{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2021/1570 <br>KARAR NO: 2025/2200<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17/06/2021<br>NUMARASI: 2015/78 Esas - 2021/281 Karar<br>BİRLEŞEN DOSYA: İstanbul 17.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/12 Esas  2016/150 Karar Sayılı Dosyası<br>ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA <br>DAVA: Tazminat <br>ASIL DAVA TARİHİ: 10/12/2013<br>BİRLEŞEN DAVA TARİHİ: 08/01/2016<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ : 31/12/2025<br>Asıl ve birleşen davanın reddine ilişkin verilen kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>ASIL DAVA : Davacı vekili;davalı şirketin, sektörde yaygın olduğu üzere yurtdışında kurduğu şirketler üzerinden yabancı bayraklı gemilerle ticari faaliyette bulunduğunu, müvekkili, davalı şirketin donatanı / armatörü / işleteni olduğu ancak resmi kayıtlarda yabancı bir şirketin gözüken ve yabancı bayraklı olan ...adlı gemide 01.01.2013 tarihinde gemi adamı olarak çalışmaya başladığını, bu geminin 30.03.2013 tarihinde Umman açıklarında yanarak battığını, müvekkili ve diğer gemi personelinin, sabah saat 5 sıralarında başlayan yangını söndürmek için büyük çaba sarf etmişlerse de. 3 saat sonra gemi su almaya ve yan yatmaya başlayınca, saat 08'de kurtarma filikalarına geçtiklerini, SOS sinyali üzerine saat 11-12 sıralarında Nato Daimi Görev Gücü'ne bağlı Amerikan USS ... savaş gemisi tarafından  kurtarıldıklarını olay nedeniyle müvekkilinin gemideki tüm eşyalarının yok olduğunu, deniz taşıma işinde gemiadamı olarak çalışan müvekkilinin İşK m.4 uyarınca İş Kanunu kapsamında olmadığı ve görev saptığı gemi de yabancı bayraklı olmakla Deniz İş Kanunundan yararlanmadığını, Taraflar arasındaki hukuki ilişkide uygulanacak düzenlemenin TBKnın iş sözleşmesine dair  393 vd. hükümleri olduğunu, her ne kadar müvekkili görev yaptığı ...adlı gemi resmi kayıtlarda yabancı şirket adına kayıtlı ise de müvekkilinin davalı şirket tarafından işe alındığını, ücretlerinin davalı şirket tarafından ödendiğini, davalı şirketin dava konusu alacaktan sorumlu olduğunu, gemide yangın ve sonrasında batma olayında, müvekkilinin gerek yangınla mücadele gerekse kurtarılmayı beklediği sırada, büyük bir ölüm korkusu yaşadığını Okyanusun ortasında bu şekilde ölüm korkusu yaşan birisinin ruh sağlığını bozulmamasının mümkün olmadığını, bu olay nedeniyle travma yaşayan ve ruh sağlığı bozulan müvekkilinin tedavi için sağlık kuruluşuna başvurduğunu, doktorun travma sonrası stres bozukluğu teşhisi koyduğunu ve ilaç tedavisine başladığını, müvekkilini gemi adamı olarak çalışmayı bıraktığını ki istese de, mevzuat gereği şu aşamada çalışmasının olanaklı olmadığını, bilindiği üzere ilgili mevzuat gereği gemi adamları için altı aylık periyotlarda gemi adamı olarak çalışabilirliğine ilişkin doktor raporu alınması gerektiğini, davalı, işverenin işçiyi gözetme borcu ve özellikle de iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüğü  kapsamın da, müvekkilinin yaşadığı bu travma nedeniyle ruh sağlığının bozulmasından sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya dair haklar saklı kalmak üzere, müvekkilinin  uğradığı maddi zarar için şimdilik 2.000- TL maddi tazminatın ve ayrıca 40.000- TL manevi tazminatın 30.03.2013 olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili 14.05.2015 havale tarihli dilekçesinde ,maddi zararını kazadan sonra davalıya ait ..... gemisinde çalışmak üzere sözleşme imzaladığını ,ancak çalışamadığını 4 aylık kazanz kaybına uğradığını ( 7.932-USD) ayrıca ancak asgari ücret düzeyinde işlerde çalışabildiğini ,ayrıca batan gemide tüm kişisel eşyalarının kaybolduğunu beyan etmiştir.Böylelikle davacının asıl davada ki maddi tazminata ilişkin kısmi  taleplerinin kazadan sonra ki geçici iş göremezlik döneminde çalışamadığı süre için maddi zararı ve kişisel eşyalarının kaybına ilişkin  olduğu ,taleplerin ne kadarının kazanç kaybı ne kadarının kişisel eşyalara ait olduğu belirtilmemiştir.<br>CEVAP : Davalı vekili;Dava dilekçesinden, dava konusu ihtilafın, yabancı bir şirketin maliki olduğu ve yabancı bayraklı  .....  isimli geminin yangın sebebiyle batması hadisesinden doğduğunu,yine davacının iddialarından, Davacı ile sözleşen kişinin, aynı zamanda \" ...\" gemisinin maliki olan Malta uyruklu ...... LTD olduğunun anlaşıldığını, davacının atıfta bulunduğu 02 Ocak 2013 tarihli sözleşmenin de Davacı ile ...... LTD. arasında akdedildiğini, dolayısıyla. davacının müvekkili ile akdettiği her hangi bir sözleşme olmadığından, müvekkiline karşı yöneltilmiş taleplerin pasif husumet nedeniyle de reddedilmesi gerektiğini, davacı vekilinin olayın başlaması ile davacının gemiyi terk etmesi arasında 3 saat olduğunu belirttiğini, Davacı beyanına göre. olayın neredeyse 10 saat sürdüğünü kısa bir sürede ve şok etkisi ile gerçekleşmediğini, kaldı ki, Davacı'nın hiç bir bedensel zarara uğramadığı veya hayati tehlike geçirmediği bir hadisenin söz konusu olduğunu, davacının iddialarını hizmet sözleşmesi değil fakat haksız hile dayandığı düşünülse bile haksız fiil den dolayı sorumluluk için hukuka aykırı bir fiil zarar ve fiil ile zarar arasında illiyet bağı olması gerektiğini, dava konusu hadisenin  ...gemisinin batması olduğunu, davacı tarafından geminin batmasına müvekkilinin kendi kusurlu / hukuka aykırı fiili ile sebebiyet verdiğine dair hiç bir iddia ileri sürülmediği gibi bu yönde bir delilde sunulma dığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.<br>BİRLEŞEN DAVA :Davacı vekili, asıl davada ki maddi vakıaları tekrar ederek   müvekkilinin  bu kazada  üzerine atfedilecek bir kusuru  bulunmadığını belirterek, açıklanan nedenlerle  davanın kabulü ile  tahkikat  sonucunda  müvekkilinin uğradığı zararın değerinin tam  ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda  arttırılmak üzere  kaza tarihinden  itibaren işleyecek  yasal faizi ile sürekli  iş göremezlikten doğan zararlarına  karşılık 5.000- TL nin davalıdan  tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP :Davalı vekili,kazanın  30/03/2013 tarihinde meydana geldiğini  davacı tarafından mahkememizin  2015/78 esas sayılı dosyası ile  müvekkili şirket'e  karşı  davacı'nın  gemide kaybolan  kişisel eşyaları  için maddi ve travma yaşaması ve ruh sağlığının  bozulması nedeniyle manevi tazminat talepli olarak açılan davanın 10/12/2013 tarihinde açıldığını,  10/12/2013 tarihinde  huzurdaki davanın da konusu olan zarar bilinmesine rağmen bugüne kadar başvuruda bulunmadığını, davanın  zararın, haksız eylemin ve zararı ve tazminat  sorumlusunun öğrenilmesinden sonra HMK  uyarınca  belirtilen  iki yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmadığından  davanın  zamanaşımı yönünden  reddine karar verilmesini, mahkemenin  2015/78 esas sayılı dosyası  nezdinde  ikame ettiği  davada maddi tazminat talebini belirsiz  alacak olarak ikame ettiği de göz önüne alındığında her iki davada da talep edilen maddi tazminat  talebinin aynı olduğunu derdest dava nedeniyle davanın  açılmamış sayılmasına karar verilmesini, ayrıca somut olayda  müvekkili şirketin üzerine  düşen  tüm  yükümlülük leri yerine getirdiğini,  yangının meydana gelmesinde  herhangibir   kusuru bulunmadığını,  davacının  bu yönde bir delili bulunmadığını,  geminin yanması olayının önceden öngörülemez  ve kaçınılmaz bir durum olduğundan  mücbir sebebin varlığı ile  nedensellik  bağının kesildiğini  ve müvekkili şirkete  hiçbir kusur izafe edilemeyeceğinin kabulü gerektiğini belirterek, açıklanan nedenlerle  dosyanın esasına yönelik  incelemeye geçilmesinden önce  davanın   zamanaşımı, derdestlik, husumet yönünden incelenmesine  ve davanın  usulden  reddine karar verilmesine,  mahkeme tarafından aksi görüş  olması durumunda  olayın mücbir  bir sebepten kaynaklanması   ve müvekkili şirkete  atfedilecek  herhangibir  kusur olmaması nedeniyle  davanın  reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI : Mahkemece, davalının pasif husumeti davacının ise aktif husumeti bulunduğu, 6098 sayılı TBK'nın 72. Ve 146. Maddeler inde 10 yıllık zaman aşımı süresi belirlendiğinden, dava konusu alacağın  kanunla daha kısa bir zaman aşımı süresine bağlanmadığı anlaşıldığından, bu itirazın reddine, davaya konu gemide meydana gelen yangın ve batma hadisesine ilişkin olarak düzenlenmiş İngilizce olarak düzenlenmiş  09/05/2013 tarih ve ... referans no.lu raporun bilirkişi tarafından \"sonuç\" (...) bölümünün serbest tercümesi neticesinde; İş bu rapordan da anlaşılacağı üzere dosya içeriğinde, yangının çıkış sebebi kesin olarak tespit edilememiş olmakla yangının gemi personeli tarafından kasıtlı olarak çıkartıldığına ve geminin bilerek batırıldığına dair somut bir delile rastlanılmadığı ve olayın gerçekleştiği 30.03.2013 tarihinde ...isimli geminin tüm bayrak ve klas sertifikalarının geçerli oldukları ve geminin denize, yola ve yüke elverişli olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde dosyada mevcut bilgi ve belgeler doğrultusunda meydana gelen olayda davalı gemi işletmesinin bir kusurunun bulunmadığına, davacının  hadisenin gerçekleştiği 30.03.2013 tarihinden 4 ay sonra 30.07.2013 tarihinde periyodik sağlık muayenesine girdiği ve muayene neticesinde davacının sağlık durumunun denizde çalışmaya elverişli olduğu tespit edilerek 30.07.2013 tarihine kadar geçerli\" Gemi adamı Olur  Sağlık Raporu\" düzenlendiği ve bu tarihten itibaren 18.10.2019 tarihine kadar yapılan tüm periyodik sağlık muayeneleri sonucunda, gemide çalışmasına engel bir durumun bulunmadığına, aynca, dosyada mevcut tanık ifadelerinden ve belgelerden de, davacının kaza  sonra sında da değişik gemicilik şirketlerinde güverte lostromosu olarak çalışmaya devam ettiğine kanaat getirilerek dosyadaki tüm deliller, tanık beyanı, doktor raporları, adli tıp raporu ve usul yasaya uygun alınmış bilirkişi raporları kapsamında dosya münderecatında yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde, Yangının gemi personeli tarafından kasıtlı olarak çıkartıldığına ve geminin bilerek batırıldığına dair somut bir delile rastlanılmadığı, geminin denize, yola ve yüke elverişli olduğu, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde meydana gelen hadisede davalı gemi işletmesinin bir kusurunun bulunmadığı bunun neticesinde davacının davalıdan tazminat veya herhangi bir alacak talep etmesinin mümkün olmadığı, davalının olayda kusurunun bulunmadığı böylece sorumluluğununda bulunmadığı tesbit olunmakla, ispatlanamayan asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ : Asıl ve birleşen davada davacı vekili; yangının kasıtlı olarak çıkartılıp çıkartılmamasının daha çok kriminal bir durum değerlendirilmesi sonucunda ceza yargılamasında göz önüne alınacak bir husus olduğunu, kusursuz sorumluluk ilkeleri içerisinde değerlendirilmesi gereken bir konu olduğunu, mahkemece kast ile kusur kavramlarının birbirine karıştırıldığını, mahkemece davalıya İngiltere ve Galler Yüksek Adalet Mahkemesinde görülen davada verilen yabancı mahkeme ilamını ve temyiz kararını kesinleşme şerhi ile birlikte sunması için 1 aylık süre verildiğini, ancak sunulmadığını, bilirkişi raporunda belirtilen birinci ihtimal olan gemideki yangının kasten çıkarılmış olması halinde davalı işverenin sorumlu olacağının açık olduğunu, ikinci ihtimal olarak gemi personelinin kusurlarından kaynaklanmış olabileceğinin belirtildiğini, bu halde dahi TBK 66. maddesi uyarınca istihdam eden olarak davalı işverenin diğer çalışanlarının kusurlarından dolayı da kendi kusuru gibi sorumlu olacağını, yine gemide teknik bir kusur ve eksiklik nedeniyle yangının çıkmış olması ihtimalinde ise işverenin gerekli önlemleri almadığı ve özen yükümlülüğüne uymadığından sorumlu tutulacağını, bilirkişi raporlarında da müvekkili gemi adamına kusur atfedilmediğini, mahkemenin gerekçesine itibar edilecek olsa idi sefere çıkan tüm gemiler için zorunlu tutulan bayrak ve klas sertifikaları tamam olan denize yola ve yüke elverişli gemilerin hiçbirinde yangın, batma, çatma ve iş kazası hadiselerinin hiçbir şekilde gerçekleşmemesi gerektiğini, müvekkilinin beden gücü kaybının sürekli kısmi iş göremezlik kapsamında olduğunun sabit olduğunu, aynı işi yapmak için daha fazla bir çaba sarfedeceğinden tazminat isteme hakkının doğacağını, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE : Asıl  dava yaşanan gemi kazası nedeniyle davacının ruhsal sağlığının  bozulması nedeniyle maddi ve manevi ,birleşen dava işgücü kaybı nedeniyle maddi tazminat istemlerine ilişkindir. 30.03.2013 tarihli yangın/ batma kazası esnasında davacının  gemi adamı olarak ... isimli gemide davalı nezdinde fiilen çalıştığı,  geminin 03.04.2013 tarihli kaza/ batma kapatma bulunan Liberya bayraklı ... isimli geminin dava dışı malikinin/ donatanının kayden  ... Ltd. şirketi olduğu ,davalının pasif husumete ve zamanaşımına ilişkin itiraz ve defileri red edilerek  bu hususlar kesinleşmiştir.Dava konusu yangın sonucu asıl ve birleşen dava davacısının gemi adamı olarak davalı nezdinde fiilen çalıştığı geminin batması şeklinde gerçekleşen olayda (haksız fiil/ iş kazası) maddi ve manevi zarar tazminatı taleplerini hem hizmet/ iş sözleşmesine hem de haksız fiile dayandırmaktadır. Gemi adamı olan davacının, hem çalışan/ işçi olarak hem de haksız fiilden zarar gören olarak  30.03.2013 tarihli kazanın meydana geldiği ve davalı nezdinde çalıştığı dönemde yürürlükte bulunan İş Kanunu ve İş Mahkemeleri Kanunu kapsamında gemi adamı olmasından dolayı talepte bulunması mümkün bulunmadığı gibi, batan geminin Liberya uyruklu/ yabancı bayraklı olması nedeni ile Deniz İş Kanunu da uygulanamayacaktır.Davaya TBK hükümleri uygulanacaktır. İşverenin sorumluluğunda hizmet/ iş sözleşmesi gereği iş kazası sonucu oluşan akdi sorumluluk ile haksız fiil sorumluluğunun (sebeplerin) yarışması söz konusudur. Ayrıca TBKnın 417  madde hükmü de işçinin kişiliğinin korunmasına yönelik düzenleme mevcuttur. TBK nın 71.maddesinde \"önemli ölçüde tehlike arz eden bir işletmenin faaliyetinden zarar doğduğu takdirde ,bu zarardan işletme sahibi ve varsa işleten müteselsilen sorumlu\" olacağı belirtilerek tehlike sorumluluğu genel olarak düzenlenmiştir.Somut olayda ;davacının zararı  geminin batması hadisesi sonucu meydana geldiği ,illiyet  bağının mevcut olup kesilmediği ,davalı vekili geminin batmasının mücbir sebeb teşkil ettiğini ileri sürmekte ise de ; iş kazalarında mücbir sebeb \" mücbir sebep; deprem, sel, savaş gibi öngörülemeyen ve önlenemeyen dış etkenler sonucu zararın doğmasıdır.\"Davalının işletmesined ki geminin herhangi bir sebeble yanmaya başlaması akabinde de batması geminin  işletmesin de kusur veya gemide ki teknik bir sebeden kaynaklansın dış etken olarak kabul edilemeyeceğinden mübir sebeb olarak kabul edilemeyecektir.Gemi adamı davacı ile üçüncü kişinin kusuru  ise iddia edilmemiştir.Kaza ile zarar arasında ki illiyet bağı kesilmediğinden tehlike sorumluluğu bulunan davalı işverenin davacının zararından sorumlu olduğunun kabulü gerekir.Davacının talepleri bu kapsamda değerlendirilmesi gerekirken ,davalının yangın ve akabinde batma  olayında kusursuz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi yerinde bulunmamıştır.İlk derece mahkemesinin diğer red sebebi ise ,davacının kazadan sonra da gemi adamı olarak çalışmaya devam ettiği ,bu nedenle maddi zarara uğramadığıdır.Sürekli iş gücü kaybı  her zaman iş görülmesine/ çalışılmasına engel olan bir durum olmayıp haksız fiil sonucu bedende ve/ veya ruhta oluşan zarara ilişkindir. Davacı ;kazadan sonra da muhtelif gemi işletmelerinde çalıştığı anlaşılmakta ise de  ;işini yerine getirirken  aynı işi yapanlardan daha fazla efor sarf edeceği gözetilerek davacının  işgücü kaybı  zararının tazmini gerekir. Davacı, birleşen dava ile belirsiz alacak davası olarak sürekli iş gücü kaybına ilişkin maddi zararının tazminini talep etmiş olmakla, zararı belirlendikten sonra artırma üzere üzere 5.000-TL dava değeri göstererek dava açmıştır.Aktüer bilirkişi davacının kazancı olan usd para biriminden hesaplama yapmıştır. TBK'nın 99/3. maddesinde ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklının, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. Ancak yenilik doğurucu nitelikteki bu hakkın kullanılmasıyla birlikte hakkı kullanan kişi bu kararından geri dönemez (Yargıtay 11. HD'nin 2018/4145 esas 2020/1212 tarar sayılı ve 11/02/2020 tarihli ilamı)Davacı tercih hakkını TL cinsi yönünde kullandığından bu kaleme ilişkin zarar talebi Türk Lirası cinsinden değerlendirilmelidir. Dosya kapsamında ATK tarafından kaza tarihinde yürürlükte bulunan Çalışma Gücü Kaybı ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre davacının maluliyet tesbiti  yapılmıştır.Aktüer bilirkişi tarafından 23.08.2019 tarihinde PMF 1931 progresif rant yöntemine göre davacının dosya kapsamına sunulu maaşına göre hesaplama yapıldığı görülmekle, karar tarihine yakın tarihli güncel aktüeryal hesaplama yapılması gerekmekte olup aktüer bilirkişiden ek rapor alınıp talep sonucu tam ve  kesin olarak belirlendikten sonra, nihai karar verilmezden evvel HMK m. 107/2 uyarınca ilk derece Mahkemesince davacıya talebini tam ve kesin olarak belirlemesi için 2 haftalık kesin süre verilmesi aksi halde dosyada mevcut durum itibarı ile talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden davanın görülüp karara bağlanacağı ve buna uygun harcı tamamlaması için süre verilmesinin ihtar edilmesi gerekirken bu hususun  göz ardı edilmesi doğru olmamıştır.<br>Açıklanan nedenlerle ; davalının tehlike sorumluluğu kapsamında kural olarak  sorumlu olduğunun kabulü ile belirtilen eksiklikler giderilerek  varılacak sonuca göre karar verilmek üzere ,davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına dava yeniden görülmek üzere dava dosyasının kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>Asıl ve Birleşen Dava Davacısı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul ..... Ticaret Mahkemesi'nin 2015/... Esas- 2021/. Karar sayılı ve ....06.2021 tarihli hükmünün, HMK.'nun 353(1)a-6 maddesi  gereği KALDIRILMASINA; <br>Davacı tarafından yatırılan  59,30-TL peşin istinaf karar harcının talebi halinde davacıya iadesine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-g maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  31/12/2025<br>         \t<br><br> <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3aea38c68e209e802f11c403fa720fae","SID":"c92ab2bf32b8daa6"}}