{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2018/1166 <br>KARAR NO\t: 2019/1196<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI\t: 2016/482 Esas - 2018/63 Karar<br>TARİHİ: 26/02/2018        <br>DAVA: İtirazın İptali<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine ilişkin verilen hükme karşı  davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ  Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile dava dışı İsrail'de mukim  Firma arasında margarin yükü alımına  ilişkin satım sözleşmesinin imzalandığını ve  taşıma işlemenin  davalı tarafından  üstlenildiğini,  söz konusu yüklemeye ilişkin  konşimento talimatında  müvekkili tarafından  orijinal konşimento düzenlenmesinin  yazılı olarak talep edilmesine rağmen  davalının TTK'nın 1228. maddesi  gereğince konşimento düzenlemesinin zorunlu olmasına rağmen  davalının bu yükümlülüğüne aykırı  hareket ederek, konşimento düzenlemediğini ve bunun yerine  kıymetli evrak niteliğini  haiz olmayan Seaway bill düzenlendiğini, müvekkili ile davalı arasında yapılan yazışmalarda  taşımaya konu yük bedelinin henüz alıcı tarafından ödenmediği belirtilerek yükün alıcıya teslim edilmemesinin  davalıya bildirildiğini  ve davalı tarafından yükün teslimi konusunda  müvekkilinin teyidinin beklendiğini bildirdiğini,  bedelinin tahsil edilmemesine  rağmen ve bu konuda davalıya teyit verilmemişken yükün alcıya  teslim edildiğini, müvekkilinden  ödeme  teyidi almadan  yükün teslim edilmesinin davalının hatasından kaynaklandığının  davalı tarafından da kabul edildiğini,  müvekkilinin  tahsil edemediği yük bedelini davalının ödemekle sorumlu olduğunu,  müvekkilinin   Üsküdar ... Noterliğinin 22/09/2015 tarihli ihtarnamesinin  gönderilmesine rağmen  sonuç alınamaması  üzerine  alacağın tahsili amacıyla İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ...  esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlunun haksız itirazı ile takibin durduğunu belirterek, itirazın iptaline ve takibin devamına, müvekkili lehine % 20 den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.  Davalı vekili savunmasında özetle;  dava konusu taşımaya ilişkin  taşıma senedinin  taşıma şartlarını içeren  arka yüzünde yer alan  navlun sözleşmesinin  26. maddesinde yetki anlaşmasının bulunduğunu  yetkili mahkemesinin söz konusu anlaşmaya göre Londra'daki  İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi olduğunu,  dava konusu taşımaya ilişkin  taşımayı yapan  ... firmasının merkezi Danimarka'da bulunan yabancı bir şirket olduğunu gönderilen olarak gözüken firmanın ise  İsrail'de mukim  yabancı bir firma olup  5718 sayılı  MÖHUK  gereğince yabancılık unsuru  taşıyan bir taşıma olduğunu,  müvekkilinin doğrudan taşımayı üstlenen firma  olmayıp  pasif husumet ehliyetlerinin bulunmadığını,  davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini,  davacı tarafından  taşıma için taşımanın adi taşıma senedi ( Seaway bill ) tahtında yapılmasını talep ettiğini,  düzenlenen adi taşıma senedinin taslağının davacıya gönderildiğini ve davacının da bunu kabul ettiğini, davaya konu mal bedelinin ispat edilemediğini haricen yaptıkları incelemelerde davacının mal bedelinin tamamının yurtdışındaki alıcıdan   tahsil ettiğinin öğrenildiğini  belirterek,  davanın reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ  İlk Derece Mahkemesi 26/02/2018 tarihli, 2016/482 Esas - 2018/63 Karar  sayılı kararında; \"...Davacı ve davalı vekilleri beyanları, sunulan deliller  ile  tüm dosya kapsamına göre  davacı şirket tarafından  davalı  firma tarafından taşınması üstlenilen emtianın  alıcısına  teslimi hususunda  davacı şirketin teyidi alınmadan  teslim edilmesi nedeni ile  uğranılan zarar olan mal  bedelinin  davalıdan tahsili... amacıyla  İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı ve  söz konusu icra takibinde borçlu olarak  ... A.Ş olarak gösterildiği   ve davalı vekilinin husumete yönelik   itirazları  sonrası  davacı vekilince HMK nın 124. Maddesi gereğince taraf  değişikliği tarafında bulunularak davalı tarafın '...  Firmasına izafeten ... A.Ş' olarak değiştirilmesi talebinde bulunulduğu  daha sonra 20/11/2017 tarihli dilekçesi ile  bu talepleri ile birlikte davanın alacak davası olarak  ıslah ettikleri belirtilmiş olup  davalı tarafınca zaman aşımı definde bulunulduğu  dosyadaki mevcut  taşıma senedinden   ve 17/06/2015 tarihli navlun faturasından taşıyıcı firmanın ... gönderen firmanın ... San ve Tic. A.Ş olduğu anlaşılıp  takibin  ... A.Ş 'ye istinaden yapılıp Mersin Gümrük Müdürlüğünden  gelen  belgelerden bu firmanın  taşıyıcı şirketin acentesi olduğu anlaşılıp  itirazın iptali davasında  bu tür talep değişikliğinin neticeyi etkili olmayacağı  ve 20/11/2017 tarihi itibariyle dava alacak davası olarak  ıslah edilmiş olmakla TTK nın süre başlıklı  1246. Maddesinde '1188. Madde hükmü saklı kalmak kaydıyla, gemi  kira sözleşmeleri ile zaman Carter'i sözleşmeleri ve navlun sözleşmelerinden veya  konşimentoda  veya onun düzenlenmesinden doğan  bütün alacaklar  1 yılda zaman aşımına uğrar ...Bu süre alacağın muaccel olması ile işlemeye başlar .' hükmüne yer verilmiş olup  davacı tarafından  dosyadaki mevcut  taşımaya konu yük bedelinin tahsiline ilişkin ihtarın  22/09/2015 tarihli olup davanın ıslah edildiği tarih itibariyle  söz konusu maddede belirtilen zaman aşımı süresi  dolduğu nedenle bu maddenin uygulanması gerektiği  ve bu süre içerisinde  açılmayan alacak davasının  zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi   gerektiği...\" gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı  davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ  Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemede açılan itirazın iptali davasında davalının pasif husumet itirazının yerinde olmadığını, ancak mahkemece davalının husumete dair yaptığı itirazların kabul edilmesi ihtimaline binaen taraf değişikliği ve ıslaha dair beyanlarının terditli olarak sunulduğunu, mahkemenin, davalıya doğrudan husumet yöneltilmesinin hukuken haklılığına dair öncelikle inceleme yapması gerekirken ıslah nedeniyle davanın zamanaşımından reddine dair karar verilmesinin hukuka uygun olmadığını, davalı şirketin taşımayı üstlenmediğini, taşımanın Danimarka’da bulunan... tarafından üstlenildiğini, müvekkili ile Danimarka’da bulunduğu belirtilen ... firması arasında hiçbir ilişkisi kurulamadığını, müvekkili mutat olduğu üzere Türkiye İsrail hattında konteyner taşıması için davalı şirket ile anlaştığını, konteynerlerin taşınması operasyonunun tamamının davalı tarafından üstlenildiğini, müvekkiline taşımaya dair düzenlenen seaway bill verilmediğini, müvekkilinin taşımanın Danimarka’da bulunduğu belirtilen ... firması tarafından yapıldığını bilmesi fiilen olanaklı olmadığını,  müvekkilinin taşıma için anlaştığı şirket davalı .... olduğunu, davalının “...” grubu altında Türkiye’de bir tüzel kişiliği mevcut olmayan yabancı bir firmanın Türkiye ofisi olarak kullandığı e-posta adresinin müvekkilinin muhatabı ve dava konusu talebinden sorumlu olan taraf açısından hiçbir belirleyiciliği bulunmadığını, Mersin Gümrük Müdürlüğünden mahkeme dosyasına gönderilen belgelerden görüldüğü üzere taşıma organizasyonunun  davalı .... tarafından üstlenildiğini, bununla birlikte söz konusu dava ve davaya konu icra takibi başlatılmadan önce dava konusu talebe ilişkin davalı şirkete Üsküdar ... Noterliğinin 22.09.2015 tarihli ihtarnamesi gönderildiğini, ihtarnamenin, dava dilekçesi ile birlikte sunulan tebliğ şerhinden de görüleceği üzere davalı şirket tarafından 28.09.2015 tarihinde tebliğ alındığını, ancak davalı tarafından bu ihtarnameye bir cevap verilmediğini, davalı tarafın, 26.10.2017 tarihli dilekçesinden önce dava konusu taşımaya aracılık dahi etmediğini, ancak 11.10.2017 tarihli dilekçeleri ve ekleri üzerine, söz konusu taşımada gemi donatanının acenteliğini yaptığını belirttiğini, mahkemenin davalının husumete dair itirazının kabul edilemeyeceğine ilişkin açıklamalarının hiçbirini incelemeden terditli olarak ileri sürülen ıslah beyanına göre davanın zamanaşımından reddine karar vermesinin hukuka uygun olmadığını, mahkemenin öncelikle davalının husumetine dair olan itirazları incelemesi gerektiğini,  davalıya doğrudan husumet yöneltilemeyeceğine dair davalının itirazları kesinlikle doğru olmadığı gibi bir an için aksi kanaatte olunması halinde dahi davalının müvekkilini yanılttığı ve dava açma süresini kaçıracak şekilde oyaladığını, bu sebeple hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu itirazından yararlanılmasının olanaklı olmadığını, mahkemenin bu hususları değerlendirmeksizin davanın zamanaşımı yönünden reddine dair verdiği kararın bu nedenle de hukuka uygun olmadığnı, davalı şirketin, konişmento düzenlenmesi talep edildiği halde konişmento düzenlemeyerek bunun yerine kıymetli evrak niteliği haiz olmayan seaway bill düzenleyen ve müvekkili tarafından yük bedelinin tahsil edildiği teyit edilmeden yükü alıcıya teslim eden ve bu hatalarını kabul eden davalı tarafın, müvekkilinin bu nedenle tahsil edemediği yük bedelini müvekkiline ödemekle sorumlu olduğunu, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının bu nedenlerle usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE  Davacı tarafından davalı aleyhine, taşıma ilişkisinden kaynaklı olarak, taşımaya konu yükün, davalıya verilen talimata aykırı olarak,  alıcı tarafından bedeli ödenmeden alıcıya teslim edilmesinden dolayı uğranılan zararın tazmini için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemli dava açıldığı, yargılama sürecinde davacı yanca davanın ıslah ile alacak davasına dönüştürüldüğü, davalının zaman aşımı defi nedeniyle mahkemece yukarıdaki gerekçe ile davanın  reddine karar  verildiği, karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmaktadır.İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili, davalının taşıyan olmadığına ve kendisine husumet yöneltilemeyeceğine ilişkin itirazı üzerine, davacının öncelikle HMK'nın 124. maddesi uyarınca taraf değişikliği talebinde bulunduğu, davanın icra takibine bağlı olması nedeniyle taraf değişikliğinin yapılamayacağı düşüncesiyle bu kez 20.11.2017 tarihli dilekçe ile taraf değişikliği talebini yenilediği, eğer bu talebi kabul edilmez ise bu kez davalı tarafın \"... firmasına izafeten ...A.Ş. Olarak değiştirilmesi ve davanın alacak davası olarak ıslah edilmesi\" talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır.Davanın icra takip dosyasına sıkı sıkıya bağlı olması nedeniyle taraf değişikliği mümkün olmadığı mahkemenin de kabulündedir. Taraf değişikliği kabul edilmediğine göre, davanın, mevcut davalıya karşı alacak davası olarak ıslah edildiğinden söz edilemez. Davacının, mevcut davalı şirkete karşı olan davasını alacak davasına dönüştürmek yönünde bir iradesi yoktur. Şarta bağlı ıslah yapılamayacağına ve ıslah suretiyle taraf değişikliği de yapılamayacağına göre, mevcut davalı hakkındaki davanın ıslah suretiyle alacak davasına dönüştürüldüğünden de söz edilemez. Davacı tarafından, dava konusu alacağa ilişkin olarak 10.12.2015 tarihinde icara takibi yapıldığı, itiraz üzerine duran takip nedeniyle İİK'nın 67. maddesi uyarınca ilk  önce 02.12.2016  tarihinde  itirazın iptali davası olarak davanın açıldığı, yargılama sürecinde davalının husumet itirazları kapsamında davacı yanca 20.11.2016 tarihinde davanın alacak davası olarak   ıslah edildiğinin bildirildiği anlaşılmaktadır.  Mahkemece,  davanın alacak davası olarak ıslah edildiği, TTK'nın 1246. maddesi kapsamında dava konusu alacağın ıslah tarihi olan 20.11.2017 itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Ancak somut uyuşmazlıkta, dava konusu alacak için davacı tarafça 10.12.2015 tarihinde icra takibi başlatıldığı, TBK'nın 154/2. maddesi uyarınca icra takibinin zamanaşımını kestiği, TBK'nın 156-157.  maddeleri uyarınca  maddi hukuk anlamında kesilen zaman aşımının, kesilme tarihinden itibaren yeniden işlemeye başladığı, bir yıllık zaman aşımı süresi dolmadan bu kez 02.12.2016 tarihinde itirazın iptali davasının açıldığı, geçerli bir ıslahın bulunmadığı, bir an için ıslahın geçerli olduğu düşünülse bile,  ıslah ile alacak davasına dönüşecek davanın ise itirazın iptali davası olarak açılan davanın devamı mahiyetinde olup, yeni bir dava olarak değerlendirilemeyeceği, kaldı ki itirazın iptali davası açılmakla kesilen zaman aşımı süresi bakımından bir yıllık zaman aşımı süresi dolmadan 20.11.2017 tarihinde ıslah yapıldığı da dikkate alındığında, ilk derece mahkemesince yanılgılı gerekçe ile TTK'nın 1246. maddesi kapsamında davanın zaman aşımı nedeniyle reddi kararı doğru olmamıştır.   Bu durumda ilk derece mahkemesince, öncelikle husumete ilişkin itiraz değerlendirildikten sonra eğer davaya devam edilirse HMK'nın 138-140. maddesi uyarınca öncelikle yetkiye ilişkin ilk itiraz ile diğer   usulü itirazlar karara bağlanarak sonuca gidilmesi gerekir. Mahkemece, geçerli bir ıslah beyanı bulunmadığı dikkate alınarak, husumet ve diğer usuli itirazlara ilişkin deliler değerlendirilmeden, zaman aşımı nedeniyle karar verildiği dikkate alındığında; istinafa konu kararın HMK 353/1.a.6. maddesi uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca  İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu  kararının KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı  tarafından  yatırılan istinaf harçlarının ilk derece mahkemesince talep halinde iadesine,4-Davacı tarafından  istinaf kanun yolu aşamasında yapılan yargılama giderlerinin, esas  hükümle  İlk Derece Mahkemesi tarafından, yargılama giderleri içinde  değerlendirilmesine,5-Gerekçeli kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğine dair;  HMK'nın 353/1.a.6. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 26/09/2019 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak  karar verildi.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"308fd3cb815e3b036161324dae9650d1","SID":"b83861558d5c4e85"}}