{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. İstanbul Anadolu  4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>ESAS NO\t: 2024/798 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/637<br>DAVA\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 04/11/2024<br>KARAR TARİHİ\t: 16/07/2025<br><br>Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :Davacı vekili 04.11.2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ----------Ş.’nin, davalıdan olan alacağının tahsili amacıyla --------- İcra Müdürlüğü’nün --------- Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlatılmış ve davalıya ödeme emri gönderilmiştir. Davalıya tebliğ edilen ödeme emrine karşı, yasal süresi içerisinde davalı yanca itiraz edilmesi üzerine takip durmuş olup, davalı aleyhine başlatılan icra takibinin devamını sağlamak için huzurdaki davanın açılması ve Mahkemeden vaki itirazın iptalini isteme zorunluluğu doğmuştur. Davalı yanla müvekkili şirket arasında ticari ilişki mevcut olup, bu ticari ilişki yerleşik teamüllerde “açık hesap” olarak tabir edilen cari hesap ilişkisi şeklinde takip edilmektedir. Müvekkili şirket, davalıya fatura karşılığı mal satmış ve tüm bu işlemler cari hesaba işlenmiştir. Davalı ile sürdürülen ticari ilişki sırasında davalıdan, satılan malların bedelleri tahsil edilememiştir. Bunun üzerine satılan malların bedelinin ödenmesi için davalı ile defalarca görüşülmesine rağmen sonuç alınamamıştır. Bu nedenle davalıya --------Noterliği’nden keşide edilen 09.09.2024 tarih ve ---------- yevmiye numaralı ihtarname ile muaccel hale gelen borcun ödenmesi talep edilmiş; işbu ihtarname davalıya ait UETS hesabına tebliğ edilmiştir. Davalıya tebliğ edilen ihtarnamede belirtilen süre içinde borç ödenmemiş ve bu suretle davalı temerrüde düşmüştür. Davalı ile cari hesap borcunun ödenmesi için yapılan görüşmelerden ve davalıya gönderilen ihtarnameden sonuç alınamaması üzerine davalı aleyhine icra takibi başlatılmış ve davalı yanca, icra takibine karşı haksız ve kötü niyetli itiraz yapılmıştır. Müvekkili şirkete ve davalıya ait ticari defterler, tüm belge ve kayıtlar ile davalının 2024 yılında Vergi Dairesi’ne ibraz etmiş olduğu BA-BS formları üzerinde yapılacak olan bilirkişi incelemesi neticesinde davalı yanın müvekkili şirkete borçlu durumda olduğu ve icra takibine karşı yapılan itirazın kötü niyetli olarak, müvekkili şirketin alacağının tahsilini geciktirmek kastı ile yapıldığı ortaya çıkacaktır. Davalı, cari hesaptan dolayı müvekkili şirketin alacağı olmasına rağmen aleyhine yapılan takibe kötü niyetle itiraz etmiş bulunmaktadır. Davalı, müvekkili şirketi zor durumda bırakarak alacağını tahsilde gecikmelere neden olmasından dolayı müvekkili şirketin mağduriyetinin bir an önce önlenmesi amacıyla işbu davanın ikame edilmesi zarureti hâsıl olmuştur. Dava açmadan önce dava şartı kapsamında başvurmuş oldukları arabuluculuk yolundan da bir sonuç alınamamış olup buna ilişkin düzenlenen karekodlu arabuluculuk son tutanağı ekte sunulmuştur. Hiçbir haklı yasal dayanağı olmaksızın yapılan borca ilişkin itirazın iptali ile takibin devamına, davalının haksız ve kötü niyetli itirazı nedeniyle asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesini Mahkemeden talep ettiklerinden bahisle Mahkemece resen dikkate alınacak olan gerekçeler ve fazlaya ilişkin her türlü dava, takip ve şikâyet haklarımız saklı kalmak kaydı ile, davalının ---------- Esas sayılı dosyasına sunmuş oldukları haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazının iptali ile takibin devamına, davalının asıl alacağın % 20’sinden az olmamak kaydı ile icra inkâr tazminatına mahkûmiyetine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili 09.12.2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmelidir. Davacı yanca ödenmediği iddia edilen faturadan kaynaklı alacağa yönelik zamanaşımı itirazımız bulunmaktadır. Bu bakımdan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini talep ederiz. Davacı, dava konusu alacağın Müvekkili Şirket ile aralarındaki faturadan kaynaklanmakta olduğunu iddia etmektedir. Dava konusu malların Müvekkili Şirket'e teslimine ilişkin ispat yükü davacıda olup davacı tarafından hiçbir belge sunulmamıştır.  Davacı, icra takip talebinde cari hesap alacağına dayanmış olup, davalı aleyhindeki icra takibine borcu bulunmadığını belirterek itiraz etmiş, yargılama sırasında da malları teslim almadığını ileri sürmüştür. Bu durumda ispat külfeti kendisinde bulunan davacı, cari hesap ekstresinde görülen fatulara konu malların davalıya satılıp, teslim edildiğini yazılı delille ispatlamak zorundadır. Dosyaya sunulan sevk irsaliyelerinde teslim alan kısmında isim ve imza yer almamaktadır. Her ne kadar davacının ticari defter ve belgeleri usulüne uygun tutulmuş ise de defter kayıtlarının, dayanak belgelerle desteklenmesi gerekir. Mahkemece bu durum gözetilmeksizin yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiştir. Malın teslimi veya hizmetin verildiği konusunda ispat külfeti davacı yanda olup teslimi veya hizmeti usulüne uygun delillerle kanıtlanmalıdır . 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 210. Maddesinde;\" satıcı, satılananın mülkiyetini geçirmek amacıyla zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür.\" şeklinde, 232/1 maddesinde ise; Alıcı satış sözleşmesinde kararlaştırılmış olduğu biçimde satış bedelini ödemek ve kendisine sunulan satılanı devralmakla yükümlüdür.\" şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Hiçbir şekilde fatura ve fatura içeriklerini kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının faturaya konu malları müvekkili şirkete teslim ettiğine ilişkin bir delil bulunmamaktadır. Faturanın davalıya tebliğ edilmiş olması da, malın ve/veya hizmetin davalıya teslim edildiğinin veya verildiğinin belgesi değildir. Bu durumda malın teslimi veya hizmetin verildiği konusunda ispat külfeti davacı yanda olup teslimi veya hizmeti usulüne uygun delillerle kanıtlanmalıdır . Bu aşamada davanın reddine karar verilmemesi halinde tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasını, bilirkişiye bu hususta yerinde inceleme yetkisi verilmesini talep ederiz. Dava, faturaya dayalı olarak başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemlerine ilişkindir. Davaya konu somut olayda, dava konusu uyuşmazlığın; ticari ilişkiye istinaden düzenlendiği iddia olunan fatura ve cari hesaptan kaynaklanan alacak nedeni ile yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamı istemine ilişkin olması hasebiyle, davacının kendi ticari kayıtlarında dayanak belgeleri olmadan, alacaklı olarak gözükmesi, davalıdan alacağı bulunduğunu göstermeyecektir . Diğer yandan, fatura tek başına alacağın varlığını kanıtlamayacaktır . Bu bakımdan müvekkili şirketin davacı yana faturadan kaynaklı borcu bulunmadığından tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasını, bilirkişiye bu hususta yerinde inceleme yetkisi verilmesini talep ederiz. Borcu kabul anlamına gelmemek kaydıyla faturalara işletilen faiz türü ve faiz başlangıç tarihleri haksız ve hukuka aykırıdır. Davacı tarafından takip öncesi takip faiz işletilmiş olup hangi tarihten itibaren hangi tür faiz talep edildiği belli değildir. TTK m.1530'da 2 ila 8. Fıkralar arasında ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde borçlunun temerrüde düşme şartları ve temerrüde düşme sonuçları bakımından genel hükümlerden ayrılan düzenlemeler yapılmıştır. TTK m. 1530/ f.IV'te ise, sözleşmede ödeme gününün veya süresinin belirtilmediği ya da belirtilen sürenin aynı maddenin beşinci fıkrasına aykırı olduğu hallerde, borçlunun ihtara gerek kalmaksızın ne zaman temerrüde düşeceği ve buna bağlı olarak alacaklının faize hak kazanacağı düzenlenmiştir. Buna göre mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, para borcunun ifa edileceği tarih veya süre sözleşmede öngörülmemişse, borçlu kural olarak, faturanın veya eş değer ödeme talebinin kendisi tarafından alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda temerrüde düşmektedir.  faturanın alınma tarihi belli değilse borçlu, mal veya hizmetin teslim tarihini takip eden otuz günlük sürenin sonunda temerrüde düşecektir . Bu bakımdan borcu kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının talebinin bir an için haklı olduğu düşünülse dahi açıklanan gerekçelerle faiz başlangıç tarihi ve faiz türü hatalı şekilde talep edilmiş olup aşan tutar bakımından davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. Dava konusu talep edilen alacak likit bir alacak değildir. Bu bakımdan davacı şirketin icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmelidir. Dava konusu talep edilen alacak likit bir alacak değildir. Alacağın likit olduğunun kabulü için gereken şartlar “borçlunun, talep edilen alacağı veya alacağın bütün unsurlarını bilmesi veya bilmek (kolayca hesap edebilmek) durumunda olması; bu bağlamda alacağın miktarının belirlenmesi için tarafların ayrıca mutabakata varmasına (anlaşmasına) veya mahkemenin tayin edeceği bilirkişi eliyle bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç bulunmaması, daha da özet bir anlatımla, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması”dır. Müvekkili şirketçe talep edilen alacağın unsurları bilinmediği gibi taraflar arasında alacağın miktarının belirlenmesi yönünden mutabakata da varılmamıştır. Bu bakımdan talep edilen alacağın varlığı ancak yargılama ve yargılama esnasında yapılacak bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkabileceğinden davacının icra inkar tazminatının reddi gerekmektedir. Ayrıca davacı yanca takip talebinde her ne kadar reeskont- avans faizi talep edilmişse de söz konusu faiz talebine ve türüne itiraz ettiğimizi bildiririz. Açıklanan gerekçelerle 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67. Maddesinin 2. Fıkrası uyarınca davacı şirketin takip konusu ettiği alacak bakımından haksız ve kötü niyetli olduğu sabit olduğundan takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla davacı şirket aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ettiklerinden bahisle davanın öncelikle usulden, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde esastan reddini, davacı şirket aleyhine %20'den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri, ilam ve arabuluculuk vekalet ücretinin davacıya yüklenmesini müvekkili adına talep etmiştir. İcra Dosyası: ----------- Esas sayılı icra dosyası incelendiğinde, alacaklısının ..., borçlusunun ... olduğu, 1.674.878,30 TL asıl alacak ve 9.498,62 TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 1.684.376,92 TL üzerinden faturaya dayalı cari hesap ve noter ihtarına dayalı 18/09/2024 tarihli İlamsız Takiplerde Ödeme Emri düzenlendiği, ödeme emrinin 23/09/2024 tarihinde borçluya tebliğ edildiği, borçlunun süresinde 30/09/2024 tarihinde borca itiraz dilekçesi sunduğu ve takibin durduğu görülmüştür. <br>Tarafların BaBs formları getirtilmiştir.Taraf ticari defterleri ve kayıtları üzerinde yerinde veyahut taraflarca sunulması üzerine inceleme yapmak suretiyle rapor hazırlamak üzere dosyanın mali müşavir bilirkişiye tevdine karar verilmiştir. Bilirkişi Serbest Muhasebeci Mali Müşavir Yaşar Turgut tarafından sunulan 15.06.2025 tarihli raporda özetle; \"SONUÇ: Huzurdaki dava, ---------- E sayılı dosyasına dayanak açık hesaptan kaynaklı davalının davacıya borcunun bulunup bulunmadığı, takibe itirazın ve icra inkâr tazminatı taleplerinin haklı olup olmadığı hususlarına ilişkindir. Kural olarak; satışın yapılıp malın, hizmetin teslim edildiğini ve satışın veresiye yapıldığını davacının ispatlaması gerekir. Bir başka anlatımla bir alacak davasında mal sattığını, hizmet ifa ettiğini iddia eden taraf karşı tarafın kabulünde değilse ispat külfeti öncelikle bu iddiayı öne sürendedir. İspatın konusu ise malın teslimi, hizmetin ifa edilmesidir. Malın teslimi, hizmetin ifası ispat edilememiş ise davalı borçlunun herhangi bir ispat külfeti altında olduğu söylenemez. Eğer alacaklı davacı malın teslimini sevk irsaliyesi ya da başkaca borçlunun imzasının içerir bir belge ile ispat ettiğinde bu kez teslim edilen malların bedelinin ödendiğini ispat külfeti davalı borçluya geçecektir. Sayın Mahkemenin tarafıma vermiş olduğu görev ve yetki ile, davacının incelenen ticari defterleri TTK'nu ve V.U.K'nu hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, davacı tarafın kendi defter kayıtlarının birbirini doğruladığı ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, Davacının kendi ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi (17.09.2024) itibariyle davalıdan 2.632,4472,78 TL alacaklı gözüktüğü, yine davacının kendi kayıtlarına göre davalının takip tarihinden sonra 20.09.2024 tarihinde 500,000,00 TL ödeme gönderdiğine ilişkin kayıt mevcut olduğu, Dosya kapsamında bulunan belge ve bilgiler ile birlikte incelenen davacının ticari defterkayıtlarına göre taraflar arasındaki ticari ilişkinin ihtilafsız olduğu, davacının davalı adına düzenlediği takibe dayanak açık hesap bakiyesini oluşturan faturaların temel fatura senaryosu ile düzenlenmiş e- faturalar olduğu, takip konusu faturaların davalıya kapalı devre sistemi üzerinden GİB tarafından iletilmiş olduğu, davalı tarafından TTK. 21 kapsamında usulüne uygun iptal itiraz işlemine tabi tutulmadığı, iade faturası da düzenlenmediği hususlarının davalının incelenen BA-BS analiz formundan tespit edildiği, davacının açık hesaptan kaynaklı alacağının dayanağını oluşturan fatura içeriğindeki ürünlerin davalıya teslimine yönelik e-irsaliyeler tanzim edildiği, ilgili irsaliyeler üzerinde teslim alan kısmında davalı şirkete ait kaşe ve imza olduğu hususları topluca değerlendirildiğinde, davacı tarafın mal teslimini ifa ettiğine dair karinelerin oluştuğunun söylenebileceği, Davacı tarafından takip öncesinde faiz talep edildiği, alacağın tahsili amacıyla 09.09.2024 tarihli noter ihtarnamesinin davalının UETS'e adresine gönderildiği, mevzuat uyarınca 14.09.2024 tarihinde tebliğ edilmiş sayılacağı, ihtarnamede “tebliğ tarihinden itibaren 3 iş günü içinde ödeme yapılması” gerektiğinin belirtildiği, bu sürenin 18.09.2024 tarihinde dolacağı, davacı tarafından icra takibinin 17.09.2024 tarihinde başlatıldığı bu tarihin ihtarnamede verilen 3 iş günlük sürenin 2. iş gününe tekabül ettiği, bu durumda, ödeme süresi henüz dolmamış olduğu, bu durumda, ödeme süresi henüz dolmamış olması nedeniyle takip öncesi faiz talebine ilişkin hesaplama yapılamadığı, Davacının --------- E sayılı dosyasında takibe konu ettiği asıl alacak ve faiz talebi ile ilgili hukuki değerlendirmenin Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, Sayın Mahkemenin gerek savunmalarının tümü ve gerekse faize hasren hüküm kurmak hususunda hiç şüphesiz muhtar bulunduğu, İCRA İNKÂR TAZMİNATI VE sair hususların yüce yargı makamının münhasır takdiri içinde kaldığı, sonuç ve kanaatlerine ulaşılmıştır. Yukarıda yapmış bulunduğum açıklamalar sonucunda, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ve 6100 sayılı HMK'nın 266/c.2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, raporumu arz ederim.\" şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür. <br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : Dava, satış sözleşmesinden kaynaklı satılanın zilyetlik ve mülkiyeti devredildiği halde bedeli ödenmediğinden bahisle satış bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında bir kısım plastik malzeme alım satımı gerçekleştiği, cari hesap ilişkisine göre  kısmi ödemeler yapıldığı, bakiye bedelin ödenmemesi üzerine ihtarname çekildiği ve sonrasında icra takibi yapıldığı, davalı tarafça takipten sonra yine kısmi ödeme yapıldığı, davacı tarafça icra takibine itirazın iptalinin talep edildiği görülmüştür. <br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık satış bedelinin tamamının ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Satış Sözleşmesi Birinci Ayırım Genel Hükümler A. Tanımı ve hükümleri başlıklı 207 nci maddesi \"Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir.\" hükmünü düzenlemiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222 nci maddesi \"(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.\" hükmünü düzenlemiştir. <br>Davacı taraf ticari defterleri ile davalı tarafın BaBS analiz formları göz önünde bulundurulduğunda taraflar arasında satım sözleşmesi yapıldığı ve satılanın teslim edildiği konusunda ihtilaf bulunmadığı, taraflar arasındaki ihtilafın bakiye borcun ödenip ödenmediği noktasındadır. Davacı tarafın aksi ispat olunamayan ticari defter kayıtlarına göre takip tarihindeki alacağı 2.632.472,78 TL olduğu, davalı tarafça takipten sonra 500.000,00 TL kısmi ödeme yapıldığı, ödeme sonrası davacı tarafın bakiye alacağının 2.132.472,78 TL kaldığı, davacı tarafça 1.674.878,30 TL üzerinden icra takibi başlatıldığı, davalı taraf ticari defterlerini ibraz etmediği gibi davacı tarafın defter kayıtlarının aksini senet veya diğer kesin delillerle de ispatlayamadığı anlaşıldığından taleple bağlı kalınarak asıl alacak yönünden icra takibine yapılan itirazın iptali talebinin kabulüne karar verilmiştir. Davacı taraf, icra takibi öncesinde davalı tarafı usulüne uygun temerrüte düşürmediğinden işlemiş faiz alacağı talep edemeyeceği anlaşıldığından işlemiş faiz alacağı yönünden icra takibine yapılan itirazın iptali talebinin reddine karar verilmiştir. Davalı tarafça likit ve bilinebilir asıl alacak borcuna ödeme yapılmadığı halde haksız olarak itiraz edildiğinden icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir. Davacı taraf takibinde haksız ve kötü niyetli olmadığından davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br><br>H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davanın KISMEN KABULÜ ile,<br>- ---------- Esas sayılı dosyasında davalı/borçlu ...'nin yapmış olduğu İTİRAZIN KISMEN İPTALİ ile takibin 1.674.878,30 TL asıl alacak üzerinden AYNEN DEVAMINA,  <br>- Davacı tarafın işlemiş faiz alacağına yönelik talebinin REDDİNE,<br>- Asıl alacak 1.674.878,30 TL'nin %20'si olan 334.975,66 TL icra inkar tazminatının davalı/borçlu ...'nden alınarak davacı/alacaklı ...'ne verilmesine,<br>- Davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,<br>2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 114.410,94 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından icra dosyasına yatırılan 8.421,88 TL peşin harç ile mahkememize yatırılan 20.343,07 TL peşin harç olmak üzere toplam 28.764,95 TL harçtan mahsubu ile bakiye 85.645,99 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,<br>3-Davacı tarafından mahkememize yatırılan 20.343,07 TL peşin harcın davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,  <br>4-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvurma harcı ile sarf edilen bilirkişi ücreti ve posta masrafı toplamı 12.118‬,00 TL olmak üzere toplam 12.545,6‬0 TL yargılama giderinin kabul ret oranına göre 12.474,85 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,  <br>5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 244.236,61 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 9.498,62 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>7-Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26 (2) maddesi ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ----------- bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ret oranına göre 3.579,70 TL'sinin davalıdan, 20,30 TL'sinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,<br>8-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana resen iadesine,<br>Dair, davalı vekilinin yokluğunda, davacı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile ----------- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 16/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"544e48ec0abe8be95f541a58f060b8f5","SID":"b25e4d08b4c82433"}}