{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ... 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\tEsas-Karar No: 2023/330 Esas - 2024/629<br>TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR<br>\tT.C.<br>\t...<br>\t8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR<br>ESAS NO\t: 2023/330 Esas<br>KARAR NO\t: 2024/629<br><br><br>DAVA\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>DAVA TARİHİ\t: 19/08/2020<br>KARAR TARİHİ\t: 08/10/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH \t: 23/10/2024  <br>Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 15.08.2015 tarihinde ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile seyir halindeyken direksiyon hakimiyetini kaybederek yoldan çıkması ve takla atması sonucu tek taraflı, yaralanmalı trafik kazasının meydana geldiğini, meydana gelen bu kaza  neticesinde söz konusu araçta yolcu olarak bulunan müvekkili ...'ın yaralanmış olup, kaza sonucunda dalağının alındığını, bunun yanı sıra sol bileğinde, sol omzunda ve böbreğinde yaralanmalar meydana geldiğini, kusurunun bulunmadığını, ... Üniversitesi Tıp Fakültesi adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 08/03/2016 tarihli raporunda yalnızca splenektomi (dalağın alınması) nedeniyle vücut genel çalışma gücünden %19 oranında kaybettiği, 4 ay süresince iş göremezlik halinde kaldığı, bildirildiği, bu rapora göre müvekkilinin uğramış olduğu manevi zarara istinaden 50.000,00 TL manevi tazminat talebiyle davalı sigorta şirketi aleyhine ... .... ... ....  Esas sayılı dosyası üzerinden dava açıldığını, anılan mahkemece verilen karar ile davacı yararına 30.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiğini, ... Bölge Adliye Mahkemesi .... .... ....  K. Sayılı kararı ile, dosyanın ... .... .... .... Kurulu raporunda; tüm vücut engellilik oranının %27,96 olduğu, iş göremezlik süresinin 4 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiğini ileri sürerek, müvekkilinin geçirdiği trafik kazası sonucu yaralanarak vücut genel çalışma gücünden %28 oranında kaybetmiş olması nedeniyle 70.000,00 TL manevi tazminat bedelinin temerrüt tarihi olan 15.01.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte diğer kusurlu kişilerin kusurlarına düşen sorumluluk dahil olmak üzere, davalı .... .... ....  Sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle zamanaşımı nedeniyle davanın reddini talep ettiklerini, müvekkili şirket tarafından, ... .... .... .... Sayılı dosyasına 30/10/2019 tarihinde toplam 54.839,32 TL manevi tazminat ödemesi yapıldığını, manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi gözetilerek davanın reddini talep ettiklerini, yapılan ödeme gereği, müvekkili şirketin araç işleteni ve sürücüsünün ibra edildiği gözetilerek davanın reddinin gerektiğini, SGK'dan rücuya tabi bir ödeme alınıp alınmadığının, alınmış ise bu tutarın tazminat hesabından mahsup edilmesini talep ettiklerini, müvekkili şirketin araç ehliyetsiz kullanıldığından ZMMS sigorta poliçesi genel şartları gereğince tazminat miktarı kadar işletene rücuen talep hakkı bulunduğunu, davanın kesin hüküm ve yapılan ödeme nedeniyle zararlar karşılandığından, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, 15.08.2015 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu yaralanarak maluliyeti oluşan davacının bu nedenle uğradığı manevi zararın davalı sigorta şirketinden tahsili talebine ilişkindir.<br>İncelenen tüm dosya ve evrak kapsamı itibari ile; Mahkememizce yapılan yargılama sonucu verilen 29.09.2020 tarihli kararda özetle; \"... .... .... ....  Karar sayılı dosyasında, davacının ..., davalının .... .... ....  Şirketi, davanın manevi tazminat olduğu, davacı ...'ın davalıya ihtiyari mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı araçta yolcu olarak bulunduğu sırada meydana gelen kazada yaralandığını, sürekli çalışma gücü kaybına uğradığını, davacının maluliyeti ve geçen tedavi sürecinin manevi olarak zarara neden olduğunu beyanla 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsilini talep etmiş olup, mahkemece kazanın davalıya sigortalı aracın tek yanlı kaza yapması sonucu oluştuğu, alınan kusur raporuna göre yetersiz ehliyet ile aracın kullanımına izin veren işletenin ve sürücünün kusurlu olduğu, davacının ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 08/03/2016 tarihli raporuna göre olayda %19 oranında maluliyetinin, 4 ay iyileşme sürecinin olduğunun tespit edildiği, ekonomik ve sosyal durumu ve davacının maluliyetinin niteliğinin dikkate alınması sonucu 30.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsiline karar verildiği, davalı vekili tarafından istinaf isteminde bulunulduğu, .... .... ....  A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.<br>... 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/425 E.sayılı dosyasında sunulan Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun 27/09/2019 tarihli raporu ile mevcut belgelere göre, 04/03/1977 doğumlu ...'ın 15/08/2015 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı yaralanmasının, tüm vücut engellilik oranının %28,0 olduğu, iyileşme (işgöremezlik) süresinin 15/08/2015 tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği anlaşılmıştır.<br>Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller değerlendirildiğinde, Türk Borçlar Kanununda manevi tazminata ilişkin 56. Ve 58.maddelerinde iki ayrı hüküm bulunmaktadır. Türk Borçlar Kanunun 56.maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak, manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat zarara uğrayan da manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Hakimin bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleride karar yerinde objektif ölçülere göre değerlendirmesi gerektiği dikkate alınmalıdır. Manevi tazminat istemi yapısı gereği bölünmez, kalan kısmı saklı tutulamaz. Somut olayda davacının manevi zararını, ... 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin  dosyası ile talep etmiş ve davanın kısmen kabulü ile 30.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 31/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf incelemesi talebinde bulunulduğu, yapılan inceleme sonucunda davalı .... .... .... A.Ş.'nin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve karar kesinleşmiş olup, bir olay sebebiyle üzüntü ve acıyı zamana yaymak suretiyle, manevi tazminatın bölünmesi, bir kısmının dava konusu yapılması kalanın saklı tutulması olanağı yoktur. Niteliği gereği bir defada istenmesi gerekir. Hukuka aykırı bir eylem yüzünden çekilen elem ve üzüntüler o tarihte duyulan ve duyulması gereken bir haldir. Bir kısmının alındıktan sonra kalan kısmının saklı tutulamayacağı ve manevi tazminatın niteliği gereği bölünemeyeceği nedenle davanın reddine karar vermek gerekmekle\" şeklindeki gerekçe ile davanın reddedildiği, karara karşı davacı vekili tarafından İstinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosyayı inceleyen ... Bölge Adliye Mahkemesi 2.... .... .... sayılı Kararı ile mahkememizce verilen kararın kaldırıldığı görülmüştür.<br>... Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin Kaldırma Kararında Özetle; \"Somut olayda davacı vekili iş bu davada gelişen duruma bağlı olarak manevi tazminat talebinde bulunmuş; davalı vekili ise; kesinleşen mahkeme kararı gereğince davacıya 30.10.2019 tarihinde 54.839,32-TL manevi tazminat ödediklerini, kesin hüküm, ibraname ve manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi gereğince davanın reddini istemiş; mahkemece davacıya kesinleşmiş mahkeme kararı gereğince manevi tazminat ödemesi yapıldığından ve manevi tazminat bölünemeyeceğinden davanın reddine karar verilmiştir. <br>Bu durumda, cismani zararın çoğalarak, maluliyetin artmış olması yeni bir olay olarak nitelendirilerek  bu artmada  davacının bir kusuru da bulunmaması halinde  davacının artan maluliyeti nedeniyle manevi tazminat isteyebileceği gözetilerek davacı vekili tarafından  davalının ödeme yaptığı 30.10.2019  tarihinden sonra gelişen durum nedeniyle maluliyetin arttığı ileri sürüldüğünden, mahkemece davacının tedavisine ilişkin tüm belgeler getirtilerek, davacının yaralanması nedeniyle tedavileri tamamlanarak hangi tarihte sağlığına kavuşmuş sayılacağı, gelişen bir durum bulunup bulunmadığı, 30.10.2019 tarihli ödemeye esas alınan davacının maluliyetine ilişkin ... Üniversitesi Tıp Fakültesinin 08.03.2016 tarihli rapor ve ilk dava tarihi ve  davalı sigorta tarafından yapılan ödemeden sonra davacının devam eden tedavisi olup olmadığı, maluliyetin yapılan ödemeden sonra gelişen durumlardan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, vücut çalışma gücü kaybının hangi tarihte kesin olarak belirlenebilir duruma geldiği, kaza nedeniyle maluliyet durumunun ve tespit edilen maluliyetin kaza ile illiyet bağının bulunup bulunmadığı konusunda Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan rapor alınarak, bu hususta gerekli araştırmalar yapıldıktan sonra artan bir maluliyetin olması halinde, söz konusu maluliyetin gelişen durumdan kaynaklanıp kaynaklanmadığı değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, davanın esasına ve neticesine etkili olacak deliller toplanıp değerlendirilmeden, gelişen durum olup olmadığı hususunda denetime ve hüküm kurmaya elverişli herhangi bir rapor alınmadan eksik inceleme ile yazılı olduğu biçimde karar verilmesi doğru olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin kaldırılmasına, belirtilen hususlarda deliller toplanarak sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.\" yönündeki gerekçe ile mahkememiz kararı kaldırılmakla, kaldırma kararı sonrası yeniden esasa kaydedilen dosyanın kaldırma kararı sonrası 11.07.2023 tarihinde yapılan ilk duruşmasında, ... Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi'nin 17/03/2023 tarihli kaldırma kararı doğrultusunda yargılamaya devam olunarak,  eksik hususlar tamamlandıktan sonra, dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu'na gönderilmesine, Adli Tıp Genel Kurulu'ndan BAM kaldırma kararı uyarınca gerekli inceleme yapılarak rapor düzenlenmesinin istenmesine dair ara karar verildiği, verilen ara karar gerekleri yerine getirildiği, davacı hakkında  İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Tıp İkinci Üst Kurulu tarafından düzenlenen 16.05.2024 tarihli Raporun, Kurumun 23.05.2024 tarihli üst yazısı ekinde sunulduğu görülmüştür.<br>İstanbul Adli Tıp Kurumu Adli Tıp İkinci Üst Kurulu tarafından düzenlenen Raporda özetle; \"Mahkeme yazısında davacı ...’ın 15.08.2015 tarihli yaralanması nedeni ile hangi tarihte sağlığına kavuşmuş sayılacağı, gelişen bir durum bulunup bulunmadığı, 25.02.2017 tarihli ödemeye esas alınan davacının maluliyetine ilişkin ... Üniversitesi Tıp Fakültesinin 08.03.2016 tarihli rapor ve ilk dava tarihi ve davalı sigorta tarafından yapılan ödemeden sonra davacının devam eden tedavisi olup olmadığı, maluliyetin yapılan ödemeden sonra gelişen durumlardan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, vücut çalışma gücü kaybının hangi tarihte kesin olarak belirlenebilir duruma geldiği, kaza nedeniyle maluliyet durumunun ve tespit edilen maluliyetin kaza ile illiyet bağının bulunup bulunmadığı, artan maluliyet bulunmadığının tespiti halinde her iki raporda da davacının yaralanmasına ilişkin tespitlerin aynı olmasına rağmen maluliyet verilen arazların farklı olmasının nedeninin açıklığa kavuşturulması ve raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi ve Yargıtay uygulamalarına göre olay tarihinde yürürlükte olan \"Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik\" mevzuatı hükümlerine göre maluliyet oranının tespiti ile mütalâa tanzim edilmesi istemiyle gönderilen ... oğlu, 1977 doğumlu ... hakkında düzenlenmiş dava dosyası Adli Tıp İkinci Üst Kurulunun 16.05.2024 tarihli oturumunda görüşülmüş olup, kişi hakkında düzenlenmiş raporlar arasındaki farklılıkların muayene bulgularına göre değişiklik gösterebileceği, dolayısıyla değişen, gelişen bir durum, artan maluliyet durumlarının söz konusu olmadığı, muayene farklılıklarına göre rapor düzenlendiği, farklı yönetmelik ve tüzükler söz konusu olduğunda rapor sonuçları arasında farklılıklar olabileceği kayıtlıdır. Kişinin tüm vücut engellilik oranının %24 (yirmidört) olduğu, İyileşme (geçici iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 4 (dört) aya kadar uzayabileceği, kişinin dava konusu yaralanmaya bağlı olarak başka birisinin geçici veya sürekli olarak bakımına muhtaç durumda olmadığı, maluliyet hesaplamaları dava konusu kazada kişide meydana gelen yaralanmalar ile bu yaralanmaların fizyolojik iyileşme süreleri sonunda vücutta meydana getirdiği fonksiyonel kayıpların tespit edilmesi yöntemiyle hesaplandığı, dava konusu yaralanmaya bağlı olarak davacının iyileşme süresinin 4 (dört) aya kadar uzayabileceği, dolayısıyla 15.12.2015 tarihinden sonra maluliyet oranının tespit edilebilir olduğu, kişiler iyileşme süreleri içerisinde %100 malul olarak kabul edildikleri, kişide tespit edilen %24 maluliyet oranının dava konusu kazada meydana gelen yaralanmalar sonucu oluştuğu, kaza ile illiyetinin bulunduğu, kişide mevcut bulguların İlgili İhtisas Kurulunda yapılan 18/12/2023 tarihli muayenede tespit edildiği, kişi hakkında düzenlenmiş raporlar arasındaki farklılıkların muayene bulgularına göre değişiklik gösterebileceği, dolayısıyla değişen, gelişen bir durum, artan maluliyet durumlarının söz konusu olmadığı, muayene farklılıklarına göre rapor düzenlendiği, farklı yönetmelik ve tüzükler söz konusu olduğunda rapor sonuçları arasında farklılıklar olabileceği oy birliği ile mütalaa olunur.\" hususlarının belirlendiği görülmüştür.   <br>Bu durumda; yapılan yargılamaya, toplanan delillere, BAM Kaldırma Kararına ve kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sırasında alınan Adli Tıp Kurumu Adli Tıp İkinci Üst Kurulu tarafından düzenlenen rapordaki belirlemelere ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 15.08.2015 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucu meydana gelen yaralanmasına bağlı olarak davacının iyileşme süresinin 4 (dört) aya kadar uzayabileceği, buna göre davacıdaki maluliyet oranının 15.12.2015 tarihinden sonra tespit edilebilir halde olduğu, kişide tespit edilen %24 maluliyet oranının dava konusu kazada meydana gelen yaralanmalar sonucu oluştuğu, kaza ile illiyetinin bulunduğu, kişide mevcut bulguların İlgili İhtisas Kurulunda yapılan 18.12.2023 tarihli muayenede tespit edildiği, kişi hakkında düzenlenmiş raporlar arasındaki farklılıkların muayene bulgularına göre değişiklik gösterebilecek olması nedeniyle davacıda değişen, gelişen bir durum, artan maluliyet durumunun söz konusu olmadığı, muayene farklılıklarına göre farklı raporların düzenlendiği, buna göre işbu dava tarihi itibariyle davacının artan bir maluliyet durumunun olmaması, davacının kazaya bağlı olarak oluşan yaralanması ve maluliyeti nedeniyle davalı aleyhine 31.03.2016 tarihinde açtığı manevi tazminat istemli davanın ... 14. Asliye Ticaret Mahkemesinde yapılan yargılaması sonucu 15.05.2017 tarihinde karara bağlandığı, davacının yaralanması sonucu meydana gelen maluliyet oranının 4 aylık iyileşme süresinin bitimi olan 15.12.2015 tarihinden sonra tespit edilebilir olduğu, bu itibarla ... 14. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen  manevi tazminat davası sırasında davacının maluliyetinin belirlenebilir durumda olup, işbu mahkememizde görülen dava tarihi itibariyle gelişen, artan bir maluliyet durumunun olmadığı, kişide aynı kaza sonucu oluşan sebep ve bulgulara dayalı olarak ancak farklı maluliyet oranlarının belirlendiği raporlar dayanak gösterilerek artan, gelişen bir maluliyet durumu olmaksızın yeniden manevi tazminat isteminde bulunulmasının haklı bir talep olarak görülemeyeceği anlaşıldığından, davacının yerinde görülmeyen davasının reddine karar vermek gerekmekle, yapılan açıklamalara ve varılan hukuki sonuca uygun olarak aşağıdaki şekilde hüküm fıkrası oluşturulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacının yerinde görülmeyen davasının REDDİNE,<br>2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcının davacı tarafça peşin harç olarak yatırılan 239,09-TL harçtan mahsup edilmesi sonucu kalan 188,51‬-TL eksik harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>3-Davacı tarafından mahkememizce yapılan yargılama sırasındaki yargılama giderleri ile istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>4-Davalı taraf davada kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacı taraftan tahsili ile davalıya ödenmesine,<br>5-Davalı tarafça yapılan toplam 15,6‬0-TL vekalet harç giderinin davacı taraftan tahsili ile davalıya ödenmesine,<br>6-Arabuluculuk Kanununun 18/A(13). maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00-TL arabuluculuk giderinin davacı taraftan alınarak Hazineye gelir kaydına,<br>7-Taraflarca yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,<br>Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde ... BAM'da İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.  08/10/2024<br><br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"34eba4264147d39867ad9c0888b7e824","SID":"09f80e6721f8ed91"}}