{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> <br>T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO\t: 2019/894 <br>KARAR NO\t: 2019/1251<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 26/12/2017<br>NUMARASI\t: 2016/528 E- 2017/1311K<br>DAVANIN KONUSU: Alacak<br>KARAR TARİHİ: 19/07/2019<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; abone olan davacıdan, davalı tarafça düzenlenen  elektrik faturalarında, her hangi bir tüketim karşılığı olmayan, kayıp kaçak bedeli gibi bir kısım adlar altında  tahakkuk ettirilen ve  haksız olarak tahsil edildiğini ileri sürdüğü  bedellerden, şimdilik  30.000,00- TL'nin  ticari avans faizi ile birlikte davalı taraftan  tahsili ile davacıya  verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı  vekili cevap dilekçesinde özetle; elektrik faturalarında yer alan kayıp kaçak ve diğer bedellerin  perakende satış tarifesinin bir unsuru olarak faturalarda yer aldığını, bu bedellerin belirlenmesi için alınan EPDK kararının  tüm tüzel ve gerçek kişileri bağladığını, kanuni zorunluluklar gereği tahsil edilen bedellerin iadesinin  istenemeyeceğini beyanla, davanın reddini  talep  etmiştir.Mahkemece, yargılama sırasında yürürlüğe giren 6719 Sayılı Yasanın getirdiği düzenleme sebebiyle  dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına  karar verilmiştir.Sözkonusu kararı  davacı vekili ve davalı vekili istinaf etmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, dava konusu bedellerin Yargıtay içtihatlarına ve hukuka aykırı olarak tahsil edildiğini, bu yasanın getirdiği düzenlemenin kanunların geriye yürümezliği şeklindeki Anayasal ilkeyi ve hak arama özgürlüğünü  ihlal ettiğini, mahkemece Anayasa mahkemesi kararı baz alınarak davanın konusunun kalmadığına karar verilmiş ise de, 6446 sayılı yasanın bazı maddelerinin iptal talebi reddedilirken aynı kanunun 17.maddesinin 10 nolu fıkrasının iptal edildiğini, kayıp kaçak davasında kısıtlayıcı maddenini iptali nedeniyle bu konuda mahkemece değerlendirme yapılması gerektiğini , dava tarihinden sonra yürürlüğe giren  ve Anayasa mahkemesince iptal edilen hükme dayanarak hüküm kurulmasının açıkca usele aykırılık teşkil ettiğini beyanla kararın kaldırılmasını istemiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, dava tarihinden sonra geçmişe etkili yasa ile davacının haksız konuma geldiğini, davanın konusunun halen olduğunu, o nedenle kararın red olması gerektiğini, 6719 Sayılı Kanun yürürlüğe girdiğinden, artık uygulanmasının  zorunlu olduğunu, kararda aleyhlerine  yargılama gideri ve vekalet ücretine  hükmedilmiş olması ve kendileri  lehine yvekalet ücretine hükmedilmemiş olmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek  kararın kaldırılmasını istemiştir.Dava, aboneden tahsil edilen kayıp kaçak ve diğer bir kısım  bedellerinin  haksız tahsil edildiği iddiası ile istirdadı talebine ilişkindir.HMK.nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan  inceleme  sonucunda; yargılama sırasında 17.06.2016 tarih ve 29745 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren  6719 sayılı kanunun 21. maddesi ile 6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Kanunu'nun 17. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları ile altıncı fıkrasının (a), (ç), (d) ve (f) bentleri değiştirilmiş ve aynı maddeye eklenen 10. bend ile; \"Kurum tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılan davalarda; tüketici hakem heyetleri ile mahkemelerin yetkisi, bu bedellerin, Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır.\" hükmü getirilerek,Tüketici Hakem Heyetlerinin ve Mahkemelerin bu konularda açılacak davalarda inceleme ve araştırma yetkileri sadece bu dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedellerinin Kurumun bu konulardaki  düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlanmış, bu bedellerin alınmasında esas olan ilgili tarifelerin düzenlenmesinde  Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun Kanundaki yetkileri genişletilerek, yukarıda sözü edilen bedeller maliyet unsuru kapsamına dahil edilmiştir.Yine, 6719 sayılı kanunun 26. maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'na eklenen geçici madde 19; \"Bu maddeyi ihdas eden Kanunla öngörülen düzenlemeler yürürlüğe konuluncaya kadar, Kurul tarafından yürürlüğe konulan mevcut yönetmelik, tebliğ ve Kurul kararlarının bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.\" hükmünü, Geçici madde 20; \"Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17 nci madde hükümleri uygulanır.\" hükmünü içermektedir. Görüldüğü üzere, 6719 sayılı kanunun 21. maddesi ile 6446 Sayılı Elektrik Piyasası  Kanunu'nun 17. maddesine eklenen 10. bend  ile dava konusu uyuşmazlığın da özünü oluşturan bedeller konusunda, davanın açıldığı tarihteki içtihat durumundan farklı ve yeni bir düzenleme getirmiş; hem de, geçici 20. maddeyle, anılan düzenleme devam etmekte olan davalarda da uygulanacak şekilde geçmişe yürütülmüştür.Davacının, Anayasa Mahkemesinin bu bedellerin alınmasını yasal hale getiren 6719 sayılı Kanun'un iptal başvurularını reddetmesi, iptal edilen, \"mahkemelerin yetkisi, uygunluk denetimi ile sınırlıdır\" hükmüne göre de; davacının dava başında, bu bedellerin hiç alınamayacağı iddiası ile davayı açması, talebini buna dayandırmış olması nedeniyle, bu hüküm uyarınca, uygunluk denetimi yapılmasının gerekli olmadığı anlaşıldığından, davacının bu  konudaki istinaf başvurusunun reddi  gerekmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin benzer davalarda, eldeki davalara yönelik, yürürlüğe giren bu yasa nedeniyle davanın konusunun kalmadığına dair karar verilmesi gerektiği yolundaki emsal 2017/13140 E - 2017/16544 K sayılı ve 2017/13142 E - 2017/16545 K sayılı  kararlarındaki gibi tespit hükmünde, davanın konusunun kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi  usul ve hukuka uygun bulunmuştur.Davalının  istinaf taleplerinin incelenmesine gelince; yargılama sırasında yürürlüğe giren geçmişe etkili yasa değişikliklerinin, dava konusu hakkın özünü ortadan kaldırdığı açıktır. Diğer bir anlatımla, geçmişe etkili yeni yasa nedeniyle dava konusuz kalmıştır. Bu sebeple mahkemece \"dava konusuz kaldığından; esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına\" karar verilmesi ve HMK 331/1 maddesi uyarınca yargılama giderleri ve bu kapsamda maktu vekalet ücretinin haksız tarafa yükletilmesinde usul ve hukuka aykırlık bulunmamaktadır. Çünkü davacının, davanın açıldığı andaki mevzuat ve içtihat durumuna göre dava açmakta haklı olduğu, davaya konu bedelleri tahsil eden davalılar davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden  yargılama harç ve giderlerinin haksız çıkan tarafa yükletileceği kuralı karşısında davalı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğinden, davalıların bu yöndeki istinaf talebi  yerinde görülmemiştir.<br>Buna göre davacı ve davalının istinaf taleplerinin HMK 353/1-b-1.madde gereğince ayrı ayrı reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>Davacı ve davalının istinaf başvurularının ayrı ayrı , HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,<br>Harçlar Yasası gereğince alınması gerekli  44,40 TL karar ve ilam harcı taraflardan peşin alındığından ayrı ayrı mahsubu ile yeniden alınmasına yer olmadığına, istinaf eden taraflar üzerinde bırakılmasına <br>İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı ve davalı üzerinde bırakılmasına, <br>İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesinleştiğinde istinaf edenlere ilk derece mahkemesince iadesine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 19/07/2019<br><br>          <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4ee479781cd3812826a42d26584c44a5","SID":"1ed0ce2a80ee1b41"}}