., ... K.; 25.11.2020 tarihli ve ... E., ... K. sayılı ilamları)<br>\tDava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; davanın kabulü hâlinde takibin devamı hükmünü de içerecektir.<br>\tBu kapsamda itirazın iptali davası; icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (Yargıtay HGK'nın 22/11/2022  gün ve ... E ... K sayılı ilamı) <br>\tEldeki davada, uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da  ticarî işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura ve faturaların delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde \"Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır\" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.<br>\t6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Sözleşme ilişkisinin inkâr edilmesi durumunda öncelikle akdi ilişkinin ispat edilmesi gerekmektedir.<br>\tTek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından  ticarî defterlerine kaydedilmesi, faturaya konu hizmetin sunulduğuna karine teşkil eder. (Ems: Yargıtay HGK'nın 22/11/2022  gün ve ... E ... K sayılı ilamı) <br>\tKarinenin varlığı hâlinde, karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini ispatla yükümlüdür. Kesin kanunî karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Karine söz konusu olduğunda, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir. (Yargıtay HGK'nın ... E ... K sayılı ilamı) <br>\tTarafların tacir olmaları nedeniyle ticari defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, davalı tarafındefterlerinde bu kapsamda yapılan inceleme neticesinde düzenlenen 22/08/2023 tarihli bilirkişi raporu ile davalı tarafa ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun olarak tutulduğu, dava konusu faturaların defterde kayıtlı olduğu, davalının takip tarihi itibarıyla 56.999,02 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir.  10/10/2023 tarihli bilirkişi ek raporu ile ise davacı tarafa ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun olarak tutulduğu, davaya konu faturaların defterde kayıtlı olduğu ve davacının 41.999,01 TL  alacaklı olduğu tespit edilmiştir. <br>\tDavaya ve takibe konu 15.07.2022 tarihli 34.309,46 TL bedelli faturanın satışa, 09.11.2022 tarihli 4.902,36 TL bedelli <br>faturanın ise vade farkına ilişkin olduğu, vade farkına ilişkin müstakil bir faturanın düzenlenmesi ve bu faturanın davalı tarafça defterlere kaydedilmesi karşısında fatura içeriklerinin kesinleştiği, dolayısıyla davalının 15.07.2022 tarihli 34.309,46 TL bedelli fatura yönünden faturaya konu hizmetin kendisine sunulmadığını ya da fatura bedelinin ödendiğini, 4.902,36 TL bedelli fatura yönünden ise vade farkının doğmadığını ya da ödeme yapıldığını yazılı delillerle ispatlamasının gerektiği, ancak davalı tarafça bu yönde yazılı bir delil ibraz edilmediği gibi yemin teklifinde de bulunulmadığı, davacı tarafça davalının takipten önce temerrüde düşürüldüğü iddiasının usulünce ispatlanamadığı, bu kapsamda davacının takip tarihi itibariyle ve faturalar nedeniyle davalıdan 38.846,83 TL tutarında alacaklı olduğu sonucuna varıldığından takibe itirazın asıl alacak üzerinden iptaline karar vermek gerekmiştir.<br>Tarafların feri nitelikteki tazminat istemleri yönünden yapılan değerlendirmede; takibe itirazın kısmen de olsa haksız olması ve alacağın likit olması nedeniyle hükmedilen alacağın % 20'si oranında davacı lehine tazminata hükmetmek gerekmiş, davalı tarafça takibin kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davalının tazminat isteminin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM\t: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takibine davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 38.846,83 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,<br>2-38.846,83 TL'nin % 20'si oranında hesaplanan 7.769,36 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>3-Davalının tazminat isteminin reddine,  <br>4-Alınması gereken 2.653,62 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 782,35 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.871,27 TL eksik harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, <br>5-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.120,00 TL. yargılama giderinin; 474,33 TL 'lik kısmının davacıdan, 2.645,66 TL'lik kısmının ise davalıdan alınarak  Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,  <br>6-Davacı tarafından yapılan 782,35 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,<br>7-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL harç gideri ve 2.990,75 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 3.170,75 TL yargılama giderinden kabul ret oranına göre hesaplanan 2.688,61 TL 'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, <br>8-Davacı taraf, kendini vekille temsil ettiğinden, A.A.Ü.T.'ne göre tayin ve taktir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,<br>9-Davalı taraf, kendini vekille temsil ettiğinden, A.A.Ü.T.'ne göre tayin ve taktir olunan 6.964,80 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,<br>10-Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, <br>Dair ; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 07/12/2023<br><br>Katip \t\t\t\t\t\t\tHakim <br><br>5070 Sayılı Kanun Hükümlerine Göre Elektronik İmzalıdır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"403f4a420acc17d65a040e845687e3fc","SID":"933015b4dc0389fd"}}