{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO\t: 2026/911 <br>KARAR NO\t: 2026/1662<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 27/11/2025<br>NUMARASI\t: 2025/462 Esas - 2025/994 Karar\t<br>DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 08/07/2026<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;    <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ         :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davalı sigorta şirketine  ihtiyari mali mesuliyet sigorta poliçe numarasıyla sigortalı  ... plakalı araç, 25.07.2024 tarihinde müvekkiline ait ... plakalı araca çarparak hasarlanmasına neden olduğunu, bu kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsü %100 kusurlu olduğunu, kaza sonrası müvekkili kendi kasko sigorta şirketine (... A.Ş.) başvuruda bulunmuş ve sigorta şirketince atanan eksperce müvekkile ait araçta 188,479.25-TL hasar meydana geldiği tespit edildiğini, ... Sigorta şirketi tarafından 124.875,95TL rücu en hasar bedeli ödemesi ve  75.124,05TL değer kaybı ödemesi yapılarak poliçe limiti tüketildiğini, kaza tespit tutanağına istinaden müvekkilinin aracında gerçekleşen değer kaybı zararının tazmini amacıyla davalı aracın ... şirketine (... A.Ş.) karşı Sigorta Tahkim Komisyonun 26/09/2024 – ... başvuru tarih ve numaralı dosyasına açılan davada alınan bilirkişi raporunda \"...araç üzerinde 165.000,00 TL değer kaybı\" hesaplaması yapıldığını belirterek  fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla HMK 107/1. madde gereğince belirsiz alacak davasının kabulüne, şimdilik 100,00-TL değer kaybı tazminatının, poliçe limitleri dâhilinde,  25.07.2024-kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizinden aşağı olmamak üzere enflasyon oranında faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu 25.07.2024 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu, ... plaka sayılı aracın hasara uğradığını beyan ve iddia ederek, ... davacı bakiye hasar tazminatı için Sigorta Tahkim Komisyonu 26/09/2024–... başvuru numarası ile 10/02/2025 / K-2025/72963 sayılı kararı ile; karar verilmiş ve karar kesinleştiğini  belirterek davanın reddini talep etmiştir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddine\" karar verilmiştir. <br>Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın usulden reddi yerine gerekirse kısmi dava olarak devam edilebilecekken hukuki yarar yokluğundan davanın reddi yine hatalı olup bu yönden de karar kaldırılması gerektiğini, davacı davasının belirsiz alacak davası olduğunu mahkemeye bildirmiş olmakla birlikte belirsiz alacak davasının koşulları bulunmadığını ve fakat kısmi dava açılabilmesi mümkün ise, bu durumda, mahkemece, açılmış olan dava, doğrudan bir ara kararıyla bir kısmi dava olarak nitelendirilmek suretiyle görülüp karara bağlanması gerektiğin belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.<br>   Dava, maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklanan hasar bedelinin tahsili istemiyle başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.<br> Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/17-853 Esas ve  2020/907 Karar sayılı 17.11.2020 tarihli kararında \"...Alacak belirli olmasına rağmen belirsiz alacak davasına konu edilmesi durumunda ise; şartları bulunmamasına başka bir anlatımla talep edilecek alacak miktarının davanın açıldığı anda tam ve kesin bir biçimde belirlenmesinin mümkün olmasına rağmen belirsiz alacak davası şeklinde açılan dava, hukuki yarar, yani dava şartı yokluğu nedeni ile usulden hemen reddedilmemelidir. Zira bir miktar belirtilmek sureti ile açılan belirsiz alacak davası da alacak ister belirli ister belirsiz olsun bir eda davasıdır ve eda davalarında hukuki yarar var kabul edilir. Öte yandan davacının dava açmaktan başka bir yolla alacağına kavuşması mümkün olmayıp bir mahkeme kararına muhtaç ise dava açmakta hukuki yararının bulunduğu tartışmasızdır. Başka bir anlatımla alacağın belirli veya belirsiz olması başlangıçta var olan hukuki yararı ortadan kaldırmaz. <br>Bu durumda dava dilekçesinde talep edilen asgari tutar somut olayın özelliklerine göre talep edilebilecek alacak tutarı konumunda olup kısmi davanın koşulları yoksa davacının tam eda davası açtığı kabul edilmelidir. Ancak dava dilekçesinde talep edilen asgari tutar somut olayın özelliklerine göre talep edilebilecek toplam alacak miktarı kadar değilse ve kısmî davanın koşulları da bulunmuyorsa, bu durumda mahkemece alacak miktarını netleştirmesi ve bildireceği dava değerine göre eksik harcı tamamlaması için davacıya HMK'nın 119. maddesinin 2. fıkrası uyarınca bir haftalık kesin süre verilmeli ve verilen kesin süre içinde belirtilen eksikliğin tamamlanması hâlinde davaya tam eda davası olarak devam edilmeli, aksi durumda ise davanın usulden reddine karar verilmelidir. <br>Buna karşılık, dava dilekçesinde asgari bir tutar gösterilmiş olup bunun, alacağın belirli bir kesimi olduğu anlaşılmakla birlikte, açılan davanın belirsiz alacak davası mı; yoksa kısmi dava mı olduğu hususunda açıklık bulunmuyorsa hâkim, taleple bağlı olduğu için (HMK m. 26) öncelikle, HMK'nın 119. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, davacı tarafa bir haftalık kesin bir süre vermeli ve onun beyanı doğrultusunda açılmış olan davanın belirsiz alacak davası mı, yoksa kısmi dava mı olduğunu belirlemelidir. Bu da esasen hâkimin davayı aydınlatma ödevi kapsamındadır. Davacı verilen bir haftalık kesin süre içinde davanın belirsiz alacak davası olduğunu beyan etmiş ve belirsiz alacak davası açılabilmesi için gerekli koşullar mevcut ise, dava belirsiz alacak davası olarak görülüp sonuçlandırılmalıdır. Belirsiz alacak davası açılabilmesi için gerekli şartlar bulunmakla birlikte davacı açmış olduğu davanın kısmi dava olduğunu belirtmiş ise, bu hâlde mahkeme davayı, kısmi dava olarak kabul edip yargılamayı sürdürmelidir. Üçüncü bir ihtimal  olarak davacı davasının belirsiz alacak davası olduğunu mahkemeye bildirmiş olmakla birlikte belirsiz alacak davasının koşulları bulunmuyor ve fakat kısmi dava açılabilmesi mümkün ise bu durumda, mahkemece, açılmış olan dava, doğrudan bir ara kararıyla bir kısmi dava olarak nitelendirilmek suretiyle görülüp karara bağlanmalıdır.\" (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2022/2159 Esas ve 2022/5064 Karar sayılı kararı Yargıtay  4. Hukuk Dairesinin 2022/7583   Esas  ve   2022/12780   Karar  sayılı kararı ). <br>Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; davacı vekili dava dilekçesinde açıkça belirsiz alacak davası  açtığını beyan etmiş olup, talep konusunun niteliği bakımından bölünebilir davalardan olduğu ve kısmi davaya konu edilebileceği ve bu nedenle davacının hukuki yararının olduğu  anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. <br>Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/4. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/4. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana  iadesine,<br>4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, <br>5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/07/2026<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"46d80a90f01c8cc05b1065550b1a46af","SID":"9a9bbc499402e7fd"}}