{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2026/405 Esas<br>KARAR NO:2026/710<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:18/12/2025<br>NUMARASI:2023/408 Esas, 2025/967 Karar<br>DAVANIN KONUSU:İFLAS (Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması Ve İflas (İİK 156))<br>KARAR TARİHİ:14/05/2026<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından davalı şirkete cevher satışı yapıldığını ve bu satışa ilişkin faturalar düzenlediğini, davalı şirketin faturalara ilişkin bedeli ödemediğini, müvekkili şirketin davalı şirkete şifahen yapılan bildirimlerden sonuç alınamaması üzerine Beşiktaş ... Noterliğinden 20.01.2023 tarihli ve... yevmiye numaralı bir ihtarname keşide ettiğini, ihtarnamenin tebliğinden itibaren en geç 3 (üç) gün içerisinde ödenmeyen faturaların toplam bedelinin davalı şirket tarafından müvekkili şirkete ödenmemesi durumunda söz konusu bedellerin tahsili için yasal yollara başvuracağının bildirildiğini, davalı şirketin ise taraflarınca keşide edilen ihtarnameye cevap olarak yalnızca borcu ödemekten imtina etme saikiyle yazıldığı açık olan bir ihtarname keşide ettiğini, müvekkili şirkete olan borcunu ödeme iradesini devam ettirdiğini, davalıya satışa ilişkin faturalar tebliğ edildiğini, davalı tarafından söz konusu faturalara itiraz edilmediğini ve faturalara esas bedelin borç olarak muhasebeleştirildiğini, müvekkili şirket tarafından hem şifahen hem de ihtarname yoluyla davalı şirkete defalarca söz konusu bedelin ödenmesi yönünde uyarıda bulunulduğunu ve iyi niyetle sürecin çözülmesinin amaçlandığını, müvekkili şirketin bu yöndeki çabalarının sonuç vermediğini, nihayetinde davaya konu icra takibinin başlatıldığını, bu doğrultuda davalının borca karşı haksız ve kötü niyetle itiraz ettiğini, davalının itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu ve alacağın likit olmasından dolayı icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini,  İstanbul 29. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına yapılan  itirazın kaldırılması gerektiğini, İİK'nın 158. maddesi uyarınca iflas talebinin ilanına, davalının takip konusu borcu ve ferilerini ödemesi amacıyla İİK m.158/2- c.2 uyarınca 7 gün süreli depo kararı verilerek kararın borçluya tebliğ edilmesine, borçlunun depo kararı üzerine  borcunu ödememesi veya mahkeme veznesine depo etmemesi halinde İİK m.158/2- c.3 uyarınca ilk oturumda borçlunun iflasına karar verilmesini, davalı borçlu aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşmenin ibrazı için davacı tarafa kesin süre verilmesi gerektiğini, davacının İstanbul 29. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile ilamsız takip başlattığını daha sonra kendi  alacaklarını davacıdan tahsili için yargısal yollara gidilince davacının takibini kötü niyetli olarak  iflasa çevirdiğini, İİK'nın 43. maddesine göre başlangıçta iflas talebi olmadığı halde sonradan bu yola gitmesinin kötü niyetli ve kasıtlı olduğunu, icra takibinin dayanağı olarak gösterilen faturalara haklı olarak itiraz edildiğini, muaccel hale gelen bir borcun söz konusu olmadığını ,müvekkilinin temerrüte de düşmediğini, alacaklının takip konusu bir alacağı olmadığını yine yabancı para cinsinden takip yapılırken ilgili kanunlara uyulmadığını, icra takibindeki alacak iddiasının USD cinsinden olmasına rağmen takipte Türk Parasının Kıymetinin Korunmasına Dair Kanun  hükümlerine uyulmadığını, davacının keşide ettiği Beşiktaş .... Noterliği’nin 20 Ocak 2023 tarihli ve... yevmiye nolu ihtarnamesine, Beyoğlu ....Noterliği’nin 26 Ocak 2023 tarihli ve ... yevmiye nolu ihtarnamesiyle itiraz edildiğini, davacının keşide ettiği ihtarnamede müvekkilinden 30.11.2021 tarihli 47.200,00-USD,30.11.2021 tarihli 37.960,00-USD, 04.12.2021 tarihli 27.175,40 USD, 07.12.2021 tarihli 21.228,20 USD ve 10.12.2021 tarihli 26.266,80 USD bedelli olmak üzere toplam 159.831,00 USD bedelli 5 adet fatura bedelinin ödenmesinin talep edildiğini, muhatabın bahsi geçen ihtarnamesinin hukuka ve kanuna aykırı tanzim edildiğini, içeriğinin de gerçekleri yansıtmadığını, davacı ile davalı arasında ABD doları cinsinden herhangi bir sözleşme bulunmadığını bu nedenle ABD doları olarak düzenlenen ihtarnamede bahsi geçen ve taraflarınca ödenmesi talep edilen faturalara itiraz edildiğini, İİK'nın 156. maddesi kapsamında itirazın kaldırılması ve davalı şirketin iflasının istenemeyeceğini, tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılması ve davacı tarafın alacağını ispat etmesi gerektiğini,  davacıya taraflar arasındaki USD cinsinden sözleşmeyi ibraz etmesi için kesin mehil verilmesini, iflas talebi ve diğer taleplerin reddine karar verilmesini, davacı alacaklının kötü niyetli olması nedeniyle %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; Takip konusu faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve takip konusu  faturalarda  satılan malın cinsi (krom cevheri), adedi ve bedeli gibi faturanın zorunlu ve olağan içeriklerinin yer aldığı, fatura içeriklerinin satım sözleşmesinin ifa safhasıyla uyumlu olduğu, fatura içeriklerinde ifa safhası dışında sayılabilecek (vade farkı,kâr kaybı vb) hususların yer almadığı, emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2023/11-793 Esas, 2024/149 K. sayılı  kararında da açıklandığı üzere davalı defterlerine kaydedilen olağan içerikli faturalara süresinde itiraz edilmemesinin fatura içeriği ürünlerin teslimine karine teşkil ettiği,aksinin  ve  fatura konusu bedellerin ödendiğinin davalı tarafından ispat edilemediği kanaatiyle davacı defterlerinde kayıtlı faturalardan kaynaklı 159.801 USD asıl alacağın tahsili ve davalının iflasına karar verilmesi amacıyla başlatılan İstanbul 29. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında davalının iflas yolu ile takibe itirazının 159.801- USD asıl alacak ve 662,67 USD işlemiş faiz yönünden kaldırılmasına karar verildiği ve İİK'nın 158. maddesi uyarınca davalı hakkında iflas davası açıldığı İİK'nın 166. maddesinde belirtilen usulle ilan edildiği, 02.10.2025 tarihli duruşma tarihi itibari ile depo emrine esas kapak hesabının bildirilmesi için İstanbul 29. İcra Müdürlüğüne müzekkere yazıldığı, İstanbul 29. İcra Dairesinin  cevabi yazısı ekinde gönderilen kapak hesabında faizin hangi oran üzerinden hesaplandığı anlaşılamadığından yeniden İstanbul 29. İcra Müdürlüğü'ne müzekkere yazıldığı,  ... sayılı dosyada  takibin USD cinsinden olması sebebiyle  bir sonraki duruşma tarihi olan 06.11.2025 günü itibarıyla (takip talebindeki %5,15 faiz oranı ile bağlı kalınarak) kapak hesabının duruşma saatinden önce gönderilmesinin istenildiği,   duruşma günü olan 06/11/2025 tarihi itibari ile  toplam 8.839.377,84 TL borcun 7 gün içinde ödenmesi veya mahkeme veznesine depo edilmesi gerektiğinin, aksi halde İİK'nın 158. Maddesi uyarınca davalının iflasına karar verileceğinin davalı vekiline ihtar edildiği, buna  rağmen depo emrinin yerine getirilmediği, iflas isteminin muvazaalı olduğuna dair süresinde ileri sürülen bir müdahale talebi bulunmadığı gerekçesi ile  İİK 158.maddesi uyarınca davalının iflasına karar verilmiştir.\t<br>İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; bilirkişi raporundaki eksik hususlara itiraz edildiğini, İstanbul 29 İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile başlatılan takibe haklı sebeplerle itiraz edildiğini, davacının icra takibini ilamsız takiple başlatıp  sonradan iflasa çevirmesinin kötü niyetli olduğunu, davacının keşide ettiği ihtarname ekinde cari hesap ekstresi ve sözleşme örneği eklenmediğinden yasal unsurları taşımadığını, bu nedenle temerrüde düşülmediğini ve borcun muaccel hale gelmediğini, itirazları doğrultusunda ek rapor alınması gerekirken Mahkemece itirazlarının değerlendirilmediğini ve eksik yargılama ile hüküm kurulduğunu, rapora itirazları bulunmakla birlikte raporda müvekkilinin iflasının yasa gereğince mümkün olmadığının kesin olarak tespit edildiğini, raporun son kısmında müvekkili şirketin takip tarihi itibariyle 50.000,00 TL tutarlı sermayesinin net öz varlıklar içinde tamamen korunduğu ve iflasın koşullarının oluşmadığı yönünde kesin görüşe varıldığından davanın reddi gerektiğini, icra takibinde USD cinsinden  talep edilen faiz alacaklarının hangi faiz oranı ve neye göre istendiğinin belli olmadığı gibi ödeme emri ve takibe dayanak belgelerin yasa gereği eklenmediğini, icra takibine hesap tablosu eklenmediğinden icra takibinin usul ve yasaya aykırı hazırlandığını, bu hususun mahkeme kararında dikkate alınmadığını, yine takipte asıl alacağa yıllık % 5,15 USD cinsinden fahiş faiz talebinde bulunulmasının kanuna aykırı olduğunu, takipte TBB-mevduat faiz ibaresinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunun itirazları dikkate alınmadan hesaplanması nedeniyle borca ilişkin tespitinin hatalı olduğunu, icra takibinde dolar alacağının TL karşılığı yazılmışsa da takip tarihinin 04.05.2023 olduğu ancak takipteki USD-TL kur tarihinin 15.02.2023 tarihinin yazılı olduğunu, takip tarihindeki kura göre (takip açılırken) hesap yapılmadığı/yanlış hesaplama yapıldığı, bunun da takibin iptali sebebi olduğunu, dolar takibi için aranan Türk parasının kıymetini koruma hakkında 32 sayılı karar hükümlerine uygun\" yasal unsurların bulunmadığını, bilirkişinin raporunda bu hususlara yer vermediğini, inceleme ve hesaplama yapmadığını, davacının toplam 159.831,00 USD bedelli 5 adet fatura bedelinin ödenmesinin talep edildiğini, ancak davacı ile davalı arasında ABD doları cinsinden herhangi bir sözleşmenin bulunmadığını, bu nedenle faturalara itiraz edildiğini, müvekkili şirketin yöneticisi ve sahibi olan ...'ya ve ... hissedarı olduğu bir diğer şirkete davacının borçlu olduğunu,  müvekkilinin davacıya borçlu değil davacıdan  alacaklarının bulunduğunu,İİK 156 maddesi gereğince itirazın kaldırılması ve müvekkilinin iflasının istenemeyeceğini, zira itirazın kaldırılması davasının açılabilmesi için İİK 68. Maddesinde sayılan belgelerin bulunması gerektiğini, takibe dayalı ihtarnamenin İİK 68 maddesinde sayılan belgelerden sayılmadığını, bu nedenle öncelikle şartları oluşmayan itirazın kaldırılması davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilini ticari kayıtlarına göre davacıya herhangi bir döviz borcunun bulunmadığını, yabancı parayla iş bu takibin başlatılmasının hukuken mümkün olmadığını, iflas depo bedelinin icra müdürlüğünün yanlış hesabına göre hatalı değerlendirildiğini, ara karar gereğince yapılan yeni kapak hesabının yanlış, usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenle İstanbul 4 icra hukuk Mahkemesinin 2025/693 E sayılı derdest şikayet davası açıldığını, Mahkemeye bu hususun duruşma esnasında sözlü olarak belirtildiğini, ancak Mahkemenin yanlış yapılan kapak hesabına göre hatalı depo bedeli tayin ederek iflas kararı verdiğini, son yapılan dosya hesabında Merkez Bankasının resmi internet sitesinde de yer alan Kamu Bankalarının yıllık faiz oranları dikkate alınarak hesaplama yapılmadıını, icra müdürlüğü'nün sanki takip tarihi olan 2023 senesinden itibaren faiz oranları hiç değişmemiş gibi % 5,15 yüksek faiz oranında hesaplama yaptığını, alacağın değişen oranlarda USD faiz kurları dikkate alınmadığını, daha düşük faiz oranları da dikkate alınarak kademeli olarak hesaplama yapılması gerektiğini, icra müdürlüğünün faiz hesap tablosuna bakıldığında doğru faiz oranlarının tatbik edilmediğinin görüldüğünü, dosya hesabına esas alınan 15.02.2023 tarihinden başlayarak değişen oranlarda USD faiz oranlarının sorulması gerektiğini belirterek öncelikle İstanbul 29 İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra takip dosyası ve İstanbul 3 İflas 2025/18 İflas dosyasının istinaf incelemesi boyunca ve kesinleşene kadar ilave teminata gerek olmaksızın tedbiren durdurulmasına/geri bırakılmasına, istinaf incelemesi neticesinde ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde; dilekçesinde bildirdiği nedenlerle davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;Dava, haciz yoluyla başlatılan icra takibinin İİK'nun 43/2 maddesi uyarınca iflas yolu ile adi takibe çevrilmesi neticesinde, İİK 154. maddesinde düzenlenen iflas yolu ile takibe karşı yapılan itirazın kaldırılması ile borçlunun iflasının karar verilmesi istemine ilişkindir.<br>2004 Sayılı İİK'nun 154 vd. maddelerinde iflas yoluyla takip düzenlenmiştir. İİK'nun 156/4 fıkrasında, iflas istemek hakkının ödeme emrinin tebliğ tarihinden bir sene sonra düşeceğine yer verilmiş olup buna göre davanın yasal süresi içerisinde ve İİK'nun 154/3 fıkrası gereğince mutlak yetkili yer olan davalının muamele merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesinde açıldığı, iflas talebinin ilan ettirildiği, ayrıca İİK'nun 160. maddesi gereğince masrafların ve iflas avansının depo ettirildiği anlaşılmıştır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, takip konusu fatura alacağının olup olmadığı, takibin İİK 58 vd maddeleri uyarınca usulüne uygun şekilde başlatılıp başlatılmadığı,  depo kararına esas kapak hesabında esas alınan faiz oranının usul ve yasaya uygun olup olmadığı ve kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığıdır.Davacı  tarafından davalı  hakkında İstanbul 29 İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı  dosyasında 15.02.2023  tarihinde, harca esas değeri  168.483,85  USD=3.181.766,96 TL ( 1 USD =18,8847 TL ,15.02.2023)  olarak gösterilerek asıl alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibe dayanak olarak faturaların gösterildiği, davalı şirketin ödeme emrine süresinde itiraz etmesi üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, davacı alacaklı vekilinin 04.05.2023 tarihli dilekçesi ile İİK madde 43/3 uyarınca bir defaya mahsus olmak üzere  haciz yolunu bırakıp takibin iflas yoluna çevrilmesini ve bu sebeple borçlu vekiline Örnek 11 ödeme emrinin hazırlanarak tebliğ edilmesini talep ettiği, icra müdürlüğü tarafından 04.05.2023 tarihinde iflas yolu ile adi takipte ödeme emri düzenlendiği ve ödeme emrinin davalıya 09.05.2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 09.05.2023 tarihinde borca ve ferilerine itiraz ettiği, icra müdürlüğünce  takibin durdurulmasına karar verildiği,  davacı alacaklının ise 14.06.2023 tarihli dilekçe ile itirazın kaldırılması ile birlikte İflas talepli davasını, İİK nun 156.maddesi gereğince, ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren bir senelik hak düşürücü süre içerisinde açtığı anlaşılmıştır.Davalı iflas takibinin takip hukukuna uygun olmadığı iddiasıdır. İddianın dayanağı 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 58. maddesinin 3 .fıkrasıdır. 58/3. fıkrada,alacağın ve istenen teminatın Türk parası ile tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi, talepte gösterilmesi gereken hususlar arasında belirtilmiştir. Somut davada yukarıda ayrıntılı şekilde belirtildiği üzere gerekli hususlara 15.02.2023 tarihli takip talebinde yer verilmiştir.İİK'nın 43. maddesine göre, iflasa tabi borçlu aleyhine haciz veya iflas yollarından birinin seçilmesi mümkün olup bu yollardan birini seçen alacaklı, bir defaya mahsus olmak üzere takip yolunu değiştirebilir. Somut olayda, davacı alacaklı haciz yolu ile takibini maddenin 2. fıkrası uyarınca iflas yolu ile adi takibe çevirmiş olup buna göre düzenlenen iflas ödeme emrinde, önceki ödeme emrinde bulunmayan yeni alacak kalemleri ve yeni takip dayanakları eklenmediğinden 04.05.2023 tarihli iflas ödeme emrinin usülüne uygun olduğu anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle ve yasal düzenlemeler kapsamında takip talebinin takip hukukuna aykırı olmadığı sonucuna varılarak işin esasının incelenmesi uygun görülmüştür.İİK nun 154. maddesi gereğince iflas yolu ile başlatılan takibe karşı borçlunun ödeme emrine itiraz etmesi halinde, takibin duracağı, alacaklının bu itirazın kaldırılması ile beraber borçlunun iflasına karar verilmesini isteyebileceği İİK ‘nun 156/3. fıkrasında düzenlenmiştir. İflas davası basit yargılama usulüne göre incelenir. Borçlunun ödeme emrine itiraz etmesi halinde, mahkemece ilk önce davacı alacaklının İtirazın kaldırılması hakkındaki talebini inceler. Bu itirazın kaldırılması talebinin incelenmesi, genel haciz yolundaki İtirazın kaldırılması talebinin incelenmesinden (m.68-70) tamamen farklıdır.Genel haciz yolunda tetkik merciinin incelemesi yalnız belgelere göre ve ilamsız icra kuralları çerçevesinde yapıldığı halde, buradaki ticaret mahkemesinin incelemesi genel hükümlere (yani HMK ‘daki hükümlere) göre olur. Bu nedenle borçlu, ticaret mahkemesindeki savunması sırasında ödeme emrine itiraz ederken bildirdiği itiraz sebepleri ile bağlı değildir. Davalı borçlu, iflas davasına karşı vereceği cevap layihalarında bütün savunma vasıtalarını ileri sürebilir. Ticaret mahkemesi normal bir alacak davasında olduğu gibi, tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borçlunun gerçekten borçlu olup olmadığını araştırır. İflas davasında alacaklı, alacağını ispat bakımından m.68. ‘de olduğu gibi tahdidi olarak sayılmış olan belgelerle bağlı değildir. Alacaklı normal bir alacak davasında olduğu gibi, alacağının varlığını HMK’ya göre mümkün olan her türlü delil ile ispat edebilir. Burada alacaklının alacaklı olup olmadığı maddi hukuk kurallarına göre esastan incelendiğinden ticaret mahkemesi borçlunun itirazının ya kesin olarak kaldırılmasına veya kesin kaldırma talebinin ( bununla İflas davasının ) reddine karar verir. Burada, borçlunun itirazı esastan karara bağlanmakta ve alacağın esası hakkında hüküm verilmektedir. Bu hüküm normal bir alacak davasında olduğu gibi kesin hüküm oluşturur.Mahkeme, genel hükümlere göre yapacağı inceleme sonucunda, davacının alacağının mevcut olduğunu tespit eder ve borçlunun itiraz ve defilerini yerinde bulmazsa, yani borçlunun borçlu olduğu kanısına varırsa borçlunun itirazının kesin olarak kaldırılmasına karar verir. Buradaki İtirazın kaldırılması kararı bir ara karardır.  ( Prof.Dr.Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, Cilt 3.sayfa,2672 vd, 1993 baskı ).Bilirkişi tarafından sunulan 27/12/2024 tarihli  raporda özetle;  davacı şirket yetkilileri tarafından incelemeye sunulan ticari defterlerin 1 Numaralı Elektronik Defter Tebliği kapsamında e-defter kullanıcı olduğu, ibraz edilen 2020, 2021, 2022 ve 2023 yılları elektronik defter beratlarının süresi içinde ve usulüne göre oluşturulduğu, TTK ve VUK hükümlerine göre açılış onayı yerine geçen Ocak Ayı ve kapanış onayı yerine geçen Aralık Ayı elektronik defter beratlarının süresi içinde ve usulüne göre oluşturulduğunun tespit edildiği, ibraz edilen davalı şirket ticari defterlerinin basılı defter olarak tutulmakta olduğu ve TTK ve VUK hükümlerine göre yapılması zorunlu olan açılış ve kapanış tasdiklerinin süresi içinde ve usulüne göre yapılmış olduğunun tespit edildiği, takibe konu edilen davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturaların, hem davacı hem de davalı şirket defterlerinde süresi içinde ve usulüne göre kaydedilmiş olduğu, yapılan kayıtların ilgili faturaların USD Karşılığı Türk Lirası olarak düzenlenmiş olması ve ticari defterlerin Türk Lirası karşılığı ile tutulması gerektiğinden, USD karşılığı Türk Lirası olarak tutulduğu, davacı ve davalı şirketin ticari defterlerine göre, davacı tarafından takibe konu edilen 5 adet USD karşılığı Türk Lirası olarak düzenlenmiş fatura bedellerinin ödendiğine dair her hangi bir belge mevcut olmadığı ve defter kayıtlarında da ödeme yapıldığına dair bir kayıt mevcut olmadığı, ilgili faturaların ticari defterlere Türk Lirası olarak kaydedilmiş olunmasına karşın her iki tarafça da 2021 yılında kur değerlemesine konu edilmiş olunması (Davalı tarafça 2021 yılından sonra kur değerlemesi yapılmamıştır.) nedeni ile davacı alacağının USD alacağı olarak ve takibe konu edildiği üzere 159.801,00 USD karşılığı alacaklı olduğunun değerlendirildiği, icra takibine konu fatura alacaklarının USD olarak her iki tarafın defterlerinde kayıtlı olması ve kur değerlemesine de konu edilmiş olunması nedeniyle  faiz oranı temerrüt tarihinden (cevabi ihtarname tarihi olan 26.01.2023 tarihi temerrüt tarihi esas kabul edilerek) itibaren yabancı para alacakları için uygulanan en yüksek mevduat faizine göre ve fiili ödeme günü USD Satış Kuru esas alınarak hesaplanacak Türk Lirası karşılığı olarak dikkate alınması gerektiği değerlendirilerek, toplam işlemiş faiz 662,67 USD olarak hesaplanmış olduğu, borçlu şirketin, takip tarihi itibari ile 50.000,00 TL tutarlı sermayesinin net öz varlıklar içinde tamamen korunduğu ve (67.127,07 TL Net Öz Varlık değerine sahip olduğu) ve iflas koşullarının oluşmadığının tespit edildiği'' yönünde görüş belirtildiği anlaşılmıştır.Mahkemece, 02.10.2025  tarihli celsede takip dosyasına davalı tarafça yapılan itirazın  159.801,00 USD alacak ve 662,67 USD işlemiş faiz üzerinden kaldırılmasına karar verilmiştir. Aynı celsede, iflas davasının İİK 166. madde gereğince ilan edilmesine ve İstanbul 29 İcra Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak ... sayılı dosyada 159.801 USD asıl alacak ve 662,67 USD işlemiş faiz yönünden bir sonraki duruşma tarihi olan 02.10.2025 tarihi ile kapak hesabının gönderilmesi istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin 02.10.2025 tarihli duruşmasında gönderilen kapak hesabında faizin hangi oran üzerinden hesaplandığı anlaşılamadığı belirtilerek İcra Müdürlüğü'ne  yeniden müzekkere yazılarak ... sayılı dosyada bir sonraki duruşma günü itibariyle ( takip talebindeki % 5,15 faiz oranı ile bağlı kalınarak) kapak hesabının gönderilmesi istenilmiş ve 06.11.2025 tarihli celsede İstanbul 29 İcra Müdürlüğüne yazılan müzekkereye cevap verildiği, bugün tarihli kapak hesabının uyap üzerinden gönderildiği belirtilerek  davalı vekiline İstanbul  29. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına konu 6.767.571,30 TL takipte kesinleşen miktar,  307.924,49 TL harç miktarı -(%.4.55), 946.177,25 TL takip sonrası işlemiş toplam faiz,  817.405,70 TL vekalet ücreti, 299,10 TL masraf olmak üzere toplam 8.839.377,84 TL borcun 7 günlük kesin süre içinde ödenmesi gerektiğinin aksi halde İİK'nın 158. maddesi uyarınca davalının iflasına karar verileceği davalı vekiline ihtar edilmiştir. 18.12.2025 tarihli duruşmada depo emrinin yerine getirilmediği belirtilerek, taraf vekillerinin beyanları sonrasında davalı şirketin iflasına karar verilmiştir.Davacı vekili takipteki alacağının  (USD ) yıllık % 5,15 oranında mevduat faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. 3095 Sayılı Yasanın 4/a maddesine göre; yabancı para faizinin hesaplanmasında, kamu bankalarının o yabancı para üzerinden açtığı bir yıllık vadeli mevduata ödediği en yüksek faiz oranının uygulanması gerekir.  Uyap TCMB faiz oranları entegrasyonundan bakıldığında, İcra Müdürlüğü'nün  hesap aralığı  tarihleri itibariyle, kamu bankalarının uyguladığı azami mevduat ( USD) faiz oranlarından en yüksek olanının,   hesaplamada uygulanan faiz oranından fazla olduğu görülmüştür. Bu nedenle Mahkemece  takip talebindeki % 5,15 faiz oranı ile bağlı kalınarak hesaplama yapılması istenmesi  üzerine icra müdürlüğü tarafından bu oran üzeriden faizin hesaplanmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.Somut davada, davacı alacaklının,davalı borçlu şirketten ticari ilişki kapsamında alacaklı olduğu, her iki tarafın usulüne uygun şekilde düzenlenen ticari defter kayıtlarının incelenmesi  neticesinde subuta ermiştir.Davada, TMK 6. maddesi  ve HMK 190. madde kapsamında ispat külfeti davacı taraftadır ve davacı iddiasını usulüne uygun delillerle ispat etmiştir.  Diğer taraftan davacının takip talebinin  şekil şartlarına uygun olduğu kanaatine varılmıştır. İspat edilen alacağa konu depo bedelinin davalı borçlu tarafından ifa edilmemesi veya söz konusu meblağın mahkeme veznesine depo edilmemesi nedeniyle İİK 158/2. fıkrası gereğince İflas kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle ve özellikle 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 158/2. fıkrası ve ilgili yasal mevzuat kapsamında depo emrini yerine getirmeyen davalı borçlu şirket hakkında iflas kararı verilmesinde bir isabetsizlik olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/408 Esas, 2025/967 Karar sayılı ve 18/12/2025 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,<br>2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf harçları davalı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,<br>3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 164/2. fıkrası gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu Açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.14.05.2026 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"10c87058ddf31dfa","SID":"ad63c0d47f851ebe"}}