{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. BURSA BAM   5. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: <br>T.C.<br>BURSA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  5. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t:  <br>KARAR NO\t:  <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>BAŞKAN\t\t:  <br>ÜYE\t\t:  <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t:<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/03/2024 (Ara Karar)<br>NUMARASI\t\t: <br>DAVACI \t: <br>DAVALILAR \t: \t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)<br>KARAR TARİHİ\t: 19/09/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 19/09/2024<br>Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/03/2024 (Ara Karar) tarih, ... Esas sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde;<br>TALEP\t:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketlerin Arslanlar grubuna ait sevk ve idaresi aynı şahıslar tarafından yapılan aile şirketleri olduğunu, müvekkili ...'ın ... Grubu şirketlerinin yönetim kurulu başkanı olan ...'ın yeğeni olduğunu, şirketlerin bu zamana kadar aile şirketi şeklinde yönetildiğini, müvekkilinin davalı.... A.Ş.'nin %40 ve diğer davalı şirketlerin %12 paylı resmi ortağı ve kurucu ortağı olarak devam ederken 2014 yılında eski eşiyle devam eden boşanma davası nedeniyle şirketlerin resmi ortakları ve ailenin istekleri doğrultusunda yaşanan bu durumun şirketlere zarar vermemesi, şirketlerin itibarının zedelenmemesi adına amcası ... ile 18/03/2014 tarihinde protokol imzaladıklarını, boşanma davasının sonuçlanması akabinde şirket hisselerinin müvekkiline geri devredileceği konusunda anlaştıklarını, müvekkilinin güvene dayalı ve bedelsiz olarak hisselerini amcası ...'a devrettiğini ancak boşanma kesinleştikten sonra şirket hisselerinin müvekkiline devredilmediğini, müvekkilinin 2022 yılı Mayıs ayına kadar şirket ortağı sıfatıyla davalı olan şirketlerde imza yetkisine haiz olarak şirket adına işlemler yapmaya devam ettiğini, müvekkiline kar payının ödenmediği gibi davalı şirketlerden baskı ve tehditlerle uzaklaştırıldığını, şirketlerden bazılarının ekonomik sorunlar yaşaması ve bankalarla vefa sözleşmesi yapması sonucunda gerek müvekkilinin şahsına kalan gayrimenkullerin gerekse şirket uhdesinde kalan gayrimenkuller bankaya vefa sözleşmesiyle verildiğini, davalı şirketlerin yapmış olduğu projelerden şirket ortağı olması sebebiyle kar payı alması amacıyla düzenlenen protokoller ile imzalanmış projedeki müvekkiline düşen kar payı olan taşınmazların müvekkilinin bilgisi olmadan üçüncü şahıslara devredildiğini, bahsi geçen protokollerin müvekkilinin şirket ortağı olduğunu ispatladığını, müvekkilinin kurucu ortağı olduğu Arslankale İnşaat Ltd. Şti'nin müvekkiline ait hisselerinin devrini müvekkilinin bilgisi dahilinde olmadan diğer ortaklar... ve ...tarafından müvekkilinin imzasının taklit edilerek hisse devrini yaptıklarını, müvekkilinin şirketlerdeki kar payını alabilmek adına şirketlerdeki gayri resmi ortaklığın tespitinin gerektiğini bu sebeple gizli ortaklığın tespiti için Bursa 3. ATM'nin... esas sayılı dosyası ile dava açtıklarını, belirterekdavacının davalı şirketlerden çıkmasını ve ayrılma akçesinin müvekkilime ödenmesini, davalı şirketlerin taşınır taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki ve bankalardaki hak ve alacaklarının üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi bakımından üzerilerine karar kesinleşinceye kadar ihtiyati tedbir konulmasını talep  talep etmiştir.<br>Davalı ...Tic. A.Ş., Davalı...San. Ve Tic. Ltd. vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili davalı şirketlerin, diğer davalı şirketler ile hukuki ve fiili bağlantısı olmayıp HMK m.114/d gereği husumet yöneltilemeyeceğini, Davacının hiçbir zaman müvekkili-davalı şirketlerin ortağı olmadığını, şirketlerin kuruluşundan beri hiçbir zaman payı nın da mevcut olmadığını, Davacı tarafın işbu davayı açmasında hukuki yararı bulunmadığını, Davacının açtığı Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dava dosyası ile \"Ortaklığın Tespiti\" davasının bekletici mesele yapılmasını, davacının davasını ispatla yükümlü olduğunu, Davacının açtığı davayı ancak şirket ortakları açabileceğinden davanın reddi gerektiğini , tedbir şartlarının oluşmadığını savunmuştur.<br>Davalı ... San Ve Tic A.ş vekili cevap dilekçesi ile; Davacının şirket bünyesinde herhangi bir sıfatla bu güne kadar görev almadığını , şirketi temsil etmediğini, diğer ortak olan ...şirketinde de davacının hiç bir pay ve hissesi bulunmadığını, şirketle hiç bir hukuki ve fiili bağı olmayan davacının davasının öncelikle pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesini, davacının tedbir talebini kabulünün şirketin hak ve menfaatlerine zarar verici nitelikte olduğunu, yaklaşık ispat kurallarını yerine getiremeyen davacının tedbir taleplerinin reddi ile Bursa 3.Asliye Ticaret Mahkemesi... sayılı dosyanın bekletici mesele yapılmasını  talep etmiştir.<br>... Tic. Ltd. Şti. Cevap dilekçesi ile; Müvekkil şirket kurulduğu andan itibaren davacının hiçbir zaman pay sahibi olmadığını, husumet yönünden müvekkili şirket bakımından davanın reddi gerektiğini, davacının davayı açmakta Hukuki Yararı bulunmadığını, zamanaşımı itirazının bulunduğunu,  Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi... E. Sayılı dosyasında görülen şirket ortaklığının tespiti davasının bekletici mesele yapılmasını ve davanın öncelikle usulden aksi takdirde  esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalılar ...Spor Ve Tesisleri A.Ş ve  ...  Tic.ltd Şti vekili cevap dilekçesinde ; Zaman aşımı itirazlarının bulunduğunu, Davacının sunduğu ve muvazaalı olarak düzenlediğini iddia ettiği belge ile müvekkili şirketlerin bir ilgisi olmadığını, müvekkil şirketlerin bu işlemin tarafı da olmadığını, Davacı tarafından yapılan hisse devirlerinin hukuka uygun olup müvekkili şirketler nezdinde hiçbir alacağının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.<br>Mahkemece 05/12/2023 tarihli ara karar ile; dava dilekçesinin içeriğinden, davacının davalı şirketlerdeki ortaklıktan çıkma talebi yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispatladığı, davacı tarafından açılan dava sonucunda lehine bir karar çıkması ve yüksek miktarda alacağa hükmedilmesi durumunda davalı şirketlere ait taşınmaz ve araçların elden çıkarılması nedeniyle alınacak ilamın infaz kabiliyetinin bulunmayacağı ve davacının alacağı tahsil edememe durumunun ortaya çıkacağı, davanın mahiyeti, tarafların menfaat durumu dikkate alınarak TTK' nın 638/2. Maddesi uyarınca davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla, davalı şirketler adına kayıtlı araçlar ve taşınmazlar üzerine takdiren 75.000,00 TL teminat karşılığında 3.kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için ihtiyati tedbir konulmasına, davacı vekilinin, davalı şirketlere ait üçüncü kişilerdeki, bankalardaki hak ve alacaklarına yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>Mahkeme 14/03/2024 tarihli ara kararı ile ;Davanın konusunun ayrılma akçesi karşılığında şirket ortaklığından çıkma davası olduğu, Bu davayı ancak şirket ortaklarının açabileceği, İhtiyati tedbir kararından sonra ancak henüz uygulanmadan önce dosyaya celp edilen Bursa Ticaret Sicil Müdürlüğü yazısından ve Ticaret Sicili Gazetesinin 23 Ekim 2017 tarih ve ... sayılı nüshasından davacının davalı şirketlerde ortaklığının bulunmadığının anlaşıldığı, bu aşamada mahkemece sicil kayıtları celp edilmeden verilen ihtiyati tedbir kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, davalı şirketlerin zararına sebebiyet vermemek için ihtiyati tedbir kararının uygulanmadan, bu aşamada kaldırılmasına denilmiş ise de hüküm kısmında;<br>1-Mahkememizin 04/12/2023 tarihli İhtiyati Tedbirin süresi içerisinde teminat yatırılarak uygulanması talep edilmediğinden kendiliğinden hükümsüz kaldığının tespitine, karar verilmiştir.<br>Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı  istinaf dilekçesinde özetle;<br>Mahkemece 05.12.2023 tarihli ara karar ile 75.000,00TL yatırıldığı taktirde davalı şirketlere ihtiyati tedbir konulacağına ilişkin karar kurulduğunu, ancak herhangi bir süre verilmediğini, 14/03/2024 tarihinde 75.000,00 TL ihtiyati tedbir teminatı yatırıldığını, mahkemece 14/03/2024 tarihinde ihtiyati tedbir talebinin  reddedildiğini, Mahkemenin kurduğu ara kararın çelişkili ve hakkaniyetten uzak olduğunu,  04/12/2023 tarihli ara kararda kendilerine kesin süre verilmediğini, kesin süre verilse dahi 14/03/2024 tarihli ara kararında \"... ihtiyati tedbir teminatının yatırılması için süre verilmediğinden, davacının teminatı yatırması için HMK 393/1 maddesinde düzenlenen sürenin başladığından bahsedilemez, bu yüzden teminatın süresinde yatırıldığı kabul edilmiştir.\" denildiğini ancak süresinde yatırılmadığından bahisle red kararı verildiğini, kendisinin davalı şirketlerde gizli ortaklığının söz konusu olduğunu, ancak gizli ortaklığın; mevzuatta açıkça tanımlanmamış olmakla birlikte; Yargıtay kararlarında ve doktrinde adi ortaklığın bir türü olarak değerlendirildiğini, Diğer taraftan, taraflar arasında akdedilmiş yazılı bir adi ortaklık sözleşmesinin bulunmuyor olması; bu ortaklığın var olmadığı anlamına gelmeyeceğini, Mahkemenin sadece 2017 tarihindeki ticaret sicil gazetesini baz alarak ortak olmadığına dair kararının yasaya aykırı olduğunu ve Anayasal haklarının ihlalinin sözkonusu olduğunu,  ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin kararın kaldırılmasını, davalı şirketler üzerine tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>Dava, ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince, tedbir kararının hükümsüz kaldığının tespitine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>HMK’nın 394. maddesine göre, karşı taraf dinlenmeden verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarına itiraz edilebilir. Aksine karar verilmedikçe, itiraz icrayı durdurmaz. İhtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren; hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebilir. İhtiyati tedbir kararının uygulanması sebebiyle menfaati açıkça ihlal edilen üçüncü kişiler de ihtiyati tedbiri öğrenmelerinden itibaren bir hafta içinde ihtiyati tedbirin şartlarına ve teminata itiraz edebilirler. İtiraz dilekçeyle yapılır. İtiraz eden, itiraz sebeplerini açıkça göstermek ve itirazının dayanağı olan tüm delilleri dilekçesine eklemek zorundadır. Mahkeme, ilgilileri dinlemek üzere davet eder; gelmedikleri takdirde dosya üzerinden inceleme yaparak kararını verir. İtiraz üzerine mahkeme, tedbir kararını değiştirebilir veya kaldırabilir.<br>HMK’nın 396. maddesine göre, durum ve koşulların değiştiği sabit olursa, talep üzerine ihtiyati tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına teminat aranmaksızın karar verilebilir.<br>Somut olayda, davacı tarafın 02/12/2023 tarihli dilekçesi ile ihtiyati tedbir istemli dava açtığı, mahkemece 05/12/2023 tarihli ara karar ile \"davalı şirketler adına kayıtlı araçlar ve taşınmazlar üzerine takdiren 75.000,00 TL teminat karşılığında 3.kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için ihtiyati tedbir konulmasına, davacı vekilinin, davalı şirketlere ait üçüncü kişilerdeki, bankalardaki hak ve alacaklarına yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddine\" karar verildiği, davacı tarafça aynı zamanda  adli yardım talebinde de bulunulduğu, mahkemece bu talebin reddine  ve eksik harcın tamamlanması husunda ayrıca 04/12/2023 tarihli ara kararın kurulduğu, bu karara itiraz üzerine 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 24/01/2024 tarihli ... D. İş sayılı kararı ile \" Davacı vekilinin Bursa 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 04/12/2023 tarihli ve ...esas sayılı Adli Yardım Talebinin Reddine dair verilen karara karşı yaptığı itirazının REDDİNE\", şeklinde karar verildiği,<br>Davacı vekilinin tedbir kararına ilişkin teminatı 14/03/2024 tarihinde mahkeme veznesine yatırdığı,<br>Mahkemece aynı tarihli 14/03/2024 tarihli ara karar ile ;  ihtiyati tedbir kararı ve adli yardım talebinin reddine dair karar davacıya tebliğ edilmediği gibi  tensip tutanağında eksik harçların yatırılması için süre verilirken ihtiyati tedbir teminatının yatırılması için süre verilmediğinden, davacının teminatı yatırması için HMK 393/1 maddesinde düzenlenen sürenin başladığından bahsedilemez, bu yüzden teminatın süresinde yatırıldığı kabul edilmiştir.<br>Davanın konusu ayrılma akçesi karşılığında şirket ortaklığından çıkma davasıdır.Bu davayı ancak şirket ortakları açabilir.<br>İhtiyati tedbir kararından sonra ancak henüz uygulanmadan önce dosyaya celp edilen Bursa Ticaret Sicil Müdürlüğü yazısından ve Ticaret Sicili Gazetesinin 23 Ekim 2017 tarih ve... sayılı nüshasından davacının davalı şirketlerde ortaklığının bulunmadığı anlaşılmıştır.<br>Bu aşamada mahkememizce sicil kayıtları celp edilmeden verilen ihtiyati tedbir kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, davalı şirketlerin zararına sebebiyet vermemek için ihtiyati tedbir kararının uygulanmadan, bu aşamada kaldırılmasına karar verilmiştir. \" gerekçesi açıklandığı halde hüküm kısmında ; <br>\"Mahkememizin...tarihli İhtiyati Tedbirin süresi içerisinde teminat yatırılarak uygulanması talep edilmediğinden kendiliğinden hükümsüz kaldığının tespitine,\" şeklinde karar verilerek, hüküm ile gerekçenin çelişkili hale getirildiği, mahkemece gerekçede teminatın yatırılması için süre verilmediği ve ihtiyati tedbir ara kararının davacıya tebliğ edilmediğinden teminatın süresinde yatırıldığının kabul edilmesine rağmen hükümde çelişkili şekilde karar verildiği anlaşılmaktadır. Ancak hüküm esas alınacağından teminatın süresinde yatırılmaması nedeniyle verilen hükümsüzlüğün tespiti kararı HMK.'nın 341/1. maddesi hükmüne göre, istinafa tabi kararlardan değildir. HMK.'nın 341/1. Maddesine göre  ; ilk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde, itiraz üzerine verilecek kararlara ve yüze karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilir.<br>HMK'nın 341. maddesinde, ilk derece mahkemesinin istinaf yoluna başvurulabilecek kararları sayılmıştır. Bunun dışındaki ara kararlar için istinaf yoluna gidilemez. Bu hukuki açıklamalara göre, davacı vekilinin istinaf başvurusuna konu ettiği ara karar, istinafı kabil kararlardan değildir.<br>Açıklanan bu gerekçelerle, ilk derece mahkemesinin 14/03/2024 tarihli  ara kararı HMK 341. Maddesi gereğince istinafa konu edilemeyeceğinden davacı vekilinin istinaf talebinin HMK 352. Maddesi gereğince USULDEN REDDİNE karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br><br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;<br>1-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun USULDEN REDDİNE,<br>2-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek  halinde  kendisine  iadesine,<br>3-Davacı tarafından istinaf yargılama gideri yapılmadığından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>4-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu oy birliği ile kesin olarak karar verildi. 19/09/2024<br><br>\t<br>Başkan ...<br> ¸(e-imzalıdır) <br>.....<br>Üye ...<br> ¸(e-imzalıdır) <br>.....<br>Üye ...<br>¸(e-imzalıdır) <br>.....<br>Katip ...<br> ¸(e-imzalıdır) <br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4b72ef27df7f0d601f4834d2c96db6cb","SID":"b11c6fc22e35be9e"}}