{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ:19/01/2026<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:25/03/2021<br>DAVANIN KONUSU:Alacak<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:19/01/2026<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, ... Tekstil tarafından ihraç edilen ve müvekkili ... Tekstil tarafından  imal edilen ... adet pamuklu  havlu emtiası  için davalılardan ...  tarafından imal edilen ve diğer  davalı ... Firmasının  logo ve seri numaralarını taşıyan 100 adet  palet 28/05/2011  tarihinde  davalı ...'den ... seri sıra nolu irsaliyeli fatura  ile satın alındığını, 21/06/2011 tarihinde teslimat esnasında konteynır açıldığında paletlerin ve kolilerin kısmen nemli ve rutubetli  olduğunun görüldüğünü ve konişmento üzerine hasarlı  not düşüldüğünü,  İsveç gümrüğünde derhal ekspretiz raporu düzenlenmiş  ve yapılan incelemede her iki  konteynırda da paletlerde küf, konteynır içi ortamda da nem ve koku olduğu belirlendiğini, ancak konteynırlara dıştan su  girişi tespit edilemediğini, yapılan  incelemede koku ve nemin  bazı palet tahtalarından kaynaklandığı, bu tahtaların üretim sürecinde  yeterince  kurutulmadan  ve fumigasyonu  yapılmadan  palet üretiminde  kullanılarak müvekkili firmaya satıldığını, konteynırların sefer sürecinde kapalı olması ve sıcaklık sebebi ile palet tahtalarında  terleme , küflenme oluşarak kolilerde kirlenmeye, küf ve mantar oluşumuna  ve konteynır  içi ortamda kokuya sebep olduğunun anlaşıldığını,  alıcı firmanın  malı  reddetmesi  üzerine İsveç- ... şehrinde ...  firması tarafından ekspertiz yaptırılmış ve konteynırda istifli paletlerin küflendiğini, naylon şiring içinde nem/ buğu olduğu  kollilerin terleme sebebiyle nem aldığının tespit edildiğini, ancak  konteynırlara su girişinin olmadığı, paletlerin  dıştan naylon  streçle kaplı olduğu ve terleyen bazı  palet tahtalarından çıkan  nemin naylon streçe takılarak su damlacıkları oluşturduğu, ortamda  oluşan  nemin  konteynır içi sıcaklığında etkisi ile uzun süre beklediği için konteynırlara ağır bir  nem  ve koku oluşturduğu, ıslak yüzeylerde  yapılan gümüş nitrat  testlerinde  tuzlu su olmadığının anlaşıldığını,  ihracat  yükünün analiz  sonucuna göre insan sağlığı açısından sıkıntılı  bir sonuç doğurmayacağının anlaşılması üzerine alıcı firma üzerlerindeki  kısmi  hasar  sebebi ile  yani hangi emtia  küflü/ kokulu olduğunun gözle  kesin olarak belirlenemeyeceği, yine sağlam gözüken kolilerin  açılmadan parekende satış  noktalarına  dağıtımı  yapılacağı için bazılarının  içindeki malda küf, koku,  mikrop, vs. oluşmuş ise İsveç yasalarına göre ağır cezalar  ile karşılaşabileceği gerekçesi ile  ürünleri  bu şekilde kabul etmemiş ve tüm malın temizlenmesi koşulu ile  malı kabul edebileceklerini  bildirdiklerini,  malın İsveç'te  temizlenmesi olanakları  araştırılmış mal değerinin %73  üne  karşılık gelen bir temizleme maliyeti  bulunduğu bu tutara İsveç'teki iç nakliye  etiketi, paket vs.  dahil olmadığı tüm bunların hesaba katılması  üzerine malın değerinin %80 ini aşacak  şekilde  bir temizlik maliyetinin  söz konusu olacağının anlaşıldığını,  temizlik işleminin Türkiye'de yapılmasının daha isabetli olacağı düşüncesiyle  malın iadesinin istendiğini, 03/08/2011 tarihinde 2 araçla emtia İsveç 'ten  Türkiye'ye geri gönderildiğini, ... Gümrüğü'ne 16/08/2011 tarihinde ulaşan araçların gümrük işlemleri için  ...na alındığını, burada sigorta şirketi ekspertizleri  tarafından yeniden bir incelemeye tabi  tutulan emtia üzerinde yapılan incelemede   konteynır içindeki paletlerin nemden dolayı küflenmiş ve kirlenmiş olduğu görülmüş ancak aynı palette bazı tahtalarda aşırı küflenme  görülürken paletin bazı takozları ve bazı tahtaların temiz olduğunun anlaşıldığını, ayrıca üst kattaki  üzeri naylon  şirinkle kaplı paletlerde  de hasar söz konusu  olması nedeniyle palete dıştan veya alttan  suyun ulaşamayacağı açık olduğundan paletlerin kendisinde   bir sorun olduğu sonucuna varıldığını,  Denizli 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.Ş sayılı dosyası ile davalı ...  hısım gösterilmek suretiyle delil tespiti yaptırılmış ve dava konusu emtiaya ilişkin 3. Kez alınan rapor davalıya tebliğ edildiğini, satılan paletlerin ayıplı olduğunun artık hiç bir şüpheye yol açmayacak şekilde ortaya çıktığını, bu ayıbın  önceden bilinebilir  olmadığını ya da bir başka  ifade ile maldaki ayıbın gizli ayıp olduğunu, müvekkili şirket bu durumu kesin olarak  tespit ettikten sonra  davalılara bu hususu bildirdiğini,  davalı ... Kerestecilik yetkilisi bizzat müvekkiline ait fabrika  binasına gelmiş  depoda bulunan hatalı paletleri  incelemiş, paletlerin üzerini kazıyarak küfün içten mi   yoksa  dıştan mı kaynaklandığını öğrenmeye çalıştığını,  bu konuda birden çok kez davalı firma ile görüşülmesine rağmen bir sonuç alınamadığını,  gönderilen  emtia sigartalı olmasına karşın  yapılan tüm inceleme ve ekspertiz  raporları maldaki gizli ayıp nedeniyle  oluşan zararın sigorta  yoluyla giderilmesinin mümkün olmadığı zararın nakliye sigortası kapsamına  girmediği birden fazla rapor ile  teyit edildiğini, artık palerlerde  üretim hatası bulunduğunun anlaşılması üzerine diğer davalı ... yetkilileri ile internet üzerinde görüşmeye geçildiğini,  yapılan yazışmalar sonucu davalı ... firması bağımsız  denetim  kurumu vasıtasıyla  söz konusu paletler üzerinde inceleme yaptırmayı  teklif etmiş , bağımsız denetim firması SGS tarafından paletlerin incelendiğini, hatalı üretilen paletler davalılardan ... tarafından Denizli'de üretilmiş  ise de söz konusu paletler üzerinde diğer davalı ...'e ait logo  bulunmakta olup,  ayrıca her  palet üzerinde  Almanya'dan gönderilen  bir numaranın mevcut olduğunu, Avrupa'daki müşterilerin özellikle ... logolu  ve etiketli  paletler ile malların taşınmasını istediklerini, ... üretici firmayı yeterince denetlemediği için bu zararın oluşmasında onun sorumluluğunun bulunduklarını, tüm bu nedenlerden dolayı  davalılardan ... tarafından üretilen  paletlerdeki gizli ayıp nedeniyle uğramış oldukları  KDV  hariç 70.350,77 TL ile yapılacak bilirkişi incelemesi  sonucu tespit  edilecek zararlarının  davalı ...  tarafından imal edilen paletlerin diğer davalı ... logosu ve davalı ... tarafından gönderilen seri  numaralarını taşıması nedeniyle uğranan zararla onunda  sorumlu olması nedeniyle müştereken ve müteselsilen sorumlu  tutulmalarına, tespit edilecek  zarar tutarına ayıplı  malın müvekkili teslimi tarihinden  itibaren  ticari avans faizi ile birlikte tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de  davalılardan müştereken ve müteselsilen  tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı ... Sanayi ve Tic. Ltd.  Şti. vekili, öncelikle belirsiz alacak davası olarak açılan davanın  aslında belirsiz alacak davası olmadığını, çünkü davacının talep ettiği miktarın belirlenebilir bir miktar olduğunu, sadece bu sebeple bile davanın reddi gerektiğini, temizleme ile mal eski haline  gelecek ve alıcı  bu şekilde malı  kabul edeceğinden malın yeniden üretilmesi gerekli olmayıp davacının son cümlesinde belirttiği iade edilen mal nedeniyle  yeniden üretim olmayacak ve sonuç olarak üretim bandında  sıkışıklık  gündeme gelmeyecek ve  yapılacak olan ihracatlar gününde teslim  edilmesine engel olan bir bulunmayacağından  ticari kaybı  söz  konusu olmadığını, bu sebeple tazminatı kabul edilmemekle  birlikte malların İsveç'ten getirilip tekrar gönderilmesi ve temizlenmesi belirlenebilir  bir  miktar olduğundan  belirsiz bir alacağın söz konusu olmadığını,   davacı  taraf zararların meydana gelmesinde nemin önemli bir faktör  olduğu,  bununda raporlarla sabit  olduğunun  belirttiğini, raporlarda nemin paletlerden gelmiş olabileceğine değinildiğini,  fakat dava konusu malların paletlerdeki nemlerden  dolayı zarar görmüş olabileceği doğrudan müvekkili firmalarının sorumluluğu olduğu anlamını taşımadığını, çünkü   müvekkili  firmanın imal etmiş olduğu tam palet ürünlerini  fırınlamakta ve kuruttuğunu,   uluslararası çapta faaliyet  gösteren  dava dilekçesinde ifade edildiği gibi yurt dışındaki firmalar tarafından  adeta olmazsa olmaz  bağımsız kalite kontrol firması ...'e ait raporlarda  bulunduğunu, buradan çıkarılması gereken sonucun ...  firmasının  uluslararası  alanda kalite ve güvenilirliğini ispatlamış bir kalite kontrol firması niteliğinde olduğunu,  bu anlamda müvekkili tarafından davacı tarafa satılan tüm  paletlerin tüm nem ve kurutma  kontrollerinden  geçmiş ve onay almış olup,  davacının iddiasının aksine  hiçbir şekilde  ayıplı olmadığını, ...  firması  paletlerin  üzerine ...-... işareti koyarak müvekkili firma  tarafından üretilen  paletlerin her şeyiyle  ayıpsız  ürün olduğunu tasdik ettiğini,  tüm ağaç işlemlerde yaş ağaç kullanımı  hem ağaç  işlemede kullanılan makineleri ve araçları zarar vermekte  hem de işleme sırasında daha fazla  iş  gücü kullanılması   neden olduğunu, ağacın  yaş işlenmesi müvekkili firmalarınca da istenmeyen bir durum olduğunu,  ağacın yaş olarak işlenmesi bu sektörün olağan akışına aykırı olduğunu,  bir an  için tekstil ürünlerindeki zararın paletlerdeki nemden meydana geldiğini düşünülse bile paletlerdeki nemin  oluşmasında müvekkili firmanın bir kusurunun olmadığını,  tazminatın da kusursuz  olarak müvekkili  firmaya yüklenemeyeceğini,  ayrıca müvekkilinin davacı tarafa satılan paletlerle aynı  şekilde kurutma işlemine   ve üretim işlemlerine tabi tutulan paletleri  başka firmalara  da sattığını, aynı paletler yine ... firmasının kalite  kontrolüne tabi  tutularak ihracatta kullanıldığını, ancak bu paletlerde hiç bir  şekilde nemlenme  ya da küflenme meydana gelmemiş bu hususta ayıp iddiasının da olmadığını, tüm bu nedenlerden dolayı davanın reddine karar verilerek   masraflar ve ücreti vekaletin  davacıdan yana tahmiline karar verilmesini  talep etmişlerdir.  <br>Davalı ...  vekili;  davalı ...'in merkezi  Almanya'nın ...  şehrinde  bulunan  Avrupalı ve  Türk Palet üreticilerinin üye olduğun uluslaraarası  bir palet üreticileri  derneği olduğunu, kişi ya da kurumların bu derneğe  üye olması  zorunluluğu bulunmadığını, ...  Pallet 'in  çeşitli paletlerin hangi  malzemeden ve nasıl üretileceğine dair çeşitli teknik   standartları içeren klavuzları  ve ... adlı Avrupa'da ve Türkiye'de tescilli bir markasının bulunmadığını, ... gibi başka bir kaç  üretici birliği, birkaç standart ve marka  daha bulunduğunu, ...  belirlediği standartlara  uygun üretim yapılması koşulu ile  bir  lisans sözleşmesi karşılığı ... markası  altında marka kullanım izni verdiğini,  ...  ... ya da başka bir marka adı altında  kendisi herhangi bir üretim faaliyetinde bulunmadığını,  bu süreçlerdeki rolü  ...  markası adı altında  üretim yapmak isteyenlerin uygun üretim araç ve koşullarına sahip olup olmadıklarını denetledikten sonra lisans sözleşmesi yapmak  ve lisans sözleşmesine  uygun  üretim  yapılıp yapılmadığını gerekli gördüğü zamanlarda şikayet üzerine  denetlendiğini,  bu denetimin  amacının ise  sadece marka  imajını korumaya  dönük olup, üçüncü kişiler için bir garanti taahhüdü niteliğinde olmadığını, ... 'nın  bir sorumluluğunun olmadığını, bu nedenlerden dolayı  davanın reddine,  yargılama  giderleri ile vekalet ücretlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep  etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"... uyuşmazlık ayıplı palet satışı sebebiyle oluşan zararın tazmin edilmesi talebinden ibarettir. Davanın tarafları tacir olduklarından ticari satımlara ilişkin ayıp hükümleri uygulama alanı bulacaktır. Uyuşmazlık  01.07.2012 tarihinden önce doğduğu  için eski Borçlar Kanunu'na ve eski Türk Ticaret Kanunu hükümleri gereğince uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta davalı-satıcı davacı-alıcıya ISPM 15 standardına uygun olarak ısıl işlem uygulandığını bildirmiş, yani satıcı eşyaya ilişkin vaatte bulunmuştur ve tazminat talebi davacının kendisine vaat edilen bu vasıftan kaynaklandığı iddia edilmektedir.<br>Ticari satımlarda satıcının ayıba karşı tekeffül borcundan bahsedebilmek için bazı koşulların bir arada bulunması gerekmektedir.<br>Bunlar;<br>1- Alıcının ayıbı bilmesi gerekir.<br>2- Alıcı ayıbı kabul etmemiş olmalıdır.<br>3- Ayıba karşı tekeffül borcu sözleşme ile ortadan kaldırılmamış olmalıdır.<br>4- Hasarın geçtiği anda satılan ayıplı olmalıdır.<br>5- Alıcı ihbar ve muayene külfetini ifa etmelidir. ( Şekli Şart)<br>Olayda bu şartların ilk üçünde taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Esas sorun ayıbın hasarın geçtiği anda var olup olmadığının tespiti ile alıcının ihbar ve muayene külfetini yerine getirip getirmediği noktasında toplanmaktadır. Dosyaya sunulan teknik bilirkişi raporlarında eşyanın teslim edildiği an yani hasarın geçtiği an eşyanın ayıplı olup olmadığını tespit etmenin mümkün olmadığı belirtilmiştir.<br>Bu itibarla davacı zarar ile davalı eylemi arasında uygun illiyet bağı olduğunu ispatlayamamıştır. Davanın bu nedenle reddi gerekir. Eğer bu hususu tespit etmek mümkün olsaydı bile davacının (alıcının) ihbar ve muayene külfetini ifa edip etmediği hususunun da değerlendirilmesi gerekmektedir. Taraflar tacir olduklarından ticari satımlara ilişkin ayıp hükümlerinin uygulanması gerekecektir. Eski TTK 25. Madde ve eski BK 198/f-2 ve 3 maddesi hükümleri buradaki süreleri kesin şekilde düzenlemiştir. Davacı-alıcının eşyayı teslim alıp yüklerken görülebilecek bir ayıp söz konusu ise 2 günlük eğer teslim alma anında görülmesi mümkün değilse 8 günlük muayene ve ihbar külfeti bulunmaktadır. Dosya içerisinde muayene ve ihbar külfetinin yerine getirildiğine dair herhangi bir bilgi ve belge mevcut değildir. Dolayısıyla bu külfetleri ifa etmeyen alıcı eşyayı kabul etmiş sayılır. (eski BK 198/f-2 ve 3 maddesi)<br>Bu bakımdan teslim tarihi itibariyle paletlerin ayıplı olup olmadığı tespit olunamadığından  herhangi bir tazminat talebinde bulunması mümkün değildir. Teknik olması ile 02.01.2019 tarihli heyet raporunda Orman ve Endüstri Mühendisi raporu dikkate alınarak paletlerin uygun karantina şartlarında  davacı tarafından teslimden sonra muhafaza edildiği belirlenemediğinden ya da paletlerin teknik bir eksiklik ile üretilmiş olabileceği ihtimali ile davacının kusurlu olabileceği belirtilmekle  hasarın geçtiği andaki kusur ispatlanamadığından davanın reddi\" şeklinde karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı  vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ayıp ihbarının süresinde yapıldığını beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, satım sözleşmesine konu malların ayıplı olması nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Davacı satım sözleşmesine konu malların ayıplı olduğunu iddia ederek eldeki davayı açmıştır.<br>Kural olarak belirtmek gerekir ki; Taraflar tacir olup, uyuşmazlığın ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle uyuşmazlıkta 6098 sayılı TBK ve 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması gerekir. Borçlar Kanunu’nun satım sözleşmesine dair hükümlerinin (TBK 'nun 207.maddesi) esasen tacirler arasında yapılan satım sözleşmelerine de uygulanması benimsenmiştir.  Bununla birlikte satım sözleşmesinde malın ayıplı olması halinde özel hükümler öngörülmüştür (TTK'nun 23.maddesi). Dolayısıyla tacirler arası satım sözleşmelerine Borçlar Kanunu hükümleri ile birlikte TTK m. 23/1 ve 1-c hükmü de uygulanacaktır.<br>Bu noktada uyuşmazlığın temelini oluşturan “ayıp ve ayıba karışı tekeffül” kavramları üzerinde durmakta yarar vardır: <br>Ayıba ilişkin hukuki düzenleme, dava konusu uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken 6098 sayılı Borçlar Kanununun 219. maddesinde yer almaktadır.  Düzenlemede “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur.\" denilmektedir.<br>Ayıba ilişkin diğer sınıflandırma, ayıbın açık ve gizli olup olmamasına göre yapılmaktadır. Açık ayıp hemen ilk bakışta ya da yüzeysel bir muayene ile tespit edilebilen ayıptır. Durumun gerekli kıldığı, muayene ile anlaşılamayan ayıplar, gizli ayıptır. Alıcı gizli ayıpları araştırmakla yükümlü değilse de ayıp meydana çıkar çıkmaz derhal ihbar etmelidir (Domaniç, H.: Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C.I, İstanbul 1988, s.155; Yavuz, N.: Ayıplı İfa, 2.b., Ankara 2010, s. 107; Karakaş, C.F.: Ticari Satımda Ayıp İhbarının Süresi ve Şekli, XXII. Ticaret Hukuku ve Yargıtay Kararları Sempozyumu, Ankar 2006, s.172). Derhal kavramı, halin icabına uygun fazla vakit geçirmeden bildirim olarak anlamak gerekir. Eğer alıcı iğfal edilmiş, yani maldaki ayıp ondan bilerek saklanmış ise Kanunun öngördüğü çözüm satıcı bakımından ağırlaştırılmış bir sorumluluğu gerektirmektedir. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 225. maddesine göre alıcıyı iğfal etmiş olan satıcı, ayıbın kendisine vaktinde ihbar edilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz.<br>Ticari satımlarda muayene ve ihbar külfeti TTK 21/1-c. maddede düzenlenmiştir. Bu hükme göre “ Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya bildirmeye mecburdur. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde muayene etmeye veya ettirmeye ve bu muayene neticesinde malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için bu durumu bu süre içerisinde satıcıya bildirmeye mecburdur.” Ancak ayıp ihbarının bu süre içinde satıcıya ulaşması şart değildir. Bu süre içinde satıcıya ulaşmasa bile alıcı haklarını korumuş olur. TTK 21/1-c. maddede gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde Borçlar Kanunun 223. maddesinin uygulanacağı belirtilmiştir. Borçlar Kanunun 223. maddesinde ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde bildirimin derhal yapılması aksi halde alıcı malı ayıp ile beraber kabul edilmiş sayılacaktır. Alıcının muayene süresini kaçırdıktan sonra yapacağı ayıp ihbarı hukuken sonuç doğurmayacağı gibi, alıcı ayıba karşı tekeffül hükümlerinden faydalanamaz.(Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin  2015/17709 E, 2016/8206 K,  19.Hukuk Dairesinin 2016/5159 E, 2017/915 K, 19.Hukuk Dairesinin  2012/9334 E,2012/18827 K, 19.Hukuk Dairesinin 2015/12062 E,2016/5585 K, 19.Hukuk Dairesinin  2012/13847 E.2013/982 K sayılı ilamları).<br>Alıcı ihbar külfetini yerine getirmiş ise zamanaşımı süresi içinde Borçlar Kanununun 227. maddesinde kendisine tanınan hakları dava yoluyla talep edebileceği gibi  zamanaşımı süresi dolsa bile kendisine karşı açılan davada ayıptan doğan defi hakkını ve seçimlik haklarını ileri sürebilir. Bu halde artık alıcının ayıpları bildiği ya da bilmesi gerektiği konusunda ispat yükü satıcıya aittir. Zira bu suretle satıcı yasal olarak kendisine düşen bir sorumluluğu reddetmektedir. TBK'nun 231.maddesine göre, satıcı daha uzun süre için kefalet etmemiş ise, satılanı ayıba karşı tekeffülden kaynaklanan her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile alıcıya teslimin gerçekleşmesinden itibaren iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz. TBK'nun 227.maddesinde satılanın ayıplı olması halinde alıcının seçimlik hakları düzenlenmiştir.<br>Somut uyuşmazlıkta, davacı, ayıp nedeniyle ortaya çıkan zararlarını talep etmiş ise de, zarar kalemini somutlaştırmamıştır. Mahkemece davacının dava dilekçesindeki zarar kalemlerinin tek tek açıklattırılması gerekirken bu eksikliğin giderilmemesi hatalı olmuştur.<br>Yine davacı malların gizli ayıplı olduğunu, mallar İsveç'ten geldikten sonra derhal davalının hasım gösterilerek delil tespiti talep ettiklerini ve bu şekilde ihbarın davalı tarafa süresinde yapıldığını iddia etmiştir.<br>Mahkemece ise bu husus irdelenmeden, alınan raporlar  birbiri ile çelişmekteyken, çelişki giderilmeden karar verilmesi hatalı olmuştur. <br>Mahkemece yapılması gereken iş, davacı taraftan dava dilekçesindeki zarar talebini somutlaştırmasının istenilmesi, ardından malların İsveç'ten davacı uhdesine geldiği tarihin tespit edilmesi, delil tespitindeki raporun davalı tarafa tebliğ edilip edilmediğinin araştırılarak ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığının irdelenmesi, ayıp ihbarı süresinde yapıldı ise, varsa değişik iş dosyasındaki ve daha önceki raporları düzenleyen bilirkişilerdeki tüm fotoğraf ve videoların istenilerek, yine gerekirse HMK 281/2. Madde uyarınca uyuşmazlığın çözümü hususunda bilgisine başvurulmak üzere bu bilirkişilerin duruşmada dinlenilmeleri, taşıma sırasındaki nemi ölçer, taşımadaki sıcaklığı gösterir cihazların taraflardan sorularak taşıyıcı firmadan istenilmek suretiyle dosyaya celp edilmesi, ardından dosyadaki raporların birbiri ile çeliştiği gözetilerek, yeniden taşımacılık, tekstil, mobilya bilirkişisinin de aralarında bulunduğu bir bilirkişi heyetinden , çelişkileri gidermek üzere rapor alınması, paletlerin ayıplı olup olmadığı, bu ayıbın hangi tarafın kusurundan kaynaklandığı, ayıbın gizli ayıp mı, açık ayıp mı olduğu hususlarında yeni bir rapor alınarak sonuca göre bir karar verilmesinden ibarettir.<br>Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,\t<br>2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğinceDENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 25/03/2021 tarih ... Esas- ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE, <br>5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA, <br>6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE, <br>8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi.<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"05ae04c558ff5b7427f9a5cb8a32f6e9","SID":"aaafe05046e498f4"}}