{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/2041 <br>KARAR NO:2026/856<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ:20.04.2021<br>NUMARASI:2018/1459 Esas - 2021/521 Karar <br>DAVA:İtirazın İptali (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasındaki satım sözleşmesinden kaynaklanan borcun ödenmemesi üzerine İstanbul 1. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını savunarak, davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Mahkemece toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda; davanın faturadan doğan  alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, davalı tarafın borcu kabul etmediği, davacı tarafın takip dayanağı faturaya konu malları davalıya teslim ettiğini ispat etmesi gerektiği, davacı tarafın kendi ticari defterlerine göre 33.899,41 TL alacaklı olduğu, davalı tarafın ise ihtaratlı davetiye tebliğine rağmen ticari defterlerini sunmadığı, ancak bir tarafın ticari defterlerinin ibrazının istenebilmesi ve talep edilmesine rağmen ticari defterlerin ibraz edilmemesinin defter sahibinin aleyhine sonuç doğurmasının, ancak karşı tarafın münhasır delil olarak buna dayanmasına bağlı olduğu(Emsal: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12/10/2016 tarihli 2014/11-1159 E., 2016/967 K. sayılı kararı), davacının ise davalının ticari defterlerine münhasır delil olarak dayanmadığı,  davacı vekilince sunulan irsaliyeli fatura suretinin teslim alan kısmında isim ve imza olmadığı, sevk irsaliyesinin teslim alan kısmının okunaksız olduğundan delil olarak dikkate alınamayacağı, dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanılmamış olması nedeniyle mahkememizce davacı tarafa yemin delilinin hatırlatılmadığı, davacının iddiasını ispat edemediği, dolayısıyla davanın sübuta ermediği...\"  gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemenin çıkardığı ihtarlı davete rağmen davalının ticari defterlerini ibrazdan kaçınması ile HMK'nın 222. maddesine göre davacı defterlerinin kesin delil halini aldığını, bu nedenle davalının ticari defterlerine münhasıran dayanılmasına gerek bulunmadığını ve müvekkilinin usulüne uygun defterlerinden belirlenen alacağın tahsili gerektiğini, ticari defterlerin ispat gücüne ilişkin bir çok Yargıtay kararının da bu yönde olduğunu,  davalının tutmakla yükümlü olduğu ticari defterleri mahkemenin ihtarına rağmen gerekçesiz olarak sunmaması ile davacının defterlerindeki kayıtlara itibar edilmesi gerektiğini, davalının borcunun bizzat davalının defterlerinde bulunmasına rağmen borçluluğunun ortaya çıkmaması için defterlerini ibrazdan kaçındığını,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE<br>Dava, satım sözlemesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasındaki satım sözleşmesi kapsamında davacının, davalıya bir adet makine sattığı ve bu satım nedeniyle düzenlenen 26.12.2011 tarihli 33.890 TL bedelli bir adet fatura nedeniyle alacaklı olduğu belirtilerek, faturaya dayalı olarak ilamsız takip başlatılmıştır. Davalınnı süresinde itiraz etmesi üzerine takibin durduğu, davanın bir yıllık hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesince tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi için ara karar oluşturulmuş, davalının ticari defterlerini ihtara rağmen sunmadığı görülmüştür. Davacının sunduğu ticari defterler bilirkişi tarafından incelenerek 28.06.2019 tarihli bilirkişi raporu düzenlenmiştir. Anılan rapora göre, davacının 2010 ve 2011 yılı yevmiye defterinin kapanış tasdikini yaptırmadığı, 2012,2013 ve 2014 yılı kebir defteri ile envanter defterinin boş olduğu ve 2015 yılı defterinin sunulduğu belirlenmiştir. Raporda, makine satışı için 04.06.20009 tarihli sevk irsaliyesi düzenlendiği ve 18.000 USD bedelli senet alındığı belirlenmiştir. Bu durumda sevk irsaliyesinin 2009 yılında düzenlenmesine rağmen faturanın 2011 yılında düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bilirkişinin tespitine göre davacının ticari defterlerinin usulüne uygun düzenlenmediği, ticari defterlerin kapanış tasdiklerinin zamanında yapılmadığı ve bir kısım defterlerin boş olduğu anlaşılmakla davacı defterlerinin delil niteliğinde olmadığı anlaşılmaktadır.Davalının teslim aldığı faturayı BA formu ile vergi dairesine bildirdiği kanıtlanmamıştır. Mahkemece, teslime ilişkin sevk irsaliyesinin okunaklı olmadığı ve malın kime teslim edildiğinin anlaşılmadığı, davacının yemin deliline başvurmadığı belirtilmiş olup, bu yönlere ilişkin bir istinaf nedeni bulunmamaktadır. Satım sözleşmesinde, satılan emtianın teslim edildiğini kanıtlama yükümlülüğü satıcıya aittir. Satıcı usulüne uygun sevk irsaliyesi veya başka bir yazılı belge ile satılan emtianın alıcıya teslim edildiğini kanıtlamakla yükümlüdür. Esasında HMK'nın 190 ve TMK'nın 6.maddesine göre de bu bir vakıadan kendi lehine hak çıkaran taraf bu vakıayı ispatla yükümlüdür. Davacının usulüne uygun bir yazılı belge ile teslimi kanıtlamadığı açıktır.Davacı vekili, davalının mahkeme ihtarına rağmen ticari defterlerini sunmadığını ve bu nedenle müvekkilinin ticari defterlerindeki alacak kaydının esas alınarak karar verilmesi gerektiğini ileri sürmektedir. Bilirkişi raporundaki tespitlere göre davacı defterleri de usulüne uygun şekilde düzenlenmemiştir.HMK'nın 222. maddesine göre, ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer   tarafın  ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.  Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde  ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir.TTK'nın 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan  bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza  uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu  sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf,  faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının ticari defterlerindeki kayıtlar kendi aleyhine delil teşkil eder. Ancak, dava konusu faturanın davalıya tebliğ edildiği de kanıtlanmamıştır.Dava konusu ürünlerin teslimi hukuki bir işlem olup, ancak TMK'nın 6. ve HMK'nın 190 ve 200. maddeleri gereği yazılı delillerle ispat edilebilir. Dosyaya ibraz edilen fatura, malın teslim edildiğini göstermez. Davacı yasal delillerle teslim olgusunu ispat etmelidir. Davacı, münhasıran davalının ticari defterlerine dalanmamıştır. Bu nedenle davalının ticari defterlerini ibraz etmemesi nedeniyle, davacının usulsüz defterlerindeki alacak kaydına itibar edilmesi gerektiğine ilişkin davacı istinafı yerinde değildir.Dava konusu fatura ticari satıma ilişkindir. Davalı tarafça fatura ve fatura konusu ürünlerin teslimi kabul edilmemiş ve aksi, davalı tarafça ispatlanamamıştır. Teslim  hukuki bir işlem olup dava değeri itibariyle bu konuda karşı tarafın muvafakatı olmaksızın tanık dinlemeyeceğinden, aksine iddialar yerinde değildir. Davacı, fatura konusu alacak iddiasını ispatlamadığında mahkemece verilen ret kararında ve gerekçesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; <br>1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, <br>2-Davacı  tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf  karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>3-Davacı  tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 30.04.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.<br>KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"39cdb5ca2c4aab0d6414369b83e5e87b","SID":"93bbbe94b7cf41ba"}}