{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2026/1080 Esas   2026/1054 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2026/1080 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2026/1054<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/05/2026<br>NUMARASI\t\t: 2026/510 Esas<br>TALEP\t: İhtiyati Tedbir <br>TALEP TARİHİ\t: 21/05/2026<br>KARAR TARİHİ\t: 17/07/2026<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 17/07/2026<br><br>Taraflar arasındaki davalının şirket müdürlüğünden azli şirkete  kayyım atanması talepli davasında mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. <br>\tTALEP<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle;  defalarca usulsüz işlem yaptığı tespit edilen davalı ortağın 18/05/2026 tarihli olağanüstü genel kurulda kendisini şirket yönetiminde tek yetkili kişi durumuna getirdiğini, şirket kayıtlarında %49 (gerçekte %50) ortak olan müvekkilinin ise hiç söz hakkı tanınmadığını, davalının usulsüz harcamalar yaptığını bildirerek, davalı ortak ...'ın şirket müdürlüğünden azli, şirkete yönetim kayyımı atanması, mümkün olmaması halinde de şirketin içinin boşatılmasının engellenmesi bakımından şirket müdürlüğü yetkilerini sınırlandırılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiş, ayrıca  yargılama sonucunun beklenmesinin müvekkilinin, şirketin ve üçüncü şahısların ve devletin zararına sonuçlar doğurabileceğini, bu nedenle ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile kötü niyetle hareket eden, usulsüz işlemler yapan, şirket ile haksız rekabet yapmaya devam eden davalı ortağın  tensip ara kararı ile birlikte tedbiren şirket müdürlüğünden azline ve şirkete yönetim kayyımı atanmasına, bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde mevcut duruma uygun düşecek şekilde davalı ortağın şirket müdürlüğü yetkilerinin sınırlandırılmasına karar verilmesini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece;  davacı tarafın asıl talebinin ve ihtiyati tedbir talebinin; \"davalı ortak ...'ın şirket müdürlüğünden azli ve şirkete yönetim kayyımı atanması, bu talebin kabul edilmemesi halinde mevcut duruma uygun düşecek şekilde davalı ortağın yetkilerinin sınırlandırılması\" istemine ilişkin olduğu, buna göre davada ki asıl uyuşmazlık ile ihtiyati tedbir istenen konu aynı olduğundan,  davanın esasını çözer mahiyette ihtiyati tedbir kararı verilmesi mümkün olmadığından, yasal koşulları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbirin reddi ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı ortağın şirket müdürü yetkisini  kötüye kullandığını, davalı ortağın ihtarlara rağmen özen ve sadakat yükümlülüğüne aykırı davranmaya devam ettiğini, davalı ortağın rekabet yasağı  kuralına aykırı hareket ettiğini,  davalı ortağın yetkilerinin kaldırılmaması/sınırlandırılmaması halinde müvekkilinin ve şirketin hatta şirket ile hukuki ilişkisi bulunan herkesin telafisi mümkün olmayan zararlara uğratılmasının muhakkak olduğunu,  yaklaşık ispatın gerçekleştiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.<br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tTalep;HMK'nun 389 vd. maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.<br>\tHMK'nun 389/1. maddesine göre, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.<br>\tHMK'nun 390/3. maddesinde tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. <br>\tİhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır. <br>\tGerek 6102 Sayılı TTK ve gerekse özel yasalarda limited şirkete temsil kayyımı, atanmasına ilişkin bir hüküm bulunmamakla birlikte 6102 Sayılı TTK'nın 1. maddesinde \"Türk Ticaret Kanununun, Türk Medeni Kanununun ayrılmaz bir parçası\" olduğuna ilişkin hükmü karşısında konu ile ilgili 4721 Sayılı TMK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.<br>\tTürk Medeni Kanunun 426. maddesinde düzenlenen temsil kayyımlığı müessesesi, gerçek kişiler esas alınarak getirilmiş bir kurum olmakla birlikte tüzel kişiler içinde temsil kayyımı atanabileceği gerek öğretide (Türk Medeni Hukukunda Kayyımlık-Mustafa Alper Gümüş-Sh. 103) ve gerekse yargı kararlarında (Yargıtay 11.H.D.  1988 tarih 65-3848 sayı vb.) kabul görmektedir.<br>\tTürk Medeni Kanunu'nun 403/2. maddesinde kayyımın, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanacağı, 426. maddesinde vesayet makamının, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı atayacağı, kayyım atamasının yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel olmayacağı, 427. maddesinde ise bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanacağına ilişkin düzenlemeler yer almaktadır.\t<br>\t6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 630/(2) ve (3). maddelerinde de; her ortağın, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği, yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunacağı belirtilmiştir. <br>\tMevcut delil durumu ve dosya kapsamı itibariyle  davacının davalının usulsüz harcama yaptığı iddiası ile sunduğu dekontların usulsüz harcama mahiyetinde olup olmadığın a ve diğer iddiaları yönünden de  yaklaşık ispat koşulu oluşmadığı anlaşılmakla ,  ilk derece mahkemesince tedbir talebinin  yasal koşulları oluşmadığından  reddine ilişkin gerekçe ile   hüküm kurulmasında sonuç itibariyle bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi ara kararında usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığından ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Alınması gereken 732,00 TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, <br>\t3-Yapılan istinaf yargılama giderlerinin istinafa başvuran taraf üzerinde bırakılmasına, varsa kullanılmayan gider avansının istek halinde kendisine iadesine,   <br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br> \t Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-f. maddesi uyarınca  kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/07/2026<br><br>          Başkan-         Üye -                      Üye -              Zabıt Katibi-<br> </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1a301d4bd0290a1c1327424b124fbf19","SID":"66e9a0fa1d17cca3"}}