{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İstanbul Anadolu<br> 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t        <br>ESAS NO\t: 2025/491 Esas<br>KARAR NO\t: 2026/271<br>DAVA\t: Tazminat (Rücuen Tazminat)<br>DAVA TARİHİ\t: 10/06/2025<br>KARAR TARİHİ\t: 02/04/2026<br><br>Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 9. maddesine göre Türk Milleti adına yargılama yetkisini kullanan bağımsız-------Asliye Ticaret Mahkemesince, tarafça açılan dava üzerine yapılan yargılama nihayetinde; <br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>I.DAVA: Davacı vekili; müvekkil -------- ile yargılama sırasında vefat eden -------- oğlu --------, -------- ili, -------- ilçesinde yürütülmekte olan içme suyu ve kanalizasyon hattı çalışmalarında işçi olarak görev yapmakta iken 28.04.2016 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucunda hayatını kaybettiğini, kaza, davalılardan -------- sevk ve idaresindeki -------- plakalı hafriyat kamyonunun, aşırı yükleme nedeniyle park halindeyken vitesinin boşta bırakılması, el freninin yetersiz oluşu ve aracın arka tekerleklerine herhangi bir takoz veya destek konulmaması sonucu aracın geriye doğru kayması neticesinde gerçekleştiğini, Yaklaşık 21 metre geri hareket eden kamyonun, olay yerinde iş üzerinde duran bir traktöre ve yanında bulunan --------- çarpmış, müteveffa --------- olay yerinde yaşamını yitirdiğini, Meydana gelen olay, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında açıkça bir iş kazası niteliğinde olduğunu, Kazada asli kusurun, gerekli iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almayan işverenin yanı sıra aracı usulüne uygun şekilde güvenli park etme yükümlülüğünü yerine getirmeyen araç sürücüsünde olduğunu, bu sebeple, murisin mirasçıları adına, -------- Esas sayılı dosyası ile maddi ve manevi tazminat talepli dava açıldığını, Dava konusu olayın, hem iş güvenliği ihlalleri hem de Borçlar Kanunu kapsamında haksız fiil sorumluluğu hükümleri açısından değerlendirilmekte olup murisin yakınları telafisi mümkün olmayan zarara uğradığını, ---------- sayılı ilamıyla 27.04.2022 tarihinde verilen karar, ---------- sayılı ve 26.05.2023 tarihli ilamıyla kesin olarak kaldırılmış olup istinaf incelemesi sonrasında dava --------- esasına kaydedilmiş ve ilk derece yargılaması halen devam ettiğini, Bu aşamada, müvekkilin maddi ve manevi zararlarının tazmini amacıyla davalı tarafça herhangi bir ödeme yapılmadığını, Bu nedenlerle, müvekkillerin uğradığı munzam zararın tazmini amacıyla işbu davayı açmak zorunlu hale geldiğini, -------- Esas sayılı dosyası kararının bekletici mesele yapılmasına karar verilmesini, haklı davanın kabulü ile, uzman bilirkişi heyeti marifetiyle tespit edilecek munzam zarar miktarına ilişkin olarak bedel artırımı talep etme hakkı saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 100,00-TL'nin belirsiz alacak davası olarak kabulüne, söz konusu munzam zararın dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ve tarafına ödenmesine, vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>ll. CEVAP:  Davalı vekili; müvekkili sigorta şirketi aleyhine ikame edilen işbu başvurunun reddine, masraf ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>lll.İNCELEME ve GEREKÇE: Davacı dava dilekçesinde temerrüt faizi ile karşılanmayan munzam zarar talebinde bulunmuştur. Uyuşmazlık: Müteveffa -------- 28.04.2016 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu vefat etmesi nedeniyle, ---------- esas sayılı dosyasında görülen davadaki alacak kalemlerinin tahsil edilememesinden kaynaklı olarak,  davacıların munzam zararı bulunup bulunmadığı, bu zarardan davalı yanın sorumlu olup olmadığı, bu zararın davalıdan tahsili gerekip gerekmediği hususundadır.  Davacının talebi sadece munzam zarar yönünden değerlendirilmiştir.Munzam zarar borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan durum arasındaki farktır. Başka deyişle; temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğu kurallarına bağlı zarar şekilde tanımlanabilir. Türk Borçlar Kanunun 122. maddesi kapsamında munzam zararın talep edilebilirliği bir şartı da alacaklının mevcut olan zararını açık ve somut bir şekilde ispat etmesi gerekir. Faizi aşan zararın ödenebilmesi için uğranılan zararın varlığı ile miktarının ispatlanması gerekir. Bu açıklamalar ışığında davacının zararını somutlaştırarak zarar iddiasını ispat edecek delilleri ortaya koyması gerekir. Ancak dava dilekçesi ve yargılama aşamasındaki beyanlar uyarınca, sadece ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeni ile paranın satın alma gücünde meydana gelen azalmanın munzam zararın ispatı için yeterli değildir. Kaldı ki ekonomik olumsuzluklar karine olarak kabul edilip davacıyı somut zarar ispat yükümlülüğünden de kurtarmamaktadır. TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın (munzam) zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Burada kanıtlanacak olgular; ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zarardır. <br>  Bu açıklamalar ışığında,  davacı tarafın munzam zararını ispat edecek her hangi bir delil ibraz etmediği bu itibarla Türk Borçlar Kanununun 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan zararın, somut ve davacının durumuna özgü, somut vakıalarla ispatlanması gerektiği ancak davacı tarafça somut vakıalara dayanılarak bir zararın gerçekleştiği ileri sürülüp kanıtlanmadığı, bu nedenle davacı tarafından kendi duruma özgü şekilde somut olarak ispat edilememiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. <br><br>IV.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davanın REDDİNE, <br>2-Alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 615,40 TL harçtan mahsubu ile eksik alınan 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, <br>3-Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>4-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>5-Davalı tarafça sarfedilen yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, <br>6-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine, <br>7-Arabuluculuk aşamasında yapılan ve Hazine tarafından karşılanan 4.900,00 TL arabuluculuk ücretinin  6831 sayılı Kanuna göre davanın açılmasına sebebiyet veren davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,  <br>Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren  2 haftalık süre içerisinde--------- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.02/04/2026</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3cc4cc9ec1b612801e64f86b3d2e971e","SID":"0c88e63adbe72a6e"}}