{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. İstanbul Anadolu  6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>ESAS NO\t: 2025/287 Esas<br>KARAR NO: 2025/645<br>DAVA: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 28/03/2025<br>KARAR TARİHİ: 23/09/2025<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalının aralarında araba alım satımı hususunda anlaştıklarını, bu bağlamda müvekkilinin aracı ----- kendisi adı ve hesabına satın alarak  ikameti olan ---- iline getirmek üzere dava dışı -----tc kimlik numaralı --- vekil tayin ettiğini, ------ bedel ile müvekkilinin adı ve hesabına satın aldığını, müvekkilinin aracın borcuna karşılık ise takas usulü olarak adına kayıtlı olan ------yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi ile davalı şirkete---- bedel ile satarak devrettiğini, iki araç arasındaki fark bedeli olan ---- bedeli de davalıdan temin edemediğini, buna rağmen davalının haksız ve mesnetsiz olarak  ---- sayılı dosyası ile takip başlattığını beyan ederek müvekkilinin işbu dosyadan borçlu olmadığının tespitine, davacının %207den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.---------- yazı yazılarak davacı yanın ticari kaydı bulunup bulunmadığı sorulmuş olup gelen yazı cevabından davacının ticari kaydının bulunmadığı anlaşılmıştır.m----yazı yazılarak davacı yanın kaydı bulunup bulunmadığı sorulmuş olup gelen yazı cevabından davacının kaydının bulunmadığı anlaşılmıştır.--- yazı yazılarak davacının vergi kayıtları istenilmiş olup gelen yazı cevabından davacının mükellef kaydının olmadığı anlaşılmıştır.Dava; menfi tespit istemine; ilişkindir.TTK'nın 4.maddesinde, bir davanın ticari dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir. Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticari sayılan davalardır (mutlak ticari davalar). Mutlak ticari davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticari niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup TTK'nın 4/1 hükmünde (a) ile (f) bentleri arasında sayılmıştır.  İkincisi ise, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK'nın 4/1-son cümlesi uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da gerekli ve yeterli görülmüştür.  Üçüncü grup ise, nispi ticari davalar olup, TTK'nın 4/1 maddesi uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. TTK'nın 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticari  iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticari sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ''ticari iş'' esasına göre değil, ''ticari işletme'' esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması tek başına davayı ticari dava haline getirmez.Somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlığın kaynağı olan araç alım satım sözleşmesi TTK'da düzenlenen bir konu olmadığından dava mutlak ticari dava değildir. Dava, yukarıda sayılan ve   TTK'nın 4/1-son cümlesinde yer alan   ticari davalardan da değildir. Bu durumda somut uyuşmazlıkta davanın üçüncü grup dava  yani   nispi ticari dava  olup olmadığının tespiti gerekir  TTK'nın 4/1 maddesi uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır.T.T.K.'nun 14.maddesine göre “bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Yasa'nın 17.maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.5362  sayılı  Esnaf  ve  Sanatkarlar  Meslek   Kuruluşları   Kanun'unun  3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nun 1463.maddesinde de, önce 17.maddeye gönderme yapılarak, -------- bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17.maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.<br>Gerçekten, -------- ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre;<br>1-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,<br>2-Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. ----------- kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez---------------Somut olaya döndüğümüzde dosya kapsamında mevcut vergi dairesi müdürlüğü yazı cevabı ve ekindeki beyannamelere göre tarafların muhtasar vergisi yönünden vergi kaydı bulunduğu ve yıllık kazancının yukarıda açıklanan sınırı aşmadığı anlaşılmakla, buna göre tacir olarak kabul edilmesi mümkün görülmemiştir.Gelen yazı cevaplarından davacının tacir sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla davanın  Genel Mahkemeler olan  Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiği kanaatiyle davanın görevsizlik nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br><br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davanın, görev dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,<br>2-Davaya bakmakla görevli mahkemenin-------- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ OLDUĞUNA,<br>3-Karar kesinleştiğinde ve süresinde başvuru olması halinde dosyanın görevli ------------ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'ne GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Yargılama ve harç giderlerinin HMK 323 ve 331. maddeleri uyarınca görevli mahkemece değerlendirilmesine,<br>5-Dosyanın gönderilmesi için süresinde başvurulmazsa HMK 20/1 ve 331/2 maddeleri uyarınca dosya resen ele alınarak mahkememizce karar verilmesine,<br>Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekilinin yüzüne, davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.23/09/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0a6761c3c330954a49e678273dcb08fb","SID":"f96e3b069fcfb5b4"}}