{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO\t: 2018/2128 <br>KARAR NO\t: 2019/1053<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 25/04/2017<br>NUMARASI\t: 2016/613 E- 2017/476K<br>DAVANIN KONUSU: Alacak<br>KARAR TARİHİ: 25/06/2019<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; abone olan davacıdan, davalı tarafça düzenlenen  elektrik faturalarında, her hangi bir tüketim karşılığı olmayan, kayıp kaçak bedeli gibi bir kısım adlar altında  tahakkuk ettirilen ve  haksız olarak tahsil edildiğini ileri sürdüğü  bedellerden, şimdilik 15.000,00 TL'nin   faizi ile birlikte davalı taraftan  tahsili ile davacıya  verilmesini talep ve dava  etmiştir.Davalı  vekili cevap dilekçesinde özetle; elektrik faturalarında yer alan kayıp kaçak ve diğer bedellerin  perakende satış tarifesinin bir unsuru olarak faturalarda yer aldığını, bu bedellerin belirlenmesi için alınan EPDK kararının  tüm tüzel ve gerçek kişileri bağladığını, kanuni zorunluluklar gereği tahsil edilen bedellerin iadesinin  istenemeyeceğini beyanla, davanın reddini  talep  etmiştir.Mahkemece, yargılama sırasında yürürlüğe giren 6719 Sayılı Yasanın getirdiği düzenleme sebebiyle  davanın reddine  karar verilmiştir.Sözkonusu kararı  davacı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde özetle; dava konusu bedellerin Yargıtay içtihatlarına ve hukuka aykırı olarak tahsil edildiğini, bu yasanın getirdiği düzenlemenin, kanunların geriye yürümezliği şeklindeki Anayasal ilkeyi ve hak arama özgürlüğünü  ihlal ettiğini, 6719 sayılı EPDK 'nun geçmişe etkili sonuçlar doğurduğu gerekçesiyle  verilen yerel mahkeme kararının kaldırılması ile  davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla geçmişe etkili yasa nedeniyle davanın reddine karar verilmesi sebebiyle davanın reddi yerine ''konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına'' şeklinde karar verilmesi ve  davacının lehine vekalet ücretine hükmedilmesi yönünden kararın kaldırılmasını  istemiştir.Dava, aboneden tahsil edilen kayıp kaçak ve diğer bir kısım  bedellerinin  haksız tahsil edildiği iddiası ile istirdadı talebine ilişkindir.HMK 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan  inceleme sonucunda; yargılama sırasında 17.06.2016 tarih ve 29745 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren  6719 sayılı kanunun 21. maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Kanunu'nun 17. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları ile altıncı fıkrasının (a), (ç), (d) ve (f) bentleri değiştirilmiş ve aynı maddeye eklenen 10. bend ile; \"Kurum tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılan davalarda; tüketici hakem heyetleri ile mahkemelerin yetkisi, bu bedellerin, kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır\" hükmü getirilerek, Tüketici Hakem Heyetlerinin ve Mahkemelerin bu konularda açılacak davalarda inceleme ve araştırma yetkileri sadece bu dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedellerinin kurumun bu konulardaki düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlanmış, bu bedellerin alınmasında esas olan ilgili tarifelerin düzenlenmesinde  Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun Kanundaki yetkileri genişletilerek, yukarıda sözü edilen bedeller maliyet unsuru kapsamına dahil edilmiştir.Yine, 6719 sayılı Kanunun 26. maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'na eklenen; geçici madde 19; \"Bu maddeyi ihdas eden Kanunla öngörülen düzenlemeler yürürlüğe konuluncaya kadar, kurul tarafından yürürlüğe konulan mevcut yönetmelik, tebliğ ve kurul kararlarının bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur\" hükmünü, geçici madde 20; \"Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17. madde hükümleri uygulanır\" hükmünü içermektedir. Görüldüğü üzere, 6719 sayılı Kanunun 21. maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası  Kanunu'nun 17. maddesine eklenen 10. bend  ile dava konusu uyuşmazlığın da özünü oluşturan bedeller konusunda, davanın açıldığı tarihteki içtihat durumundan farklı ve yeni bir düzenleme getirmiş; hem de, geçici 20. maddeyle, anılan düzenleme devam etmekte olan davalarda da uygulanacak şekilde geçmişe yürütülmüştür. Anılan yasanın bazı maddelerinin Anayasaya aykırılığı iddiasına ilişkin istinaf sebeplerinin incelenmesinde, Mahkemenin, Anayasanın m. 152,III; Any. Mah.Kuruluş Kn m. 28,IVin, yürürlükteki 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’na, 4.6.2016 tarihli ve 6719 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un hükümlerine göre somut olayı sonuçlandırılması ve yargılama aşamasında Anayasa Mahkemesine yapılan başvuruların bekletici mesele yapılmaması hukuka aykırı bulunmamıştır. Nitekim, ilk derece mahkemesi kararından önce  Anayasa Mahkemesi Elektrik Piyasası Kanunu'nun (EPDK) kayıp-kaçak bedellerinin tüketiciden tahsil edileceğine dair tüm hükümlerin iptal istemini reddederken, EPDK tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılan davalarda tüketici hakem heyetleri ile mahkemelerin yetkisinin bu bedellerin sadece Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğunu öngören kural, hak arama özgürlüğüne ölçüsüz bir müdahalede bulunduğundan, bu kuralın iptaline, kayıp kaçak bedellerine ilişkin dava konusu düzenlemelerin büyük çoğunluğunu Anayasaya'ya aykırı bulmayarak iptal talebinin reddine karar verdiği, iptal kararının, 15/02/2018 tarih ve 30333 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandığı (E.2016/150, K.2017/179,T.28/12/2017) böylece kısmi iptal kararının yayımlanmasıyla, hüküm doğurduğu, istinafa konu kararın ise bu tarihten  önce  verildiği  anlaşılmıştır. Artık, yasanın, Anayasaya aykırılığı iddiasının bir etkisi kalmamıştır.  Davacının istinaf taleplerinin incelenmesiyle; yargılama sırasında yürürlüğe giren geçmişe etkili yasa değişiklikleri dava konusu hakkın özünü ortadan kaldırmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18/11/2009 gün, 2009/18-421 E., 2009/526 K. sayılı ilamında belirttiği üzere, \"Dava tarihinde davasında haklı olan davacının sonradan yürürlüğe giren yasa nedeniyle haksız duruma düşmesi söz konusu olmadığından, davacı lehine masraf ve vekalet ücretine\" hükmedilmesi gerekir.Yargılama sırasında yürürlüğe giren geçmişe etkili yasa değişikliklerinin, dava konusu hakkın özünü ortadan kaldırdığı açıktır. Diğer bir anlatımla, geçmişe etkili yeni yasa nedeniyle dava konusuz kalmıştır. Bu sebeple  mahkemece  davanın reddi yerine \"dava  konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına\" karar verilmesi ve HMK 331/1 maddesi uyarınca maktu vekalet ücretinin ve yargılama giderinin karşı  tarafa yükletilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve hukuka aykırlık oluşturmaktadır.Açıklanan nedenlerle;dava tarihindeki haklılık durumu sebebiyle red kararı verilerek, davacı lehine vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmemesi  usul ve hukuka aykırı olduğundan,istinaf sebepleriyle sınırlı olarak  davacı tarafın istinaf başvurusunun kısmen  kabulü ile, karar HMK 353/1-b-2 maddesi gereği düzeltilerek, bu konuda yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden, yeniden  esas hakkında aşağıdaki şekilde  karar verilmesi gerekmiştir.<br>K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf talebinin kısmen kabulü ile, istinaf sebepleriyle sınırlı olarak HMK 353/1-b-2. maddesi gereği karar düzeltilerek yeniden esas hakkında;1- Konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına,2- Alınması gerekli 31,40 TL harçtan, davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 29,20 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2,20 TL'nin davacıdan alınıp hazineye gelir kaydına,3- Davacı kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT gereğince 1.980,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-Davacının yaptığı 52,00 TL yargılama gideri ile, davacıdan peşin alınan 31,40 TL harcın, davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının taraflara iadesine, Sair istinaf sebeplerinin reddine,İstinaf incelemesine ilişkin olarak;Davacıdan peşin alınan istinaf karar harcının, istinaf eden davacıya isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine,Davacının istinaf sebebiyle yapmış olduğu 51,50 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesinleştiğinde istinaf edenlere ilk derece mahkemesince iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 361.madde uyarınca ,gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 25/06/2019<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"62ae80a1dca45d8364fc30f59d2467ef","SID":"300735c90a706953"}}