{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2026/390 <br>KARAR NO\t\t: 2026/947<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ... \t\t\t\t\t\t\t\t\t\t  \t(...)<br>ÜYE\t\t: ...  \t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t  \t (...)<br>ÜYE\t\t: ...  \t\t\t\t\t\t\t\t\t  (...)<br>KATİP\t\t: ...      (...)<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 07/01/2026<br>NUMARASI\t\t: 2026/1 Esas - 2026/20 Karar<br><br>DAVACI\t\t: ... (T.C. NO:...) - ...<br>VEKİLİ\t\t: Av. ... - ...<br>DAVALI\t\t: ... (T.C. NO:...) - ...<br>VEKİLİ\t\t: Av. ... - ...<br><br>DAVA TÜRÜ\t\t: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ  \t\t: 02/01/2026<br><br>KARAR TARİHİ\t\t: 18/05/2026<br>KR. YAZIM TARİHİ\t\t: 15/06/2026<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı dava dilekçesinde özetle; davalı taraf ...'ın eşi olduğunu, kendisi ile 29/09/2018 tarihinde evlendiklerini, anlaşmazlıklar neticesinde davalının boşanmak ve kızlarını kullanarak bir daha göstermemek üzere tehdit etmesi ve sürekli taleplerde bulunması nedeniyle 12/04/2025 tarihli bir tutanak imzaladıklarını, boşanmada maddi manevi tazminat için de 05/10/2025 vade tarihli 2.000.000,00 TL bedelli senedin verildiğinin yazıldığını, Davalı tarafından tutanakta yazılı hakları elde etmek adına muvazaalı şekilde evliliği sona erdirmek istediğini, bu nedenle tutanak maddelerinde geçen tüm talep ve koşulların geçersiz ve hükümsüz olduğunun belirtildiğini,  söz konusu tutanağı kızını görememekle tehdit edilmesi sebebiyle iradesinin sakata uğratılarak imzaladığını,  davalının işbu tutanakla mal varlıklarının tamamına el koymak niyetinde olduğunu, aldıkları evi tutanaktan çok kısa bir süre sonra annesinin üstüne geçirtip davaya konu olacak mal varlığını kaçırdığını, evlilik birliği içerisinde edinilmiş aracı da boşanma davasının açılmasının hemen akabinde satmış olduğunu, ayrıca bir memur olarak çalışmakta olmasına rağmen boşanmada maddi manevi tazminat adı altında 2.000.000,00 TL gibi olağan dışı bir tutarı kendisine ödemesi için senet imzalatıldığını, Kocaeli 3. Aile Mahkemesi 2025/451 Esas sayılı dosyaya sunulan anlaşmalı boşanma protokolünde görüleceği üzere boşanma davasında maddi manevi tazminat alacağına karşılık olarak vermiş olduğu senedin iptal edilerek bu sefer 1.000.000,00 TL ödenmesi hususunda anlaştıklarını, fakat anlaşmalı boşanma celsesinde protokol hükümlerinin hakim tarafından okunurken kızını her gün görme hususunda anlaştıklarını zannettiği eşinin kızının görüş günleri hususunda dahi anlaşma dışı başkaca maddeler yazıldığının anlaşıldığını ve anlaşmazlı boşanma davasının çekişmeliye döndüğünü, anlaşmalı boşanmadan vazgeçilmesi nedeniyle ödenecek olan senedin anlaşmalı boşanma gerçekleşmemiş olması sebebiyle geçersiz hale geldiğini, boşanma davasının derdest olup yargılama sürecinin devam ettiğini, ancak davalının söz konusu senedi icra takibine koyduğunu, bu nedenle öncelikle ve ivedilikle teminatsız bir şekilde Kocaeli İcra Müdürlüğünün 2025/100494 Esas sayılı dosyada takibin durdurulmasını, davanın kabulü ile davalıya borcunun olmadığının tespit edilmesini, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması sebebiyle takip tutarının %20'si üzerinden kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, üzerine kayıtlı herhangi bir mal varlığı bulunmadığından hakkında başlatılmış 2 adet icra takibi bulunduğunu ve bu nedenle dava yargılama giderlerini karşılayamayacağını, adli yardım talebinin bu nedenle kabul edilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ   :<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; \" ...   1-HMK gereği görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşıldığından  HMK 114 (1) - c maddesi gereğince dava dilekçesinin görev yönünden reddine,<br>2-HMK'nın 20 maddesi gereğince kararın kesinleşmesini takiben iki hafta içinde taraflardan birinin başvurusu halinde dosyanın görevli Kocaeli (Nöbetçi) Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına ... \" karar verilmiştir. <br>Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava dilekçesinin davalıya tebliğ olmadan, tebliğe çıkartılmadan sayın mahkeme tarafından yapılan incelemede ilk tensip ile görevsizlik kararı verildiğini, celp edilecek dosyaların ve delillerin celp edilmemesi, davalı tarafa dava dilekçesi tebliğ edilmeden sadece davacının beyan ve iddiaları doğru kabul edilerek, senetin teminat seneti olduğu veya şarta bağlı verildiğine ilişkin değerlendirme yapılması doğru olmadığını, sadece bu usuli eksiklik ve hatalardan dolayı bile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve eksiklikler giderildikten sonra yeniden değerlendirme yapılması gerektiğini, ilk derece mahkemesinin, senetin arkasında yazan ibare ile bağlantı kurduğu sözleşmenin birbiri ile alakası bulunmadığını, ilk derece mahkemesinin ilgili dosyaları celp etmemesi, ilgili verileri ve tarihleri doğru değerlendirmemiş olması, senetin düzenlendiği tarih itibarıyla imzalanan bir sözleşme olmaması, senetin arkasında açık bir şekilde herhangi bir sözleşmeye atıf yapılmamış olması, senetin tüm unsurlarının tam olması, daha sonraki bir tarihte taraflar arasındaki sözleşmede senetin herhangi bir şarta bağlanmamış olması, anlaşmalı boşanma protokolünün hüküm doğurmamış olması durumlarının hepsi bir arada değerlendirildiğinde dava konusu senet kambiyo vasıflarını taşımakta olduğundan görevli mahkeme Asliye Ticaret mahkemesi olacağını  beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>Davacı tarafça, istinaf dilekçesine karşı cevap dilekçesi verilmemiştir.<br>   DELİLLER: Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/01/2026 Tarih - 2026/1 Esas - 2026/20 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; menfi tespit istemine ilişkindir. <br> İlk derece mahkemesince davanın görev yönünden reddine karar verilmiş karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. <br>Dosyanın incelemesinde; davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde özetle, davacı ile  davalının eş olduklarını, tarafların 29/09/2018 tarihinde evlendiklerini, evlilik birliği içerisinde yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle boşanma aşamasına geldiklerini, davalının müşterek çocuğu göstermemekle tehdit ederek davacı üzerinde baskı kurduğunu, bu süreçte 12/04/2025 tarihli tutanak imzalandığını ve boşanmadan kaynaklanan maddi-manevi tazminat kapsamında 05/12/2025 vadeli 2.000.0000,00 TL bedelli senet düzenlendiğini. söz konusu senedin davalının baskısı ve tehditleri altında düzenlendiğini, tutanakta yer alan koşulların geçersiz olduğunu, davalının mal kaçırma amacıyla taşınmazları üçüncü kişiye devrettiğini, Kocaeli 3. Aile Mahkemesinin 2025/450 E sayılı dosyasında anlaşmalı boşanma yönünde girişimde bulunduklarını, bu kapsamda senet bedelinin 1.000.000,00 TL olarak yeniden kararlaştırıldığını; ancak anlaşmalı boşanmanın gerçekleşmediğini ve davanın çekişmeli boşanmaya döndüğünü, buna rağmen davalının ilk düzenlenen senedi takibe koyduğunu belirterek borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesinin talep edildiği, ilk derece mahkemesince görev dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Eldeki davada, mahkemece, dava konusu edilen senedin taraflar arasındaki anlaşmalı boşanma süreci kapsamında düzenlendiği, senedin teminat amacı taşıdığı, arka yüzündeki ibareler ve dosyaya sunulan protokol içeriği birlikte değerlendirildiğinde kayıtsız ve şartsız bir para borcu içermediği, bu nedenle kambiyo senedi niteliğinde bulunmadığı ve uyuşmazlığın genel hükümlere göre çözülmesi gerektiği gerekçesiyle davanın görev yönünden değerlendirilmesi yoluna gidildiği anlaşılmaktadır.<br>Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukukî ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Menfi tespit davası 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ise ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesini isteyebilir.\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur.  İspat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun  (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br>(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir”  şeklindedir. <br>Her somut olaydaki maddi vakıaya göre lehine hak çıkaran taraf ve ispat yükü şekilleneceğinden, maddî hukuk kuralına ilişkin bu vakıaların doğru ve net bir şekilde belirlenerek ortaya konulması gerekmektedir. Maddede aksine düzenleme olmadıkça ibaresi eklendiğinden, kanunda ispat yükü ile ilgili özel bir düzenlemeye yer verildiğinde, ispat yükü genel kurala göre değil de kanunda belirtilen özel düzenlemeye göre belirlenecektir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.<br>Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Menfi tespit davasında kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukukî ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Keza açılan menfi tespit davasında alacaklı (davalı) nın senedin ihdas (veriliş) nedenini değiştirmesi (tâlil etmesi) hâlinde de kanıt yükü alacaklı davalıya düşer (Çavdar, 755). Borçlu bir hukukî ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukukî ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukukî ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını  kabul etmekle birlikte bir hukukî ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukukî ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukukî ilişkinin varlığını kabul etmektedir. <br>Borçlu (davacı) menfi tespit davasına konu senedin teminat, hatır senedi olduğunu veya alacaklı (davalı) ya avans olarak verildiği iddiasıyla menfi tespit davası açabilir. Bu şekilde açılan menfi tespit davasında, kanıt yükü borçlu (davacı) dadır. (HGK’nın  2017/(6)3-969 esas- 2021/866   karar)<br>Eldeki uyuşmazlık, ilk derece mahkemesince dava konusu bononun teminat senedi olduğu ve kayıtsız ve şartsız bir borç ikrarı içermediği gerekçesiyle kambiyo senedi sayılamayacağı ve bu nedenle görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik karar verildiği görülmektedir.<br>Öncelikle, şekli unsurları tamam olan dava konusu bononun teminat senedi olup olmadığı ve kambiyo senedi sayılıp sayılamayacağı yönünden yargılama yapma görevi asliye ticaret mahkemesinindir. Asliye ticaret mahkemesince bononun teminat senedi olduğu belirlenir ise bu kez, uyuşmazlığın çözümünde taraflar arasındaki temel ilişki dikkate alınmalıdır (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024/5598 esas 2025/4984 karar sayılı ilamı). Bu itibarla, eldeki uyuşmazlığın kambiyo senedinden kaynaklanması karşısında, yukarıda açıklanan hususların Ticaret Mahkemesince incelenip değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir. <br>Bu nedenle mahkemece, uyuşmazlığın kambiyo senedinden kaynaklanan borç ilişkisine dayandığı gözetilerek, senedin geçerliliği, irade fesadı iddiaları ve teminat senedi iddiası yönünden deliller toplanıp değerlendirilerek esasa girilmesi gerekirken, yanılgılı nitelendirme ile sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.<br>Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-3) maddesince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-3) maddesi gereğince ESASTAN KABULÜNE,<br>\ta-Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/01/2026 Tarih - 2026/1 Esas - 2026/20 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\tb-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>2-İstinaf Karar Harcının, talebi halinde ve ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>3-İstinaf eden tarafından yapılan İstinaf başvuru giderlerinin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirilmesine,<br>4-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362-(1)-g) maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/05/2026<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır.<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır.<br>...<br>*Üye ...<br> ¸e-imzalıdır.<br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır.<br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"68e76c09e8ff331c62175a73b534ba3a","SID":"6081acbf46b86071"}}