{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>                                                   <br>ESAS NO\t: 2020/498 Esas<br>KARAR NO\t: 2021/336<br><br>DAVA\t: Tapu İptali Ve Tescil (Satış Vaadi Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 11/08/2020<br>KARAR TARİHİ\t: 18/03/2021<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH \t: 18/03/2021<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Tapu İptali Ve Tescil (Satış Vaadi Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili şirketin,... ili, ...  İlçesi  ... Mah.  Tapunun ... ada  ... parsel  ..  Etap ... Vadisi    ...  tipi, 289  bağımsız  bölümdeki  gayrimenkulü  Beyoğlu  .... Noterliğinin 04/09/2019 t. ve ... Y.nolu   Düzenleme  Şeklinde  Ön Ödemeli  Taşınmaz Satış Vaadi  Sözleşmesi  devriyle  2,250,000 tl.ye   ..’dan  devir  ve teslim alındığını, ... ın devrettiği  bu  hakkın, davalılardan ..... Yapı San. ve Tic. A.Ş.  ile  düzenlediği  Bakırköy ... Noterliğinin  09/10/2018 t. ... Y. Nolu  Düzenleme  Şeklinde  Ön Ödemeli  Taşınmaz Satış Vaadi  Sözleşmesine dayandığını, ... 'ın 09/10/2018 t. ... Y. Nolu  sözleşme  ile hak sahibi  olduğu  gayrimenkulü teslim aldığını,  ödemelerini yaptığını, gayrimenkulü teslim aldıktan sonra müvekkili şirkete  devrettiğini, müvekkili şirketin de  bu  daireyi halen  kullandığını, müvekkil  şirketin  sözleşmeden  doğan tüm  hakları devraldığını  ve  halen gayrimenkulü  kullanmakla  birlikte,  sözleşmeden  kaynaklı  ödemeler  tamamlanmış olmakla, davalılardan  ..... Yapı San. ve Tic. A.Ş. ...’ın  müvekkil şirketle yaptığı sözleşme  devrine  muvafakat  vermekle ( Beyoğlu ... Noterliğinin  04/09/2019 t. ... Y.nolu Muvafakatı) ödemelerin  tamamlandığını da teyit ettiğini, sözleşme  konusu  gayrimenkulün  borcu bittiği halde tapuda  tescili müvekkil şirket adına  yapılmadığını, bu  konuda  davalılara Beşiktaş .... Noterliğinin 08/2020 tarihli ve ... Y.nolu ihtarı  keşide edildiğini, davalılardan  ..... Yapı San. ve Tic. A.Ş, ihtara verdiği cevapta; diğer davalı ...  A.Ş.nin hukuka  aykırı bir biçimde devri  yapılması gereken  son 83  villanın  devrini yapmadığını,  söz konusu  villanın  bu  83  villadan biri olduğundan  tapuda tescil  işlemini gerçekleştiremediklerini beyan ettiğini, diğer davalı .....  A.Ş. ise cevabi ihtarda  kendisi ile  ..... A.Ş. arasında  Kadıköy .... Noterliğinin  19/06/2014 t. ... Y.nolu   sözleşme  düzenlendiğini, sözleşmeden  doğan edimleri yerine  getirmemesi  nedeniyle   aralarındaki  sözleşmenin  fesh edildiğini,  .....  şirketi  ile  ...  şirketi arasında bir  ilgi  olmadığını, müvekkile  teslim edilen villanın  kendilerine teslim edilmesini, villayı teslim etmeme durumunda  müdahalenin men’i  için  hukuki yollara  müracat edileceği  belirttiğini, davalı tarafların ihtarlarında belirttiği  itirazlar  yerinde olmadığını, dava konusu  gayrimenkul ve  diğer  82  gayrimenkul davalılar tarafından  hasılat  paylaşım  sözleşmesi  ile  davalılardan  ..... A.Ş’ye  teslim edildiğini,  bu   gayrimenkuller de  ..... A.Ş  tarafından   iyi niyetli  3. kişilere devredilmiş ve  bedelleri  alındığını, dava konusu binanın  bulunduğu   arsa üzerinde yapılacak  inşaatların  davalılar arasında  % 40 ila % 60 oranında  hasılat  paylaşımının  yapıldığının açık olduğunu, müvekkili dahil  3. Kişilere  Düzenleme  Şeklinde  Ön Ödemeli  Taşınmaz Satış Vaadi  Sözleşmesi ile  devredilen bu  binalar için  düzenlenen   hukuki  işlemin adi  ortaklık  olduğu  İstanbul   BAM ... Hukuk Dairesinin ...E. ...Karar sayılı  dosyasında tespit edildiğini, adi ortaklıkta   iştirak halinde  mülkiyet  hükümleri  söz  konusu  olup ortaklar  dışa karşı  da müşterek  ve  müteselsilen  sorumlu olduğunu, bu  sorumluluk  çerçevesinde  ..... A.Ş.  adına kayıtlı  olan   tapu  kaydının iptali   müvekkili adına  tesciline  karar verilmesini talep ettiklerini, ... ili, ...  İlçesi  ... Mah.  Tapunun ... ada  .. parsel  ..  Etap ... Vadisi    ...  tipi, 289  bağımsız  bölümdeki  binanın  tapu kaydının iptali ile  müvekkil şirket adına tesciline, bu talebin  mümkün  olmadığı  takdirde  munzam zararın faizi ile birlikte  davalılardan müştereken ve  müteselsilen tahsiline, gayrimenkulün  kaydı  üzerine 3.  kişilere  devrinin  önlenmesi için  ihtiyati  tedbir konulmasına, masraf ve  ücreti vekaletin  davalılardan  müştereken ve  müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı .....  Gayrımenkul Geliştirme A.Ş.vekili cevap dilekçesinde;<br> davacı tacir ile davalı ..... arasında yapılan taşeronluk sözleşmesi olarak kabul edilse dahi, sadece alt işveren .....’ı bağlamakta olup, müvekkili ..... adına yapılmış bir sözleşme bulunmadığı gibi, davacının dayandığı Yargıtay kararları, hiçbir şekilde davacının haksız talebi ile ilgisi bulunmayan, içerik itibariyle de somut olaya uygulanamayacak kararlar olduklarını,  Yargıtay .... Hukuk Dairesi E. .. K. .. T. 23.6.2014 sayılı isabetli kararında da, benzer nitelikteki her sözleşmenin adi ortaklık sayılamayacağı açık bir şekilde ifade edildiğini,  müvekkilinin ile davacı tarafın diğer davalı ..... ile aralarındaki sözleşmeye taraf olmadığını,  davacı tarafça sunulan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı’nın, maddî vâkıaların açıkça farklı olması nedeniyle somut olayda emsal olma ve uygulanma kâbiliyeti bulunmamaktadır. Zira, söz konusu kararda açıkça ifade edilen; müşterek taşınmaz satışı yapma ve kârı ve zararı paylaşma unsurları, dava konusu ..... ile ..... arasındaki sözleşmede bulunmadığını, Yargıtay ... Hukuk Dairesi ... E., ... K. sayılı ve 23.6.2014 tarihli kararında bu gerçekler açıkça ortaya konulduğunu, müvekkilinin sözleşme akdettiği yegâne kişi olan diğer davalı ..... dahi müvekkilinden tescili talep etme hak ve yetkisine sahip olmadığını, davacının sadece diğer davalı ..... ile sözleşme yapmış ve işbu sözleşmeden doğan tüm edimlerini diğer davalı .....’a ifa ettiğini, müvekkilinin .....’ın hiçbir müşterisine veya alacaklısına taşınmaz devretmediğini, herhangi bir hukuki ilişkiye girmediğini, ayrıca, ..... hiçbir zaman .....’ı temsilen hareket etmediğini, ..... ile ..... arasında hiçbir zaman bir temsil ilişkisi mevcut olmadığını, .....'ın davacı ile yapmış olduğu sözleşmeyi .....’ı temsilen de yapmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>Davalı ..... Yapı Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi davaya cevap vermemiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ;<br>Dava;  tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir.<br>Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; taraflardan davacı ve davalı ..... arasındaki eser sözleşmesi kapsamında ödeme yöntemi olarak taşınmaz devrinin öngörülmesi sebebiyle davacının sözleşme kapsamında yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği, tapu iptaline hak kazanıp kazanmadığı,  taraflar arasındaki  sözleşmesinden kaynaklı tapu iptali ve tescil isteminin yerinde olup olmadığı, davalılar arasında adi ortaklık ilişkisinin bulunup bulunmadığı, davalı ..... şirketinin tapu iptali talebi ve alacak talepleri yönünden sorumluluğunun olup olmadığı, tapu iptali ve tescil koşullarının olmadığı taktirde davacının alacak talebi koşullarının oluşup oluşmadığından  kaynaklandığı tespit edilmiştir.<br>  Büyükçekmece Tapu müdürlüğüne yazılan müzekkereye cevap verilmiş, istenen bilgi ve belgeler gönderilmiştir.<br>Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebi değerlendirilerek davacı vekilinin  ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, dava konusu olan  bağımsız bölümün   tapu kaydı üzerine 3.kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için ihtiyati tedbir konulmasına, takdiren  %10 u tutarı  nakit yada kesin ve süresiz teminat mektubu alınmasına,  yasal süre içerisinde teminat yatırılıp talepte bulunulduğu takdirde ilgili tapu müdürlüğüne ihtiyati tedbir ara kararının infazı için müzekkere yazılmasına, ara karardan bir suretin de tapu müdürlüğüne gönderilmesine, karar verilmiş, teminat mektubu ibraz edilerek tedbir kararı infaz edilmiştir. <br>Davalı  .....  Gayrımenkul Geliştirme A.Ş.vekilinin ihtiyati tedbir kararına itirazda bulunduğu , davalı ..... Şirketi'nin ihtiyati tedbire olan itirazının reddine karar verildiği anlaşılmıştır. <br>Bilindiği üzere mahkemenin görevi HMK 114. maddesi gereğince dava şartı olup, mahkemece kendiliğinden ve yargılamanın her aşamasında gözetilmesi gereken bir husustur.<br>Yargılama tarihi itibari ile HMK. 114. maddesi çerçevesinde aranan dava şartlarından birisi ise mahkemenin görevli olmasıdır. HMK. 115/1 maddesi uyarınca dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında mahkeme kendiliğinden araştırır. Bu dava şartı noksanlığını mahkeme tespit eder ise  HMK .115/2 maddesine göre usulden ret kararı verir. Nitekim dava dilekçesinin içeriğinden, görevsizlik kararı verilmesi gerektiği açıkça anlaşılan hallerde bu kararın verilmesine engel hal bulunmadığı Yargıtay'ın ilgili dairesinin onama kararları ile de açıkça belirlidir. <br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.<br>\tTicari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. <br>Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.\t<br>Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava  haline  getirmez.\t<br>Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. <br>25/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsamaktadır. <br> Söz konusu taşınmazın da konut satış sözleşmesiyle satın alındığı belirtilerek bu dava açılmıştır. <br>Anılan Kanunun 3.maddesinin (k) bendindeki tanıma göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi, (1) bendindeki tanıma göre de tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan , eser, taşınma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder. <br>6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 73.maddesinin (1) bendi gereğince de bu kanun uygulaması ile ilgili çıkacak her  türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılması gerekir. <br>6502 sayılı Kanunun 73.maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Ancak bir hukuki işlemin sadece 6502 sayılı Yasada düzenlenmiş olması  tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı Yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici diğerinin satıcı olması gerekir. <br>İş bu davada davacı sıfatı bir  şirket olup tüzel kişi tacirlerlerin ticari olmayan iş ve işlemlerinin mümkün olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Kanaatimizce kanunun amacıda gözetilerek 6502 sayılı TKHK’da, gerek gerçek gerekse tüzelkişilere tüketici sıfatına sahip olabilme hakkı tanınmıştır. Kanuna  göre gerçek ve tüzel kişiler arasında tüketici sıfatına sahip olabilmek bakımından hiçbir fark gözetilmemiş olup  Kanun  aynı eşitliği, tüzelkişiler bakımından da benimsemiş ve tüzelkişiler de kendi içinde hiçbir ayrım gözetilmeksizin tüketici  kapsamına alınmıştır. 6502 sayılı TKHK’nın herhangi bir istisnaya yer vermeksizin tüm tüzelkişilere tüketici sıfatı tanıması, dernek, vakıf, sendika vb. gibi ticari iş kapsamı dışında değerlendirilen tüzelkişiler bakımından şüphesiz olarak kabul edilmektedir. Ancak, bu konuda ilişkin genel kabul gören  görüş, TTK m.19’a dayanarak tüzelkişi tacirlerin tüketici sıfatına sahip olamayacağını zira, bu bakımdan tüzelkişi tacirlerin, mutlak olarak ticari ve mesleki amaçla hareket ettiği ileri sürülse de bu defa  hakim görüşün benimsenmesi durumunda yasa koyucunun TKHK m.3/k’da gerçek kişilerle birlikte tüzelkişilere de tüketici sıfatını tanıması maddeyi işlevsiz hale getirmeketedir. Kanun koyucunun bu düzenleme ile sadece tacir sıfatına sahip olmayan tüzelkişiliğe sahip sınırlı sayıda topluluğa tüketici sıfatı tanıdığını kabul etmek de mümkün değildir. Zira, TKHK’da böyle bir istisnaya yer verilmediği aşikardır. O halde, tüzelkişi tacirlerin de ticari veya mesleki amaç dışında hukuki işlemler yapabileceklerinin benimsenmesi, yasa nın amacı dikkate alındığında artık gelişen teknolojik koşullar günümüz şartları tüzel kişi tacirlerin de tüketici yönünün olacağını zorunlu hale getirmiştir. Bu sebeple, TKHK m.3/k’daki düzenlemenin, TTK m.19/2 hükmünün bir istisnası olarak nitelendirilmesi gerekmekte olup. Aksi takdirde kanun koyucunun amacı ile örtüşmez. Sonuç olarak gerçek kişilerle eşit haklara sahip olan ve eşit korumadan yararlanan tüzelkişilerin, tüketici sıfatına sahip olabilmek bakımından da TKHK kapsamında gerçek kişilerle eşit tutulduğugörülmektedir. TKHK hükümlerinin de, TTK hükümlerini kısıtladığı kabul edilerek, tüzelkişi tacir sıfatına sahip olan şirketlerin, hal ve şartlara göre tüketici sayılabileceklerinin benimsenmesi artık günümüzde zaruri hale gelmiştir. Nitekim YARGITAY, 19.HD, 1999/3932 Esas, 1999/4621 Kararında; “Davacı aracın iadesi karşılığında yeni bir araçla değiştirilmesini şirketlerin ekonomik bir varlığı temsil edip, korunmalarına gerek bulunmadığı savunulamaz. Nitekim, AT Komisyonunun ikinci Eylem planında bu konuda oluşması muhtemel duraksamaların önlenmesi amacıyla “... alım gücü az ya da çok...» tabirleriyle konu vurgulanmıştır. Bir tacirin borçlarının niteliğini düzenleyen TTK.nun 2-1 maddesi, tüzel kişi tacirlerin özel amaçlarla nihai tüketici olmalarını engelleyen bir anlam taşımamaktadır. Tamamen kendisine özgü etkin, kısa ve ekonomik bir prosedür içinde tüketicinin hakkına kısa yoldan kavuşmasını amaçlayan kanunun, işletmesinin tüketim ihtiyacı kadar ( lastik, temizlik eldiveni, temizlik malzemesi, kırılan kapı kilidinin yenisi, soğutma cihazı vs. gibi ) malı almak suretiyle nihai tüketimde bulunan bir tüzel kişi taciri, korumanın kapsamı dışında bıraktığı düşünülemez ''denmiştir.<br>TKHK’ya göre tüketici, TKHK m. 3/k’da “Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi” olarak tanımlanmıştır. Bu sebeple ticari veya mesleki amaç dışında yapılan tüm işlemlerin, TKHK’nın kapsamına girdiği açık olup sadece TKHK’nın tüketici kavramına ilişkin ilgili düzenlemesi dikkate alındığında, tüzelkişi tacirlerin ticari veya mesleki amaç dışında hareket ettikleri tüm işlemler bakımından tüketici sıfatına sahip olması gerektiği mahkememizce bu şekilde uygulanması gerektiği kanaatine varılmıştır.<br>Her ne kadar davanın tarafları ticaret şirketi ise de bir işin ticari iş olmasını bu konudaki uyuşmazlığın da ticaret mahkemesinde görülmesine yeterli olmadığı, davacının taşınmazı satın alma amacının dosya kapsamında belirli bulunmadığı, dava konusu taşınmazın  normal konut olarak  kullanılmak için satın alındığı,somut olayda, davacının tüketici konumunda bulunduğu, söz konusu uyuşmazlığın taraflar arasında imzalanan sözleşmeye dayalı olarak tapu iptal tescil noktasında toplandığı, haliyle taşınmazın aynına ilişkin davalarda söz konusu işlemin tüketici işlemi olduğu dikkate tüketim amaçlı mesleki veya ticari olmayan amaçla satın alındığı gibi villa niteliğindeki taşınmazın işyeri olmadığı taşınmazın cinsi de dikkate alınarak yapılacak yargılamada tüketici mahkemesinin görevli olduğu kanaatine varılmıştır.<br>Somut olayda, davacının tüketici konumunda bulunduğu, söz konusu uyuşmazlığın taraflar arasında imzalanan sözleşmeye dayalı olarak tapu iptal tescil noktasında toplandığı, haliyle taşınmazın aynına ilişkin davalarda söz konusu işlemin tüketici işlemi olduğu dikkate alınarak yapılacak yargılamada tüketici mahkemesinin görevli olduğu kanaatine varılmıştır.<br>Tüm dosya kapsamından; somut uyuşmazlık 6502 sayılı Kanunun 3.maddesine göre tüketici işlemi veya tüketiciye yönelik uygulamalardan doğmuş olup, aynı kanunun 73.maddesi gereği davaya bakmak görevi tüketici mahkemesine aittir. Davanın açıldığı tarih itibarı ile 6502 sayılı Kanun yürürlüğe girmiştir. Bu kanun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir .(İstanbul 9.BAM 2018/2349 Esas, 2018/939 Karar ilamı, İstanbul BAM 7.Hukuk Dairesinin 2020/183 Esas, 2020/269 Karar sayılı kararı ile 2020/356 Esas, 2020/633  Karar sayılı kararları da bu doğrultudadır.) <br>HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca görev dava şartıdır ve aynı kanunun 115.maddesine göre mahkemeler dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Bu durumda davaya bakmaya Tüketici Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;  <br>1-Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla;açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden  REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,<br>2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin  görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli  mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,<br>3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Tüketici Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,<br>5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, <br>6-Bilirkişi raporunun dosyaya eklenerek ilgili mahkemesine gönderilmesine,<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun  341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile  kararın tebliğinden itibaren iki hafta  içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye  vereceği cevap dilekçesi ile  iki hafta  içerisinde  İSTİNAF yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/03/2021<br><br>Başkan ...<br>  ¸e-imza <br>Üye ...<br>  ¸e-imza <br>Üye ...<br> ¸e-imza  <br>Katip ...<br> ¸e-imza  <br><br><br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7a0fa0c376c19f34062185da3a26926f","SID":"892b8684d42f1763"}}