{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL<br>22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br><br>ESAS NO\t:2025/732 Esas<br>KARAR NO:2025/47<br><br>DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)<br>DAVA TARİHİ:15/09/2025<br>KARAR TARİHİ:30/09/2025<br><br>Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br> Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; \"...Müvekkili Şirket tarafından Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı ... plakalı araç ile davalının maliki bulunduğu  kazaya kusuruyla sebebiyet verip olay yerinden ayrılan ve sürücüsü belirsiz ... plakalı araç arasında 02.01.2025 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle, dava dışı sigortalısına ödenen hasar bedelinin  tahsili için  davalı aleyhine, ... İcra Müdürlüğü .../... E. Sayılı dosya ile başlatılan ilamsız takibe, davalının itirazının iptaline karar verilmesini...\" talep etmiştir. <br>DELİLLER VE GEREKÇE:<br>Dava, davacı tarafından dava dışı sigortalısına  ödenen, hasar bedelinin rücuna ilişkin olarak açılan itirazın iptali davasıdır. <br>26/06/2012 tarihli,  6335 sayılı yasa ile değiştirilen TTK 4. maddesinde, Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği belirtilmiştir.<br>TTK 4. maddesinde; \"Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda; Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun mal varlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447,  yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde,  öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır\" denilmektedir. <br>Anılan maddede, tek tek belirtilen davaların, mutlak ticari dava niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.Ayrıca, mutlak ticari davadan başka, nispi ticari davaların da tanımı yapılmış ve bir davanın nispi ticari dava olarak kabul edilebilmesi için her iki tarafın tacir olması ve  aynı zamanda uyuşmazlığın da her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerektiği ifade edilmiştir.<br>TTK hükümlerine göre, nisbi ticari davanın varlığından söz edilebilmesi için her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerekir.Bu iki koşuldan birinin olmaması halinde ortada bir ticari davanın varlığından bahsedilemez. Başka bir deyişle yasada ifade edilen iki koşulun aynı anda gerçekleşmesi zorunludur.Taraflardan birinin tacir olması durumunda ticari işten bahsedilebilirse de, ticari davanın mevcut olduğundan söz edilemez. <br>Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun  22.03.1944 tarihli 1939/37 Esas ve 1944/9 Karar sayılı kararında “…Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur.” şeklinde belirtilmiştir. <br>Dava konusu ve sunulan deliller kapsamında uyuşmazlığın, TTK 4. maddede belirtilen, mutlak ticari davalardan olmadığı gibi, aynı maddede dayanağını bulan nispi ticari dava niteliğinde de bulunmadığı görülmektedir. <br>Somut olayda, davacı ... tarafından, meydana gelen trafik kazası nedeniyle  nedeniyle, dava dışı sigortalısına Genişletilmiş Kasko Poliçesi nedeniyle  ödenen, hasar bedelinin, halefiyet gereği,   davalıdan rücuuna ilişkin olarak açılan itirazın iptali davasında, dava dışı sigortalı   gerçek kişidir.Her ne kadar, davacı ... şirketinin, (yerine geçtiği dava dışı kasko sigortalısı ile arasında tüketici ilişkisi mevcut olmakla birlikte) yukarıda açıklanan halefiyet ilkesi uyarınca,  yerine geçtiği dava dışı sigortalısı ile davalı arasında tüketici ilişkisi yoktur. Dava dışı sigortalı ile davalı arasındaki ilişki, davalının haksız fiiline dayanmaktadır.Bu durumda eldeki davaya bakma görevi, asliye hukuk mahkemesine aittir.  (İstanbul BAM  40. HD., 25/06/2025 T.,2025/716 E.-2025/948 K.)<br>Görev itirazı yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de re'sen nazara alınarak yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebilir. HMK 2. madde ve TTK. 4. ve 5. maddesi gereğince davaya bakma görevi Mahkememize ait olmayıp davacı tarafça açılan davanın İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden, mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davanın, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle HMK.nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden REDDİNE, Karar kesinleştiğinde ve kesinleşme tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, <br>2-Kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde dava dosyasının görevli  mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği taktirde, talep halinde HMK nun 20.maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına ve aynı yasanan 331/2.maddesi gereğince  yargılama giderleri hakkında karar verilmesine,<br>3-Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususunun görevli mahkemece değerlendirilmesine,<br>Dosya üzeriden yapılan inceleme sonucunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize sunulacak veya gönderilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 30/09/2025<br><br>Kâtip ...\t        \t\t\t                     Hâkim ...<br>e-imzalıdır    \t\t\t                      e-imzalıdır<br> <br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"03dd6846c2666c9061a2e13f23e75c1c","SID":"fd2d698e6e05db81"}}