{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>\tT.C.<br>\tANKARA<br>\t3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>GEREKÇELİ KARAR<br>ESAS NO\t: 2024/379 <br>KARAR NO\t: 2025/205<br><br>HAKİM\t: ... ...<br>KATİP\t: ...  ...<br><br>DAVACI \t: ... - ... ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... -....<br>DAVALI \t: ... - (T.C. No: ...)  ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... -....<br><br>DAVA\t: Alacak (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 27/05/2024<br>KARAR TARİHİ\t: 24/03/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH \t: 11/04/2025<br>Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ..., müvekkil kooperatif 2012 yılında tasfiyeye girdikten sonra  31.12.2021 tarihinde istifa eden eski üyesi olup, adına kayıtlı ...  numaralı bağımsız bölümü  kooperatif tasfiye sürecine girdikten sonra kooperatif üyeliğini devretmeden tapudan sattığını, davalı kooperatif üyesi olduğu halde genel kurul tarafından alınan kararlar uyarınca yükümlü olduğu halde yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve üyelik aidatlarını ödemediğini, bu konuda davalı tarafa aidat bedellerinin ödenmesi hususunda defalarca iletişime geçilmiş olup davalı taraf söz konusu ihtarlara karşılık herhangi bir cevap vermediğini, borcunu da ödemediğini, davalı tarafça müvekkili kooperatife, 31.12.2023 tarihi itibariyle 10.500,00  TL aidat alacağı  borcu bulunduğunu, ve tüm uyarılara, arabuluculuk başvuru görüşmelerine rağmen rağmen davalı tarafça bu borç ödenmediğini, bu nedenlerle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000,00 TL ‘nin (belirsiz alacak)   davalıdan  31.12.2023 tarihinden itibaren aidat alacağına aylık %2 faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılamanın devamı sırasında davacı vekilinin 22.02.2025 tarihli dilekçesi ile 1.000,00 TL olarak açtıkları belirsiz alacak davalarını 9.500,00 TL  artırarak toplam 10.500,00 TL  alacağın aylık %2 faizi ile birlikte  davalıdan tahsiliyle müvekkile ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki dava belirsiz alacak davası olarak 1.000,00 TL üzerinden ikame edildiğini, davacının huzurdaki davayı belirsiz alacak davası olarak ikame etmesinde hukuki yarar bulunmadığını, davacı taraf, dava dilekçesinde dahi asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla  ortada belirsiz bir alacak da bulunmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde yer alan hususları kabul etmediklerini, müvekkilinin davacı konut yapı kooperatifine herhangi bir borcu bulunmadığını, gerçekten de müvekkili, davacı .... numarada kayıtlı ortağı olup 31.12.2021 tarihinde yazılı şekilde üyeliğinden istifa etmiş işbu istifası da 27.01.2022 tarih ve ... numaralı yönetim ve tasfiye kurulu kararı ile kabul edilip işlendiğini, müvekkili adına haksız ve hukuka aykırı şekilde aidat işletilmesinin olanağı bulunmadığını, tüm bu nedenlerle haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı nezdinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>MAHKEMENİN GEREKÇESİ:<br>Dava, kooperatif aidat alacağı istemine ilişkindir.<br> Tarafların bildirdiği deliler toplanmış;  Arabuluculuk tutanağı, .... Muavin Defterleri ve kararları dosya içerisine alınmış,  bilirkişi incelemesi yaptırılmış 29/01/2025 tarihli  bilirkişi raporu aldırılmış, rapor karar vermeye yeterli bulunmakla, hesap bilirkişi raporuna mahkememizce  itibar edilmiştir.<br>Mevcut ticari ilişkiden dolayı davacının davalıdan olan alacağının tayin ve tespiti bakımından taraflara ait ticari defterler üzerinde inceleme yapılarak29/01/2025 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır.<br>Bilirkişi raporunda özetle; \"... davacı kooperatif 2000’li yıllarda kurulmuş ve davalı ..., Kooperatifin eski ortağı eşinin 187 nolu hissesini devralarak o zamanki yönetim kurulunun 12.02.2010 tarihli ... nolu kararı ile ortaklık vasfını kazanmıştır. 2010’lu yıllarda çekilen kurada davalıya ... nolu bağımsız bölüm isabet etmiş, 09.06.2013 tarihli genel kurul toplantısında ise tasfiye kararı alınmıştır. Ancak tasfiye henüz sonuçlanmamış olup, tasfiye süreci halen devam etmektedir.  Tasfiye süreci devam ederken davalı, ortaklığını devretmeden tapudan konutunu satmış ve 31.12.2021 tarihi itibarıyla kooperatif ortaklığından istifa ettiğini yönetim kuruluna bildirmiştir. <br>Yönetim kurulunun 10.01.2022 tarihli, ... nolu toplantısında ise, davalıya tahsis edilen ... nolu daire ve genel yönetim giderleri ile ilgili kooperatif hakları vs. saklı kalmak şartıyla istifasının kabulüne karar verilmiştir. Konut yapı kooperatifleri anasözleşmesinin ORTAKLIKTAN ÇIKMA başlıklı 13 ncü maddesinde, “her ortak,  hesap senesi sonundan en az bir ay önce yönetim kuruluna yazı ile başvurmak suretiyle ortaklıktan çıkabilir. Yönetim kurulu bu hükme uygun olarak yapılacak isteğe rağmen, yazılı başvurunun kooperatif kayıtlarına girişinden itibaren bir ay içinde kabulden kaçınırsa, ortak, çıkma dileğini noter aracılığı ile yönetim kuruluna bildirir. Bildiri tarihinden itibaren çıkma gerçekleşir” düzenlemesi bulunmaktadır. “Açık kapı” ilkesi nedeniyle kooperatife ortak olmak ve çıkmak serbest olup ortaklıktan çıkma engellenemez. <br>Arz edilen hüküm dikkate alındığında yönetim kurulu istifa isteğini kabul etmese bile, noter aracılığı ile gönderilen ortaklıktan çıkma isteğinin kooperatife tebliğ tarihinde ortaklıktan çıkma gerçekleşir. Bu nedenle yönetim kurulunun noter aracılığı ile çıkma isteği gönderilmesine meydan vermeden istifayı kabul ettiği anlaşılmaktadır. <br>Bilindiği üzere, bazen kooperatifin faaliyetleri devam ederken ve kooperatif kanalıyla edindikleri taşınmazların tapuları üzerinde iken, ya da konutlarını satarak ortakların, kooperatif ortaklığından istifa ettiklerine şahit olunmakta, bu istifalarda, aidat ödemekten kaçınma gibi amaçlar güdülmektedir. Dava konusu olayda da izaha çalışılan benzer bir durum söz konusu olup davalı, ortaklıktan istifa ettiğini gerekçe göstererek 31.12.2021 tarihinden sonra ödeme yapmamıştır. <br>Bir kooperatif ortağı ortaklıktan ayrıldığı takdirde, tasfiye kararı alınmamış olmasına ve tasfiye kararı alınmış olmasına göre iki açıdan değerlendirme yapılması gerekir:  <br>1)Kooperatifte tasfiye kararı alınmamış ve tasfiye sürecine girilmemiş ise; Konuyla ilgili literatürde şöyle denilmektedir: “ …. Kooperatifte, …. Tasfiye kararı alınmamış ve tasfiye halinde bulunduğu tespit edilmemiş ise, kendisine tapusu verilip istifa eden ortakların (…) Yargıtay içtihatları dahilinde, kooperatifçe kendisine teslim edilen konutu kooperatife geri vermeleri ve kendileri ile KK’nın 17 nci maddesi ve yapı kooperatifleri tip ana sözleşmenin 15 nci maddesi hükümleri dahilinde hesaplaşmanın yapılması, aksi takdirde, Yargıtay ilamı da dikkate alındığında, istifa ettiğini söyleyen ortağın ortaklıktan istifasının hüküm ifade etmemesi ve dolayısı ile ortaklıktan kaynaklanan tüm hak ve yükümlülüklerinin devam ediyor olması gerekir.” (...).  <br><br>Yargıtay’ın konuyla ilgili bir kararında; “1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 10 ncu maddesinde ortaklıktan çıkma düzenlenmiş olup, istifa da, ortaklıktan çıkma anlamına gelir ki, ortaklıktan çıkma iradesi ile birlikte ortaklık payı dahil ortaklıktan kaynaklanan tüm hakların kooperatife iadesi ile hüküm ifade eder. Aksi halde ortağın, ortaklıktan kaynaklanan tüm hak ve yükümlülükleri devam edecektir. Oysa somut olayda davalı ortağın istifa beyanı kendisine tahsis edilen konutu kooperatife bırakma iradesini taşımayıp, sadece kooperatiften doğan yükümlülüklerden kaçınma amacına yöneliktir…….” denilmiş ve istifa edenin kooperatiften edindiği hakları da iade etmesi gerektiği vurgulanmıştır. (...., 27.03.2000 tarihli, ....nolu karar, ...). Yani tasfiye kararı alınmamış bir kooperatifte istifa karşılıklı kazanımların geri iadesi ile sonuç doğurmaktadır. <br>2) Tasfiye kararı alınmış ve tasfiye süreci devam ediyor ise; 1163 sayılı yasanın 81. maddesine 5983 sayılı yasayla, “amacına ulaşılarak dağılma sürecine girmiş olan kooperatiflerden çıkan veya çıkarılan ortağın konutu veya işyeri çıkma ve çıkarılma sebebi ile geri alınamaz; ancak bu eski ortaklar daha sonra oluşabilecek tasfiye masraflarına katılırlar” hükmü eklenmiş, böylece, tasfiye nedeniyle bir taraftan çıkan veya çıkarılan ortağın Anayasal hak olan mülkiyet hakkı korunurken, diğer taraftan çıkan ortakların tasfiye bitene kadar sorumluluklarının devam ettiği düzenlemesi yasaya konularak kooperatifin hakkı da korunmuştur. <br>Kooperatifin inşaatı 2012 – 2013 yıllarında tamamlanmış ve konutlar ortaklara dağıtılmıştır. Dolayısı ile kooperatifin artık inşaat yaptırmadığı anlaşılmaktadır. Genel kurul toplantılarında aidatlar belirlenirken alınan kararların içeriğine bakılacak olursa, aidatların, ayrılan üyelere olan borçlar, kesinleşen icra borçları, ... ve vergi borçları, kesinleşen iskan harçları gibi tasfiyeye dönük harcamalar için toplandığı anlaşılmaktadır.<br> Davalı vekili her ne kadar savunmasında, “davacı tarafın isteminin aidat alacağına ilişkin olduğunu, herhangi bir tasfiye masrafı isteminde bulunulmadığını” iddia etmiş ise de, önemli olan isim değil vasıftır. Kararlaştırılan aidatların tamamının tasfiyeye dönük harcamalar için talep edildiği anlaşılmaktadır.  <br>Konuyla ilgili literatürde de şöyle denilmektedir: “Usulü dahilinde amacını gerçekleştirerek tasfiye haline girmiş olan kooperatiften çıkan veya çıkarılan ortakların ise, kooperatiften edinmiş oldukları konutu veya işyeri (aynı kapsamda verilmiş olan arsa) çıkma veya çıkarılma sebebiyle geri alınamayacak, ancak, bu eski ortaklar daha sonra oluşabilecek tasfiye masraflarına katılacaklardır. Buradaki tasfiye masraflarından sadece, tasfiye dönemine ait genel giderler vs. (huzur hakları, büro gideri, kira gideri vb) değil, tasfiye aşamasında ortaya çıkan ve/veya tasfiye öncesine ait olup da, daha önce ödenemeyen tüm giderler de anlaşılmalıdır. Örneğin, tasfiye öncesindeki inşaatlara ilişkin olup da ...’dan ilişiksizlik belgesi alma aşamasında ortaya çıkan prim borçları, tasfiye aşamasında ortaya çıkan ve/veya öncesinden kalan vergi borçları, yükleniciye, satıcılara vs. ait olup da tasfiye aşamasına kadar ödenemeyip, tasfiye sürecine sarkan borçlar vs. gibi.” (....). <br>Yukarda sunulan değerlendirme ve alıntılar kapsamında davalı her ne kadar ortaklıktan ayrılmış ise de, konutunu satarken ortaklığını da devretmediğinden tasfiye masraflarından doğan sorumluluğunun devam ettiği düşünülmekle birlikte takdir Mahkemeye aittir. Dava konusu borca gelince, davacı kooperatif önce ....  nolu dosyası ile icra takibi başlatmış, davalının itirazı ile takip durdurulmuş, ancak kooperatif “itirazın iptali” davası açmak yerine bu dosya ile “alacak” davası açma yolunu tercih etmiştir. <br>Talep edilen alacak istifa (31.12.2021) tarihinden 31.12.2023 tarihine kadar olan aidat alacağını kapsamaktadır ve kooperatifin muhasebe kayıtlarında 10.500,- TL olarak kayıtlıdır. Bahse konu borçlar aylar itibarıyla tablo halinde aşağıda gösterilmiştir...\"<br><br> \"...Davanın; tasfiye sürecinde ortaklığını devretmeden tapudan konutunu satarak ortaklıktan ayrılan davalıdan aidat alacağı istemini içerdiği,  Davalının 2010 yılında kooperatife 187 nolu ortak olduğu ve kurada kendisine ... nolu dairenin isabet ettiği, 09.06.2013 tarihli genel kurul toplantısında kooperatifin tasfiye edilmesi kararı alındığı ve tasfiye sürecinin halen devam ettiği, Davalının, tapudan konutunu satarak 31.12.2021 tarihi itibarıyla istifa ederek ortaklıktan ayrıldığı ve bu tarihten sonra ödeme yapmadığı, 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 81. maddesinde, amacına ulaşılarak dağılma sürecine girmiş olan kooperatiflerden çıkan veya çıkarılan ortağın konutunun çıkma ve çıkarılma sebebi ile geri alınamayacağı, ancak bu eski ortakların tasfiye masraflarına katılacakları düzenlemesine yer verildiği, bu nedenle tapudan konutunu satarak ortaklıktan ayrılan, fakat ortaklığını devretmeyen ortakların tasfiye giderlerine katılma sorumluluğunun bulunduğu,  Davacı kooperatifin önce .... nolu dosyası ile icra takibi başlattığı, davalının itirazı ile takibin durdurulduğu, ancak kooperatifin “itirazın iptali” davası açmak yerine bu dosya ile “alacak” davası açma yolunu tercih ettiği,  Muhasebe muavin kayıtlarında 31.12.2023 tarihi itibarıyla davalının 10.500,- TL borç bakiyesinin bulunduğu, bilirkişiliğimizce de aynı miktarın hesaplandığı, ancak davacı talebinin 1.000,- TL olduğu, Talep edilen aidatların tamamının vasıf itibarıyla tasfiye harcamaları ile ilgili olduğu kanaatine varıldığı..\" bildirilmiştir.  <br>Mahkememizce alınan bilirkişi raporu usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, yeterli, gerekçeli olduğu görülmüştür.<br>Toplanan delillere göre; Dava, kooperatif tasfiye sürecinde iken, tapudan konutunu, ortaklığını devretmeden satan ve ortaklıktan ayrılan davalının aidat borcunu ödemesine yönelik alacak talebini içermektedir. Davalı, 31.12.2021 tarihi itibarıyla ortaklıktan ayrıldığını ve borcu olmadığını iddia ederken, davacı kooperatif, tasfiye halinde olduğunu ve tasfiyeye dönük giderleri bulunduğunu, davalının, konutunu satmakla birlikte ortaklığını devretmediğinden sorumluluğunun devam ettiğini ileri sürmektedir. <br>Uyuşmazlık; davacı kooperatifin, davalı istifa eden üyesinden aidat alacaklısı olup olmadığı, alacağı varsa miktarı noktasında toplanmaktadır. <br>Kooperatif bilirkişi tarafından hazırlanan 29/01/2025 tarihli raporda davacı kooperatif kayıtlarında yapılan inceleme sonucunda; tasfiye sürecinde kooperatiften istifa eden davacının aidat alacaklarından sorumluluğu iki başlık altında incelenmesinin gerektiği, birincisinin Kooperatifte tasfiye kararı alınmamış ve tasfiye sürecine girilmemiş ise, ikincisinin ise Tasfiye kararı alınmış ve tasfiye süreci devam ediyor ise, davacı  tasfiye  kararı alınmış ve tasfiyesi devam eden davacı kooperatiften istifa etmiştir. <br>Bu durumda; .... sayılı yasanın 81. maddesine 5983 sayılı yasayla, “amacına ulaşılarak dağılma sürecine girmiş olan kooperatiflerden çıkan veya çıkarılan ortağın konutu veya işyeri çıkma ve çıkarılma sebebi ile geri alınamaz; ancak bu eski ortaklar daha sonra oluşabilecek tasfiye masraflarına katılırlar” hükmü eklenmiş, böylece, tasfiye nedeniyle bir taraftan çıkan veya çıkarılan ortağın Anayasal hak olan mülkiyet hakkı korunurken, diğer taraftan çıkan ortakların tasfiye bitene kadar sorumluluklarının devam ettiği düzenlemesi yasaya konularak kooperatifin hakkı da korunmuştur. <br>Kooperatifin inşaatı 2012 – 2013 yıllarında tamamlanmış ve konutlar ortaklara dağıtılmıştır. Dolayısı ile kooperatifin artık inşaat yaptırmadığı anlaşılmaktadır. Genel kurul toplantılarında aidatlar belirlenirken alınan kararların içeriğine bakılacak olursa, aidatların, ayrılan üyelere olan borçlar, kesinleşen icra borçları, ... ve vergi borçları, kesinleşen iskan harçları gibi tasfiyeye dönük harcamalar için toplandığı anlaşılmaktadır.<br> Davalı vekili her ne kadar savunmasında, “davacı tarafın isteminin aidat alacağına ilişkin olduğunu, herhangi bir tasfiye masrafı isteminde bulunulmadığını” iddia etmiş ise de, önemli olan isim değil vasıftır. Kararlaştırılan aidatların tamamının tasfiyeye dönük harcamalar için talep edildiği anlaşılmaktadır.  <br>Konuyla ilgili literatürde de şöyle denilmektedir: “Usulü dahilinde amacını gerçekleştirerek tasfiye haline girmiş olan kooperatiften çıkan veya çıkarılan ortakların ise, kooperatiften edinmiş oldukları konutu veya işyeri (aynı kapsamda verilmiş olan arsa) çıkma veya çıkarılma sebebiyle geri alınamayacak, ancak, bu eski ortaklar daha sonra oluşabilecek tasfiye masraflarına katılacaklardır. Buradaki tasfiye masraflarından sadece, tasfiye dönemine ait genel giderler vs. (huzur hakları, büro gideri, kira gideri vb) değil, tasfiye aşamasında ortaya çıkan ve/veya tasfiye öncesine ait olup da, daha önce ödenemeyen tüm giderler de anlaşılmalıdır. Örneğin, tasfiye öncesindeki inşaatlara ilişkin olup da ...’dan ilişiksizlik belgesi alma aşamasında ortaya çıkan prim borçları, tasfiye aşamasında ortaya çıkan ve/veya öncesinden kalan vergi borçları, yükleniciye, satıcılara vs. ait olup da tasfiye aşamasına kadar ödenemeyip, tasfiye sürecine sarkan borçlar vs. gibi.” (...). <br>Yukarda sunulan değerlendirmeler kapsamında davalı her ne kadar ortaklıktan ayrılmış ise de, konutunu satarken ortaklığını da devretmediğinden tasfiye masraflarından doğan sorumluluğunun devam ettiği, Talep edilen alacak istifa (31.12.2021) tarihinden 31.12.2023 tarihine kadar olan aidat alacağını kapsadığı ve kooperatifin muhasebe kayıtlarında 10.500,- TL olarak kayıtlı olduğu, dosya kapsamına uygun hüküm vermeye yeterli denetime elverişli ayrıntılı bilirkişi raporu ile davacının davalından alacaklı olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:  Yukarıda açıklanan gerekçelerle,<br>1-Davanın KABULÜNE; 10.500,00-TL'sının davalıdan tahsili  ile davacıya verilmesine, alacağın 1.000,00-TL'sına dava tarihinden (27/05/2024) bakiyesine (9.500,00-TL)  ıslah tarihinden (22/02/2025)  itibaren yasal faiz uygulanmasına,<br>2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 717,25 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harç ile tamamlanan 165,00 TL harçların mahsubu ile eksik 124,65 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Davacı tarafından peşin yatırılan harçlar dahil ve ayrıntısı UYAP sistemi üzerinde gösterilen ve aşağıda dökümü yapılan 5.276,00-TL  yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>4-Davacı taraf vekil ile temsil edildiğinden Karar Tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir olunan 10.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-14. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca ....  bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davalıdan  alınarak hazineye gelir kaydına, <br>6-HMK 333. Maddesi uyarınca Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,<br><br>Dair, HMK'nun 341. Maddesi gereği miktar itibariyle KESİN olarak taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.24.03.2025<br><br>            Katip ...\t\t\t\t                    Hakim ...<br>         ¸[e-imzalıdır]\t\t\t                                         ¸[e-imzalıdır]<br><br>\t<br><br><br>DAVACI YARGILAMA GİDERLERİ\t<br>Vekalet Harcı\t\t     60,80 TL<br>Başvurma Harcı\t\t   427,60 TL<br>Peşin Harç\t\t   427,60 TL<br>Tamamlama Harcı\t\t   165,00 TL<br>Tebligat ve müzekkere\t   195,00 TL<br>Bilirkişi Ücreti\t\t4.000,00 TL\t<br>TOPLAM\t\t5.276,00 TL<br><br><br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3fe60ce3d680e8397c5011716ed66d9b","SID":"25345a4a8c706c74"}}