{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. BURSA BAM   .... HUKUK DAİRESİ     <br>T.C<br>B U R S A<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>....HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t:.<br>KARAR NO\t:.<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t : ...  (...)<br>ÜYE\t\t : ...  (...)<br>ÜYE\t\t : ...  (...)<br>KATİP\t\t : ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t : BURSA....ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t : <br>NUMARASI\t\t : <br><br>DAVACI\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: .<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t:.<br>Mahkemece verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda;<br>İDDİA VE SAVUNMANIN ÖZETİ: <br>       Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı şirkete atık su arıtma sistemi sattığını ve karşılığında 06.12.2019 tarihli 830.000,00 TL tutarlı faturayı düzenlediğini, müvekkili şirketin taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olarak, atık su arıtma sistemini davalı şirkete eksiksiz bir şekilde teslim etmiş olmasına rağmen davalının sadece 365.752,00 TL ödemede bulunduğunu, müvekkilince ödeme talepli gönderilen ihtarnameye cevabında ise, dava konusu faturada belirtilen mal ve hizmetin....’da kurulacak fabrikası için endüstriyel atık su arıtma tesisine mühendislik hizmetleri, elektromekanik ekipman temini ve montajı ile sistemin işletmeye eleman alınması, eleman eğitimi ve tesisin çalıştırılması işi olduğunu, 31.01.2020 tarihinde gerçekleşen patlama sonucunda sistemin zayi olduğunu, bu nedenle mağdur olduğunu bildirdiğini ve iade faturası kestiğini, müvekkilince davalının iddia ettiği edimlerin yapılmasının taahhüt edilmesinin söz konusu olmadığını,  müvekkilinin üzerine düşen sistemin kurulması ve teslimi işini yerine getirdiğini, TBK m. 208 uyarınca da, müvekkili fatura konusu malı davalı şirkete teslim etmiş olmakla, fatura konusu malın davalı şirketin ihraç ettiği ve montajını yapmayı hedeflediği Rusya'daki fabrikada gerçekleşen patlama sonucunda infilak etmesinin sonuçlarına davalı şirketin katlanacağını, meydana gelen patlamada müvekkili şirketin kesinlikle herhangi bir dahili ve/veya sorumluluğu bulunmadığını, alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>       Davalı vekili, davacının talep ettiği fatura bedeline ilişkin hangi hizmete istinaden müvekkili şirketten talepte bulunduğunu dahi şeffaf bir şekilde açıklayamadığını, soyut şekilde müvekkili şirkete sadece satım yaptığını söylemekle yetindiğini, davacının fatura içeriğindeki  hizmetin yapıldığını ve teslim edildiğini kanıtlayamadığını, taraflar arasında 02.09.2019 imza ve yürürlük tarihli,  sözleşme imzalanmış olup sözleşme gereği davacı şirketin, müvekkil şirketin Rusya'da yapımını üstlendiği metal kaplama tesisinin bir parçası olarak Zavod Professionallogo Firmasına imal ettiği arıtma tesisini ihraç, ihraç sonrası kurulum, montaj ve devreye almaya işlemlerini üstlendiğini, ancak davacının edimlerini eksiksiz şekilde yerine getirmediğini, davacının işi tamamlamaması yani sözleşmeye aykırı davranmış olması nedeniyle müvekkili şirketten alacağının bulunmadığını, şöyle ki; davacının yapımını ve Rusya'da montajı, kurulumu ve yukarıda belirtilen sözleşmede yer verilen iş tanımı gereği yerine getirmesi gerekli edimleri gerçekleştirmesi amacıyla davacının ekipmanlarının müvekkili şirket aracılığı ile Rusya'ya ihraç edilmiş olduğunu, davacı yanın Rusya'da bulunan metal kaplama tesisinde söz konusu arıtma tesisini kurarken arıtma tesisinin montajı  ile ilgili davacı şirket çalışanlarının hatası nedeniyle 2020 yılının Ocak ayında patlama meydana gelmiş olduğunu, davacının kusuru ile sebebiyet verdiği söz konusu patlama neticesinde müvekkili şirket çalışanlarından ölenler olduğunu, müvekkili şirketin geri dönülmez şekilde maddi ve manevi kaybı olduğunu, patlamada davacının arıtma tesisinin haliyle zayi olduğunu, yani davacının hem kusuru ile can kaybına neden olacak bir patlamaya neden olduğunu hem sözleşme konusu işi tam anlamıyla yerine getirmediğini hem de müvekkil şirketin maddi olarak zararına neden olduğunu, SGK tarafından yapılan soruşturmada da söz konusu patlamada müvekkili şirketin hiçbir sorumluluğunun ve kusurunun bulunmadığının belirtildiğini, bu nedenle davacı şirketin müvekkilinden alacaklı olmadığını, hukuka aykırı olarak gönderilen ve kabulü mümkün olmayan tüm faturalara itiraz edilerek faturaların davacı yana iade edildiğini savunarak davanın reddini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: <br>       Mahkemece, gerek bilirkişi tespitleri gerekse davacının yazılı sözleşmeyi sunmaması nedeniyle dosya kapsamında delil olarak toplanan davacının icabı niteliğindeki teklif metni kapsamı incelendiğinde ifanın yalnızca imalatı kapsamadığı, imalatın yapılmasının tesisin işletmeye hazır hale getirilmesini, sistemi işletecek elemanların eğitilmesini de kapsadığının kabul edilmesi gerektiği, nitekim bu kapsamda davacıya ait sigortalı çalışan Mehmet Coşkun'un da işletmenin bulunduğu tesiste davacıyı temsilen söz konusu edimlerin yerine getirilmesi konusunda bulunmuş olduğu, bu durumun davacının 30/01/2024 tarihli yazılı beyanları ile de sabit olduğu, her ne kadar davacı taraf söz konusu çalışanın bulunma amacının davalı şirketin sistemini kurma noktasında yaşayacağı pürüzlerde Mehmet Coşkun'a fikir sormaktan öteye gitmediğini ileri sürmüşse de; yukarıda açıklanan tüm deliller bir arada değerlendirildiğinde davacı çalışanının teklif metninde yer alan arıtma sistemini işletecek elemanların eğitilmesi amacıyla orada bulunduğunun kabul edildiği, söz konusu patlama nedeniyle davalı taraf ifadan kaçındığı için patlamanın davacının kusurundan kaynaklanıp kaynaklanmadığının araştırıldığı, bilirkişi heyet raporuna göre; söz konusu patlamanın meydana gelmesinde davacının %40 oranında, davalının ise %60 oranında kusurlu olduklarının tespit edildiği, aynı patlamaya ilişkin İş Mahkemesinde görülen yargılamada alınan raporda davacının %60 davalının ise %40 oranında kusurlu olduğunun belirtilmiş olduğu, her iki rapor arasında mübayenet bulunduğundan bu mübayenetin giderilmesi için başkaca bir heyet oluşturularak rapor alındığı, alınan son heyet raporunda davacının kusurunun %60, davalının kusurunun %40 olduğunun belirlendiği, 830.000,00 TL sözleşme ve fatura bedelinin %40 kusura tekabül eden kısmının davacının ödediği 365.752,00 TL'nin altında olduğu, dolayısıyla davacının yapmış olduğu imalat nedeniyle davalıdan isteyebileceği bakiye bir alacağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalının şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>      Davacı vekili, taraflar arasında sözleşmenin yazılı olma zorunluluğu bulunmadığı gibi, tarafların şirket merkezlerindeki kayıtlarının incelenmesi sonucu ilgili belgelere de ulaşılabileceğini, bu nedenle mahkemenin tarafların ticari defter ve kayıtlarını incelememiş olmasının bir eksiklik olduğunu, <br>     davalı şirketin Rusya'daki bağlantılarına binaen müvekkilinden satın aldığı arıtma sistemini, Rusya'daki bir şirkete kurmak için başta gümrükte olmak üzere gereken evrakların dosyaya kazandırılmadığını, halbuki gümrükten ürünün geçişinin kimin adına yapıldığı, Rusya için vizelerin hangi şirket tarafından alındığı, kimler adına alındığının hep ilgili makamlardan dosyaya kazandırılabilecek olduğunu, <br>     mahkemenin davanın bir alacak davası olduğu vakıasının dışına taşarak, alacağa ilişkin delillerin tamamını incelemek yerine, alacakla ilgisi olmayan yine Bursa İş Mahkemelerinde görülmekte olan iş kazasına bağlı davalara göre iş kazalarının kusur oranlarını davanın ana konusu gibi ele almış olduğunu, müvekkil şirketin, davalıya sözleşme konusu arıtma sistemini teslim ettiğinde hiçbir şüphe bulunmadığı gibi, davalı şirketin de bir itirazının bulunmadığını, davalı şirketin, teslim olunan mala dair ayıpla ilgili bir itirazının da bulunmadığını, davalı şirketin, Bursa İş Mahkemelerinde görülen, kendisine yöneltilmiş iş kazası davalarını, müvekkiline yüklemeye çalışmasının hem bu davanın konusunu saptırma hem de borcundan kurtulma amacı gütmekte olduğunu, mahkemenin müvekkili hakkında iş mahkemelerinde hazırlanmış kusur oranlarını dikkate alarak, hiçbir alacağının olmadığına dair ret kararı kurmasının tamamen hukuka aykırı olduğunu, davalı şirketin neredeyse müvekkilden aldığı ve kendi montajını yapmaya çalıştığı tamamen kendi sorumluluğu altındaki bir yerde sebep olduğu iş kazası gerekçe gösterilerek hem alacaktan hem sorumluktan aynı anda kurtulmasına yol açan bir karar alındığını, <br>      Rusya'da davalı şirket tarafından alınan işin tamamlanması için arıtma sisteminin ilgili yere götürülmüş, tesisin kurulması esnasında arıtma sisteminin infilak etmiş olduğunu, bilindiği üzere satış sözleşmesinde hasara kimin katlanacağının TBK m. 208'de düzenlenmiş olduğunu, buna göre  taşınır mallarda hasarın zilyetliğin devriyle birlikte alıcıya intikal etmekte olduğunu, dava konusu mal yönünden,  arıtma sistemi, parçalara ayrılabilir bir şekilde olduğuna ve tamamıyla eksiksiz bir şekilde teslim ettiğine dair ihtilaf bulunmadığını, Rusya'da gerçekleşen iş kazası dolayısıyla hasarın meydana gelmesi, alıcı olan davalı şirketin, arıtma sistemini zilyetliğine almasından sonra gerçekleştiğinden, hasarın davalıya intikal etmiş olduğunu, dolayısıyla davalı tarafın katlanması gerektiğini,<br>     mahkemenin sözleşmenin eser sözleşmesi olduğu yönündeki değerlendirmesinin hatalı olduğunu, zira sözleşmenin bir satım sözleşmesi olduğunu, müvekkilinin sistemi satıp teslim ettiğini, davalı şirketin bu ürünü kendi imkanlarıyla ve kendi çalışanlarıyla bağlantılarını kullanarak Rusya'daki bir fabrikaya kurmak istediğini, yalnız arıtma sistemini kurma noktasında, müvekkil şirketten yardım alabileceğini ilettiğini, bu yardım sözleşmenin doğrudan doğruya bir parçası olmayıp, tavsiye niteliğinde olduğunu, Bu sebeple, Rusya'da hayatını kaybeden Mehmet Coşkun, müvekkil şirket adına değil, resmi kayıtlı bir şekilde davalı şirket adına gitmiş olup, hiçbir şekilde müvekkil şirketin doğrudan doğruya tesisin kurulumunda dahlinin bulunmadığını, bunun en bariz örneğinin, vefat eden ve çalışan işçiler arasında, müvekkil şirketten hiçbir işçinin bulunmaması olduğunu, öte yandan, satılan bir ürünün montajının, sözleşmenin niteliğini değiştirmeyeceğini,  <br>     üstelik, malın montajı yahut kurulmasının, davanın reddine karar verilen miktar açısından, kesinlikle orantısız düşmekte olduğunu, montajın müvekkiline ait kabul edilse bile, montajın sözleşme bedelinde tutacağı miktarın son derece sınırlı olacağını, zaten dosyaya sunulan sözleşme teklifinde, montajın sözleşme bedelinin %10'una tekabül edebileceğinin yer almakta olduğunu, mahkeme sunulan sözleşme teklifini baz almayacaksa, ayrıca işin niteliğine göre belirleyeceği bilirkişi veya heyete montajın satış sözleşmesinin ne kadarlık kısmına denk gelebileceğine ilişkin bir hesaplama yaptırmasının da mümkün olduğunu,  <br>      her ne kadar dava alacağa ilişkin olmakla ve kusurun alacağa etkisi bulunmamakla birlikte, kazanın meydana geldiği Rusya'da kaza ile ilgili araştırmaların devam etmekte olduğunu, dava açıldığı an ellerinde olmayan ancak ilerleyen süreçte tespit edilen hususlara göre, kazanın boya ve vernik malzemeden kaynaklanan buharlaşmadan kaynaklanan bir patlama olduğunu, bunun ise muhtemelen kaynaktan  veya bir metal sürtmesinden ayakkabıdan v.b. kaynaklandığının belirtilmekte olduğunu, davalı tarafından imalatı yapılan havuzlardan yayılan boya ve vernikten biriken tiner gazının  bir ateşleyici ile patlaması ile olan ölümlü iş kazasında ve bu kazanın odanın boşaltılması sırasında yine davalının çalışanı tarafından yapılan kaynaktan olayın meydana geldiğinin tespit edildiğini, istinaf aşamasında veya dosyanın iadesi söz konusu olursa yargılama esnasında istenildiği takdirde dosyaya raporun tercümesinin sunulacağını belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>      HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.<br>      Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan faturaya dayalı bakiye alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.<br>     Davalı, davacının sözleşme konusu atıksu arıtma tesisinin imali, montajı, kurulumu ve devreye alınması edimlerini üstlendiğini, ancak işi tamamlamamış olması nedeniyle alacağının bulunmadığını, ayrıca kurulum esnasında davacı çalışanlarının kusuru nedeniyle tesiste mal ve can kaybına neden olacak bir patlama meydana geldiğini, bu nedenle oluşan zarardan dolayı da davacının alacak talebinde bulunamayacağını savunmuştur.<br>       Dosya kapsamından taraflar arasında atıksu arıtma sistemi imali, montajı, işletmeye alınması ve sistemi işletecek elemanların eğitilmesi işini konu alan eser sözleşmesi akdedildiği anlaşılmakta olup, davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.<br>      Yukarıda açıklandığı üzere davalının savunmasına konu ilk husus, davacının sözleşmeye konu işi tamamlamadığı ve bu nedenle alacağının bulunmadığı yönünde olup, götürü bedelli işlerde iş bedelinin tamamının ödenmemiş olması halinde, hak edilen ve ödenmeyen iş bedeli ya da iş sahibinin fazla ödemesi olup olmadığının belirlenmesi için, gerçekleştirilen imalatın  eksik ve kusurlar gözetilerek sözleşme ile üstlenilen işin tamamına göre fiziki oranı tespit edilip, bu oranın toplam götürü bedele uygulanmak ve kanıtlanan  ödemeler düşülmek suretiyle hesaplaması gerektiği Yargıtay-kapatılan-15 HD uygulamalarında kabul edilmektedir.(Yargıtay-kapatılan-15 HD 22/06/2017 tarih 2016/631 E., 2017/2693 K. sayılı ve 20/10/2016 tarih 2016/3714 E., 2016/4342 K. sayılı emsal kararları)<br>     Bu durumda mahkemece, davalının eksik iş savunmasını kanıtlaması halinde yukarıda açıklanan fiziki oran yöntemi uyarınca davacı yüklenicinin sözleşme uyarınca hak ettiği iş bedelinin tespiti gerekirken, bu hususta herhangi bir değerlendirmede bulunulmamış olması doğru görülmemiştir.<br>    Öte yandan davalının savunmasına konu diğer husus, kurulum esnasında davacı çalışanlarının kusuru nedeniyle tesiste mal ve can kaybına neden olacak bir patlama meydana geldiği, bu nedenle oluşan zarardan dolayı da davacının alacak talebinde bulunamayacağı yönünde olup, eser sözleşmesinin ifası sırasında yüklenici, iş sahibi veya üçüncü kişiler zarar görmüş ise, bu kapsamda yüklenicinin iş sahibinden, iş sahibinin de yükleniciden olan tazminat taleplerinin dayanağı TBK 112.vd maddelerinde düzenlenen borca aykırılık nedeniyle giderim yükümlülüğüdür.<br>    Bu durumda mahkemece, davalının bu beyanının oluşan zarar nedeniyle takas mahsup def’i niteliğinde olduğu dikkate alınarak, öncelikle söz konusu patlama nedeniyle oluşan zararın (zarara neden olan patlamanın nedeninin, zararın kesinleşip kesinleşmediğinin ve tutarının) dosyaya yabancı dilde sunulan ceza soruşturma dosyasının Türkçe tercümesi de getirtilerek tespiti ile akabinde bu zarardan kimin hangi oranda sorumlu olduğunun tespiti ve buna göre davacının hak ettiği iş bedelinden, sorumlu olduğu zarar tutarının mahsubu ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davalının patlama olayında kendisine atfedilen kusur oranında eser sözleşmesi bedelini ödemekten muaf tutulması suretiyle karar verilmesi de hatalıdır.<br>    Kaldı ki;  “TBK 470 ila 486 maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi hükümlerine göre, zararlandırıcı olayın gerçekleşmesine etkili olan yüklenici ve taşeronların kusurunun tespitinde, iş güvenliği mevzuatından da yararlanılması olanaklı ise de, sadece bu mevzuata göre yüklenicinin ve taşeronların kusuru belirlenemez. Eser sözleşmelerinde yüklenici yaptığı işin uzmanı olup, eser denilen sonucun gerçekleşmesini taahhüt eder. İş sahibinden talimat almaz, ona karşı bağımsızdır. Yanında işçi çalıştırıyorsa işçisine karşı da işveren durumundadır. Dolayısıyla eser sözleşmelerinde yüklenici işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatına göre iş yerinde tüm tedbirleri almak ve bu konuda denetimi sağlamak yükümlüğü altındadır. İşin uzmanı sayılan yüklenici Türk Borçlar Kanunu'nun 471. maddesi uyarınca yükümlendiği işin ifası sırasında gerekli özen ve dikkati göstermekle görevli olup yüklenici ve iş sahibinin kusuru işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatına göre çözümlenemez. Dolayısıyla tarafların olayın meydana gelmesinde kusurlarının bulunup bulunmadığı veya kusur oranları iş hukuku mevzuatı hükümlerine göre değil, eser sözleşmesi hükümleri doğrultusunda saptanmalıdır.”(Yargıtay 6 HD 26/09/2023 tarih 2022/2768 E.,  2023/2978 K. sayılı emsal kararı, Yargıtay-kapatılan-15 HD 11/01/2016 tarih 2015/3339 E., 2016/3 K. sayılı emsal kararı)<br>     Somut olaya döndüğümüzde, mahkemece, yukarıda açıklanan eser sözleşmesi ilkeleri gözetilmeden sadece işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatı ilkeleri doğrultusunda hazırlanan bilirkişi raporuna itibar edilerek karar verilmesi de isabetsizdir.<br>     Öte yandan dosya kapsamında mevcut davacı teklifi ve faturasında yer alan yüklenici firma unvanı ... Ltd. Şti. olduğu halde, iş bu davaya konu icra takibi ve dava farklı sicil numarasına sahip ...A.Ş. tarafından açılmış olmakla, mahkemece, öncelikle anılan şirketlerin ticaret sicil kayıtları celp edilerek bu hususun açıklığa kavuşturulması, taraf sıfatına ilişkin değerlendirmenin ardından yargılamaya devam edilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı görülmüştür.<br>     Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 355, 353/1-a/6 m. uyarınca hükmün kaldırılmasına ve yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınarak yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine, davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinim bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Gerekçe ile;<br>     1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Bursa....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/02/2024 tarih,... esas ve .... karar sayılı<br> KARARIN KALDIRILMASINA,<br>     Dairemiz kararında belirtilen hususlar dikkate alınarak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>2-Davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>3-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine,<br>     4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, <br>     5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinafa başvuran yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>       Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-g hükmü uyarınca  KESİN olmak üzere 25/11/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"77a8bdeb9a5f96056827bbe3f5970d31","SID":"89c2d7ca1c1bd5e3"}}