{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2018/1831 Esas <br>KARAR NO: 2020/531   Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARI VEREN <br>MAHKEME: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ: 15/05/2018 <br>DOSYA NUMARASI: 2013/295 Esas - 2018/527 Karar <br>DAVA: Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ: 07/05/2020 <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacılar vekili dava dilekçesi ile;müvekkili şirket ile davalı arasında 13/05/2016 tarihli sözleşmeye istinaden davalının müvekkiline silisli saç satması hususunda ticari ilişkinin başladığını, mal bedeli karşılığı davalıya ciro edilerek müşteri çeki verildiğini ve bunların teminatı olarak da 30/03/2007 tarih ve 75.000,00 TL bedelli senedin münhasıran müşteri çeklerinin teminatı olarak davalıya verildiğini, söz konusu çeklerin tamamının ibrazında ödendiğini ve senedin  hükümsüz kaldığını, alış veriş dahilinde bu defa 31/12/2007 tarih ve 76.000,00 TL bedelli 2.bir teminat senedinin de aynı gerekçelerle verildiğini, sözleşmeye göre çeklerin tamamının ödenmesi halinde iade edilmesi  gerektiğini, söz konusu çeklerin büyük kısmının ibrazında bazılarının ise kendileri tarafından davalıya ödendiğini, buna rağmen davalı tarafından takibe konulduğunu ve Kadıköy ...Icra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile Kadıköy ...Icra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından takip yapıldığını belirterek söz konusu senetler nedeniyle müvekkilinin davalıya borcu olmadığının tespiti ile takibin iptaline, müvekkillerine ayrı ayrı %40 tazminat ödenmesine, müvekkillerinden ...'ın maaşından yapılan kesintilerin reeskont faizi ile birlikte istirdatına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacı ile müvekkili arasında ticari ilişkinin 2005 yılında başladığını, 2008 yılına kadar bir çok malzemenin satın alındığını, karşılığını tamamen ödemediklerini, verilmiş olan çeklerin ödenmediğini ve davacılara iade edildiğini, alınan çeklerin cari hesap borcunun tamamını karşılamadığından senetlerin icra takibine konu edildiğini, davacı tarafından alınan malzemelerin fatura ve sevk irsaliyelerinin mevcut olduğunu, davacının borcunun ödemediğini belirterek davanın reddine, davacılar aleyhine %40 tazminatına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ  KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 15/05/2018  tarih ve 2013/295 Esas-2018/527  Karar sayılı kararında; ''Dava ; Kadıköy  ... İcra Müdürlüğünün ...  E. Sayılı dosyasında takibe konu edilen  30/03/2007 vade tarihle  75.000 TL  bedelli  senet ile 31/12/2007 vade tarihli  76.000 TL bedelli  senetten dolayı  borçlu olmadığının  tespitine  ilişkin menfi  tespit  davasıdır. Kadıköy  ... İcra Müdürlüğünün ...  E. Sayılı dosyasının incelenmesinde ; davalı şirketin  her iki davacı hakkında  75.000 ve 76.000 TL bedelli senetlerden dolayı  151.000 TL  asıl  alacak + 32.123,14 TL  işlemiş  faiz + 453.00 TL  komisyon tutarı  olmak üzere toplam 183.576,14 TL  alacağın tahsili  amacıyla kambiyo  senetlerine  özgü  haciz yoluyla  06/05/2008 tarihinde  takip yaptığı, takip kesinleştikten sonra alacaklı  davalının 31/12/2007 vade tarihli  76.000 TL bedelli senet yönünden  talebinden feragat ettiği, dolasıyla  icra takibinin  sadece  30/03/2007 vade tarihli 75.000 TL bedelli  senet yönünden  devam ettiği anlaşılmıştır. Davacı   ile davalı  arasında  13/05/2006 tarihli  sözleşme  uyarınca  davalının  davacı  firmaya  Silisli  Saç  satması  konusunda  ticari ilişki kurulduğu,  ticari  ilişki kapsamında yapılacak ödemelere karşılık  davacının  bir kısım müşteri çeklerini  ciro  ederek  davalı şirkete verdiği, çeklerin ödenmemesi  ihtimaline  binaen  davalı  şirketin  teminat senedi verilmesi talebinde bulunduğu, bu kapsamda  30/03/2007 vade tarihli  75.000 TL bedelli senedin  düzenlenerek  verilen çeklerin  teminatı olarak  davalıya   verildiği,  bu senedin  teminat  senedi olarak verildiğine  dair davalı  şirket  yetkilinsince   kaşe  ve imza  edilen  21/07/2006 tarihli belgenin  davacıya  verildiği, bu belgeye  göre  teminata konu  çeklerin ödenmesinden sonra  bu teminat senedinin iade  edileceğinin açıkça belirtildiği  görülmüştür. Verilen çeklerin  ...  Bursa  Şubesine ait  ... çek nolu  31/10/2007 vade tarihli 15.000 TL bedelli, ...na ait ... çek nolu  30/11/2007 vade  tarihli 20.000  TL bedelli, ...na ait ... çek nolu 31/12/2007 vade  tarihli 20.000 TL bedelli, ...na ait ... çek nolu  31/01/2008 vade  tarihli 20.000  TL bedelli çekler olduğu, çeklerin  tamamı  ibraz edildiğinde  ödendiği,  dolasıyla 75.000 TL bedelli teminat senedinin  hükümsüz kaldığı  anlaşılmıştır. İlk teminat senedi verilmesinden sonra  diğer  alışverişler için  31/12/2007 vade tarihli ve 76.000 TL bedelli senedin  düzenlenerek  münhasıran; ... Bankası ... çek numaralı, ödeme yeri  İstanbul,  vade tarihi  30/10/2006, tutarı 10.000  TL  bedelli, ...  Bankası ... çek numaralı, ödeme yeri  İstanbul,  vade tarihi  30/11/2006, tutarı 10.000  TL  bedelli, ... Bankası ... çek numaralı, ödeme yeri  İstanbul,  vade tarihi  30/10/2006, tutarı 15.000  TL  bedelli, ... Bankası ... çek numaralı, ödeme yeri  İstanbul,  vade tarihi  30/11/2006, tutarı  5.000  TL  bedelli, ...  Bankası ... çek numaralı, ödeme yeri  İstanbul,  vade tarihi  01/01/2007, tutarı 5.000  TL  bedelli, ...  Bankası ...  çek numaralı, ödeme yeri  İstanbul,  vade tarihi  28/02/2007 tutarı 5.000  TL  bedelli, ...  Bankası ... çek numaralı, ödeme yeri  İstanbul,  vade tarihi  31/03/2007, tutarı 5.000  TL  bedelli, ...  Bankası ... çek numaralı, ödeme yeri  İstanbul,  vade tarihi  31/03/2007, tutarı 5.000  TL  bedelli, ...  Bankası ... çek numaralı, ödeme yeri  İstanbul,  vade tarihi  30/04/2007, tutarı 10.000  TL  bedelli, ve  ...   Bankası ... çek numaralı, ödeme yeri  İstanbul,  vade tarihi  20/12/2006, tutarı 3.000  TL  bedelli, Çekler için   verildiği,  davalı  şirket yetkilisince  kaşe  ve imza  edilen  29/03/2007 tarihli  belge  ile  bu senedin  teminat senedi  olarak verildiği,  çeklerin ödenmesinden sonra  bu  teminat senedinin  iade edileceğinin  açıkça  belirtiği anlaşılmıştır. Bu  listede yer alan çeklerden  ... Bankasına  ait  ... nolu çekin davacı şirketin  hesabından  davalı şirketin  ...  Bankası hesabına 27/10/2006 tarihinde 10.000 TL havale yapılmak suretiyle nakten  ödendiği, yapılan  havale   açıklamasında  anlaşılmıştır. ...  Bankasına  ait ... nolu 15.000 TL  bedelli  çekin diğer davacı  ...'ın hesabından, davalının hesabına  24/04/2007 tarihinde  14.000 USD  ödemek suretiyle nakten yapıldığı  havale açıklanmasındaki  çeke ilişkin  ödeme yapıldığına dair   açıklamadan anlaşılmıştır. Diğer çeklerin tamamının ise  ibraz edildiklerinde ödendiği,  bu nedenle  çeklerden dolayı bir borç  kalmadığı, teminat senedinin  hükümsüz kaldığı  anlaşılmıştır. Davalı  taraf 2005 yılından  başlayıp  2008 yılına  kadar geçen dönemde  davacının  kendilerinden  çok sayıda  malzeme  satın aldığını, bunların  davacıya  teslim edildiğini,  fakat karşılığının tamamen  ödenmediğini, dolasıyla cari hesabın borç bakiyesi  verdiğini, davacıların cari borca karşılık vermiş olduğu  çeklerin   ödenmediğini ve  davacılara  iade edildiğini,  yerine  yeni  çeklerin  verildiğini,  alınan çeklerinde  cari hesap borcunun  tamamını  karşılayacak  miktarda olmadığından  borçlunun verdiği  senetlerin  cari hesap  borcuna karşılık  icra takibine konu  edildiğini  beyanla takibin haklı olduğunu  dile  getirmiştir. Mahkememizce  davacı  tarafın  verdiği  çeklerin  kayıtları  bankalardan istenmiş ,  ... Bankası, ... Bankası, ... , ... ve  ...  Bankasına  gelen yazı  cevaplarında   çeklerin tamamını karşılığının olduğu ve tahsil  edildiği  bildirilmiştir. Mahkememizce mali müşavir bilirkişi ... tarafından  aldırılan  17/06/2014 tarihli  bilirkişi raporunda; davacı şirketin 2007-2008 yılı defterlerinin usulüne  uygun  tutulmadığı, davacının  defterlerinde davalı ile  ilgili  fatura ve  muavin  defter kayıtlarında  davacı şirketin  kur farkının   tenzili  neticesinde  davalıdan olan alacağını  419.50 TL  olduğu yani  kur farkı  hariç  davalıya  herhangi bir borcunun bulunmadığı, defter kayıtlarında  davalıya  verilen  müşteri  çeklerinin  iadesi yada  ödenmediğine dair  bir tespit yapılamadığı,  davalı şirketin  2007 -2008  yılı  defterlerinin de  usulüne uygun tutulmadığı,  31/12/2008 tarihi  itibarıyla  davalının davacıdan  olan cari hesap bakiyesinin 68.909,35 TL olarak  tespit edildiği, davalı kayıtları esas alındığında dava konusu senetlerden dolayı (75.000+76.000)=151.000 TL'nin (151.000-68.909,35 TL)=82.090,65 TL'lik  kısmının  karşılıksız kaldığı, bu tutara  alınan malzeme karşılığı  davacı  şirket tarafından davalı  şirkete verilen ve vadesinde ödenmediği iddia edilen müşteri çeklerinin de dahil olduğu  bildirilmiştir. Yani davacı şirket  ticari kayıtlarına göre davacının davalıya borç bakiyesi görülmediği,  davalının  ticari kayıtlarına  göre  ise  davalının  davacı  şirketten 68.909,35 TL alacaklı  göründüğü,  dava konusu  senetlerin  82.090,65 TL 'lik kısmının karşılıksız kaldığı  anlaşılmıştır. Tarafların rapora  itirazlara üzerine  aldırılan  28/02/2015 tarihli  ek raporda;  icra takibine konu edilen  75.000  ve 76.000 TL bedelli  senetlerin  her iki tarafa  ait  yasal defterlerde herhangi bir şekilde kayıtlı olmadıkları, defter kayıtlarında  bedellerinin ödendiğine dair  somut bir işleme  rastlanılmadığı,  taraflar arasındaki  ticari işlemlerin  hem TL hemde döviz cinsinden hesaplandığı,  senet bedellerinin çek karşılığı  ödendiğine  ilişkin  dosyada  somut bir bilginin yer almadığı  bildirilmiştir. İcra dosyası incelenmek suretiyle  bilirkişi  ... tarafından  ibraz edilen  18/05/2015 tarihli raporda; Davalı şirket tarafından  21/07/2006 tarihli  imzalı belge  ile  davacıdan   sadır  olan \" ... Bankası .../30/10/2006 -10.000  TL; ... .../30/11/2006-10.000  TL ;  ... Bankası .../ 30/10/2006-15.000  TL;  ... .../30/11/2006- 5.000 TL ; ...  ... / 01/01/2007- 5.000  TL ;  ...  ... /28/02/2007- 5.000  TL;...  .../ 31/03/2007-5.000  TL; ...  ... /  31/03/2007- 5.000  TL;...  ... çek/30/04/2007-10.000 TL; ... .../ 20/12/2006- 3.000 TL ;) bedelli  çekler için,  çekler ödendiği  iade  edilmek üzere davacı şirketten  ve kefil ...'dan 75.000 TL tutarlı bir teminat  senedi aldığı, davalı şirket tarafından  29/03/2007 tarihli  şirket  kaşeli  belgeyle davacıdan sadır olan ( ...  .../31/10/2007- 15.000 TL; ...  .../30/11/2007-20.000TL; ... .../31/12/2007-20.000TL; ... .../31/01/2008- 20.000  TL) bedelli  çekler için,  çekler ödendiğinde  iade edilmek üzere davacı şirketten  ve kefil ...'dan 75.000 TL tutarlı bir teminat  senedi  daha aldığı, banka yazışmalarında  verilen çeklerin  hesaba  havale,  takas  işlemi  ve banka  ibrazında  ödenmiş olduğu anlaşıldığından  bedelleri  ödenmiş çekler karşılığında  teminat  amaçlı  verilen  30/03/2007  vadeli  75.000 TL bedelli  senedin ve 31/12/2007 vadeli  76.000 TL  bedelli senedin  iade  edilmesi gerektiği,  teminat altına   alınan çekler  ödenmiş olduğundan  davalı tarafından  iade  edilmesi gerekirken  edilmeyerek Kadıköy  ...İcra  müdürlüğünün ... E. Sayılı  dosyasında  151.000TL'nin   tahsili için  icra takibi yapıldığı  takibin kesinleştirildiği,  davacı  tarafın  davaya  konu bonolar nedeniyle davalıya   borcu bulunmadığı bu sebeple icra  dosyasına  ödenen miktarların  istirdatı gerektiği  bu miktarın  67.822,55 TL  olduğu bildirilmiştir. Tarafların  bu rapora da  itirazları üzerine  aldırılan  ek bilirkişi raporunda;  davalının  usulüne  uygun  tutulmadığı için  kendi  lehine delil  niteliği  taşımayan ticari  defter  kayıtlarına  göre  cari hesap  bakiyesi olarak  davacıdan görünen  68.909,35 TL  tutarındaki  alacak  iddiasının  subut bulmadığı, kök raporda belirtilen hususların  yerinde olduğu,  davalının  teminat amaçlı  aldığı  senetlerin   dayanağı  bulunmadığından  iade edilmesi  gerektiği , takip konusu yapılan  iki  adet  teminat senedinin  76.000 TL  tutarlı olanından  feragat edilmiş olmasının da  sonucu   etkili olmadığı, zira  çekler  ödendiği için  her  iki senedin karşılıksız kaldığı,  borçlu  davacı  ...'ın  maaşından  kesilerek  dosyaya  yatırılan ve  istirdata  hak kazandığı toplam meblağın  65.959,88 TL  olduğu  bildirilmiştir. Mahkememizce  bilirkişi  ...  ile  ...'dan aldırılan 18/10/2017 tarihli bilirkişi raporunda; dava konusu  müşteri çeklerinin  ödendiği  02/05/2015 tarihli  bilirkişi  raporu  ile  tespit edildiğinden  dava  tarihinden  önceki tahsilatların 48.096,88 TL , dava tarihinden sonra  yapılan tahsilatların  ise 15.081,05 TL  olduğu  tespit edilmiştir. Toplanan  tüm delillere ve aldırılan bilirkişi  raporlarına göre ;  icra takibine konu edilen  her  iki senedin  verilen  müşteri  çeklerine  ilişkin  olarak  teminat  amaçlı  verildiği,  çek bedelleri  tahsil  edilmiş olmasına rağmen davalı  tarafça   ödenmemiş gibi  teminat  amaçlı verilen senetlerin  icra takibine konu  edildiği, icra takibi kesinleştiği için  borçlu  ...'ın maaşından  dava tarihine  kadar toplam  48.096,88 TL  kesinti yapıldığı,  davalının  bu şekilde  ödenen  çek bedellerine rağmen konusuz kalan teminat senetlerini  kötü niyetle  icra takibine konu ettiği anlaşılmakla, davanın kabulüne,  davacıların  bu senetlerden ötürü  davalıya borçlu  olmadıklarının  tespitine dair   karar verilmiştir. Takibe  konu senetlerin  teminat  amaçlı  olarak verildiğini  bildiği halde haksız yere  icra takibine konu  etmek suretiyle  kötü niyetli olduğu  anlaşılan  davalı  aleyhine,  takibe konu 151.000 TL 'nin % 40  oranında  kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacılara eşit oranda  verilmesine, bahse konu  icra takibi  nedeniyle davacılardan ...  hakkında  maaş haczi  uygulanmak suretiyle davadan önce tahsil edilen  48.096,88 TL'nin  dava  tarihinden itibaren işleyecek ticari  avans faizi ile davalıdan istardatı ile  davacı  ...'a  ödenmesine, davadan sonra  tahsil edilen  15.081,05 TL'nin karar kesinleştikten sonra  tahsil  tarihinden  itibaren işleyecek ticari  avans faizi  ile  davalıdan  istirdatı  ile  bu davacıya  ödenmesine dair  karar verilmiştir. ..\"gerekçesi ile, 1-Davanın KABULÜ ile ; Davacıların Kadıköy ... İcra  Müdürlüğünün  ... E. Sayılı  dosyasında  takibe konu edilen  senetlerden dolayı davalıya  borçlu olmadıklarının tespitine; Takibe  konu senetlerin  teminat  amaçlı  olarak verildiğini  bildiği halde haksız yere  icra takibine konu  etmek suretiyle  kötü niyetli olduğu  anlaşılan  davalı  aleyhine,  takibe konu 151.000 TL 'nin % 40  oranında  kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacılara eşit oranda  verilmesine, Bahse konu  icra takibe  nedeniyle davacılardan ...  hakkında  maaş haczi  uygulanmak suretiyle tahsiledilen ücretler yönünden davadan önce tahsil edilen  48.096,88 TL'nin  dava  tarihinden itibaren işleyecek ticari  avans faizi ile  davalıdan istardatı ile  tahsili ile davacı   ... 'e  ödenmesine, Davadan sonra  tahsil edilen  15.081,05 TL'nin karar kesinleştikten sonra  tahsil  tarihinden  itibaren işleyecek ticari  avans faizi  ile  davalıdan  istirdatı  ile  bu davacıya  ödenmesine, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesi ile; Davacı vekili 08.06.2012 tarihli dava dilekçesi ile davacı ... Ltd. Şti. ile davalı müvekkili şirket arasında 13.05.2006 tarihli sözleşme şartları uyarınca davalı müvekkil şirketin davacı firmaya silisli sac sartması konusunda ticari ilişki kurulduğunu, Ticari ilişki kapsamında yapıalcak ödemelere karşılık davacı şirketin elinde bulunan bir takım müşteri çeklerinin ciro edilerek davalı müvekkil şirkete verildiğini, bu çeklerin davalı müvekkil şirkete verilmesi ile birlikte bu çeklerin ödenememesi ihtimaline binaen davalı müvekkil şirketin davacılardan teminat senedi verilmesini istediğini, bu kapsamda 30.03.2007 vade tarihli ve 75.000,00TL bedelli senedin münhasıran dava dilekçesinde dökümü yapılan çeklerin teminatı olarak müvekkil şirkete verdiğini,ilk teminat senedi verilmesinden sonraki, alışverişler için de 31.12.2007 vade tarihli ve 76.000,00TL bedeli münhasıran sadece dava dilekçesinde dökümü yapılan çeklerin teminatı olarak verildiğini iddia ederek davalı müvekkili şirket tarafından imzalandığı iddia edilen 21.07.2006 tarihli belge ve 29.03.2007 tarihli belgelere göre Kadıköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından takibe konu 30.03.2007 vade tarihli 75.000,00TL bedelli senet ile 31.12.2007 vade tarihli 76.000,00TL bedelli senet nedeniyle müvekkillerinin davalı müvekkil şirkete borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline karar verilmesinin talep edildiğini, İlk derece mahkemesinin verdiği kararın usul ve yasaya aykırı olup istinaf incelemesinin yapılarak bozulmasına karar verilmesi  gerektiğini,  şöyle ki; Müvekkili ... Ltd. Sti. ... ticaret. si tarihli belge ve .Vergi Dairesinde ... vergi nosu ile her türlü demir saç ve profil alımı satımı pazarlaması ve faaliyetlerini sürdürebilmesi için konuları ile ilgili araç, makine arazi, bina almak,satmak, kiralamak işleri ile iştigal eden ve kurulduğu tarihten bugüne kadar ürünlerinin kalitesi ile müşteri memnuniyetini esas alan ve bu nedenle sektöründe haklı üne sahip bir firma olduğunu, Davacılar ile de ticari ilişkisi mevcut olduğunu, Davacılar ile müvekkili şirket arasındaki ticari ilişkinin 2005 yılında başladığını davacılar, müvekkili şirketten 2005 yılından 2008 yılına kadar geçen dönemde birçok   malzeme satın  aldığını, satın aldığı bu malzemelerin davacılara teslim edildiğini davacıların ise bu alımlarının karşılığını tamamıyla davalı müvekkili şirkete ödememiş olup bu durum cari hesap ekstreleri ile ticari defter ve belgelerde açık olarak görüldüğünü, davacıların satın aldığı malzeme bedellerini ödemediğini dolayısıyla müvekkili şirket nezdindeki cari hesabı borç bakiyesi verdiğini, satın alınan malzemelerin tamamı davacılara teslim edildiği halde işbu borç bakiyesi bugüne kadar müvekkil şirkete ödenmediğini, Davacıların cari borca karşılık verdiği çeklerin ödenmemiş ve sunmuş olunan belgelerde de görüleceği üzere davacılara iade edildiğini, sürekli verilen çekler iade edildiğini yerine yeni çekler verildiğini, alınan çeklerinde cari hesap borcunun tamamını karşılayacak miktarda olmadığını borçlunun verdiği senetlerin cari hesap borcuna karşılık icra takibine konu edildiğini, buna rağmen davacı-borçlular cari hesap borcunu kapatmadığını, Bakiye borcun ödenmemesi üzerine müvekkil şirket adına davacı-takip borçluları ... ve ortağı bulunduğu ... Ltd. Şti. aleyhine Kadıköy ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile 06.05.2008 tarihinde 31.02.2007 vade tarihli 76.000TL bedelli ve 30.03.2007 tarihli 75.000TL bedelli kambiyo senetlerine dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, Örnek no:10 ödeme emrinin borçlu ...'ın bizzat kendisine 15.07.2008 tarihinde tebliğ edildiğini, ...'ın ortağı bulunduğu diğer borçlu ... Ltd. Şti.'nin ise ticaret sicilinde kayıtlı adresine Tebligat Kanunu 35. maddesine göre 15.12.2008 tarihinde tebliğ edildiği ve takip her iki borçlu açısında da kesinleştiğini, Davacıların borçlu olmadıkları yönündeki iddiaları tamamen asılsız olduğunu, Takip konusu senetlerin cari borca karşılık verilen senetler olduğunu, yani mevcut bir temel borç ilişkisinden doğan alacağın “ifasını teminen” “ifası uğrunda” düzenlendiğini, davacıların takip konusu senetlerin teminat senedi olduğu şeklindeki iddialarının kabul edilebilir olduğunu, Takip konusu senetlerin incelendiğinde yazılı olan tüm bu şartları içermediğini bu ana şartlar dışında hazırlanmış olan senetlerin borç doğuran senetler olduğunu, takip konusu senetlerin kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödeme vaadini içeren kambiyo evrakı hükmünde olduğunu, bu nedenle takibe konu senetlerin teminat senedi olduğu yönündeki davacı iddialarının kabul edilemez olduğunu,(İcra iflas Kanunu 72.maddesinin 7.fıkrası) ödeme tarihinden itibaren 1 yılı geçmiş olan ödemelerin istirdatı söz konusu olamayacağını, bu bir yıllık sürenin hak düşürücü süre olduğunu, mahkeme tarafından bu durumun re'sen gözetilmesi gerektiğini, Dosyada mübraz ilk bilirkişi raporu 14.06.2014 tarihli olup bu bilirkişi raporunun sonuç bölümünün 1.maddesindeki \"Davacı şirket kayıtlarına göre, davacının davalıya cari hesap borç bakiyesi, görülmediğinden dava konusu 30.03.2007 vade tarihli ve 75.000,00TL tutarlı, keza 31.12.2007 vade tarihli 76.000,00TL tutarlı senetlerin karşılıksız kaldığı\" yönündeki tespite karşı itiraz edildiğini, zira davacılar tarafından inceleme günü 2007 yılına ait defterlerin ibraz edilmediğini 2008 yılına ait ibraz edilen defterlerin ise kapanış tasdiki yapılmadığını envanter defteri ise ibraz edilmediğini, İcra takibine konu 20.10.2007 tanzim, 31.12.2007 vade tarihli 76.000,00TL bedelli senet alacağından 25.09.2012 tarihinde feragat edildiğini ve feragat harçlarının dosyaya yatırıldığını, Ayrıca icra dosyasının feragat tarihi itibariyle kapak hesabı da yaptırıldığını, kapak hesabının dosyada yer aldığını, dolayısıyla takip konusu 30.03.2007 vade tarihli 75.000,00TL bedelli senet üzeriden  alacaklı olduğumuz 68.909,35TL'lik bakiye borç düşüldüğünde geri kalan 6.090,35TL'lik kısım fazla olarak takibe konu olmuş olacağını, Aynı bilirkişi tarafından rapora itirazlar üzerine düzenlenen 28.02.2015 tarihli ek raporu içerdiği bir kısım tespitlere de  itiraz edildiğini, raporun 2.maddesinde \"... davalının davacıya takip tarihi itibariyle 419,50TL borcu olduğu anlaşılmıştır\" şeklindeki tespitine ise itiraz edilmiştir.  müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını 28.02.2015 tarihli ek bilirkişi raporunun yapılan incelemeler bölümünün 4-5-6. maddelerinde yer alan tespitlerin yerinde olduğunu, dava konusu uyuşmazlığın çözümü için cari hesap incelemesi yapılmasının yerinde ve gerekli olduğunu Davanın; davacının borçlu olup olmadığının tesbiti davası olduğunu, bilirkişi kök raporunda bu miktarı tesbit ederken \"söz konusu tutar alınan malzeme karşılığı, davacı şirket tarafından, davalı şirkete verilen ve vadesinde ödenmediği iddia edilen çekler de dahildir.\" denildiğini, 28.02.2015 tarihli ek raporda çeklerin ödendiğine ilişkin belge bulunmadığının tesbit edildiğini, her halükarda davacı şirketin müvekili şirketten satın aldığı emtia karşılığı olan 68.909,35 TL borcu bulunduğunun sabit olduğunu, Huzurdaki dava 06.06.2012 tarihinde açılmış olup eski TTK da düzenlenen ticari defterlerin delil niteliğine ilişkin 82-86 madde düzenlemeleri huzurdaki dava açısından da uygulanabilir nitelikte olduğunu, (TTK.md.83)<br>İİK m. 72 f.(5) \"Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın \"yüzde yirmisinden\" aşağı olamaz.\" şeklinde düzenleme ihtiva ettiğini, İcra takibine konu 20.10.2007 tanzim, 31.12.2007 vade tarihli 76.000,00TL bedelli senet alacağından 25.09.2012 tarihinde feragat edildiğini ve feragat harçlarının dosyaya yatırıldığını, dolayısıyla bu senet bedeli yönünden ortada derdest bir takibin bulunmadığını, bu nedenle mahkemenin takibe konu 151.000,00TL üzerinden kötüniyet tazminatına hükmetmesinin kabul edilebilir ve yasal olmadığını,ayrıca % 40 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesi de kabul edilebilir ve yasal olmadığını, hali hazırda müvekkili şirketin davacılardan alacaklı olduğunu, dolayısıyla mahkemenin takibe konu senetlerin kötüniyetli olarak takibe konulduğu yönündeki kararı davacıdan alacaklı olan müvekkil şirketi daha da zor ve mağdur duruma düşürdüğünü, Yine icra takibine konu 20.10.2007 tanzim, 31.12.2007 vade tarihli 76.000,00TL bedelli senet alacağından 25.09.2012 tarihinde feragat edilmiş ve feragat harçları dosyaya yatırılmış olduğu halde gerekçeli kararda 151.000,00TL üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin kabul edilebilir ve yasal olmadığını, Sonuç itibariyle davacı-takip borçluları müvekkili şirket ile olan ticari münasebeti sebebiyle müvekkili şirketten malzemeler satın aldığını ve aldığı bu malzemeleri davacılara teslim ettiğini, alınan malzemelerin ayrıntılı dökümünün faturalarda mevcut ve malzemelerin teslimine ilişkin sevk irsaliyeleride mevcut olduğunu, ayrıca müvekkili şirketin ticari defter ve belgeleri ile davacı'nın ticari defter ve belgelerinde de bu alacakların kayıtlı olduğunu, davacıların cari borca karşılık vermiş olduğu çeklerin ödenmemiş ve dosya mübrez belgelerde de görüleceği üzere davacılara iade edildiğini, bu nedenle dosyada mübrez 2005-2009 yılları arası cari hesap ekstrelerinden de görüleceği üzere davacıların müvekkili şirkete 2008 yılı itibariyle 68.909,35TL bakiye borcu bulunduğunu,  bu durumun ticari defterler ve 14.06.2014 bilirkişi raporu ile de sabit olduğunu, ancak hal böyle iken mahkemenin davanın kabulüne karar vermesinin hatalı olduğunu, Yukarıda izah edilen nedenlerle İstanbul Anadolu 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/295 Esas, 2018/527 Karar sayılı  dosyasından verilen 15.05.2018 tarihli kararı usul ve esas yönünden hatalı olup bu nedenle bozulması gerektiğini, İleri sürerek  İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/295 Esas, 2018/527 Karar sayılı  dosyasından verilen 15.05.2018 tarihli kararının incelenerek istinaf talebinin kabulü ile usul ve esas yönünden bozulmasına hüküm kesinleşinceye kadar  icranın ertelenmesi hususunda tehir-i icra kararı verilmesini, ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda  kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, Kadıköy  ... İcra Müdürlüğünün ...  E. Sayılı dosyasında takibe konu edilen  30/03/2007 vade tarihli  75.000 TL  bedelli  senet ile 31/12/2007 vade tarihli  76.000 TL bedelli  senetten kaynaklı İİK.72 Maddesine göre açılan menfi tespit ve istirdat davasıdır. Mahkemece,1-Davanın KABULÜ ile ;Davacıların Kadıköy ... İcra  Müdürlüğünün  ... E. Sayılı  dosyasında  takibe konu edilen  senetlerden dolayı davalıya  borçlu olmadıklarının tespitine; Takibe  konu senetlerin  teminat  amaçlı  olarak verildiğini  bildiği halde haksız yere  icra takibine konu  etmek suretiyle  kötü niyetli olduğu  anlaşılan  davalı  aleyhine,  takibe konu 151.000 TL 'nin % 40  oranında  kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacılara eşit oranda  verilmesine, Bahse konu  icra takibe  nedeniyle davacılardan ...  hakkında  maaş haczi  uygulanmak suretiyle tahsiledilen ücretler yönünden davadan önce tahsil edilen  48.096,88 TL'nin  dava  tarihinden itibaren işleyecek ticari  avans faizi ile  davalıdan istardatı ile  tahsili ile davacı   ... 'e  ödenmesine, Davadan sonra  tahsil edilen  15.081,05 TL'nin karar kesinleştikten sonra  tahsil  tarihinden  itibaren işleyecek ticari  avans faizi  ile  davalıdan  istirdatı  ile  bu davacıya  ödenmesine, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Uyuşmazlık, Kadıköy  ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasında takibe konu edilen  30/03/2007 vade tarihli  75.000 TL  bedelli  senet ile 31/12/2007 vade tarihli  76.000 TL bedelli  senedin teminat senedi olup olmadığı ve bu senetlerden dolayı davacıların davalıya borçlu olup olmadıkları ve yapılan ödemelerle ilgili istirdat şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. Davalı vekilinin,icra takibine konu senetlerin cari borca karşılık verildiği,senetlerin teminat senedi olmadığı ve davacı tarafça teminat senedi olduğunun ispatlanamadığına ve mahkemenin kabulüne yönelik istinaf sebepleri incelendiğinde; Dava konusu senetlerde teminat kaydı ibaresinin olmadığı ve senede karşı  iddiaların HMK. uyarınca yazılı delille  ispatı gerekir. Bononun teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin ya bononun önündeki veya arkasındaki yazılar veya ayrı bir belge (İİK’nun 169/a maddesinde öngörülen) ile teminat senedi olduğunun kanıtlanması gerekir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.03.2001 gün ve 2001/12-233 E., 2001/257 K.; 20.06.2001 gün ve 2001/12-496 E., 2001/534 K.; 24.02.2010 gün ve 2010/19-67 E., 2010/99 K. sayılı kararlarında da aynı hususlar benimsenmiştir. Davalı vekili her ne kadar cevap dilekçesinde ve istinaf dilekçesinde söz konusu senetlerin cari borca karşılık verilmiş senetler olduğunu ve teminat senedi şartlarını taşımadığını beyan etmiş isede, ilk derece mahkemesinde ön inceleme duruşmasının yapıldığı 26/02/2013 tarihli duruşmada;'' Bonolar dava dilekçesinde yazılı çeklerin teminatı olarak alınmıştır. Ancak çekler ödenmemiştir. Dolayısıyla bonolardan dolayı davacı taraf borçludur. Davacı tarafın davası yersizdir. Davanın reddine karar verilmesini talep ediyorum,''şeklinde beyanda bulunup beyanınıda imzası ile tasdik etmiştir. İlk Derece Mahkemesince dosyaya ilgili banka şubelerinden gönderilen cevabi yazı,kayıt ve belgelerde incelenmek suretiyle bilirkişi ...'dan alınan raporda, davalı tarafça imzalı 2 adet belgelerde belirtilen çek bedellerinin ödendiği belirtilmiştir. Mahkemece yapılan yargılamada toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; dava ve takip konusu edilen her iki bononun taraf ticari defter ve belgelerinde kaydının bulunmadığı, davacı ... LTD. ŞTİ. ile davalı arasında alım satıma yönelik ticari ilişkinin mevcut olduğu, dava konusu edilen bonoların bu ticari ilişki sebebiyle ödeme aracı olarak verilen çeklerin teminatı olarak verildiği ve bu çeklerin ödenip senetlerin bedelsiz kaldığına yönelik davacı tarafça usulüne uygun yazılı deliller sunulduğu, davacı tarafından sunulan  21/07/2006 tarihli ve 29/03/2007 tarihli belgelerdeki davalı şirket adına atılan imzaya yönelik davalı tarafın bir itirazının olmadığı ve kabul edildiği,bu belgelerde belirtilen çek bedellerininde davacı tarafça ödendiği ve belge içeriğine göre çek bedelleri ödendiğinde teminat olarak alınan bonoların iade edileceği düzenlendiği ve belgelerde açıkça takibe konu bonoların çeklerin teminatı olarak verildiğinin belirtildiği, takip konusu 2 adet bononun bedelsiz kaldığı ve bu bonolardan kaynaklı davacıların davalıya borçlu olmadıkları anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince verilen karar dosya kapsamına,usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin ödeme tarihinden itibaren 1 yılı geçmiş olan ödemelerin istirdatının söz konusu olamayacağı, bu bir yıllık sürenin hak düşürücü süre olduğu, mahkeme tarafından bu durumun re'sen gözetilmesi gerektiğine yönelik istinaf sebebi incelendiğinde, Davacıların dava tarihinden önce ve sonra icra dosyasına kısmi ödemeler yaptığı ve İİK 72 Maddesinde istirdat davası için öngörülen 1 yıllık hakdüşürücü sürenin son ödeme tarihinden başladığının  kabulü gerekmektedir. Davacıların dava tarihinden önceki son ödeme tarihi icra takip dosyasına göre 03/11/2011 olduğu ve davanında 06/06/2012 tarihinde açıldığı ve dava tarihinden sonra da ödemelerin devam ettiği,buna görede istirdat davasınında süresi içerisinde açıldığı görülmekle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.(Yargıtay 11 HD.nin  2012/2138 Esas, 2012/3667 Karar sayılı içtihadı da benzer mahiyettedir.) Davalı vekilinin 20/10/2007 tanzim,31/12/2007 vade tarihli ve 76.000,00 TL. Bedelli senet alacağından 25/09/2012 tarihinde feragat edildiği ve feragat harçları icra dosyasına yatırıldığı halde 151.000,00 TL. Üzerinden nisbi vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olmadığına yönelik istinaf sebebi incelendiğinde; Alacaklının takibe girişmesinden sonra hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür.(İİK 72/3 Madde) Davalı dava tarihinden sonra 25/09/2012 tarihinde 31/12/2007 vade tarihli ve 76.000,00 TL.miktarlı senet alacağından feragat etmiş isede söz konusu bononun davacıya teslim edildiğine dair dosya kapsamında delil olmadığı ve ayrıca bu bono yönünden dava açılmasına davalı sebebiyet verdiği ve dava tarihine görede davacı haklılığını ispatladığından dava değeri üzerinden davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin mahkemenin müvekkili aleyhine kötüniyet tazminatına hükmetmesinin kabul edilebilir ve yasal olmadığına yönelik istinaf sebebi incelendiğinde; İİK.nun 72/5'nci maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davacı(borçlu) lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacı(borçlu)’nun üzerindedir. Kötüniyet kavramının, somut olayın özelliklerine göre belirlenmesi gerekmektedir. Davacı tarafından sunulan  21/07/2006 ve 29/03/2007 tarihli belgelere göre dava konusu bonoların davacı tarafça davalıya teminat olarak verildiği, bu belgelerde belirtilen çek bedellerininde davacı tarafça ödendiği ve belge içeriğine göre çek bedelleri ödendiğinde teminat olarak alınan bonoların iade edileceği düzenlendiği halde davalı tarafça iade  edilmediği, Davalının tacir olması ve basiretli tacir gibi davranarak 21/07/2006 ve 29/03/2007 tarihli belgelerde belirtilen söz konusu çeklerin ödendiği ve teminat  amaçlı  olarak verildiğini  bildiği senetleri iade etmeyerek haksız yere  icra takibine konu  etmek suretiyle  kötü niyetli hareket ettiği sabit olmakla, ilk derece mahkemesince dava değeri üzerinden davacı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi dosya kapsamına,usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, dosya kapsamı, mahkemenin kabul ve gerekçesi ve istinaf sebepleri gözetildiğinde; mahkeme kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesine göre esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince   ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan 98,10.TL istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 10.314,81.TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 2.578,70.TL harcın mahsubu ile bakiye 7.736,11.TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa, karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere  07/05/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6eaa3ad276d2b31166c64909b72d6bf2","SID":"f0fa719102335144"}}