{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>\t<br>ESAS NO\t: 2020/529 <br>KARAR NO\t: 2020/681<br><br>DAVA\t:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 05/08/2020<br>KARAR TARİHİ\t: 23/10/2020<br>KARARIN YAZILDIĞI<br>TARİH\t: 23/10/2020<br> DAVA; Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle; davalının bünyelerinde 4. Bölge olarak adlandırılan bölgede çöp toplama işinde çalışan personellerden emekli olan ve emekliliğe hak kazananlara kıdem tazminatı ödediklerini, bu tazminat yükümlülüğünün aslında kendileri olmadığını, bunun sorumlusunun müvekkilinin  olduğunu iddia ederek, dosya borcu kadar kıdem tazminatı miktarını müvekkilinin hakediş alacağından mahsup yapmak suretiyle kendilerine irad kaydettiklerini ve kendilerinde olan teminat mektuplarının da iade edildiğini, davalının itirazında belirttiği mahsup işleminin  tamamen keyfi bir şekilde ihkakı hak mahiyetindedir ve hiçbir hukuki temele ve yasa hükmüne dayanmadığını, davalının  keyfi iradesi ile mahsup işlemini yapması hukuka aykırı ve ihmal olduğunu, davalı müvekkilinden alacaklı olduğu kanaatindeyse o takdirde kendilerinin emanetinde olan  kesin banka teminat mektubunda irad kaydetmesi gerekeceğini, ancak teminat mektuplarını iade edip, hakediş alacağımızı keyfi olarak mahsup edip irad kaydetmek, usule aykırı olmanın yanı sıra esas yönden de hukuki dayanağı  olmadığını,  davalı  aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı icra dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu beyanla itirazın iptaline, davalının  icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;\t<br>6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesi ile ilgili olması yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunun veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.<br> Diğer taraftan, 6102 sayılı TTK'nın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri içinde ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar dışında, ticari davayı ticari iş esasına göre değil ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.<br>TTK'nın 16/(2) maddesindeki \"Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ... tacir sayılmazlar.\" düzenlemesi karşısında, davalının tacir olarak kabulü mümkün değildir.<br>Yukarıda açıklandığı üzere, davalı  tacir niteliği  taşımadığından, dava konusu da kanunda özel olarak düzenlenen hallere girmediğinden, 6102 sayılı TTK'nın 4/1 maddesi hükmünce, davayı ticari dava saymak ve Asliye Ticaret Mahkemesini görevli kabul etmek mümkün olmayıp görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. 6100 sayılı HMK'nın 1/(1) maddesinde \"Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir.\" hükmü düzenlenmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 114/(1)-c maddesine göre, görev hususu dava şartlarından olup, aynı kanunun, 115. maddesine göre, dava şartlarının mevcut olup olmadığının mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılması ve gözetilmesi gerekmektedir. Mahkememizin görevli olmaması nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan reddine, mahkememizin görevsizliğine, dosyanın karar kesinleştiğinde ve talep halinde görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş ve aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:<br>1-Mahkememizin görevli olmaması nedeniyle, HMK'nun 114/.1.(c).b,115. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğundan REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,<br>2-01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, <br>3-6100 sayılı HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceğine; şayet görevsizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizin dosya üzerinden bu durumu tespiti ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceğine, <br>Dair,  tarafların yokluğunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu  açık olmak üzere dosya üzerinde  yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle karar verildiği.   23/10/2020<br><br><br>Başkan ...<br> E-imzalı <br>Üye ...<br> E-imzalı <br>Üye ...<br> E-imzalı <br>Katip ...<br> E-imzalı <br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3d5efa49eea0fb531af03455480f58f9","SID":"4171c8d32ab47c76"}}