{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/2237 Esas<br>KARAR NO\t: 2026/1371 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI\t: 2024/543 Esas- 2025/558 Karar<br>TARİH: 02/07/2025<br>DAVA: Yönetim Kurulu Kararının Yoklukla Malul Olduğunun Tespiti Talebi<br>KARAR TARİHİ: 02/07/2026<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacılar vekili tarafından dava dosyasına sunulan dava dilekçesinde özetle; merkez <br>adresi, \"... Mah. ... Sk. ... No:... ... / İstanbul\" olan, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne kayıtlı ... mersis numaralı... Anonim Şirketi’nde, davacı ...’ın 54.955.109 payın, davacı şirket ... Anonim Şirketinin 17,515,472 payına sahip olduğunu, davacı ...’ın, şirketteki bütün payların %10,11'ine; davacı şirket ... Anonim Şirketi’nin ise şirketteki bütün payların %3.22'una sahip olduğunu, davacıların, şirketteki bütün payların %13,33'una sahip olduklarını, davalı ... üzerinden 21.06.2024 tarihinde gerçekleştirdiği duyuruya göre; \"Şirketimizin, Sermaye Piyasası Kurulu'nun II-22.1 sayılı Geri Alınan Paylar Tebliği ve 14.02.2023 tarih ve 9/177 sayılı İlke Kararı çerçevesinde ...'dan 21.03.2024-25.03.2024 tarihleri arasında geri alımını yaptığı 11.265.000 adet... A.Ş. (...) payları 20.06.2024 tarihinde, ... A.Ş.'nin Toptan Alış ve Satış İşlemlerine İlişkin Uygulama Usulü ve Esasları m. 7.1'de payları Borsa'da işlem gören ortaklıkların dahil oldukları aynı grup içerisinde ve grup içi ortaklar arasında yapılacak pay alış veya satışlarında şirket yönetiminin el değiştirmesine yol açmayacak işlemler için tanımlanan baz fiyat olan geçmiş 10 iş günü boyunca oluşmuş ağırlıklı ortalama fiyatların ortalaması olan 4,89 birim fiyat üzerinden toplam 55.085.850 TL bedel ile ... ...  A.Ş.'ye satılmıştır.\" şeklinde olduğunu, her ne kadar 14.02.2023 tarih ve 9/177 sayılı Kurul İlke Kararı ile pay geri alımının genel kurul kararı alınmaksızın yönetim kurulu kararı ile alınabileceği belirtilmişse de, mevcut yönetim kurulu üyelerinin görev süresinin 26/05/2024 tarihinde dolduğunu, yönetim Kurulunun görev süresinin 26.05.2024 tarihinde bitmesine rağmen; geri alım yapılan 11.265.000 adet payın, toplam 55.085.850 TL bedel ile 20.06.2024 tarihinde ... ...  A.Ş.'ye satıldığını, ... ...  A.Ş., ... ... A.Ş.'den 20.06.2024 tarihinde 4,89 birim fiyat üzerinden aldığı 11.265.000 adet... A.Ş. (...) paylarını 19.07.2024 tarihinde 9,64 - 9,68 fiyat aralığından 109.041.270,06 TL bedel ile ...'da sattığını, Anonim Şirketlerde süresi biten yönetim kurulu üyelerinin yerine yenilerinin seçilmesi için yapılan genel kurulda yeni yönetim kurulu üyelerinin seçilememesi veya genel kurulun toplanamaması nedeniyle seçim yapılamaması hallerinde; eski yönetim kurulu üyelerinin görevleri ancak “şirketin devamlılığı için gerekli ve zorunlu işlemler” veya “gecikmesinde sakınca bulunan iş ve işlemler” bakımından devam edebileceğini, Yönetim Kurulu üyelerinin görev süresinin 26/05/2024 tarihinde dolmasına rağmen yönetim kurulunun 20.06.2024 tarihinde 11.265.000 adet... A.Ş. (...) payını  toplam 55.085.850 TL bedel ile ... ... A.Ş.'ye sattığını, söz konusu kararın,  davalı ... ... A.Ş.'nin görev süresi biten yönetim kurulu üyeleri ... ve ...’ın aynı zamanda 11.265.000 adet... A.Ş. (...) payının satıldığı ... ... A.Ş.'nin pay sahipleri olduklarını, davalı Şirket'in 20.06.2024 tarihinde almış olduğu kararın, görev süresinin dolmasından sonra gerçekleştirildiği için, genel kurulun devredilmez yetkilerinin dolaylı olarak devrine yol açtığını, bu nedenle söz konusu kararın butlanla sakat olduğunu, davalı şirket tarafından, Sermaye Piyasası Kurulu'nun II-22.1 sayılı Geri Alınan Paylar Tebliği ve 14.02.2023 tarih ve 9/177 sayılı İlke Kararı çerçevesinde ...'dan 21.03.2024 tarihinde 4,93 TL – 4,99 TL fiyat aralığında (ortalama 4,9675 TL ) 2.000.000 adet pay, 22.03.2024 tarihinde 5,37 TL – 5,41 TL fiyat aralığında (ortalama 5,3873 TL ) 7,250.000 adet pay ve 25.03.2024 tarihinde 5,34 TL – 5,82 TL fiyat aralığında (ortalama 5,5136 TL ) 2.015.000 adet pay olmak üzere 11.265.000 adet ... ... A.Ş. (...) paylarının geri alındığını, şirket tarafından geri alınan paylarınortalama fiyatının 5,3353 TL olduğunu, buna karşılık davalı şirketin geri alınan payları 4,89 birim fiyat üzerinden toplam 55.085.850 TL bedel ile ... ...  A.Ş.'ye sattığını, toplam geri alım bedelinin 60.102.829 TL olduğunu,, şirketin geri aldığı payları 4,89 birim fiyat üzerinden satması neticesinde 5.016.979 TL zarar oluştuğunu, geri alınan payların alım tarihi ile satış tarihi arasında 3 ay bulunması ve ülkemizdeki enflasyonist ortam birlikte değerlendirildiğinde şirketin zararının daha da büyük olduğunun aşikar olduğunu, ... ... A.Ş.'nin 25 Haziran 2024 Tarihinde yapılan 2022 Yılı Olağan Genel Kurul 2. Toplantısında davacı şirket ... A.Ş. Vekili Av. ...tarafından ... ... A.Ş. Tarafından ortalama fiyatı 5,3353 TL üzerinden geri alınan payların, ... tarafından 4,89 TL'ye zararına satılması hususu ile ilişkili şirketin zarara uğratılıp uğratılmadığı, yatırımcıların korunup korunmadığının sorulduğunu, bilgi talebine net bir cevap verilmediğini, görev süresi dolan Yönetim Kurulu tarafından alınan bu satış kararı neticesinde şirketin zarara uğratıldığını ve şirketin sermayesinin korunmadığını, görev süresi dolan Yönetim Kurulu kararı, TTK madde 391/1'deörneklendirilen \"sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen\" kararlardan olduğunu; görev süresi dolan yönetim kurulu tarafından alınan bu kararın batıl olduğunu, yönetim kurulu tarafından 20.06.2024 tarihinde alınan 11.265.000 adet payın ... ... A.Ş.'ye satılmasına ilişkin kararın; yönetim kurulunun görev süresinin 26/05/2024 tarihinde son bulması, satışa ilişkin yönetim kurulu kararının “şirketin devamlılığı için gerekli ve zorunlu işlemler”den veya “gecikmesinde sakınca bulunan iş ve işlemler”den olmaması, görev süresi sona eren yönetim kurulunun görev süresi devam edercesine işlemler yapması nedeniyle genel kurulun devredilmez yetkilerinin dolaylı olarak devrine yol açması, şirketin geri aldığı payları, geri alım bedelinden daha düşük bir fiyata satması neticesinde yönetim kurulu kararının \"sermayenin korunması ilkesi\"ne aykırı olması sebepleriyle batıl olduğunu” beyan ederek  Davalarının kabul edilerek TTK m. 391 uyarınca yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespitine, tüm dava harç, masraf ve giderleri ile vekâlet ücretinin davalı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmişlerdir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının şirket yönetim kurulunun görev süresinin sona erdiğinden bahisle sözde \"şirketin organsız\" kaldığı iddiasının maddi ve hukuki  temelden tamamen yoksun olduğunu, öte yandan bu konuda ilk olarak belirtelim ki; her ne kadar Şirket yönetim kurulunun görev süresinin 26.05.2024 tarihinde sona erse de, mevzuatta görevi sona eren anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin bu sıfatlarının, görevlerinin kendiliğinden düşeceğine dair bir hüküm bulunmaması sebebiyle yönetim kurulu üyelerinin yeni yönetim seçilene kadar görevlerine devam edeceğinin kabul edildiğini, anonim şirketlerde görev süresi biten yönetim kurulu üyelerinin bu sıfatlarının kendiliğinden düşeceğine dair bir hüküm bulunmaması nedeniyle, yönetim kurulunun yeni yönetim seçilene kadar olağanüstü ve acil durumlar için görevlerine devam edeceklerinin kabulünün gerekeceği, bu nedenle, yönetim kurulu üyelerinin görev süresinin bitmesiyle şirketin kendiliğinden organsız kaldığından söz edilemeyeceğini, her ne kadar davacı tarafından şirketi temsil sürelerinin dolduğu iddia edilse de, temsil süresinin dolması şirketi kilitleyeceğinden yeni temsilci belirlenene kadar  acil ve önemli işlemlerde eski yönetim kurulu üyelerinin şirketi temsile yetkili olduğunu, söz konusu pay satışı görev süresi içinde verilmiş bir yönetim kurulu kararına dayanak yapılmış bir satış olduğunu, davacı tarafça batıl olduğu iddia edilen yönetim kurulu kararı, aynı yönetim kurulunun görev süresinin bittiği iddia edilen 26/05/2024 tarihinden önce, yani bizzat görevdeyken aldığı ve söz konusu pay satışına ilişkin işlemin yapılması için Sn....'a özel olarak yetki verdiği 24/05/2024 tarihli 2024/22 numaralı GEÇERLİ bir yönetim kurulu kararına dayandığını, bu kararı takiben 20.06.2024 tarihinde alınan 2024/29 ve 2024/32 numaralı kararlar ile de Şirket paylarının satın alınmasına ve ... ... A.Ş.'ye satışına ilişkin kararların alındığını, söz konusu kararların tamamının ekte paylaşıldığını, davacının ısrarla şirketin  görev süresi biten yönetim kurulu üyeleri ... ve ...'ın , aynı zamanda 11.265.000 adet ... ve ... A.Ş. (...) payının satıldığı ... ... A.Ş.'nin pay sahipleri olduğunun iddiasının asılsız olduğunu, davacının ısrarla bütün iddiasını dayandırdığı üzere bahse konu yönetim kurulu üyeleri olan ... ve ..., ... ... A.Ş. de pay sahibi olmadığı gibi, söz konusu pay satışı üzerinden sağlayacakları şahsi bir menfaat de bulunmadığını, lakin davacı tarafın bile isteye gerçeğe aykırı bir iddia ile halka açık şirketi ve dolayısıyla davalı yönetim kurulunu zan altına bırakmak sureti ile iftira attığını, davacı tarafın \"Şirket'in 20.06.2024 tarihinde tarihinde almış olduğu karar, görev süresinin dolmasından sonra gerçekleştirildiği için, bahse konu yönetim kurulu kararının görev süresinin dolmasından önce ve kurul bizzat görevdeyken aldığı 24/05/2024 tarihli 2024/22 numaralı geçerli bir yönetim kurulu kararına dayandığını, şirket yönetim kurulu, otomatik olarak mevzuattan kaynaklanan sebeplerle görevine devam etmekte ve dolayısıyla halka açık bir şirketin yönetim kurulu görevini yaparken mevzuatın izin verdiği ölçüde, yürürlükte olan önemli işlemlere ilişkin mevzuat hükümlerini ihlal etmeden,  şirket paylarının alım ve satımına ilişkin karar alması kadar doğal bir durum olmadığını, bununla birlikte zarar iddiasının da gerçeği yansıtmadığını, zarar iddiasında bulunanın bunu da ispat etmekle yükümlü olduğunu, davalı Şirket tarafından, Sermaye Piyasası Kurulu'nun II-22.1 sayılı Geri Alınan Paylar Tebliği ve 14.02.2023 tarih ve 9/177 sayılı İlke Kararı çerçevesinde ...'dan 21.03.2024 tarihinde 4,93 TL – 4,99 TL fiyat aralığında (ortalama 4,9675 TL) 2.000.000 adet pay, 22.03.2024 tarihinde 5,37 TL – 5,41 TL fiyat aralığında (ortalama 5,3873 TL) 7,250.000 adet pay ve 25.03.2024 tarihinde 5,34 TL – 5,82 TL fiyat aralığında (ortalama 5,5136 TL) 2.015.000 adet pay olmak üzere  11.265.000 adet... A.Ş. (...) paylarının geri alındığını, davalı şirket tarafından geri alınan payların ortalama fiyatının 5,3353 TL olduğunu, buna karşılık davalı şirketin, geri alınan payları, 4,89 birim fiyat üzerinden toplam 55.085.850 TL bedel ile ... ...  A.Ş.' ye sattığını, ... ... A.Ş.’nin ise 19.07.2024 tarihinde 9,64 - 9,68 fiyat aralığından 109.041.270,06 TL bedel ile ...'da sattığını, davacıların, bahse konu satış dolayısıyla Şirketin 5.016.979 TL zararının oluştuğunu,  irketin imtiyazlı pay sahiplerinden oluşan yönetim kurulu üyelerinin, pay sahibi olduğu diğer şirketlere menfaat sağladığına dair ifadesinin tamamen mesnetsiz olduğunu, yukarıda 4.2'de bahsedildiği üzere, Şirket yönetim kurulu üyeleri - ki burada yine ısrarla ... ve ...'ın adı zikredilmektedir- ... ... A.Ş. de pay sahibi olmadığı gibi, söz konusu pay satışı üzerinden sağlayacakları şahsi bir menfaat de bulunmadığını, ...’ın ... Hisselerini Satışına İlişkin Olarak Şirket'in Zararına Sebep Olduğu İddiasına yönelik olarak, bu iddianın kabulünün mümkün olmadığını, keza tamamen dönemsel veriye dayanan sübjektif bir iddia olduğunu, davaya konu pay satış işlemi aşağıdaki olay sıralamasında gerçekleştirildiğini, Sermaye Piyasası Kurulunun 14 Şubat 2023 tarihli ve 9/177 sayılı İlke Kararı çerçevesinde; ... ... A.Ş  paylarında sağlıklı fiyat oluşumuna katkıda bulunulması ve pay sahiplerinin menfaatlerinin korunması amacıyla,  Şirket tarafından 21.03.2024-25.03.2024 tarihleri arasında Borsadan 60.102.718,09 TL tutarında 11.265.000 adet kendi payını geri alım yaptığını, yönetim kurulunun, 20.06.2024 tarihinde 11.265.000 adet payı, ... A.Ş.'nin Toptan Alış ve Satış İşlemlerine İlişkin Uygulama Usulü ve Esasları m. 7.1 çerçevesinde, payları Borsa'da işlem gören ortaklıkların dahil oldukları aynı grup içerisinde ve grup içi ortaklar arasında yapılacak pay alış veya satışlarında şirket yönetiminin el değiştirmesine yol açmayacak işlemler için tanımlanan baz fiyat olan geçmiş 10 iş günü boyunca oluşmuş ağırlıklı ortalama fiyatların ortalaması alınarak toplam 55.085.850 TL bedel ile  ... ...  A.Ş.' ye satıldığını, ... ... tarafından 20.06.2024 tarihinde 4,89 birim fiyat üzerinden aldığı 11.265.000 adet... A.Ş. (...) payların 19.07.2024 tarihinde 9,64 - 9,68 fiyat aralığından 109.041.270,06 TL bedel ile ...'da satıldığını,” beyan ederek, dava dilekçesinde yer alan  maddi ve hukuki dayanaktanve hukuki yarardan yoksun tüm iddia ve talepler ile haksız davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı taraf üstünde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi 02/07/2025 tarih ve 2024/543 Esas- 2025/558 Karar sayılı kararında;<br>Davanın, davacıların davalı ... .... A.Ş'de hisse sahibi oldukları, 20.06.2024 tarihli Yönetim Kurulu Kararı ile hisse satış işlemlerinin görev sürelerinin bitiminden sonra yapıldığı gerekçesiyle yönetim kurulu kararının yok hükmünde  olduğunun tespiti talebine ilişkin olduğu, dosya içerisine İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü yazısı uyarınca davalı şirketin ana sözleşmesinin 30.03.1982 tarihinde tescil edildiği, şirket yetkililerinin her birinin göreve başlama tarihinin farklı olduğu ancak görev bitim tarihlerinin 26.05.2024 olduğu, yönetim kurulu üyelerinin ise göreve başlama tarihlerinin 26.05.2021 olduğunun tespit edildiği, uyuşmazlığın 20.06.2024 tarihli ve 2024/32 sayılı kararın, yönetim kurulunun görev süresinin sonra ermesinden sonra alınması nedeniyle hisse satış işlemlerinin görev sürelerinin bitiminden sonra yapılıp yapılmadığı, eğer görev süreleri bitmiş ise mevcut yetkilerinin görev süresi dolsa bile yeni yönetim göreve başlayıncaya kadar geçerli olup olmadığı ve alınan yönetim kurulu kararının yok hükmünde  olup olmadığı hususlarında olduğu, uyuşmazlık hususunda heyeti raporu alındığı, teknik bilirkişi heyeti tarafından butlanı talep edilen yönetim kurulu karar defterinin incelenmesi sonucu 20.06.2024 tarihli 2024/32 numaralı kararın butlanı talep edilen \" ... .... A.Ş.'ye yapılan hisse satışına ilişkin olmadığı \" toplantı gündeminin \" Bugünkü toplantıda şirket genel müdürü, şirket faaliyetleri ve valilik sonuçları hakkında Yönetim Kurulu Bilgilendirilmiştir. \" şeklinde olduğu tespit edilmiştir. Mahkeme dosyasına butlanı talep edilen 20.06.2024 tarihli 2024/32 karar numaralı Yönetim Kurulu Kararının incelenmesi sonucu karar defterinde böyle bir bilginin olmadığının tespit edildiği, yani yönetim kurulu tarafından 20.06.2024 tarihli böyle bir karar alınmış ise de mahkeme dosyasına ibraz edilen 2024/32 karar no'lu yönetim kurulu karar defterinde böyle bir kararın hiç olmadığı, TTK 64/4. Maddesi uyarınca yönetim kurulu karar defteri ticari nitelikte bir defter olup fiziki ortamda veya elektronik ortamda nasıl tutulması gerektiği açık bir şekilde belirtilerek alınan kararların karar tarihi, karar sayısı, toplantıda hazır bulunanlar, kararın içeriği ve üyelerin imzalarının bulunmasının bir zorunluluk şartı olduğu, TTK 390/son maddesinde ise \" Kararların geçerliliği yazılıp imza edilmiş olmalarına bağlıdır. \" Toplantı sırasında alınmış olan kararların yönetim kurulu tarafından karar defterine karar tarihi, karar sayısı, toplantıda hazır bulunanlar ile kararın içeriği yazılarak imzalanması gerekmektedir. Maddede belirtildiği şekilde sayılan bu kriterler geçerlilik şartı olduğu, bunun yanında toplantı yapılmadan üyelerden birinin yapacağı bir öneriye karşılık diğer yönetim kurulu üyelerinin yazılı onayının alınması ve onay imzalarının bulunduğu kağıtların tümünün yönetim kurulu karar defterine yapıştırılması veya kabul edenlerin imzalarını içeren bir karara bağlanarak karar defterine geçirilmesi TTK'nın 390/4.maddesi uyarınca bir geçerlilik şartı olduğu, yani toplantı yapılmadan karar defteri dışında bir karar alınması durumunda ayrı bir kağıtta bulunan imzaların karar defterine yapıştırılması bir geçerlilik şartı olduğu, baştan toplantı yapılarak bir karar almak yerine, ayrı bir kağıda yazılıp üyelerce imzalanarak karar defterine eklenmesinin de mümkün olduğu, somut olayda 20.06.2024 tarihli 32 sayılı iki adet yönetim kurulu kararı bulunduğu, aynı tarihli ve yine aynı sayılı \"Hisse satışına ilişkin\" kararın yönetim kurulu karar defterine kaydedilmediğinin tespit edildiği, dava konusu edilen ve hisse satışına ilişkin 20.06.2024 tarihli 32 numaralı karar yönetim kurulu karar defterinde kayıtlı olmayıp haricen eklendiğini, oysa, TTK'nın 390/son maddesi uyarınca kararların  geçerliliği yazılı ve imzalı olmasına bağlı olup bu durum bir geçerlilik şartı olduğunu, Yönetim kurulu karar defterini ayrı tarihte sayıya sahip \"Hisse satışına ilişkin olmayan karar\" yönetim kurulu defterine kaydedildiğini, butlanı istenen karar yani dava dışı \"... .... A.Ş.'ye hisse satışına ilişkin karar\" yönetim kurulu karar defterine kaydedilmediğini, bunun yanında toplantı yapılmadan doğrudan alınan bir karar olduğu düşünülse bile üyelerin isimleri tarih ve imzaları ile eğer ayrı bir kağıda yazılmış ise karar defterine yapıştırılması geçerliliğini etkilemeyeceği, ancak somut olayda butlanı istenen hisse satışına ilişkin böyle bir kararın yönetim kurulu karar defterine hiç kaydedilmediğini, 20.06.2024 tarihli ve 32 sıra numaralı iki farklı karar olup karar defterine de hisse satışına ilişkin karar yerine \"Bugünkü toplantıda şirket genel müdürü, şirket faaliyetleri ve faaliyet sonuçları hakkında yönetim kurulu bilgilendirilmiştir.\" şeklinde bir karar olduğu, diğer kararın ise aynı tarih ve sıra numaralı olarak alındığı ancak yönetim kurulu karar defterine hiç kaydedilmediği, bu haliyle hukuki yaptırımının yokluk olduğu anlaşılmakla dava konusu edilen 20.06.2024 tarihli 32 sıra numaralı \"Hisse satışına ilişkin kararın\" aynı tarihli ve sıra numaralı olarak başka bir kararın yönetim kurulu defterinde mevcut olduğu ve yokluğu istenen kararın ise TTK 64/4. ve TTK 390/son maddelerindeki geçerlilik şartının mevcut olmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne ve kararın yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada mevcut beyan, savunma ve itirazlar ile delillerin dikkate alınmadığını, kararda bahsedilmediğini, cevap dilekçesinde belirtilen hususlar, beyanları, delilleri ve itirazları ile delil listemizde sunulan özellikle 2024/22 sayılı Yönetim Kurulu kararı ve bilirkişilerin incelemede özellikle dikkkate almaları için dosyaya sunulan 28.02.2025 tarihli beyanları iş bu dosya nezdinde hiç bir şekilde dikkate alınmadığını, ... tarafından tamamen keyfi şekilde bir karar tesis edildiğini, davacı tarafından açılan davanın dilekçesinde; müvekkil şirketin ... üzerinden 21.06.2024 tarihinde gerçekleştirdiği duyuruya ilişkin alınan Yönetim Kurulu Kararının butlanı talep edildiğini, dava konusu 21.06.2024 tarihli ... açıklamasına konu yönetim kurulu kararı olduğunu, cevap dilekçesi ve delillerinde bu kararın imzalı olarak sunulmakla birlikte, bahse konu karar sehven yönetim kurulu karar defterine eklenmediğini, bu husus defter incelemesi esnasında fark ve tespit edildiğini, bu tespit ile birlikte, cevap dilekçesi çerçevesinde beyan edilen hususların netleştirilmesi ve Birlikişi Heyeti tarafından oluşturulacak raporda dikkate alınması gereken hususların altının çizilmesi ihtiyacı doğduğunu ve bu durum da dosyaya sunulan ve Bilirkişilere de ayrıca tebliğ edilen 28.02.2025 tarihli beyanlarında ve sonrasında rapora ilişkin itirazlarında dile getirildiğini, davanın esasına ve incelemeye konu edilmesini talep edildiğini ve karar aşamasında hiç bir şekilde bu iddiaların dikkate alınmadığını, Yönetim Kurulu tarafından ... pay satışına ilişkin alınan KURUCU nitelikteki karar 24/05/2024 tarihli 2024/22 numaralı karar olduğunu, bu karar Yönetim Kurulunun görev süresi içerisinde alındığını ve hukuken geçerli olduğunu, dava dosyasına sunulan ve bu kararın devamı niteliğinde olan 21/06/2024 tarihli ve 2024/32 numaralı karar, kurucu nitelikteki 24/05/2024 tarihli 2024/22 numaralı kararın içerisinde yer alan hususlara ilişkin belirli detayları açıklayan ve tamamlayıcı nitelikte bir karar olduğunu, iki karar da;  belirlenen bir dönem için, belirlenen bir kişiye ve belirlenen bir formüle dayanarak pay satış yetkisi verilmesine ilişkin olduğunu, bahse konu 2.kararda yeni olan tek husus; önceki kararda belirlenen formül çerçevesinde pay satış fiyatının hesaplanarak kararda 4,89 TL birim fiyat olarak belirtildiğini, bu kararın 22 No’lu karara ek olarak alınmış bir karar olduğunu, hukuki sonuç, ilk alınan karar ile doğduğunu, sonradan alınan karar tamamlayıcı bir nitelik taşıdığını, yeni bir işlem olarak olarak değerlendirilemeyeceğini, bu karar sehven deftere yapıştırılmadığını, Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 390. maddesi uyarınca yazılı ve imzalı olduğunu, bu madde uyarınca kararın deftere yapıştırılmasına ilişkin bir şekli zorunluluktan bahsedilemeyeceğini, bu nedenle, deftere yapıştırılmamış olmasının kararın geçerliliği etkilemediğini, hiç bir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, Yönetim Kurulu’nun görev süresi sona ermiş olsa dahi, alınan ikinci kararın geçerliliği sorgulanamayacağını, bu karar, önceki kurucu kararın devamı niteliğinde olduğunu, önceki kurucu kararını açıklayıcı mahiyette olduğunu, davacının şirket yönetim kurulunun görev süresinin sona erdiğinden bahisle sözde \"şirketin organsız \" kaldığı iddiası maddi ve hukuki  temelden tamamen yoksun olduğunu, bununla birlikte, her ne kadar şirket yönetim kurulunun görev süresi 26.05.2024 tarihinde sona erse de, mevzuatımızda görevi sona eren anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin bu sıfatlarının, görevlerinin kendiliğinden düşeceğine dair bir hüküm bulunmaması sebebiyle yönetim kurulu üyelerinin yeni yönetim seçilene kadar görevlerine devam edeceğinin kabul edildiğini, bu hususa ilişkin ilgili yargı kararları dosyaya sunulduğunu, dosyaya sunulan bilirkişi raporunun hatalı, eksik, ve safi kanaate dayalı olup mahkeme kararına dayanak yapılamayacağını, rapora itiraz dilekçesinde bu hatalı tespitlerin tek tek belirtildiğini, bu itirazların ve yeni bir heyetten rapor alınması talebinin yok sayıldığını, davalı şirkete atanan kayyım heyeti tarafından vekalet verilen Av. ... tarafından şirket ile kayyımlar bir hukuki ihtilaf içindeymişcesine, hatta bizzat davacı vekili gibi hareket edilerek, şirketin aleyhine beyanlar verildiğini, şirketin adil yargılanma ve savunma hakkının gasp edilmeye  çalışıldığını, bunun en net ispatı, hiç bir yasal dayanağı olmayan beyanlar ile adeta davacı ile işbirliği yaparak davayı istinaf dahi etmediğini, bu sebeplerle, bahse konu vekil tarafından dosyaya sunulan ve aleyhe olan hiç bir iddia, beyanı kabul etmediklerini ileri sürerek; arz ve izah edilen ve re'sen gözönüne alıncak nedenlerle kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. <br>Dava; davalı şirketin 20/06/2024 tarih ve 2024/32 sayılı davalı şirketçe geri alınan payların dava dışı .........A.Ş.'ye satılmasına ilişkin yönetim kurulu kararının yoklukla malul olduğunun tespiti talebine ilişkindir. <br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>Somut uyuşmazlıkta istinafa gelen temel ihtilaf davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin görev sürelerinin 26/05/2024 tarihinde sona ermesi sebebiyle bu tarihten sonra alınan dava konusu yönetim kurulu kararının yoklukla malul olup olmadığı, görev süresi sona eren yönetim kurulu üyelerinin dava konusu kararı alma yetkilerinin bulunup bulunmadığı hususlarındadır. Davacı tarafından iş bu davada yönetim kurulu kararının TTK'nın 390 maddesine göre usulüne uygun olarak toplanmadığına ve bu maddeye uygun olarak karar alınmadığına dair  bir iddiası bulunmadığı gibi toplantıya katılan/katılmayan yönetim kurulu üyeleri tarafından da söz konusu karar hakkında bu gerekçe ile yoklukla malul olduğunun tespitine ilişkin dava açıldığı yönünde bir iddia ileri sürülmemiştir. TTK'nın 390/5 maddesi uyarınca kararların geçerliliği yazılıp imza edilmiş olmaları şartına bağlıdır. TTK'nın 390/4 maddesinde çağrısız yapılan yönetim kurulu toplantısına ilişkin olup, bu toplantıda alınan kararların geçerlilik şartlarını düzenlemiştir.  Dava konusu yönetim kurulu toplantısının TTK'nın 390/4 maddesine göre yapıldığı taraflarca iddia edilmediği gibi buna ilişkin dosyaya herhangi bir delil de ibraz edilmemiştir. Mahkemece yapılan tespitin aksine davacı şekil şartlarına uygun olarak kabul ettiği ve taraflar arasında varlığı ihtilaf konusu olmayan dava konusu 20/06/2024 tarih ve 2024/32 sayılı kararın yönetim kurulu üyelerinin yetkisiz olmaları sebebiyle yoklukla malul olduğunun tespitini talep etmiştir. Bu sebeple Mahkemece taraflarca da ileri sürülmemesine rağmen TTK'nın 390 maddesine göre sadece şekli bir denetim yaparak uyuşmazlığın temelini oluşturan taraf iddia ve savunmaları hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmaması, TTK'nın 390 maddesi uyarınca yapılan değerlendirmenin de kararın 390/5 maddesi uyarınca şekli olarak geçerli olduğu gözetildiğinde dosya kapsamı ile uyumlu olmaması usul ve yasaya aykırı olmuştur. <br>Taraflar arasında asıl ihtilaf konusu olan yönetim kurulu üyelerinin görev süresinin sona ermesi sebebiyle dava konusu yönetim kurulu kararını alma yetkilerinin bulunup bulunmadığına ilişkin iddia yönünden ise,  6102 sayılı TTK'da anonim şirketlerde görev süresi sona eren yönetim kurulu üyelerinin bu sıfatlarının, salt sürenin sona ermesi ile kendiliğinden düşeceğine ilişkin hüküm bulunmadığı, görev süresi sona eren üyelerin üyeliğinin askıda ve devam ettiği, yeni yönetim kurulu seçilene ve göreve başlayana kadar eski yönetimin görevine devam edeceği ve şirketin organsız kalmadığı açıktır. Ancak görev süresi sona eren yönetim kurulu üyelerinin üyeliklerinin askıda olduğu gözetildiğinde yönetim kurulunun yetkili yönetim kurulu gibi şirketle ilgili kanun ve ana sözleşme gereği yetkilendirildiği her işlemi değil, yeni yönetim seçilene kadar şirketin devamlılığı için gecikmesinde sakınca bulunan olağanüstü ve acil durumlar için görevlerine devam edebilecekleri ve bu kapsamdaki işlemleri yapabileceklerinin kabulü gerekmektedir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 25/02/2014 tarih ve 2012/13135 esas- 2014/3515 karar sayalı, 18/01/2010 tarih ve 2008/9158 esas-2010/428 karar sayılı ilamı) Bu açıklamalara göre dava konusu davalı şirketçe geri alınan payların dava dışı şirkete satışına ilişkin ve bilirkişi incelemesi ile davalı şirketin zararına olduğu tespit edilen satış işleminin şirketin devamlılığı için gecikmesinde sakınca bulunan olağanüstü ve acil durum kapsamında değerlendirilemeyeceği çok açıktır. Bu sebeple görev süresi sona eren yönetim kurulu üyelerinin bu kararı alma yetkisi bulunmadığından karar yok hükmündedir. Davalı vekili tarafından söz konusu kararın yönetim kurulu üyelerinin görev süresi sona ermeden alınan 24/05/2024 tarih ve 2024/22 karar sayılı yönetim kurulu kararının devamı niteliğinde olduğu ileri sürülmüş ise de, 24/05/2024 tarih ve 2024/22 kararın şirket paylarının satışı hususunda yetki verilmesine, dava konusu kararın ise şirket paylarının belirlenen fiyat üzerinden  .........A.Ş.'ye satışına ilişkin olduğu, yani  söz konusu iki kararın birbirinden farklı kararlar olduğu ve dava konusu kararın devam niteliği taşıyan bir karar olmadığı anlaşıldığından söz konusu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Kararın belirtilen sebeplerle yok hükmünde olduğu tespit edildiğinden davalının bilirkişi raporuna itirazları hakkında rapor alınmasının da sonuca etkisi bulunmamaktadır. Mahkemece yapılan değerlendirme yukarıda belirtilen gerekçe ile hatalı olduğundan Dairemizce gerekçe düzeltilmek suretiyle karar verilmiştir. <br>Sonuç olarak, davalının istinaf başvurusunun usulen kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davalının istinaf başvurusunun USULEN KABULÜ İLE,<br> İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/07/2025 tarih ve 2024/543 Esas-2025/558 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, <br>2-Açılan davanın KABULÜ ile,<br>-Davalı şirketin 20/06/2024 tarih ve 2024/32 sayılı Yönetim Kurulu Kararının YOK HÜKMÜNDE OLDUĞUNUN TESPİTİNE,<br>-Karar kesinleştiğinde İstanbul Ticaret Sicil Gazetesine bildirilmesine, <br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: <br>3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu ve tarifesi gereğince alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından davacılar tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile 304,40 TL bakiye harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>4-Davacılar tarafından yatırılan 427,60-TL peşin harç, 427,60-TL başvurma harcı ile yargılama aşamasında yatırılan 67,00-TL tebligat, posta ve müzekkere gideri ve 16.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 16.922,2‬0-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine,<br>5-Davacılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden davalı aleyhine istinafa gelinmediği gözetilerek karar tarihinde geçerli AAÜT uyarınca takdir edilen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, <br>6-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>7-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran taraflara iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN: <br>8-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, <br>9-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,<br>10-Davalı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 520,00 TL dosyanın istinafa gidiş dönüş masrafı olmak üzere toplam 2.203,10 TL'nin davacılardan tahsili ile davalıya verilmesine,<br>11-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran taraflara iadesine, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 02/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.   </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4cee8d59e1b82e1c","SID":"87e1cf47bfa4ac69"}}