{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi    21.Hukuk Dairesi   ..<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>..<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br>.<br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t   <br>TARİHİ\t\t: 06/03/2019<br>NUMARASI\t\t: ...<br>DAVA\t: Genel Kurul Kararının İptali <br>DAVA TARİHİ\t: 22/05/2018<br>KARAR TARİHİ\t:08/07/2021<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 08/07/2021<br><br>\tTaraflar arasındaki genel kurul kararının iptaline  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin  1600  pay karşılığı şirketin %20 hissesine sahip olup davalı şirketin ortağı ve hissedarı olduğunu, davalı şirketin 09/05/2018  tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantı tutanağının gündeme ilişkin  3/d maddesinde alınan kararla şirkette 2017  yılı için kar dağıtımı yapılmaması genel kurul  kararıyla  onaylandığını, aynı madde kapsamında alınan karara.... adına muhalefet şerhi konulduğunu, pay sahibinin kar payı hakkının vazgeçilemez ve bertaraf edilemez bir hak olarak ortaya çıktığını, 09/05/2018  tarihli genel kurulda şirket dönem net karının 3.024.867,09 TL olduğunu, TTKm. 610  atfıyla 519  ve devamı maddelerinde yer alan düzenlemelere göre kanuni yedek akçelerin ve isteğe bağlı yedek akçelerin ayrılmasından sonra net dönem karının paylaştırılması gerekirken bilanço incelendiğinde ne kanuni ne isteğe bağlı akçelerin ayrılmadığının görüldüğünü, kar paylarının dağıtılması halinde öz kaynakların şirketin faaliyetini sürdürmek için yetersiz kalacağı gerekçe gösterilerek kar payı dağıtılmamasına karar verilmesinin yasaya açıkça aykırı olup genel kurulu kararının iptalini gerektirdiğini iddia ederek davalı şirketin 09/05/2018  tarihinde yapılan olağan genel kurulunun kar payı dağıtımına ilişkin 3/d maddesinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tCEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacı tarafın kar payının müktesep hak olduğu ve mutlaka kar payının dağıtılması gerektiğini savunduğunu, ancak TTK'da kar dağıtımının sınırlandırılmasına ilişkin hükümlere yer verildiğini,  pay sahiplerinin kar payı elde etme haklarının tamamen ortadan kaldırılmaması koşuluyla  ve iyi niyet çerçevesinde kar payı hakkının sınırlandırılabileceğini, müvekkilinin 31/12/2017 tarihi itibarıyla hazırlanan  bilançosunda görüldüğü üzere özvarlığının 3.118.840,68 TL olduğunu, hali hazırdaki  özvarlığın şirketin  ekonomik faaliyetini sürdürebilecek kadar olduğunu, bu durumda yapılacak bir kar dağıtımının  işletme sermayesini eksilteceğini, yabancı kaynak aramak zorunda kalacağını ve şirket karlılığının düşeceğini,  TTK'da kar payının düzenli olarak dağıtılmasının limited şirketler bakımından zorunluluk olarak kabul edilemeyeceğini,  kar payı dağıtımını TTK ana sözleşme ve genel kurul kararları ile  belirlendiğini, genel kurulların karların tamamını  dağıtma kararı alabilecekleri gibi hiçbir kar dağıtmama kararı da alabileceğini,  kar dağıtımıyla ilgili temel ilkeler  değerlendirildiğinde şirketin özvarlığını tehlikeye atacak şekilde kar payı dağıtımı  yapılmasının mümkün olmadığını, ülkenin içinde bulunduğu durum, seçimler, kurdaki dalgalanmalar ve faiz oranlarındaki artışlar dikkate alındığında şirketin özvarlığını koruması gerektiğinin bir gerçek olduğunu, olağan genel kurul toplantısının  3/d maddesinde alınan kararın dürüstlük kuralına aykırı olmadığını, alınan kararın salt azınlığa zarar verme amacı ile değil müvekkili şirketin ekonomik faaliyet ve amaçları, geleceğe yönelik yatırım ve projeleri  gerçekleştirme amacıyla alındığını, kaldı ki şirketin mümkün olduğu kadar kar payı dağıttığını,  2012-2016  yıllarına ait şirkete ait kar paylarının  tamamının ortaklara dağıtıldığını bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; davalı şirketin 2017 yılına ait olağan genel kurul toplantısının ertelemeye müteakip 09/05/2018 tarihinde  yapıldığı,  söz konusu genel kurulun 3/d maddesinde davalı şirketin  2017  yılı kar payı dağıtımının görüşüldüğü, yapılan oylamada oyçokluğuyla kar payı dağıtılmamasına karar verildiği, davacının karara karşı oy kullandığı ve muhalefet ettiğini, bilirkişi raporunda ayrıntılı açıklandığı üzere kar payının dağıtılması halinde şirketin özkaynak yapısının zayıflayacağı ve gelecekteki faaliyetlerinin risklerini arttırabileceği, likidite ve mali yapısının zayıflayacağı, kredibilitesinin düşeceği, söz konusu kararın alınmasında yasa ve ana sözleşmeye aykırılığın söz konusu olmadığı gibi şirketin yapısının güçlendirilmesine yönelik söz konusu kararın alındığı, azınlıkta kalan ortakların zararına yönelik alınmış bir karar olmadığı,  bu kapsamda söz konusu kar payı dağıtılmamasına ilişkin kararın yasa, ana sözleşme, objektif  iyi niyet kurallarına aykırılığının bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı  vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu genel kurulda taraflarına sunulan 2017 mali yılın faaliyet raporu içinde yer alan 2017 yılı ayrıntılı bilançoya göre şirket dönem net karının 3.024.867,09 TL olup, yedek akçelerin ayrılmasından sonra ortaya çıkacak miktarın ortaklara kar payı olarak dağıtılması gerekirken kar paylarının dağıtılması halinde öz kaynakların şirketin faaliyetini sürdürmek için yetersiz kalacağı gerekçe gösterilerek kar payı dağıtılmamasına karar verilmesinin yasaya açıkça aykırı olduğunu, mahkemece alınan bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olup, hatalı hesaplamalar içerdiğini, mahkemece bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının dikkate alınmadığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; davalı şirketin 09/05/2018 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısının kar payı dağıtımına ilişkin 3/d maddesi ile alınan kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tDavacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurularak dosyanın Dairemize gelmesinden sonra davacı vekili Av. ... 21/06/2021 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiğini bildirmiş,  davalı vekili Av. ...'da 23/06/2021 tarihli dilekçesinde duruşma günü beklenmeksizin dosya üzerinden davacının feragati doğrultusunda karar verilesini talep etmiş, aynı vekil 02/07/2021 tarihli dilekçesi ile de  yargılama gideri ve vekalet ücreti talebinin bulunmadığını bildirmiştir. \t<br>\tDavacı vekilinin dosya içerisinde yer alan  Eskişehir 4. Noterliğinin 21/02/2011 tarih .... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile davadan feragat yetkilerinin bulunduğu görülmüştür. <br>\tHal böyle olunca, davacı vekilinin istinaf aşamasında davadan feragat ettiği gözetilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, feragat nedeniyle davanın reddine, davalı yararına vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\tA)1-Davacı vekilinin istinaf isteminin davacı tarafın davadan  feragati nedeniyle KABULÜNE,<br>\t2-Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesinin 06/03/2019 tarih ve .... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Davanın feragat nedeniyle REDDİNE,<br>\t4-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 22. maddesine göre karar tarihinde yürürlükte bulunan ilgili Tarifesi hükümleri gereği davacı taraftan alınması gereken 59,30 TL maktu karar harcının 2/3'ü olan 39,53 TL'nin, başlangıçta peşin alınan 35,90 TL'den mahsubu ile bakiye 3,93  TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,<br>\t6-Davalı tarafın vekalet ücreti verilmesine ilişkin talebi bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan varsa gider avansının istek halinde taraflara iadesine,<br>\tB)1-İstinafa başvuran davacı taraftan alınan istinaf maktu karar harcı 44,40 TL'nin talep halinde ve karar kesinleştiğinde istinafa başvuran tarafa iadesine, <br>\t2-İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>\t3-Taraflarca varsa yatırılan ancak kullanılmayan istinaf gider avansının taraflara iadesine,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti hususunda karar verilmesine yer olmadığına,<br>\tDair tarafların yokluğunda HMK 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi, verilen karar açıkça okunup anlatıldı.08/07/2021<br><br><br>      \tBaşkan- ...\t   Üye - ...\t     Üye - ...\tZabıt Katibi -...<br>           \t...              ...        ...          ... <br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4f64585de7dbd4a944f98dfece640c14","SID":"1af34d55cec49f77"}}