{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/2190 - 2026/949<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2024/2190 <br>KARAR NO\t\t: 2026/949<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/09/2024<br>NUMARASI\t\t: 2022/453 Esas - 2024/654 Karar <br><br>DAVACI\t\t: ...<br>VEKİLİ\t\t: Av. ...<br>DAVALI\t\t: ...<br>VEKİLİ\t\t: Av. ...<br>İHBAR OLUNAN\t\t: ...<br>VEKİLİ\t\t: Av. ...<br><br>DAVA TÜRÜ\t\t: Tazminat (Rücuen Tazminat)<br>DAVA TARİHİ  \t\t: 10/06/2022<br>KARAR TARİHİ\t\t: 18/05/2026<br>KR. YAZIM TARİHİ\t\t: 15/06/2026<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br> Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı asıl-işveren iş yerinde davacı şirketin 139545016-2 nolu İşveren Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı alt-işveren Güçlü Çelik Endüstriyel -Teknik Yapı San. ve Tic. A.Ş.'nin işyerinde alt-işveren isçisi olan kazazede ...'in geçirdiği 04.09.2018 tarihli iş kazası sebebiyle ... tarafından ikame edilen iş kazası kaynaklı geçici ve sürekli iş göremezlik, maddi ve manevi tazminat istemli olarak; Sakarya 2. İş Mahkemesi'nin 2021/140 Esas sayılı dosyası için, işbu dosyada aldırılan uzman mütalaası kusur bilirkişi raporunda tespit edilen asıl ve alt-işveren toplam kusurları olan %80 kusur oranı esas alındığından davacı sigorta şirketi ile kazazede ... arasında tanzim edilen 25.02.2022 tarihli sulh sözleşmesi kapsamında davacı sigorta şirketi tarafından işveren sorumluluk sigorta poliçesi teminatından kazazede ... vekili Av. ...'e 10.03.2024 tarihinde 230.868,25.-TL hasar ödemesi yapıldığını, yapılan bu ödemenin 174.232,00.-TL'sinin maddi tazminat, 25.000,00.-TL'sinin manevi tazminat, 5.354,70.-TL'sinin faiz, 679,51.-TL'sinin yargılama gideri, 25.602,04.-TL'sinin brüt vekalet ücreti olmak üzere toplam 230.868,25.-TL olduğunu, yapılan işbu ödeme kalemlerinden vekalet ücreti ödemesi olan brüt 25.602,04.-TL'nin 4.339,33.-TL'lik stopaj ve 1.952,70.-TL'lik KDV tevkifatı olmak üzere toplam 6.292,03.-TL stopaj ve KDV tevkifat kesintisi yapılarak bu bedelin zarar gören 3. şahıs vekili Av. ... adına davacı şirket tarafından yasal zorunluluk gereğince vergi dairesine yatırıldığını, toplam brüt ödemenin 230.868,25.-TL'den \"vergi dairesine yatırılan 6.292,03.-TL vekalet ücreti stopaj ve KDV tevkifat kesintisi\" düşüldükten sonra kalan bakiye 224.576,22.-TL net tutarın zarar gören 3. şahıs vekili Av. ...'e 10.03.2022 tarihinde banka aracılığı ile ödendiğini, davacı şirkete hem yasal zorunluluk gereği vekalet ücreti ödendiğinden stopaj ve KDV tevkifatı yaparak vergi dairesine yatırmış olduğu tutar, hem de kesinti haricinde kalan net tutar toplamı olan 230.868,25.-TL'nin davalı kusuruna denk gelen %50'lik kısmı olan 115,434,12.-TL'nin işbu dava konusu yapıldığını, 115.434,12,-TL maddi tazminatın ödeme tarihi olan 10.03.2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi, mahkeme masrafları ve vekalet ücreti ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davacının iddia ve taleplerini kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı taleplerinin zaman aşımına uğradığından öncelikle davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacının söz konusu kaza sebebiyle davalıya husumet yöneltmesinin mümkün olmadığını, halefiyete gerekçe olarak gösterilen iş kazasının 04.09.2018 tarihinde meydana geldiğinin beyan edildiğini, bu kaza sebebiyle açılan davayı takiben sulh ile davanın sonuçlandırılmasına ilişkin protokolün 25.02.2022 tarihinde yapıldığının anlaşıldığını, bu kaza sebebiyle davacı firmanın davalı şirkete rücu hakkı bulunmadığını, davacı sigorta şirketinin, işveren mali sorumluluk sigortası kapsamında ödeme yaptığını, davalı şirketin, taşeronlarına bu yönde sigorta yapmasını zorunlu kıldığını ve bu sigorta ile işçi ve işverenin koruma altına almanın amaçlandığını, davacının davalı şirketi işveren olarak değil üçüncü kişi olarak kabul ettiğini, halbuki kazalı işçi ...'in işvereninin Güçlü Çelik Endüstriyel Teknik Yapı San. Tic. A. Ş. olduğunu, bu firma ile müvekkili firma arasında 10.07.2018 tanzim tarihli Montaj İşleri Yüklenici Sözleşmesi bulunduğunu, anılan sözleşmenin 10. maddesinde \"yüklenicinin personellerine ait iş kazalarında, vergi mükellefiyetlerinde, SGK mükellefiyetlerinde, diğer tüm idari kurumlar ile Çalışma hukukunun gereklerinde ve buna bağlı olarak prim, gecikme cezaları, idari para cezaları, vergi ve bunlara ilişkin gecikme zamları ile cezalar ve işçilik alacağından kaynaklanan her türlü ücret, ücret nevi alacak ile sosyal yardımlar, kıdem ve ihbar tazminatları ile diğer tazminatlara ilişkin olarak sorumlu tarafın YÜKLENİCİDİR, bu kapsamda iş sahibi, yüklenicinin personellerine herhangi bir ödemeyi yapmak mecburiyetinde kalırsa, bu ödeme miktarının tamamını yükleniciye RÜCU edebilir. Rücü kapsamında yüklenicinin hak edişinden re'sen kesinti yapabilir, takas mahsup defi ileri sürebilir. Bakiye miktar kalması halinde yasal yollara başvurabilir.” denildiğini, tüm sorumlulukların yükleniciye ait olduğunu, dolayısıyla davacı sigortanın işveren mali sorumluluk sigortası kapsamında Yüklenici firma adına işçiye yapmış olduğu ödeme sebebiyle üst işverenlik telakkisi ile davalıya husumet tevcih edilerek ödenen bedelin rücuen tazmininin talep edilemeyeceğini, bu talebin kabul edilmesi halinde davalının da dönüp tekrar yüklenici firmaya rücu etmek zorunda kalacağını, bu sebeple açılan davanın İşveren Mali Sorumluluk Sigortası'nın mahiyetine uygun olmadığını, iş kazası sebebiyle ödemenin yüklenici Güçlü Çelik firması tarafından yapılmış olsa idi davalı ile aralarında münakit sözleşme sebebiyle davalıya rücu imkanı bulunmayacağını, bu sebeple ona halef olduğunu beyan eden davacının da böyle bir hakkı bulunmadığını, iş kazası sebebiyle teknik anlamda kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadığını, dosyaya yansıyan delillerden de anlaşıldığı üzere olay sebebiyle kazılı işçi ...'in, sadece Güçlü Çelik firmasına karşı Sakarya 2. İş Mahkemesi'nde 2021/140 Esas sayılı dosya ile maddi ve manevi tazminat davası açtığını, dava sebebiyle Mahkemece alınmış kusura ve maluliyete ilişkin bir rapor bulunmadığını, dosyaya sunulan kusur raporunun da maluliyet raporunun da sigorta şirketi tarafından alınan (özel) uzman görüşünden ibaret olduğunu, kazanın mahiyetinin tespiti için kazanın meydana geldiği şantiyede tutulana İSG defter ve kayıtlarının incelenmesi gerektiğini, deliller kısmında belirttikleri şahısların tanık olarak dinlenmesini talep ettiklerini, davanın davalı firmaya ihbar edilmediğini, dolayısıyla davalının taraf olmadığı ve deliller toplanarak yargılama yapılmadan taraflar arasında varılan sulh sebebiyle verilen kararın kesin hüküm niteliğinin olmayacağı, davacı tarafın hasar ödemesi adı altında yaptığı faiz ödemesi, KDV, Stopaj, yargılama gideri ve faiz adı altında yaptığı ödemelerin rücu kapsamında istenmesinin mümkün olmadığını, faiz talebini ve özellikle faizin türüne ilişkin talebi de kabul etmediklerini, burada uygulanacak faiz oranının yasal faiz oranı olduğunu, taşeron firma ile davalı şirket arasında bulunan 10.07.2018 tanzim tarihli Montaj İşleri Yüklenici Sözleşmesi kapsamında tüm sorumlulukların Güçlü Çelik firmasına ait olduğunu, bu dava sebebiyle bir ödemede bulunmak zorunda kalınması halinde ödenen bedele ilişkin olarak kendilerine rücu edileceğinden dolayı işbu davanın Güçlü Çelik Endüstriyel Teknik Yapı San. Tic. A.Ş.'ne ekte sunulan ihbar dilekçesi ve ekleri ile birlikte ihbar edilmesini, usul ve esas bakımından hukuka aykırı bulunan haksız ve mesnetsiz davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ   :<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; \" ... 1-Davanın KABULÜNE, 115.434,12.-TL rücuen tazminatın, ödeme tarihi olan 10/03/2022 tarihinden itibaren işletilecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ... \" karar verilmiştir. <br>Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kusur değerlendirmesini kabul etmediklerini, gerek kusura ve gerekse tazminata ilişkin özel raporları kabul etmediklerini, rapor tanzim eden heyette yer alan bilirkişilerin halefiyet ve rücu hukuku konusunda uzmanlığı bulunmadığını beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>Davacı tarafça, istinaf dilekçesine karşı cevap dilekçesi verilmemiştir.<br>   DELİLLER: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/09/2024 Tarih - 2022/453 Esas - 2024/654 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; tazminat istemine ilişkindir. <br> İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. <br>Dosyanın incelemesinde; davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde özetle; sigortalı alt işveren işçisi olan kazazedenin geçirdiği iş kazası nedeniyle açılan dava sonucunda tarafların kusur oranlarının belirlendiğini, bu kapsamda zarar gören ile sulh olunarak 10/03/2022 tarihinde toplam 230.868,25 TL ödeme yapıldığını, yapılan bu ödemenin davalı asıl işverenin kusuruna isabet eden %50'lik kısmı olan 115.434,12 TL'nin rücuen tahsili için eldeki davanın açıldığının belirtildiği, davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde ise; taraflar arasındaki sözleşme gereği iş kazasından doğan tüm sorumluluğun yüklenici firmaya ait olduğunu, sözleşmede açıkça iş kazalarından doğan her türlü tazminat prim, vergi ve sair yükümlülüklerin yükleniciye ait olduğunun düzenlendiğini, bu nedenle kendilerine husumet yöneltilmeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verildiği, verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Eldeki davada taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacı sigorta şirketinin iş kazası nedeniyle sigortalısına yaptığı ödeme sebebiyle davalı asıl işveren karşı rücu isteminde bulunup bulunamayacağı ve davalının taraflar arasındaki eser sözleşmesindeki sorumluluk hükümlerini davacı sigorta şirketine karşı ileri sürüp süremeyeceği noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.<br>61012 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1481 . Maddesinde halefiyet ilkesi düzenlenmiş olup, anılan hükme göre sigortacı sigorta tazminatını ödediği ölçüde hukuken sigortalının yerine geçer ve sigortalının zarardan sorumlu olan üçüncü kişilere karşı sahip olduğu dava ve talep haklarını kazanır. Başka bir ifadeyle sigortacı, yaptığı ödeme oranında sigortalının halefi sıfatıyla zarardan sorumlu kişilere müracaat etme hakkına sahip olur. Halefiyet kurumu gereğince sigortacı yeni ve bağımsız bir hak elde etmemekte, sigortalının üçüncü kişilere karşı sahip olduğu mevcut talep hakkını kanundan doğan bir devir sonucunda kullanmaktadır. Bu nedenle sigortacı, sigortalının sahip olduğu hakları ve talepleri ödeme miktarı ile sınırlı olmak üzere kullanabilir.<br> İşveren Mali Sorumluluk Sigortası, bir işyerinde işverene bir hizmet sözleşmesi ile bağlı ve Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununa tabi çalışanların yükümlülüklerini yerine getirmesi esnasında uğrayacağı zararlar için işverene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına alan bir sigorta türü olup, işverene  bir hizmet akdi ile bağlı olarak çalışan Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi işçiler ve onların hak sahipleri tarafından talep edilebilecek tazminat taleplerini, Sosyal Sigortalar Kurumunun sağladığı yardımların üstünde ve dışında kalan tazminat taleplerini, Sosyal Sigortalar Kurumunun açacağı rücu davaları sonucunda  ödeme yükümlülüğü doğan tazminatlar ile mahkeme masrafları ve avukatlık ücretlerini kapsar.<br>İşveren Mali Sorumluluk Sigortası Özel Şartlarının 1. Maddesi uyarınca, \"... Bu poliçe, 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği kanunun uygulanmasına başlandığı işletmeler için, bu sigorta sözleşmesiyle sağlanan sigorta teminatı ancak sigortalı işveren tarafından 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği kanununa uygun olarak bir İş Güvenliği Uzmanı çalıştırılması veya İş Sağlığı ve Güvenliği hususunda Bakanlıkça yetkilendirilen bir Ortak Sağlık Güvenlik biriminden hizmet alınması, firmanın İş Sağlığı ve Güvenliği yönünden Risk Değerlendirmesinin yapılmış olması koşuluyla geçerlidir. Bu koşullar yerine gelmemişse, sigorta teminatından hiçbir şekilde yararlanılamaz.\" denilmektedir. <br>Özel Şartların 2. maddesinde, \"İşçilerin, işveren tarafından görev ile başka bir yere gönderilmesi yüzünden asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda meydana gelebilecek kazalar sonucu İşverene düşecek sorumluluklar teminata eklenmiştir. Manevi tazminat talepleri, teminata eklenmistir.\" denilmektedir.<br>4857 sayılı İş Kanunu 2/6 maddesi çerçevesinde, alt işverene hizmet akdiyle bağlı çalışanların zarar görmemeleri için, alt işverenin iş sağlığı ve güvenliğine yönelik doğrudan önlem alma yükümü söz konusu iken, asıl işverenin yükümü ise kontrol ve denetimle önlem alınmasını temin etmek olduğu anlaşılmaktadır.<br>Eldeki davada, dosya arasına alınan bilirkişi heyet raporunda; Çatı ve Cephe Montajı esnasında asıl iş verenin Has Çelik A.Ş.,  alt iş verenin ise Güçlü Çelik A.Ş. olduğu, dava konusu olayda yüklenici olan ihbar olunan(sigortalı) Güçlü Çelik A.Ş.'nin, davalı asıl işveren (ana yüklenici) Has Çelik A.Ş.'nin talimatları doğrultusunda, kontrol ve denetiminde işini yürüttüğü, davalı Has Çelik A.Ş.'nin asıl işveren olarak şantiyenin tamamını kapsayacak şekilde iş güvenliği şartlarını ve güvenli çalışma ortamını sağlayarak, denetimlerini yapmakla yükümlü olduğu, dava konusu olayda İş Güvenliği Mevzuatı ve Alt İşverenlik Yönetmeliği çerçevesinde davalı asıl işverenin, ihbar olunan şirketle birlikte sorumluluğunun olduğu ve dava dışı işçinin uğradığı zarardan her iki şirketin müteselsilen sorumlu olduğu, meydana gelen kazada dava dışı işçinin %20 oranında, davalı şirketin %40, ihbar olunan şirketin de %40 oranında kusurlu olduklarının tespit edilmiş olduğu görülmektedir.<br>Somut olayda, dava dışı sigortalı (yüklenici) işçisi olan kazazedenin geçirdiği iş kazası nedeniyle açılan dava sonucunda tarafların kusur oranlarının belirlendiği, akabinde zarar gören ile sulh olunarak 10/03/2022 tarihinde toplam 230.686,25 TL'nin davacı tarafından ödendiği, davacı sigorta şirketinin yaptığı bu ödeme nedeniyle 6102 sayılı TTK'nın 1481. maddesi uyarınca sigortalısının haklarına halef olduğu ve davalı iş sahibine karşı kusuru oranında rücu talebinde bulunma hakkını kazandığı anlaşılmıştır.<br>Dosya kapsamından iş kazasının meydana geldiği iş yerinde davalı ile dava dışı sigortalı arasında yüklenici- iş sahibi ilişkisinin bulunduğu, iş kazasının meydana gelmesinde davalının da kusurlu olduğunun kesinleşen yargı kararı ile tespit edildiği görülmektedir.<br>Yukarıda da değinildiği gibi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 1481. maddesi uyarınca sigortacı, ödediği tazminat oranında sigortalısının yerine geçmekte ve sigortalının üçüncü kişilere karşı sahip olduğu hakları halef sıfatıyla kullanabilmektedir. Ancak hemen belirtmek gerekirse, \"halefiyet\" kurumu, sigortacıya sigortalısından daha geniş veya daha güçlü bir hak sağlamaz. Sigortacı , sigortalının sahip olduğu hakları, bunlara bağlı sınırlamalar ve savunmalarla birlikte devralır. Bu nedenle sigortalıya karşı ileri sürülebilecek itiraz ve def'ilerin halef sıfatıyla dava açan sigortacıya karşı da ileri sürülmesi mümkündür.<br>Eldeki davada davacı sigorta şirketinin sigortalısı olan dava dışı şirket ile davalı arasında\" montaj işleri yüklenici sözleşmesi\" adı altında sözleşme imzalandığı, sözleşmenin 10. Maddesinin (e) bendinde yüklenicinin personeline ilişkin iş kazaları, işçilik alacakları, sosyal güvenlik yükümlülükleri, primler, idari para cezaları, vergi ve benzeri tüm yükümlülüklerden münhasıran yüklenicinin sorumlu olacağının açıkça kararlaştırılacağı anlaşılmaktadır. Tarafların serbest iradeleri ile düzenledikleri sözleşme hükümleri uyarınca, yüklenici şirket kendi personelinin uğrayacağı iş kazalarından doğacak mali sonuçları üstlenmiş olup, bu husus taraflar arasındaki sözleşmesel risk paylaşımının bir sonucudur. Bu nedenle iş kazası nedeniyle yüklenici tarafından katlanılan veya katlanılması gereken zararların iş sahibinden talep edilmesi sözleşmenin açık hükümleri karşısında mümkün değildir. Nitekim dava dışı sigortalı şirket tarafından, iş kazası nedeniyle yapılan ödeme veya uğranılan zarar sebebiyle doğrudan davalı aleyhine bir alacak davası açılmış olması halinde, davalı tarafın sözleşmenin 10. maddesinde yer alan düzenlemeyi ileri sürerek sorumluluğun yükleniciye ait olduğunu savunabileceği ve bu savunmanın hukuken dikkate alınması gerekeceği açıktır.  Davacı sigorta şirketi, 6102 sayılı TTK'nın 1481. maddesi gereğince sigortalısına halef olmuş olup, sigortalısının sahip olduğundan daha kapsamlı bir talep hakkı elde etmiş değildir. Halefiyetin sonucu olarak sigortalıya karşı ileri sürülebilecek sözleşmesel savunmaların davacı sigorta şirketine karşı da ileri sürülmesi mümkündür. Aksının kabulü, sigortacının halefiyet yoluyla sigortalıdan daha güçlü bir hukuki konuma gelmesi sonucunu doğurur ki bu durum halefiyet kurumunun niteliği ile bağdaşmaz. <br>Bu itibarla, taraflar arasındaki sözleşmenin 10. maddesi uyarınca dava dışı sigortalı yüklenicinin kendi personelinin uğrayacağı iş kazalarından doğan sonuçlardan sorumlu olduğu, davalının bu sözleşmesel hükmü davacı sigorta şirketine karşı da ileri sürebileceği dolayısıyla davacının rücu talebinin hukuki dayanağının bulunmadığı anlaşılmaktadır.<br>Hal böyle olunca, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmesinin  usul ve yasaya aykırı olduğu değerlendirilmiştir.<br>Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulüne, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-)Davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN KABULÜNE; Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/09/2024 Tarih - 2022/453 Esas - 2024/654 Karar Sayılı kararının KALDIRILMASINA, 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,<br>a-Davanın REDDİ ile,<br>b-Alınması gerekli maktu 732,00 TL karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 1.971,33 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 1.239,33 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>c-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>ç-Davalının yaptığı toplam 383,50-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>d-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>e-Dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecine yönelik 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Kanuna göre ve davalı aleyhine açılan davanın reddedilmesi nedeniyle davacıdan tahsili için hazineye müzekkere yazılmasına, <br>f-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,<br>2-)İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;<br>a-İstinaf  Kanun Yoluna Başvuru harcının hazineye irad kaydına,<br>b-İstinaf Karar Harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,<br>c-Davalı tarafından yapılan 1.169,40-TL İstinaf Kanun yolu masrafı ile 634,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.803,40 TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,<br>ç-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>d-Davalının yatırdığı istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince  davalıya iadesine,<br>e-2004 sayılı İİK'nın 36-(5) maddesi gereğince Beykoz İcra Dairesi'nin 2024/9805 Esas sayılı dosyasına sunulan teminatın (nakit/teminat mektubu) yatırana iadesine,<br>f-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca temyizi kabil kararın Dairemizce taraflara tebliğine,<br>İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/05/2026<br>\t\t\t<br>Başkan ...<br>  e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br>  e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br>   e-imzalıdır<br><br>Katip ...<br>  e-imzalıdır <br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"398574819c49aaef300a3503cab2812a","SID":"6a240b6dd4a1771d"}}