{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/2056 Esas<br>KARAR NO\t: 2026/1052 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br> B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI\t: 2021/575 Esas - 2023/255 Karar<br>TARİHİ: 30/03/2023<br>DAVA: İşletme Sözleşmesinden Kaynaklanan<br>BİRLEŞTİRİLEN KONYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2015/177 ESAS SAYILI DOSYASINDA <br>DAVA: Menfi Tespit<br>KARAR TARİHİ: 21/05/2026<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Asıl dosyada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili .... Ltd. Şti.'nin Konya Büyükşehir Belediyesinden 20 yıllık süreyle yap-işlet-devret modeliyle alıp inşaa ettiği petrol istasyonunu işletirken, davacı müvekkili .... Ltd. Şti. İle davalı ... A.Ş. Arasında  28/07/2012 tarihli akaryakıt istasyonu yönetim sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 2.2 ve 2.3 maddeleri kapsamında 16/05/2011 tarihinden itibaren petrol istasyonunun fiilen davalı tarafından işletildiğini, davalı tarafından bu istasyonun işletilmesinden kaynaklanan her türlü KDV, vergi, SGK, Resmi kurumlara yapılacak ödemeler ve başkaca vergi ve ödemelerin davalı ... A.Ş. Tarafından üstlenildiğini, keza sözleşmenin 2.6 ve 2.7 maddeleri ile de istasyonda çalışacak bütün personeli davalıya bağımlı çalıştırılacağının öngörüldüğü, bu kapsamda anılan tarihten itibaren istasyondaki tüm nakit ve kredili satışların ve tahsilatların davalı tarafından yapıldığını, ancak davalının sözleşme ile yükümlendiği edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle 28/07/2012 tarihli sözleşme kapsamında davalının ödemesi gerekip de ödemediği 162.000,00 TL birikmiş vergi, SSK borçları ve faizlerinden kaynaklanan alacaklarının %4 akdi faiziyle birlikte ve 2014 yılı ekim ayından bakiye 13.000,00 TL avans/kira alacağının dava tarihinden itibaren %4 akdi faiziyle birlikte, 26/11/2014 tarihinden davacı tarafından ödenen 641,26 TL birikmiş su borcunun aylık %4 akdi faiziyle birlikte ve davacı adına kayıtlı olan 1229168 nolu elektrik aboneliği üzerinden kullanılan elektrik enerjisi nedeniyle birikmiş 2.591,00 TL'nin dava tarihinden itibaren aylık %4 akdi faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesini talep etmiştir.<br>Davacı vekili 02/11/2022 tarihinde harçlandırılmış ıslah dilekçesi ile; Asıl davaya konu alacak davasını 162.000 TL üzerinden  açmış ise de talebini 448.768,38 TL daha artırarak toplam: 610.768,38 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini, birleşen dava yönünden; davacının davalıya Konya 7. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyadan dava tarihi itibariyle 482.551,17 TL borcunun olmadığının tespitine,  yine ... Yevmiye nolu ihtarname ile istenilen cari hesaptan kaynaklı 297.016,69 TL borcunun olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Asıl dosyada cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 28/07/2012 tarihinde akaryakıt işletme sözleşmesi imzalandığını, bu konuda herhangi bir ihtilafın olmadığını, ancak davacının başından beri sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ifa etmemesi nedeniyle sözleşmenin başından itibaren yürürlüğe girmediğini, işletme sözleşmesi kapsamında davacı tarafından sözleşmenin amacı doğrultusunda tam yetkili vekaletnamenin çıkarılarak davalıya verilmesi gerektiği halde verilmediğini, vekaletname çıkarılmadığı içinde davalı tarafından istasyonun işletilemediğini, işletme sözleşmesinde belirtilenin aksine istasyonun fiilen ve resmi olarak davacı şirket temsilcisi... tarafından yönetilip idare edildiğini ve işletmenin zarara uğratıldığını, tüm resmi işlemlerin davacı şirket temsilicileri tarafından imzalanmış olmasının istasyonun fiilen davacı tarafından işletildiğinin açıkça ortaya koyduğunu, bu nedenle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Konya/Mevlana Vergi Dairesine müzekkere yazılarak 16/05/2011-30/10/2014 tarihleri arasında davacı tarafından vergi ve gecikme zammı olarak yapılan ödemeler bilgisi dosyaya celpedilmiştir.<br>Birleştirilen Konya 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/177 E sayılı dosyasında dava dilekçesinde özetle; davacının \"Konya ... Mah. 9 Parselde kain, Çimenlik Mah. ... Cad. No:... Karatay/Konya\" adresindeki istasyonu yap-işlet-devret modeliyle 20 yıllığına Konya Büyükşehir Belediye başkanlığından kiraladığını ve bu yerde otogaz satmak amacıyla davalıyla aralarında 16/05/2011 tarihinde bayilik sözleşmesi akdedildiğini, akabinde bu sözleşmenin mütemim cüzü olarak taraflar arasında \"ortaklık sözleşmesi\" imzalandığını, ortaklık sözleşmesi ile davacı müvekkilin ortaklık payının %0,5 davalının %50, dava dışı ...'in payının ise %49,5 olarak kararlaştırıldığı, esasen davacı tarafından istasyon üzerindeki haklarının yap-işlet-devret sözleşmesi gereği 3.kişilere devredilmemesi nedeniyle işletmede %0,5 gibi pay sahibi gösterildiğini, esasen petrol istasyonunun davalı ... A.Ş. Ve dava dışı ... namlı hesabına işletildiğini, bu sözleşme kapsamında istasyonun sevk ve idaresinin haricen davalı şirkete devredildiğini ve davalı şirket tarafından istasyonun işletilmeye başlandığını, bu şekilde istasyonun davalı ve 3.kişi ... tarafından işletilmeye başlanmasından sonra davacının 3.şahıslara olan bir kısım ticari borçları nedeniyle petrol istasyonundaki mallar haczedilmesin diye, davacı ile davalı arasındaki muaza sözleşmesi gereği herhangi bir sebep belirtilmeden davalı tarafından davacı aleyhine 25/10/2011 tarihinde Konya 7. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden 300.000,00 TL asıl alacağın tahsili için icra takibi başlattığını ve takibin kesinleştiğini, ancak takibe konu borç gerçek bir borç olmadığından tespitini talep ve dava etmiştir.<br>Birleşen davada cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşmeler gereği müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu olmadığı gibi müvekkilinin davacıdan icra takip dosyasında ve 31/12/2011 tarihli noter ihtarnamesinde belirttikleri gibi alacaklı olduğundan ve davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi 30/03/2023 Tarih ve2021/575 Esas - 2023/255 Karar sayılı kararında;<br>''.....Asıl ve birleştirilen dosya davacısı tarafından davalıya Konya 2. Noterliği'nin 02/09/2014 tarih ... yevmiye sayılı ihtarnamesinin keşide edildiği, ihtarnamenin davalıya 05/09/2014 tarihinde telbiğ edildiği, ihtarname ile davalıdan şirketin ödenmemiş vergi ve SGK borçlarının ödenmesi, teminatların iade edilmesi ve sözleşmede kararlaştırılan aylık kira bedelinin ödenmesi hususları ihtar edilmiş; davalı tarafından anılan ihtarnameye cevap olarak keşide edilen Beyoğlu 10. Noterliği'nin  31/12/2014 tarihli ... yevmiye sayılı ihtarnamesiyle davacıdan sözleşmenin 4.1 ve 4.2 maddeleri kapsamında ödenen bedellerin aylık %4 oranındaki faizi ile birlikte ödenmesi hususu ihtar edilmiştir.<br>Asıl dosyada  sözleşmede işletme gideri olarak kararlaştırılan ancak ödenmemiş işletme gideri, SGK, vergi borçları ile davacının kira alacağının tahsilinin talep edildiği, birleştirilen dosyada ise davalı tarafından keşide edilen 31/12/2014 tarihli ihtarname konusu 297.016,69 TL cari hesap ve Konya 7. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına konu alacaklar nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti talep edilmiştir.<br>Taraflar arasında akdedilen 28/07/2012 tarihli sözleşme ve ek protokol hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; asıl dosyada davalının 1 Mayıs 2012 tarihi sonrası işletmenin SGK prim ve vergi borçlarından sorumlu olduğunun kararlaştırıldığı bu sebeple sözleşmenin sona erdiği tarihten dava tarihine kadar ödenmemiş vergi ve SGK prim borcundan davalının sorumlu olduğu, taraflar arasında kararlaştırıldığı üzere davacının Konya 7. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına konu 300.000 TL tutarlı borcun teminat olarak kabulü gerektiği, sözleşmenin 4. Maddesi kapsamında yatırılan teşvik bedeli ve avans bedelinin sözleşmenin ancak haksız feshi halinde talep edilebileceği buna karşılık  sözleşmenin davacı tarafından haksız feshedildiği ispat edilemediğinden sözleşmenin 4. Maddesi kapsamında yatırılan teşvik bedeli ve avans bedelinin  iadesinin talep edilmeyeceği ancak davalının bakiye  297.016,69 TL cari hesap alacağının davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, sözleşmenin sona erdiği tarih itibari ile 270.000 TL yatırım destek bedelinin tamamının mahsup edildiğinin davalı tarafından ispat edilemediği, davalının cari hesap alacağı olarak görünen 297.016,69 TL alacağın 270.000 TL'sinden sözleşmenin 4.1 maddesi kapsamında davacının sorumlu olmayacağı , bakiye kısım yönünden ise  davacının menfi tespit talebinin haksız olduğu anlaşılmakla birleştirilen dosya yönünden davacının davalıya 297.016,69 TL'yi aşkın borcu olmadığının tespitine, asıl dava yönünden davanın kabulüne ve asıl dosyada takip edilmeyen 16.232,26 TL alacak yönünden dava yenilenmediğinden davanın açılmamış sayılmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.  '' gerekçesi ile,<br>''ASIL DAVA YÖNÜNDEN;<br>1-13.000,00 TL kira bedeli, 641,26 TL SU VE 2.591,00 TL elektrik borcu olmak üzere toplam 16.232,26 TL yönünden HMK. 150. maddesi uyarınca davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, <br>2-162.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren, 448.768,38 TL'nin 02/11/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, <br>BİRLEŞTİRİLEN KONYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2015/177 ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN;<br>Davanın KISMEN KABULÜNE, <br>1-Konya 7. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına konu 300.000,00 TL alacak yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, <br>Beyoğlu 10. Noterliğinin 31/12/2014 tarih ... yevmiye sayılı ihtarnamesine konu cari hesap alacağı nedeniyle davacının davalıya 270.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine,<br>2-Kötüniyet tazminatı talebinin reddine, ''karar verilmiş ve karara karşı asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Asıl ve birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Asıl ve birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece zamanaşımı itirazlarının dikkate alınmadığını, ıslah ile istenen alacak miktarı yönünden ıslah tarihi itibariyle, TBK'nın 147. maddesinde öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresi geçtiğinden davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını, bu nedenle davanın reddinin gerektiğini,<br>Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/177 Esas sayılı dosyasında gerek davalı müvekkilin ve gerekse davacı şirketin ticari defterlerinin incelenmesinde; her iki rapor karşılaştırıldığında aradaki farkın, müvekkil şirket hesaplarında 2011 yılı için müvekkili ... A.Ş. tarafından ödenerek dekont edilen EPDK lisans bedelinin ve ayrıca 2012 yılında görülen ... A.Ş. tarafından protokol gereği ödenen nakdi kredi bedelinin davacı şirket kayıtlarına işlenmemesinden kaynaklandığının anlaşıldığını, ayrıca davacı şirketin 2013 yılına ait yevmiye defterinin sunulmamış olduğunun da göz önüne alınması gerektiğini,<br>Davalı müvekkilin davacı şirketten olan alacağının bayilik sözleşmesinden kaynaklı cari hesap alacağına ilişkin olduğunu, Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/177 Esas sayılı dosyasına sunulan 05.04.2017 tarihli bilirkişi raporunda, menfi tespit davasına konu Konya 7. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasından kaynaklanan her türlü alacağı tam ve eksiksiz aldığına ve davalının borçluyu ibra ettiğine ilişkin bir belge olmadığının belirtildiğini, davacı yanın delil olarak dayandığı belgelerde kendi lehine gibi görünen hususları ileri sürdüğünü, ancak aleyhine olan hususları yok saydığını, davacı şirketin gerek icra takip tarihi, gerekse müvekkil tarafından keşide edilen 31.12.2014 tarihli ihtarname tarihi itibariyle ve gerekse dava tarihi itibariyle davalı müvekkile borçlu olduğun, yine müvekkil şirketin davacıdan bayilik sözleşmesinin feshi sebebiyle cezai şart ve kar mahrumiyeti alacaklarının da mevcut olduğunu,<br>Davacının Konya 7. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasına ilişkin muvazaa iddiasının gerçek dışı olduğunu, 05.04.2017 tarihli bilirkişi raporunda; davacının üçüncü şahıslara olan bir kısım ticari borçları nedeni ile akaryakıt istasyonundaki akaryakıtların ileride üçüncü şahıs alacaklılar tarafından haczedilmesi ihtimaline karşı davalının istasyondaki akaryakıtları garanti altına almak istediği, bunun üzerine davalı tarafından davacı aleyhine anlaşmalı bir şekilde Konya 7. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile 300.000,00 TL asıl alacak üzerinden icra takibi başlatıldığı, davalının haklarını koruma amaçlı başlatılan takibe davacı tarafından da itiraz edilmediği için takibin kesinleştiği yönündeki muvazaa iddiasının hukuken geçersiz olduğu, muvazaada tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun şekilde beyan etmeleri gerektiği, ancak burada irade ile beyan arasında bilerek uygunsuzluk meydana geldiği ve taraflar arasında böyle bir anlaşmanın hukuken geçerli olmadığının belirtildiğini,<br>Davacının eksik defter sunmasından kaynaklı olarak, davacının ticari defterlerine dayanarak sağlıklı veri elde edilmesinin mümkün olmadığını, dolayısıyla müvekkil aleyhine yapılan tespitlerin kabulünün mümkün olmadığını, sağlıklı veri elde edilemeyeceği açık olan bilirkişi raporuna istinaden kurulan hükmün kaldırılması gerektiğini,03.01.2019 tarihli bilirkişi raporunda, Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/177 Esas sayılı dosyası ile alınan rapordaki tablo dikkate alınarak hasılat belirlendiğinin belirtildiğini, bilirkişinin davalı müvekkil şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi sonucunda hasılat adı altında belirlediği 2011 yılında 613.000,00 TL, 2012 yılında 2.650.384,00 TL; 2013 yılında 3.440.152,00 TL, 2014 yılında 2.239.961,00 TL tespit edilen miktarların davalı ... Şirketi'nin davacı ... şirketine yaptığı LPG satışlarına ilişkin veriler olduğunu, bunun hasılat olarak adlandırılmasının tamamen hata olduğunu, müvekkilin bayilik sözleşmesinden kaynaklı davacıya yaptığı satışların hasılatla hiçbir ilgisi bulunmadığın,ı ayrıca tabloda yer alan tutarların KDV dahil tespit edildiğini, işletmelerin satış ve hizmet bedellerine ek olarak müşterilerinden tahsil etmiş oldukları KDV'nin onlar için bir hasılat olmadığını, yasal düzenleme çerçevesinde vergi dairesine yatırılması gereken bir miktarı ifade ettiğini, bu doğrultuda bilirkişi raporunda gösterilen ve hasılat tablosu olarak adlandırılan tablonun KDV dahil şekilde belirlenmiş olmasının hatalı olduğunu,<br>Davacı şirket tarafından istasyonun işletilmesi kapsamında müvekkil şirkete bir hak tanınmadığını, bu durumun davaya konu sözleşmenin davacı yanca ihlal edildiğini açıkça ortaya koyduğunu, davacı yanın işbu sözleşmenin ana edimini ifa etmemiş olması nedeniyle sözleşmenin baştan itibaren uygulama alanı bulmadığını, zira 28.07.2012 tarihli yönetim sözleşmesi uyarınca, 28.07.2012 tarihinden itibaren istasyon yönetiminin müvekkil ... Şirketine devredilmesi ve bu amaç doğrultusunda tam yetkili bir vekaletnamenin davacı ... Nakliye Şirketi tarafından düzenlenerek teslim edilmesinin öngörüldüğünü, bu hususun sözleşmenin 2.6 maddesinde açıkça yer aldığını, ancak davacı şirket tarafından işbu yönetim sözleşmesinin bu hükmünün ihlal edildiğini ve istasyonun işletilebilmesi için gerekli olan vekaletnamenin çıkartılmadığını, bu durumun davaya konu sözleşmenin davacı yanca esaslı bir şekilde ihlal edildiğini açıkça ortaya koyduğunu,<br>Vergi dairesi ve SGK kayıtları incelendiğinde, tüm kayıtların davacı .... Şirketi adına mevcut olduğu göz önüne alındığında anılan borçlardan davacının sorumlu olduğunun açık olduğunu, bu hususun 31.10.2016 tarihli bilirkişi raporu ile de teyit edildiğini, hiçbir resmi işlemde müvekkil şirketin kaşe ve imzasının bulunmamasının da, yönetim hakkı ve yetkisinin müvekkil şirkete hiçbir zaman verilmediğini ortaya koyduğunu,<br>Ayrıca akaryakıt işletme lisansı olmadan istasyonun açılamayacağının açık olduğunu, davacının 16.05.2011 tarihinden itibaren işletmenin sorumluluğunun davalı ... A.Ş.’de olduğu savını ispatlayamadığını, istasyonu işletme yetkisi dahi olmayan, uygulanamayan bir sözleşmeden kaynaklı olarak müvekkil şirketin sözleşmenin 2.2 ve 2.3 maddeleri kapsamında ... Şirketine ait vergi ve SGK prim borcunu ödemesinin söz konusu olamayacağını, ancak bu hususların 03.01.2019 tarihli bilirkişi raporunda hiçbir şekilde ele alınmadığını, savunmalarının hiçbir şekilde değerlendirilmediğini ve hüküm kurulurken yerel mahkemece dikkate alınmadığını,<br>Yine 03/01/2019 tarihli bilirkişi raporunda, ödenmeyen SGK prim borçlarının 156.300 TL, vergi aslı ve gecikme cezası bedelinin 454.468,38 TL olduğunun tespit edildiğinin belirtildiğini, talep edilen bu bedellerden müvekkil şirketin sorumlu olmadığını, istasyonun işletilmesi yönünde herhangi bir yetkisi olmayan müvekkil şirketten bu bedellerin talep edilmesinin haksız ve hakkaniyete aykırı olduğunu, sözleşmenin 2.2 ve 2.3 maddesinde yer alan düzenlemelerden, istasyonun işletilmesinden kaynaklanacak gider ve vergilerin işletme hasılatından ödenecek olması düzenlemesinden, bu giderlerin müvekkil ... Şirketi tarafından veya müvekkil şirket hesabından ödeneceği gibi bir anlam çıkarmanın mümkün olmadığını, bu giderlerin davacı ... adına ödeneceğinin açık olduğunu, yine sözleşmenin 2.7. maddesinde elde edilecek hasılattan ödemelerin hangi öncelikle yapılacağının belirlenmiş olduğunu, bu kapsamda diğer işletme giderlerini ödemesi de beklenemeyeceğinden söz konusu maddelerden yola çıkarak davacının müvekkil şirketten vergi ve SGK primi alacağı bulunduğundan bahisle talepte bulunmasının düşünülemeyeceğini,<br>Dava konusu 28.07.2012 tarihli sözleşmenin davalı müvekkil şirket tarafından tek taraflı olarak bir taahhüt altına girilen bir taahhütname değil, aksine karşılıklı edimleri ihtiva eden bir sözleşme olduğunu, bu sözleşmenin ön şartının müvekkil şirkete bir vekaletname verilmesi olduğunu, bu ön şart yerine getirilmeksizin kendi edimini ifa etmeyen davacının, davalı müvekkilden edim ifasını talep hakkı doğmayacağını, sözleşmenin bu açık hükmüne rağmen varsayım yolu ile aksinin kabulünün tarafsızlık ilkesine de aykırı düştüğünü, davacının iddiasını ispat edemediğini,<br>Asıl ve birleşen davaların haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı tarafça davanın ispat edilemediği dosya kapsamından anlaşılmaktayken delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülerekasıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. <br>Asıl dava, dava,  taraflar arasında 28/07/2012 tarihinde akdedilmiş olan \"Akaryakıt İstasyonu Yönetim Sözleşmesi\" başlıklı sözleşme uyarınca davalı tarafından  ödenmesi gerektiği iddia olunan  vergi, SGK borçları, kira, su ve elektrik borcunun tespiti ile aylık %4 akdi faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemine ilişkindir.<br>Birleşen dava ise ; davalının, davacı aleyhine Konya 7. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası üzerinden başlattığı  icra takibine konu borç ve noter ihtarnamesi ile istenen  cari hesap ilişkisinden kaynaklı borçlu olmadığının tespiti istemi ile açılan menfi tespit davasıdır.<br>Mahkemece, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne,  karar verilmiş ve karara karşı asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>Asıl ve birleşen dosya davalısı vekili davacı vekili tarafından verilen  ıslah dilekçesine karşı verdiği 22/11/2022 tarihli beyan dilekçesinde; Davacı tarafın ıslaha konu ettiği tüm talepleri yönünden zamanaşımı itirazında bulunduğunu ileri sürüp  30/03/2023 tarihli duruşmada da zamanaşımı itirazını tekrarladığı halde mahkemece, davalı vekilinin ıslah ile artırılan miktara yönelik  zamanaşımı itirazı konusunda olumlu/olumsuz karar verilmediği gibi, gerekçeli kararda da tartışılıp değerlendirilmediği, davalı vekilinin ıslaha konu edilen miktarın zamanaşımına uğradığına yönelik zamanaşımı defini istinaf sebebi olarak ileri sürülmüştür.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde ve bilirkişi raporlarına karşı itirazlarını içerir verdiği beyan dilekçelerinde; Taraflar arasında imzalanan 28.07.2012 tarihli Akaryakıt İstasyonu Yönetim Sözleşmesinin 2.6. maddesinde; İstasyon ... A.Ş. tarafından yönetilecektir...... ,personel ücretleri, vergi ve diğer ödemelerin yapılması, resmi ve özel kurumlarda temsil ve ilzam gibi talep olunacak en geniş şekilde vekaletname düzenletmeyi, talep olunduğunda ihtiyaç duyulacak diğer yetkiler içeren vekaletnameler düzenlettirmeyi ve işbu sözleşme süresince azletmemeyi, talep olunduğunda yeniletmeyi.... Ltd. Şti. kabul ve taahhüt eder, '' düzenlemesi yer almak olup iş bu maddeden de istasyon yönetiminin müvekkili .... A.Ş.'ye devredilmesinin sağlanabilmesi için vekaletnamenin davacı şirket tarafından düzenlenerek müvekkili şirkete teslim edilmesi gerektiği açıkça belirtildiği halde davacı tarafça vekaletnama düzenleyerek müvekkiline vermediğini, davacı tarafın sözleşme hükmünü açıkça ihlal ettiğini, işletmenin de fiilen ve resmen davacı taraftan... tarafından yönetildiğini ileri sürüp söz konusu masraflardan sorumlu olmadığı yönünde savunma ve itirazda bulunduğu halde mahkemece verilen hüküm gerekçesinde bu savunma ve itirazın değerlendirilerek bu savunma ve itirazın nasıl aşıldığına ilişkin gerekçe yazılmadığı ve bu itiraz istinaf sebebi olarak ileri sürülmüştür.<br> HMK 297/1-c ve 297/2. maddesi uyarınca taleplerden her biri hakkında ne hüküm verildiği ve gerekçesinin açıklanması gerekmektedir.HMK'nın 297. maddesine uygun olarak verilmeyen kararın istinaf aşamasında denetlenmesine imkan bulunmamaktadır.<br>Davalı vekili gerek cevap dilekçesinde ve bilirkişi raporuna karşı itirazlarını içerir verdiği beyan dilekçesinde;  28.07.2012 tarihli sözleşmenin 2.2 ve 2.3 maddelerine göre 16.05.2011 tarihinden itibaren petrol istasyonunun fiilen işletmesinden kaynaklanan her türlü KDV, Vergi ve SGK, resmi kurumlarca yapılacak ödemelerin müvekkili şirket tarafından yapılması gerektiği iddiasıyla davacı tarafın  16.05.2011-30,10.2014 tarihine kadar  birikmiş vergi ve SSK borcunun müvekkili şirket tarafından ödenmesi gerektiği” iddiasında bulunmuş ise de bu iddianın gerçeği yansıtmadığını, sözleşmenin 2.2 ve 2.3 maddeleri uyarınca istasyonun 16.05.2011 tarihinden itibaren müvekkili şirket ... tarafından işletildiği lddiası tamamen gerçek dışı olduğunu, zira; 16.05.2011 tarihi itibari ile daha henüz davacı ... Ltd. Şti'nin lisansının bulunmadığını,  bu tarih itibari ile zaten söz konusu istasyonun işletilmesinin söz konusu olamayacağını ileri sürüp itiraz ettiği halde mahkemece bu itirazın tartışılıp değerlendirilmediği gibi Mahkemece hükme esas alınan mali müşavir ... tarafından düzenlenen raporda; Davacı şirketin 16. 05. 2011 -30.10.2014 dönemine ait ödenmeyen SGK. prim borçlarının 156.300,00 TL., 16. 05. 2011 -30.10.2014 dönemine ait ödenmeyen vergi borcu ve gecikme cezasının 454.468, 38 TL. Olduğu belirtilmiş, bu tespite göre davacı taraf ıslah dilekçesindeki  talebini  448.768,38 TL artırarak TOPLAM 610.768,38 TL talep etmiş ve mahkemece ıslah edilen miktar yönünden alacağa hükmedilmiş ise de, hüküm gerekçesinde asıl dosyada davalının 1 Mayıs 2012 tarihi sonrası işletmenin SGK prim ve vergi borçlarından sorumlu olduğu belirtilmiş olup bu durumda   mahkeme hükmü ile gerekçesinin kendi içerisinde çeliştiği ve HMK. 298/2 maddesine aykırı karar verilmesi yerinde görülmemiştir. <br>Davalı vekili, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü istinaf sebeplerini bilirkişi raporuna karşı itirazlarını içerir verdiği 05/02/2019 tarihli beyan dilekçesi ile de ileri sürülüp beyan ve itirazları doğrultusunda sektör bilirkişisi de dahil edilerek yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasını talep ettiği, mahkemece 28/04/2022 tarihli duruşma ara kararı ile yeni bir heyetten rapor alınmasına karar verildiği, bilirkişi ücreti davacı tarafça yatırılmadığından ara karar doğrultusunda rapor alınmamış ise de, mahkemece verilen hüküm gerekçesinde davalı vekilinin 05/02/2019 tarihli beyan dilekçesindeki itirazların tartışılıp değerlendirilmemesi yerinde görülmemiştir.<br>Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin 2.2. Madde uyarınca, SGK prim ve vergi borçlarından davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemece verilen hüküm gerekçesinde davacının asıl davaya konu  SGK prim ve vergi borçlarını ödediğine ilişkin bir tespitin olmadığı, davacının ödemediği bu borçlara istinaden sözleşmenin 2.2. Maddesi uyarınca davalıdan talep edip edemeyeceğinin tartışılıp değerlendirilmemesi yerinde görülmemiştir.<br>Bu durumda mahkemece, yukarıdaki açıklamalar doğultusunda işlem yapılacak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.<br>Açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen dosyada davalı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 297, 353/1-a.6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; <br>İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/03/2023 Tarih ve  2021/575 Esas - 2023/255 Karar sayılı kararının HMK'nın 297 ve 353/1-a6 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,<br>2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden asıl ve birleşen dosyada davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, <br>3-İstinaf talep eden asıl ve birleşen dosyada davalı tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde yatıran tarafa iadesine, <br>4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, <br>5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, <br>6-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminat var ise talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine,<br>7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, <br>  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 21/05/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1b9e2261b13539b2","SID":"14fb00a0f108bdde"}}