{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/596 - 2026/1275<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2025/596 <br>KARAR NO\t: 2026/1275<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>BAŞKAN\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19.02.2025<br>NUMARASI\t\t: 2022/519 Esas 2025/149 Karar<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: Av. <br><br>DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t: Av. <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat ( Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>KARAR TARİHİ\t: 03.07.2026<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 09.07.2026<br><br>\tİlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde;19.04.2014 tarihinde davacının sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı araca, davalı şirkete zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı, dava dışı ... sevk ve idaresindeki aracın arkadan çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının geçici ve sürekli iş göremez kalacak derecede yaralandığını, asgari ücretin üzerinden gelir elde eden davacının dava konusu kaza nedeniyle maddi zarara uğradığını ileri sürerek ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 30,00 TL geçici iş göremezlik, 170,00 TL sürekli iş göremezlik zararına ilişkin olmak üzere 200,00 TL'nin davalıdan tahsilini istemiş, 10.04.2019 tarihli dilekçesi ile de 200,00 TL tazminat talebini 97.262,19 TL’ye artırdığını belirtmiştir. <br>\tDavalı vekili davaya cevap dilekçesinde; dava konusu kazaya karışan aracın davalı şirkete zorunlu mali sorumluluk (trafik) sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, davalı şirketin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olmak üzere poliçe limitleri dahilinde gerçek zararla sınırlı bulunduğunu, davayı kabul anlamında olmamak kaydıyla öncelikle dava konusu olayın meydana gelmesinde kusur oranlarının tespitine müteakip, maluliyet oranının tespiti yönünden Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan rapor alınmasını talep ettiklerini, geçici iş göremezliğe yönelik talebin teminat kapsamında olmadığını, olay tarihinden itibaren avans faizi talebinin yasal dayanağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tİlk derece mahkemesi tarafından daha önce verilen 27.11.2019 tarihli, 2015/736 E. 2019/1106 K. Sayılı kararın, davalının istinaf başvurusu üzerine Dairemizin 23.06.2022 Tarihli 2020/198 E. 2022/1691 K. Sayılı kararı ile kaldırılması sonrasında yeniden yapılan yargılama neticesinde mahkemece; davanın trafik kazası nedeniyle cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminata ilişkin olduğu, mahkemece verilen kararın Ankara BAM 26. Hukuk Dairesi tarafından, maluliyet raporu ve aktüer hesap raporuna yönelik olarak kaldırılması sonrasında; İstanbul Adli Tıp 2. İhtisas Kurulu'ndan alınan raporda: davacının trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle 03.08.2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği ile bu yönetmelik kapsamında yer almayan bölüm, cetvel ve listeler için 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre %72 (yüzdeyetmişiki) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 12 (oniki) aya kadar uzayabileceğinin tespit edildiği, kaldırma kararı öncesinde alınan kusur raporunda, kazanın meydana gelmesinde davacının %75 kusurlu, davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün %25 kusurlu olduğunun tespit edildiği, kusur ve maluliyet raporuna istinaden, kaldırma kararından sonra usuli kazanılmış haklar korunarak alınan aktüer raporunda; davacının söz konusu trafik kazasındaki maluliyeti nedeniyle; 2.698,30 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 67.948,75 TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığı raporun karar vermeye elverişli olduğu, toplanan delillere göre, davacının bilirkişi raporunda hesaplanan zararını talep edebileceği, ancak daha önce verilen kararda geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmediği, bu nedenle dava dilekçesindeki talep ve ıslah dilekçesi nazara alınarak davacının davasının kısmen kabulü  gerektiği gerekçesiyle “Davanın kısmen kabulü ile; 30,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 67.948,75 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 67.978,75 TL'nin 26.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiz ile birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,” karar verilmiş hüküm davacı vekili ve davalı vekli tarafından istinaf edilmiştir. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Hükmedilen tazminat tutarının hatalı olduğunu, usuli kazanılmış hak konusunun hatalı değerlendirildiğini, usuli kazanılmış hakkın, ilk davada hükmedilen tazminat miktarı olması gerektiğini, hesaplamanın ise bilinen asgari ücret esas alınarak yapılması gerektiğini, asgari ücretin kamu düzenine ilişkin olduğunu, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; %25 kusurun afaki olduğunu, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücünün kusuru bulunmadığından davanı reddine karar verilmesi gerektiğini, <br>Maluliyet raporunu da kabul etmediklerini, medikal eksperden alınan maluliyet raporunda, davacının maluliyet oranın %12 olabileceğinin belirtildiğini, bu nedenle hükme esas alınan rapor ile medikal eksperden alınan rapor arasında çelişki giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca hükme esas alınan maluliyet raporunun da kaza tarihindeki yönetmeliğe uygun olmadığını, ceza dosyasında uzlaşma yapılıp yapılmadığının da araştırılmadığını, uzlaşma olması halinde davacının davasından feragat etmiş sayılacağını, geçici iş görmezlik, tedavi gideri ve bakıcı giderinin teminat kapsamı dışında olduğunu, müterafik kusur ve hatır taşımasının da değerlendirilmesi gerektiğini, SGK ödemesi var mı araştırılması, hesaplamanın da TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre teknik faiz uygulanmak suretiyle yapılması gerektiğini, AYM kararının geçmişe etkili olarak uygulanmayacağından hesaplamanın Genel Şartlara göre yapılması gerektiğini, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>\tMahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, kararın kaldırma kararı sonrasında verilmiş olması nedeniyle usuli kazanılmış haklar da gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda; <br>\tDava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı istemidir. Mahkemece, daha önce kabulüne karar verilen kararın, davalının istinaf başvurusu sonrasında yeniden yapılan yargılamada, bu defa usuli kazanılmış haklarda gözetilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>\tOlay tarihinde, davacı ...'in sevk ve idaresindeki araç ile otoyol üzerinde seyri sırasında, yerleşim yeri dışında gerekli önlemleri almaksızın durakladığı esnada, gerisinden gelen davalı tarafından ZMMS ile sigortalanan aracın, sürücüsünün duran, davacının aracına çarpması neticesinde maddi hasarlı, ölümlü ve yaralamalı trafik kazasının geldiği kaza tespit tutanağı ve dosya kapsamından anlaşılmıştır. Kaza tespit tutanağında gerekli önlemleri almaksızın otoyolda duraklayan Şaban Demirci'nn asli kusurlu, Kanunda belirlenen sürelerin üzerinde 6,5 saat dinlenmeksizin kamyonu sürdüğü tespit edilen, sigortalanan aracın sürücüsünün de tali kusurlu olduğunun belirtildiği görülmüştür.<br>\tMeydana gelen kaza nedeniyle, taksirle ölüm ve yaralamaya neden olmak suçundan Ceyhan 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 E. Sayılı dosyasında yapılan yargılamada Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda da, Şaban Demirci'nin asli kusurlu, davalı tarafından sigortalanan araç sürücüsü ...'in tali kusurlu olduğunun mütala edildiği, UYAP Sisteminden yapılan kontrolde Ceyhan 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 K. Sayılı dosyasında verilen 18.02.2016 tarihli 2016/27 K. Sayılı kararında Adli Tıp Kurumundan alınan rapor uygun bulunarak, ...ve ...'in cezalandırılmasına karar verildiği, her iki sanığın kararı temyiz etmesi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2020/12369 E. 2024/7395 K. Sayılı ilamı ile ilk derece mahkemesi tarafından her iki araç sürücüsünün kusurlu kabul edilmesinde isabetsizlik olmadığını belirterek, ...hakkındaki kararın onanmasına, sigortalı araç sürücüsü ... hakkındaki kararın ise ceza miktarının belirlenmesinde hata yapıldığı belirtilerek düzeltilerek onanmasına karar verildiği, her iki araç sürücüsü hakkındaki mahkumiyet kararının kesinlemiş olduğu görülmüştür.<br>\tMahkemece alınan kusur raporunda, Ceza dosyasında kabul edilen oluşa göre, kazanın meydana gelmesinde Şaban Demirci'nin %75 oranında, ...'in %25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, kabul edilen kusurun, ceza mahkemesince verilen mahkumiyet kararı da nazara alındığında, kazanın oluşuna uygun olduğu görülmüştür.<br>\tİlk derece mahkemesi tarafından Dairemiz kaldırma kararından önce, AÜTF Adli Tıp Anablim Dalı Başkanlığından alınan 19.06.2017 tarihli raporda, davacının (kazayla illiyeti konusunda kanaate varamadıkları göz sekeli dahil edilerek) belirlenen maluliyet raporunda, davacının %78 oranında maluliyetinin tespit edilmesi sonrasında, Dairemiz kaldırma kararı üzerine Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulundan alınan raporda, kazayla illiyeti tespit edilen yaralanmaları nazara alınarak tanzim edilen raporda, gerekçesi de açıklanmak suretiyle  Maluliyet Tespit işlemleri Yönetmeliği ve hüküm bulunmayan durumda \"Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine\" göre ve eki cetveller kullanılarak davacının kazaya bağlı yaralanması nedeniyle %72 oranında maluliyetinin meydana geldiği, iyileşme süresinin 12 ayı bulacağının tespit edildiği görülmüştür.<br>\tİlk derece mahkemesi tarafından, Dairemiz kaldırma kararında belirtilen eksiklikler giderildikten sonra aktüer hesap bilirkişisinden alınan raporda yapılan hesaplamayı esas alarak davanın kısmen kabulüne karar verildiği görülmüştür.<br>\t1-Davalı vekili kazanın meydana gelmesinde kusur raporunun ve maluliyet raporunun karar vermeye elverişli olmadığını ileri sürmüş ise de, kusur raporunun, kazanın oluş şekli değerlendirilmek suretiyle denetime elverişli olmasına, kabul edilen kusur oranın kazanın oluş şekline göre uygun bulunmasına, nitekim ceza yargılamasında verilen mahkumiyet kararı ile de sigortalı aracın sürücüsünün haksız eylemin sübut bulmasına göre davalının kusur raporuna yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmediği gibi, maluliyet raporununda, davacının kazaya bağlı yaralanmasına ilişkin tüm tedavi evrakları incelerek ve son durumu değerlendirilerek, mevcut arazlarının kazayla illiyeti nazara alınarak tanzim edilmiş olmasına, maluliyet oranın tespitine yönelik Yönetmeliğinde, raporda gerekçesi açıklandığı üzere uygun olmasına göre maluliyet raporuna yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.<br>\t2-Davalı vekili, geçici iş göremezlik zararlarının teminat kapsamında olmadığını ileri sürmüş ise de, geçici iş göremezlik zararlarının da sakatlık teminatı kapsamında teminata dahil olmasına göre davalının geçici iş göremezlik zararlarına yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.<br>\t3-Davalı vekili tarafından aktüer hesap raporunun, yöntem olarak uygun olmadığını ileri sürmüş ise de, hesaplamanın Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından, \"gerçek zarar\" hesabında benimsenen ilke ve yöntemlere uygun olarak yapılmış olmasına, Anayasa Mahkemesinin KTK'nın 90. Maddesine ilişkin verdiği iptal kararlarının, devam eden uyuşmazlıklarda nazara alınmasında isabetsizlik bulunmamasına, ayrıca davalı lehine verilen Dairemiz kaldırma kararından sonra verilen kararda davalının usulü kazanılmış haklarının korunmuş olmasına göre davalının istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.<br>\t4-Davacının, usuli kazanılmış hakkın hatalı değerlendirildiğine dair istinaf sebeplerinin incelenmesinde; <br>\tUyuşmazlık, ilk derece mahkemesi tarafından daha önce verilen ilk kararın davacı tarafından istinaf edilmemiş olması durumunda, söz konusu kararın davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşturup oluşturmayacağı, usuli kazanılmış hak oluşturacak ise, usuli kazanılmış hakkın daha önce hüküm altına alınan tazminat miktarı ile mi sınırlı olduğu, özellikle aktüer hesaplama ile zararın belirlenmesi yoluna gidilen davalarda, aktüer hesaplamaya esas veriler açısından da usuli kazanılmış hakkın söz konusu olup olmayacağına ilişkindir. <br>\tBu kapsamda, uyuşmazlığın, \"usuli kazanılmış hak\" ve \"kanun yolları açısından mahkemeye erişim hakkı\" ilkelerine göre değerlendirilmesi gerekmektedir. <br>\tUsuli kazanılmış (müktesep) hak kavramı, Türk hukukuna Yargıtay içtihatları ile girmiş, hakkın kapsamı ve genel hatları da yine içtihatlar ile belirlenmiştir. 09.06.1960 Tarih 21/9 sayılı İçtihatları Birleştirme Kararı ile “Bir mahkemenin Temyiz Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verme mükellefiyeti meydana gelir ve bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı bulunması, “usule uygun sayılmaz ve bozma sebebidir; meğerki bu aykırılık sadece bozma kararında gösterilen bir usul kaidesine ilişkin bulunsun ve son kararın neticesini değiştirecek bir mahiyet arz etmesin. Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince muamele yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisi lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usulî müktesep hak yahut usule ait müktesep hak denilmektedir.” denilmek suretiyle tanımlanan usuli kazanılmış, sonrasında çıkan içtihatlarla sınırları belirlenerek, temyiz incelemesi sonrasında verilen kararlarda karşı tarafın temyize başvurmaması halinde temyiz eden kişi aleyhine hüküm bozulmaması (aleyhe bozma yasağı) yanı sıra bozma kararı sonrasında verilecek kararlarında temyiz eden aleyhine olamayacağı (aleyhe hüküm verme yasağı) kabul edilmiştir. \t<br>\tİstinaf Kanun yolu açısından \"usuli kazanılmış hakka\" bakıldığında ise; bilindiği üzere ülkemizde iki dereceli yargı sistemi uygulanmakta iken 2004 yılında kabul edilen 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un yürürlüğe girmesi ve 6100 sayılı Kanun ile istinaf kanun yolu hükümlerinin düzenlenmesi, bu düzenlemeye uygun olarak 20.07.2016 tarihinde bölge adliye mahkemelerinin faaliyete başlaması ile üç dereceli yargı sistemine geçilmiş bulunmaktadır. <br>\tBir davanın talepler ve ileri sürülen sebeplerle sınırlı olarak bir üst derece yargı yerince yeniden görülmesini, gerekiyorsa yeniden hükme bağlanmasını amaçlayan kanun yoluna istinaf denir. <br>\tİstinaf ile ilgili dar ve geniş istinaf sistemi olmak üzere iki sistem öngörülmüş olup ülkemizde dar anlamda istinaf sistemi kabul edilmiştir. Geniş anlamda istinaf sisteminde ilk derece yargılamasındaki gibi yeniden inceleme yapılmakta, maddi mesele, ortaya çıkan değişiklikler herhangi bir sınırlamaya tâbi olmaksızın ileri sürülen yeni delil ve olaylar yeniden ele alınarak incelenmektedir. Dar anlamda istinaf sisteminde ise ilk yargılamadaki her şey yenilenmemekte, ilk yargılama baştan sona aynen tekrarlanmayarak maddi olay incelemesi yapılmakta ve kural olarak özellikle ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen hususlar incelenmemektedir. Yani dar anlamda istinaf sisteminde verilen kararın ileri sürülen hususlar çerçevesinde maddi ve hukuki denetimi yapılmaktadır (Hukuk Genel Kurulu, 28.01.2026 tarihli ve 2025/12-171 Esas, 2026/28 Karar)<br>\tDar anlamada istinaf yolunun kabul edilmiş olması nedeniyle (istinaf yoluna gidilmesi ilk derece yargılamasının devamı niteliğinde olmaması, kamu düzeni hariç sadece istinaf edenin sıfatı ve istinaf sebepleri ile sınırlı inceleme yapılacak olması) denetim mahkemesi olan istinaf mahkemelerinin inceleme kapsamı nazara alındığında Yargıtay kararları açısından usul hukukunda yer bulan usuli kazanılmış hak, aleyhe bozma (kaldırma) yasağı ve aleyhe hüküm verme yasağının \"istinaf kanun yolu\" açısından da, istinaf incelemesi sırasında ve istinaf incelemesi sonrasında yeniden kurulacak hüküm açısından nazara alınacağı Dairemiz ve Yargı ekseriyeti tarafından kabul edilmektedir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2026/10-153 E 2026/325 K. \"İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen kararın tebliğ edildiği ancak davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunda bulunmadığı, davacılar vekilinin ise bu karara yönelik sadece vekâlet ücretine ilişkin istinaf sebebi ileri sürdüğü, Bölge Adliye Mahkemesince de davanın esasına ilişkin değil de sadece vekâlet ücreti yönünden hüküm kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verildiği dikkate alındığında, İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmayan davalı Kurumun Bölge Adliye Mahkemesinin kararını temyiz etmesi üzerine Özel Dairece işin esasına ilişkin temyiz incelemesi yapılması mümkün değildir.\" denilerek, dar anlamda istinaf incelemesinin bir sonucu olarak, istinaf kanun yoluna başvurulmasında usuli kazanılmış hakların korunacağını ve istinaf yargılamasının, ilk derece yargılamasının devamı olmadığını ortaya koymuştur. (Yargıtay HGK 2025/10-758 E. 2026/297 K \"...usuli kazanılmış hak kavramı, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Hemen belirtmek gerek ki, gerek mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda (1086 sayılı Kanun), gerek HMK'da usuli kazanılmış hak kavramına ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu kurum davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. \") <br>\tKanun yollarında usuli kazanılmış hak hakkın korunmasının nedenleri arasında kabul edilebilecek diğer durumlar ise \"hukuki belirlilik\" ve \"meşru beklentinin\" zedelenmemesidir. Mahkemece verilen kararın, karar tarihindeki hukuk normlarına göre hatalı olduğunu düşünen tarafın, meşru beklentisi hukuk normlarının doğru şekilde uygulanması ile davalı açısından; sorumluluğun azaltılması ya da kaldırılması, davacı açısından ise sorumluluğun belirlenmesi ya da artırılması olup, kanun yoluna müracaat neticesinde verilecek kararın sadece hukuki hatanın tespiti sonucu doğurması halinde \"meşru beklentinin\" karşılanması sonucunu da doğurmayacaktır ki bu durumda usuli kazanılmış hakların korunduğundan söz etmek mümkün olmadığı gibi, Kanun yolları açısından, mahkemeye etkili erişim hakkının sağlandığından da söz etmek mümkün olmayacaktır. Tazminat davasında, davalının hakkında verilen kararda, hata yapılmamış olsaydı daha az tazminat ile sorumlu olacağı durumda, bu karara karşı kanun yoluna gitmesinde muradı (meşru beklentisi) sadece hatanın tespiti değil, tespit edilen hatanın düzeltilmesi ile sorumlu olacağı miktarın buna göre belirlenmesidir. Kanun yoluna başvurmadan sonra istinaf eden aleyhine gelişen durumlar esas alınarak, yeniden tazminat belirlenerek, tazminat miktarının bu nedenle artması sonucu, ilk kararda verilen miktarla sınırlı sorumluluğa karar verilmesi, özellikle vekalet ücretinin hüküm tarihine göre arttığı ve yeni yargılama giderlerinin ilave edildiği durumda, usuli kazanılmış hakların korunduğu sonucunu doğurmayacağı gibi, kanun yoluna gitmeyi anlamsız ve gereksiz kılan bir yaklaşım oluşturabileceğinden kanun yolları açısından mahkemeye erişim hakkının ihlali sonucunu da doğurabilecektir. (zira ilk karardaki hata, kanun yolu ile tespit edilse dahi ilk karardan sonra artan asgari ücret nedeniyle aynı miktarla sorumlu olunacak bir durum da, artan yargılama gideri ve vekalet ücreti tarafın kanun yoluna gitmesini gereksiz kılacağı gibi, bu şekilde bir değerlendirme yapılması halinde HMK'nın 30. maddesi gereğince, tazminatın hataya rağmen ilk karardan sonra gelişen durum nedeniyle ilk kararı aşacağının belirlendiği durumlarda kararın bozulmasına ya da kaldırılmasına karar verilmesi de sonuca etkili olmayacaktır.)<br>\tBu açıklamalardan sonra, ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın, taraflardan sadece birisi tarafından istinaf edilmiş olması halinde kanun yoluna başvuran yönünden usuli kazanılmış hakların korunması hukukun gereği olup, usuli kazanılmış hakkın korunması açısından ise, sadece hatanın tespitine yönelik bir uygulamanın, kanun yoluna müracaatta belirlilik ve meşru beklenti zedelenmesine sebep olacağı gözetildiğinde, hesaplamaya esas alınan veriler açısından da usuli kazanılmış hakkın korunacak şeklide hesaplama yapılması, kanun yoluna başvurmayı, istinaf eden açısından daha anlamlı ve gerekli kılacaktır. <br>\tSomut olayda kaldırma kararından önce, davacının %78 maluliyeti esas alınarak, ancak %100 çalışma gücü kaybettiği varsayımı ile hesaplama yapılarak, tazminat miktarı belirlenmiş olup, davalı lehine kaldırma kararından sonra, davacının %72 oranında maluliyeti meydana geldiği tespit edilmiştir. Bu durum karşısında, önceki kararda %100 maluliyetine göre hesaplanan tazminat miktarını istinafa getiren davalının \"meşru beklentisi\" tazminatın doğru maluliyet oranı tespit edilerek, bu oran üzerinden tazminatın hesaplanarak, tazminat miktarının azaltılması olduğundan, davacının maluliyet oranın azaldığı ve tazminatın da %100 çalışma gücü kaybı üzerinden hesaplanmak yerine %72 oranında hesaplandığı durumda, davacının aynı tazminattan sorumlu tutulacağı bir durumda (vekalet ücreti ve yargılama giderinin de kaldırma kararı sonrası arttığı durumda) usuli kazanılmış hakların sadece hükmedilen tazminat miktarı ile sınırlandırılması, sadece hata tespiti ile sonuçlanan kaldırma kararı sonrası verilecek kararın, kanun yoluna başvurmayı anlamsız ve gereksiz kılacağı nazara alındığından, mahkemece ilk karara esas alınan verilerde gözetilmek suretiyle usuli kazanılmış hak korunarak karar verilmiş olmasında isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tBuna göre; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, göre; davacı vekilinin ve davalı vekilinin tüm istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.<br>\tHÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacıdan alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>\t3-Davalıdan alınması gereken 4.643,63 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 1.161,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.482,63 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>\t4-İstinaf edenler tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\t5-Kararın taraflara usulüne uygun şekilde tebliğine, <br>\t6-HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 03.07.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br> <br>Üye <br> <br><br>Üye <br> <br><br>Katip <br> <br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8bcb62a51dce9510","SID":"1763bfeb1ad07e5a"}}