{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>DENİZLİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  4. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: ....<br>KARAR NO\t: ...<br>KARAR TARİHİ\t: 27/03/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...<br>ÜYE\t\t: ...<br>ÜYE\t\t: ...<br>KATİP\t\t:...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ...<br>TARİHİ\t\t: ...<br>NUMARASI\t\t:...<br>DAVACI\t: ...<br>VEKİLİ\t: ...<br>DAVALI\t: ...<br>VEKİLİ\t:...<br>DAVALI\t: ...<br>VEKİLİ\t: ...<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>G.KARAR YAZIM TARİHİ\t: ...<br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin yolcu konumunda olduğu maliki ve sürücüsü ... olan ... plakalı aracın 23/12/2022 tarihinde ...Bulvarında seyir halinde iken maliki ... olan ve  ...'ın sevk ve idaresindeki,...plakalı kepçe ile çarpışması sonucu maddi ve yaralamalı trafik kazasının meydana geldiğini, olay sonrası taraflarca kaza tespit tutanağı tutulduğunu, müvekkilinin kazada kusurunun olmadığını, kaza neticesinde müvekkilinin yaralandığını ve ... Devlet Hastanesinde tedavi altına alındığını, karşı tarafın aracının davalı ... Sigorta Şirketi tarafından ... nolu poliçe ile sigortalı olduğunu, ... plakalı aracın ise ... Tarafından ... nolu poliçe ile sigortalandığını, sigorta şirketlerine 13/06/2023 tarihinde geçici ve sürekli iş göremezlik ve tedavi giderleri tazminatı için başvuruda bulunduklarını, ancak süresi içerisinde herhangi bir ödemede bulunulmadığını belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, ilk etapta davacının yaralanması dolayısıyla 50,00TL geçici ve 50,00 TL kalıcı iş göremezlik ile 50,00 TL tedavi gideri tazminatının davalılardan müşterek ve müteselsil olarak temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davacı vekili 06/08/2024 tarihli bedel artırım dilekçesiyle, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, 50,00 TL'lik geçici iş göremezlik tazminatı taleplerini 41.701,51 TL'ye, 50,00 TL'lik kalıcı iş göremezlik tazminatı taleplerini 885.613,56 TL'ye, 50,00 TL'lik tedavi gideri taleplerini 1.500,00 TL'ye  yükseltilerek temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan sürücülerin kusurları oranında tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı, hak düşürücü süre, husumet ve derdestlik itirazlarının bulunduğunu, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve kişi başı poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, bu nedenle davacı tarafın kusur durumunun ispat edilmesi gerektiğini, davacının yaralanmasında müvekkili şirkete sigortalı olan sürücü ...'nün kusurunun bulunmadığını, kazaya kepçe operatörü ...'ın sebebiyet verdiğini, kazanın meydana geldiği yere baktıklarında müvekkili şirkete sigortalı ... aracın ... Bulvarında ana yolda, kepçe operatörünün ise ... Sokakta tali yolda seyir ettiğini, kazanın kepçe operatörü ...'ın  ... sokaktan tali yoldan kontrolsüz kavşağın karşısına geçmesi esnasında geçiş hakkı, ana yolda seyir halinde bulunan ... plakalı, müvekkili şirkete sigortalı olan sürücü ...'de olmasına rağmen, yavaşlayıp durmaması üzerine meydana geldiğini, söz konusu tali yolda, fotoğrafta da görüldüğü üzere uyarıcı levha bulunmasına rağmen kendisinin buna riayet etmeyerek kazaya sebebiyet verdiğini,  iş bu davaya konu trafik kazasının meydana gelmesinde müvekkili şirkete zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı bulunan ... plakalı araç sürücüsü ...'nün kusurunun bulunmadığını, davacı ...'ın ifade tutanağı'nda : ''...sağ tarafımızda yola doğru hızlıca gelen kepçeyi gördüm... tek hatırladığım kepçenin bir anda yola çıktığıydı...'' şeklinde ifade etmiştir. nitekim kazaya ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı kepçenin sebebiyet verdiğini davacının, kaza tespit tutanağında da yer aldığı üzere ...'ın 2918 sayılı Yasanın 57/1-b maddesini (kontrolsüz kavşaklarda bölünmüş yola çıkan sürücülerin bu yoldan geçen araçlara ilk geçiş hakkını vermemesi) ihlal etmesi sonucunda yaralandığını, kaza tespit tutanağında 23/12/2022 tarihinde kaza yerinin asfalt ve kuru zemin olduğu, ... plakalı aracın 27,40 cm fren mesafesi yaptığının tespit edildiğini, aracın asfalt, kuru zeminde bu mesafede  durabilmesi için ortalama hızının 60-65 km olması gerektiğini, ... Bulvarında azami hız sınırının 70 km olarak belirlendiğini, ...nün hız sınırlarına riayet ettiğini, ayrıca asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla aracın hızlı olduğu varsayımında fren izi mesafesinin Yargıtay içtihatlarına göre somut olarak tespit edilmesi gerektiğini, trafik kazalarında kusur durumlarını belirlemeye yetkili ve görevli kurumun, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi olduğunu, bu açıdan kusur durumunun tespiti için keşif yapılmasını ve Adli Tıp Kurumu Başkanlığından rapor alınmasını talep ettiklerini, ayrıca müvekkili şirkete sigortalı araçta bulunan davacı ...'ın zararın artmasını engelleyecek nitelikte olan emniyet kemerini takmamasından ötürü müterafik kusur indirimi yapılmasını talep ettiklerini, öte yandan, davacı ...'ın ...'nün arkadaşı olup araçta yolcu olarak bulunduğunu, Yargıtay içtihatları gereği hatır taşıması indiriminin de yapılması gerektiğini, nitekim davacının dava konusu kaza nedeniyle maluliyeti bulunup bulunmadığı hususunun Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi tarafından tespit edilmesi gerektiğini, ayrıca söz konusu kazanın meydana gelmesinden sonra tedavi bitmeden alınan raporun kalıcı maluliyet olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, kalıcı maluliyet oranı tamamen iyileşme sürecinden sonra ortaya çıkacağından, tedavi süreci dikkate alınmadan tespit edilen maluliyet oranı, eğer maluliyet var ise haksız bir hesabın yapılmasına neden olacağını,  kaza tarihinde davacının, kaza ile illiyet bağı bulunmayan daha önceki hastalık, ameliyat, tedavi ve maluliyetlerinin tespit edilmesini ve salt işbu kaza neticesinde oluşabilecek maluliyetin değerlendirilmesini talep ettiklerini, müvekkili şirketin sorumluluğunun öncelikle Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın giderilmesine ilişkin olduğunu, davacının Sosyal Güvenlik Kurumuna bağlı olup olmadığının araştırılmalı ve SGK'dan dava konusu kaza nedeni ile davacı yana maluliyet nedeni ile bağlanan gelir var ise peşin sermaye değeri bulunup bulunmadığı hususunun tespit edilmesi gerektiğini, mahkemece bir an için sorumluluklarına hükmedilse dahi, haksız fiillerden mütevellit tazminat taleplerinde, ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceğinden ve dava dilekçesinde faiz başlangıç tarihi de belirtilmediğinden faizin dava tarihinden itibaren ve yasal faiz olarak değerlendirilmesi gerektiğini, arabuluculuk ücreti hazine tarafından karşılanan bir ücret olup taraflarına yükletilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, yetki ve zamanaşımı itirazında bulunmuş, dava konusu kazaya ilişkin gerçek kusur oranlarının saptanması gerektiğini, kaza tespit tutanağında belirtilen kural ihlallerini kabul etmediklerini, müvekkili şirkete sigortalı araç sürücüsünün dava konusu kaza sebebiyle bir kusurunun bulunmadığını, kazanın ... plakalı araç sürücüsü ...'nün kavşağa yaklaşırken hızını azaltmaması sebebiyle gerçekleştiğini, kusur oranlarının tespiti için dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesini, davacının yolcu olması, dosyada kusur raporu alınmasına engel olmadığını, müşterek ve müteselsil talep bulunsa ve davacı yolcu bile olsa kazaya karışan araçlardan birinin az da olsa kusuru bulunması gerektiğini, davacının emniyet kemerinin takılı olmaması sebebiyle müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğini, davacının yaralanma bölgesinin baş kısmı olup, emniyet kemeri takılı olmaması sebebiyle başını çarptığının sabit olduğunu, davacının maluliyetinin kaza tarihindeki yönetmeliğe göre tespit edilmesi gerektiğini, devlet hastanelerinden alınan maluliyet raporlarının tazminat hesaplamalarında esas alınmasının mümkün olmadığını, davacı tarafın geçici iş göremezlik zararının oluşmadığını, bu sebeple şirketlerinin geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadığını, müvekkili şirketin tedavi giderlerinden sorumlu olmadığını, müvekkili sigorta şirketinin kazanın tarafı olmadığını, faiz sorumluluğunun başlayabilmesi için temerrüde düşmesi gerektiğini, şirketlerinin temerrüde düştüğü tarihten itibaren faiz sorumluluğunun başladığını ve ancak yasal faiz ile sorumlu olabileceklerini, arabuluculuk aşamasındaki vekalet ücretinin davalı taraf aleyhine hükmedilmesinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br> İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ilgili kurumlardan gelen yazı cevapları, ceza dosyası, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki kepçenin yan yol olan ... yolundan çıkıp ... Bulvarından yolun karşısına geçmek istediği esnada kepçesinin sol yan kısımlarının, davacının yolcu olarak bulunduğu sürücü ... sevk ve idaresindeki aracın ... Bulvarı üzerinden seyir halinde iken ... kavşağına geldiği esnada aracının sol ön ve yan kısımlarıyla çarpışması sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, tedavi evrakları incelenerek alınan bilirkişi raporunda davacının geçici iş göremezlik ile kalıcı iş göremezlik zararı ve tedavi giderlerinin belirlendiği, davacının geliri dikkate alınarak hesap bilirkişisince rapor düzenlendiği ve davacının 927.315,07-TL geçici iş göremezlik ve kalıcı iş göremezlik zararı, 1.500,00-TL de tedavi gideri zararının olduğunun anlaşıldığını, Sosyal Güvenlik Kurumundan gelen yazı cevabına göre dava konusu kazaya ilişkin rücuya tabi geçici ve sürekli iş göremezlik ödemesi yapılmadığının tespit edildiğini, dava konusu kazada tarafların kusur durumunun belirlenmesinde ceza dosyasındaki bilirkişi raporu ile dosyaya sunulan adli trafik bilirkişi raporunun uyumlu olduğu, iki sürücünün de trafik kurallarını ihlal ettiği, sürücülerin kusurlu oldukları, bu sebeple ilgili araçların sigortacıları olan davalıların meydana gelen zarardan sorumlu olduklarının anlaşıldığını, meydana gelen kazada; kaza tespit tutanağı, kusura ilişkin bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı incelendiğinde davacının seyir esnasında emniyet kemerini takmadığı, zararın meydana gelmesinde müterafik kusuru bulunduğu anlaşıldığından her iki davalı sigorta şirketi açısından meydana gelen zarar miktarı üzerinden %20 müterafik kusur indirimi yapılarak tazminat miktarının belirlendiğini, ayrıca davacının yolcu olarak bulunduğu aracın sigortacısının ... olduğu, davacının bu araçta kazaya uğradığı, hatır taşımacılığı def'inin yalnızca davanın tarafları ve ilgili aracın işleteni ile halefleri tarafından ileri sürülebileceği, def'i niteliğinde olması sebebiyle ileri sürülmedikçe dikkate alınamayacağı, davalı ....'nin sunduğu cevap dilekçesinde hatır taşımacılığı def'i ileri sürüldüğü anlaşıldığından davalı ....'ye yönelik talep açısından %20 hatır taşımacılığı indirimi yapıldığını,  Yargıtay yerleşik içtihatları gereğince hatır taşımacılığı indirimi, müterafik kusur indirimi yapıldıktan sonra belirlenen miktar üzerinden uygulandığını, kaza tarihinde davalı ... poliçe limitlerinin dava konusu tazminat talepleri açısından 500.000,00-TL ile sınırlı olduğu, kalıcı iş göremezlik tazminatı açısından ise kabul edilen miktarın poliçe limitinin üzerinde kaldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, Geçici iş göremezlik tazminatı açısından; davalı ... 33.361,20 TL’den, diğer davalı ... 26.688,96 TL’den sorumlu olmak üzere 26/06/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, Tedavi gideri açısından davalı ...’nın 1.200,00 TL’den, diğer davalı ... 960,00 TL’den sorumlu olmak üzere 26/06/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, Kalıcı iş göremezlik tazminatı talebi açısından davalı ...’nın sigorta poliçe limiti olan 500.000,00 TL’den, diğer davalı ... 566.792,67 TL’nden sorumlu olmak üzere 26/06/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemece, taleple bağlılık ilkesine aykırı şekilde, davacı tarafça ıslah edilen tutarın üzerinde tazminata hükmedildiğini, davacı tarafından 02/08/2024 tarihinde sunulan ıslah dilekçesinde, dava değeri, sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden 885.613,56 TL, geçici iş göremezlik tazminatı yönünden 41.701,51 TL, tedavi gideri yönünden 1.500,00 TL olarak belirlenmişken; mahkemece davacı tarafın taleplerinin çok üzerinde 1.066.792,67 TL sürekli iş göremezlik, 60.050,16 TL geçici iş göremezlik, 2.160,00 TL tedavi giderine hükmedildiğini, kanuna aykırı şekilde, davacı taraf talebinden fazlasına hükmedilen işbu kararın kaldırılması gerektiğini, Mahkemece, gerekçeli kararda kazadaki tarafların kusur oranlarının açıkça belirtilmediğini, neye göre tazminat belirlemesi yapıldığının belirtilmediğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla; bilirkişi raporunda kusur oranlaması yapılmaksızın, toplamda 885.613,56 TL sürekli iş göremezlik tazminatı belirlenmişken; mahkemece 1.066.792,67 TL sürekli iş göremezlik tazminatına hükmedildiğini, toplamda 41.701,51 TL geçici iş göremezlik tazminatı belirlenmişken; mahkemece 60.050,16 TL geçici iş göremezlik tazminatına hükmedildiğini, toplamda 1.500,00 TL tedavi gideri belirlenmişken; mahkemece 2.160,00 TL tedavi giderine göre hükmedildiğini, bilirkişi raporunda hatalı olarak ve %100 kusura göre belirlenen tutardan dahi yüksek şekilde gerekçesiz, hatalı değerlendirme ve eksik inceleme neticesinde hakkaniyete aykırı şekilde tesis edilen işbu kararın kaldırılması gerektiğini, kaldı ki hükmün gerekçe kısmında, hem hatır taşıması indirimi hem de müterafik kusur indirimi yapılacağı belirtilmişse de, tazminattan bu indirimlerin yapılmadığını, çelişkili şekilde bilirkişi raporunun dahi çok üzerinde karar verildiğini, bu sebeple davacı tarafın sebepsiz zenginleşmesine sebep olacak şekilde hüküm kurulduğu hususunda hiçbir şüphe bulunmadığını, hükme esas alınan aktüer raporda, sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı %100 kabul edilerek hesaplama yapılmasının fahiş hata olduğunu, müvekkili şirket sorumluluğunun gerçek zarar üzerinden sigortalı araç sürücüsünün kusur oranında belirlenmesi gerektiğini, davacının yolcu olmasının, dosyada kusur raporu alınmasına engel olmadığını, zira kusur oranlarının net bir şekilde şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenmesi gerektiğini,  kusur durumunun oransal ve net bir şekilde tespit edilmesinin, tazminat sorumluluğu bakımından büyük önem arz ettiğini, mahkemece, oransal olmayan kusur raporuna ilişkin itirazlarının giderilmediğini, dava konusu kazanın meydana gelmesinde tüm kusur ... plakalı araç sürücüsünde olduğunu, kendi sevk ve idaresinde bulunan aracın teknik özelliklerini dikkate almadan dava konusu kazanın gerçekleştiği kavşağa azami hız limitinin üzerinde bir hızla gelerek sigortalı araç sürücüsünün aracına çarparak kazaya sebebiyet verdiğini, kaza yerindeki azami hız limitinin 30 km/saat olduğunu, her ne kadar trafik kazası tespit tutanağında kazanın gerçekleşmiş olduğu yerdeki hız limiti 70 km/saat olarak tespit edilmiş olsa da, kazanın gerçekleştiği yerin okul bölgesi olduğunu, azami hız sınırının 30 km/saat olduğunu belirten tabelalar bulunduğunu, trafik kurallarına uygun şekilde seyir halinde olan sigortalı araca, sürati ve dikkatsizliği nedeniyle sebebiyet veren ... plakalı araç sürücüsü kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğunu,  davacının emniyet kemeri takmaması nedeniyle müterafik kusuru bulunduğu sabit olup, mahkemece gerekçeli kararda müterafik kusuru bulunduğu nazara alınsa da, çelişkili şekilde müterafik kusur indirimi yapılmamasının hatalı olduğunu, mahkemece hükme esas alınan aktüer rapora itirazlarının giderilmediğini, hesaplamaya esas alınan gelirin hatalı olarak belirlendiğini, bilirkişi raporunda davacının geliri asgari ücretin 4,9028 katı olarak esas alınarak hesaplama yapıldığını, fahiş bir tazminat belirlendiğini, davacı tarafın gelirine ilişkin somut hiçbir belge, SGK kaydı vs. veri bulunmamasına rağmen, salt davacı tarafça sunulan vergi levhasına göre ve denetime elverişsiz, davacının mesleği ile ilgisi olup olmadığı belli olmayan (Üretim ve Uzmanlaşmış Hizmet Müdürleri) çalışan grubu esas alınarak farazi verilerle davacının gelirinin asgari ücretin 4,9028 katı olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davacının ticari işletmeye bedensel katkısının ne oranda olduğunun belirlenmesi için, uzmanlaşmış hizmet müdürü statüsünde birinin aldığı ücret değil, aynı işte iş akdi ile bağlı olarak çalışan tekstil işçisinin ortalama geliri esas alınması gerektiğini, aktüer hesaplamanın, işletmenin varsayım sal gelirine göre hesaplanmasının yerinde olmadığını, mahkemece, öncelikle davacının yaptığı işler için temin edilecek bir işçiye ödenmesi gereken ücretin belirlenmesi ve tazminatın belirlenen bu tutara göre hesaplanması gerekirken, varsayımsal şekilde hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, davacı adına vergi levhası bulunması, çalışarak gelir elde ettiğinin göstergesi olmadığını, nitekim söz konusu levhanın yalnızca davacı adına yapıldığı, işletmesinin 3. Bir kişi tarafından yapılıp yapılmadığının belli olmadığını, bu kapsamda davacının bedeni çalışmasından kaynaklı olmayan vergi levhasına yönelik gelirinin kabul edilmesinin hatalı olduğunu, gelir hesaplamasının tamamının emsal ücret üzerinden yapıldığını, gelirine esas net kazancın somut belgelerle ispat edilmediğini, aktüer raporuna esas alınan maluliyet raporuna itirazlarının giderilmediğini,  raporun hatalı olduğunu, 19/02/2024 tarihli ...Üni. Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından alanında uzman hekimler bulunmadan, sadece 3 adli tıp uzmanı tarafından hazırlanan maluliyet raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Yönetmeliği eklerinde yer alan \"Erişkinler için Engellilik Sağlık Kurulu Raporları Engel Oranları Alan Kılavuzu\" 18. Sayfada yer alan \"Hipertrofik Skar ve Keloid\" yaralanması kategorisinde vücutta oluşmuş olan yara izleri kaynaklı maluliyet tespitinin hangi yöntemle yapılacağı açıkça anlatıldığını, buna göre; Hafif (vücut yüzeyinin %1-9'unu kaplayan) - %5, Orta (vücut yüzeyinin %10-19'unu kaplayan) - %10, Şiddetli (vücut yüzeyinin %20-49'unu kaplayan) - %20, Çok şiddetli (vücudun %50-100'ünü kaplayan) - %40 olduğu, davacının yara izinin boyutu dikkate alındığı zaman yönetmelik kılavuzunda yer alan tespit yöntemine göre maluliyetin oluşmayacağını, davacının maluliyetinin ATK 2. İhtisas Dairesinden alınması gerekmekte iken, yetkisiz kurum ve kişilerce düzenlenen raporun kabul edilmesinin mümkün olmadığını, Üniversite Hastanesinden alınan maluliyet raporunu kabul etmediklerini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, pasif dönemde vergiler hariç hesaplama yapılması gerekirken, 2022 yılı itibari ile çalışanlar için uygulanan asgari ücrete göre hesaplama yapıldığını, pasif dönem tazminat hesabında dikkate alınan ücret ile hesaplanan zararın, esasında bir çalışmanın karşılığı olmayıp, yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesi karşılığı hesaplanmakta olan bir zarar türü olduğunu, 2022 yılı ücretleri dikkate alındığında aktif dönem için kullanılacak asgari ücret (İşçiye Ödenecek Net Ücret) 4.253,40 TL olacağını, aynı yıla göre pasif dönem için kullanılacak asgari ücret – (Gelir Vergi İstisnasız (AGİ'siz) Asgari  Ücret) 3.577,41 TL olacağını, 2024 yılı için pasif dönem tazminat hesaplamalarında kullanılacak, vergiler hariç net asgari ücret miktarının 14.322,76 TL olduğunu, Fiili çalışmanın karşılığı” olarak hesaplanan sigorta kesintileri ve vergi kesintileri brüt asgari ücret miktarından tenzil edilerek, son bilinen 2024 yılı asgari ücreti dikkate alınarak yapılacak pasif dönem tazminat hesabında kullanılacak olan (AGİ – Bir başka değişle vergi istisnası hariç) asgari ücret miktarının 14.322,76 TL olduğunu, pasif dönemdeki ücretin 14.322,76 TL olarak alınması gerekirken, bilirkişi raporunda bu ücretin 17.002,12 TL olarak alındığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun bu hali ile kabul edilmesinin mümkün olmadığını, aktüer hesaplaması yapılırken 1.8 teknik faiz kullanılması gerekirken progresif rant kullanılmasının hatalı olduğunu, aktüer raporunda TRH2010 yaşam tablosu ve Progresif Rant yöntemi uygulandığını, bu hususun kanun hükümlerine aykırı olup müvekkili şirket aleyhine fazla tazminat belirlenmesine sebep olunduğunu, aktüer hesaplamasında TRH2010 yaşam tabosu ve %1.8 teknik faiz kullanılması gerektiğini, tazminat hesaplamasına ilişkin düzenlemelerin, kamu düzenine ilişkin oldukları sabit olup derdest olan davalarda uygulanması gerektiğini, henüz yerel mahkeme dosyası derdest iken işbu kanun değişikliğinin yapıldığını, aktüer hesaplaması yapılırken bu hususun dikkate alınması gerektiğini, aktüer hesaplamasının hükme esas alınabilmesi için 19/06/2021 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan yeni kanun hükümleri nazara alınarak tazminat hesaplaması yapılması gerektiğini, davacının geçici iş göremezlik zararına ilişkin belirlemenin hatalı olduğunu, davacının geçici iş göremezlik zararının oluşmadığını, davacının SGK hizmet dökümünün dosya içerisine alınarak, fiili geçici iş göremezlik süresi belirlenmesi gerekmekte iken, farazi belirleme ile aktüer hesap yapılması ve hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davacının geçici iş göremezlik süresi bulunmadığının sabit olduğunu, SGK tarafından davacıya herhangi bir geçici iş göremezlik ödemesi yapılmamasının, bu durumu ispatladığını, buna rağmen mahkemece yetkisiz kurum tarafından düzenlenen maluliyet raporunda belirlenen varsayımsal verilere göre geçici iş göremezlik süresi belirlenmesinin kabul edilemeyeceğini, davacının yüzüne küçük bir dikiş atılması nedeniyle geçici iş göremez hale geldiğinin kabul edilemeyeceğini, müvekkili şirketin geçici iş göremezlik zararından sorumlu olmadığını, yeni genel şartlar ile, tedaviye başlamasından sürekli sakatlık raporu alınıncaya kadar yapılan, bedenen eski hale gelmesi için yapılan tüm tedavi giderleri, bakıcı (refakatçi) giderleri, geçici iş görmezlik kayıplarının Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) sorumluluğu içine alındığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda tedavi gideri farazi olarak belirlendiğini, dosya kapsamında alınan maluliyet raporunda, davacı için 1.500 TL tedavi gideri belirlendiğini bu belirlemenin neye istinaden yapıldığının belirtilmediğini, dosya kapsamında davacıların mahkemeye sunmuş olduğu herhangi bir tedavi gideri bulunmadığını, müvekkili şirketin tedavi giderinden sorumlu olmadığını, davacının talep ettiği bedel faturalı - belgeli tedavi gideri olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğundan çıkarıldığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>Davalı .... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; zamanaşımı itirazında bulunmuş, ayrıca usulüne uygun başvuru yapılmadığını belirtmiş, ayrıca müvekkili şirketin sorumluluğunun ancak ve ancak poliçe teminat limitleri ile sınırlı olduğunu, yerel mahkemece taleple bağlılık ilkesine aykırı şekilde davacı tarafça ıslah edilen tutarın üzerinde tazminata hükmedildiğini, davacı lehine hükmedilen tazminatın bilirkişi raporunun dahi üzerinde olacak şekilde fahiş hatalı olarak hükmedildiğini, yerel mahkeme kanalı ile alınan bilirkişi raporları ve sağlık kurulu raporunun denetime elverişsiz olup hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, sigortalı araç sürücüsüne atfedilen kusur oranının hatalı olduğunu, itirazları değerlendirilmeksizin hatalı bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, hiçbir inceleme yapılmaksızın bilirkişiler tarafından keşif yapılmaksızın dosya üzerinden kusur izafesi yapıldığını, yerel mahkemece ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı'ndan alınan sakatlık raporunun hatalı olduğunu, davacı yanın sakatlık oranın fahiş tespit edildiğini, rapora karşı itirazlarının değerlendirilmediğini davacının maluliyet oranının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesince belirlenmesi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan tazminat hesaplamalarının hatalı olduğunu, tazminat hesaplamasında varsayımsal gelirine göre hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, davacı yanca dava dilekçesinde ücret iddiasında bulunulmamış olduğunu, ücret iddiası olmamasına rağmen iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına aykırı şekilde emsal üzerinden hesaplama yapılması ve hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca davacı adına vergi levhasının bulunması, çalışarak gelir elde ettiğinin göstergesi olmadığını, nitekim söz konusu levhanın yalnızca tarafı adına yapıldığı, işletmesinin 3. bir kişi tarafından gerçekleşmiş olduğu ihtimalleri de bulunduğunu, bu kapsamda her halükarda taraflarınca davacının bedeni çalışmasından kaynaklı olmayan vergi levhasına yönelik gelirini kabul etmediklerini, kaldı ki söz konusu gelir hesaplamasının tamamı ile emsal ücret üzerinden yapıldığını, davacının gelirine esas net kazancının somut belgeler ile ispat edilmediğini, bu durumun tazminat hesaplamasında hakkaniyetli bir hesaplama yapılmadığı gerçeğini ortaya koyduğunu, hiçbir şekilde davacının yüzünde meydana gelen skarın maluliyet oluşturduğunu kabul etmemekle beraber bir an için hesaplanan %2 oranındaki maluliyetin kabulü halinde dahi bu durumun davacının sürekli ya da geçici iş göfremez kaldığı sonucunu oluşturmadığını, kaldı ki hakkaniyet gereği kişinin yüzünde meydana gelen izin malul sayılmasına sebebiyet verdiği ve bu sebeple de iş göremez olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, meydana gelen izin, davacının işini ifa etmesi önünde bir engel olmadığını, bu kapsamda hakkaniyet gereği, davacının iş göremezlik tazminatına yönelik taleplernin reddi gerektiğini, hesaplamaya esas alınan gelirin hatalı olarak belirlendiğini, geçici iş göremezlik zararı sağlık giderleri teminatına dahil olup bu teminat Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğunda olduğunu,  yine tedavi giderlerinin de SGK'nın sorumluluğunda olduğunu, müvekkili şirketin genel şartlar gereği tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik tazminatından sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun öncelikle SGK tarafından karşılanmayan zararın giderilmesine ilişkin olduğunu, davacının SGK'ya bağlı olup olmadığının araştırılması gerektiğini ve SGK'dan dava konusu kaza nedeni ile davacı yanın maluliyeti nedeni ile kuruma başvuru yapıp yapmadığı, bağlanan gelir var ise peşin sermaye değeri bulunup bulunmadığı, başvuru yapılmadı ise de muhtemel PSD'nin sorulması gerekirken yerel mahkemece eksik inceleme neticesinde hüküm tesis edildiğini, ilgili aktüer raporunda davacının yolcu olması sebebiyle hatır taşıması indirimi, kemer takmaması sebebiyle de müterafik kusur indirimi hususları gözetilmeksizin tazminat hesaplandığını, yerel mahkemece müvekkili şirket yönünden faiz başlangıç tarihi olarak 26/06/2023 tarihi esas alınmış ise de; müvekkili şirket yönü ile faiz başlangıç tarihi olarak dava tarihinin esas alınması gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>Davacı vekili istinaf başvuru-istinafa cevap dilekçesinde; davalılar tarafından gerçekleşen kazadaki kusur oranlarına itiraz edildiğini, müvekkilinin kazadaki kusur durumunun araştırılmadığının iddia edildiğini, bu iddiaların kabulünün  mümkün olmadığını, dava konusu kaza; kaza tespit tutanağında da belirtildiği üzere ... plakalı araç sürücüsünün 2918 sayılı KTK da yer alan 57/1-B “Kontrolsüz Kavşaklarda Bölünmüş Yola Çıkan Sürücülerin Bu Yoldan Geçen Araçlara İlk Geçiş Hakkını Vermemesi” kuralını ve ... plakalı araç sürücüsünün ise yine aynı kanun madde 52/1-A “Aracın hızını kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken dönemeçli yollarda ilerlerken yaya geçitlerine hemzemin geçitlere tünellere dar köprü ve menfezlere yaklaşırken yapım ve onarım alanlarına girerken azaltmamak” kuralını ihlal etmesi sonucu gerçekleştiğini, yerel mahkeme tarafından da kusura ilişkin bilirkişi raporu aldırıldığını, işbu raporda ...plakalı araç sürücüsünün 2918 sayılı KTK madde 84/H \"Kavşaklarda geçiş önceliğine uymamak\", 47/1-C, 52/1-A, 52/1-B ve 57/1-A kurallarını ihlal etmiş olduğu, ... plakalı araç sürücüsünün ise yine aynı kanun madde 52/1-A “Aracın hızını kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken dönemeçli yollarda ilerlerken yaya geçitlerine hemzemin geçitlere tünellere dar köprü ve menfezlere yaklaşırken yapım ve onarım alanlarına girerken azaltmamak” kuralını ihlal ettiğinin tespit edildiğini, bilirkişi raporu ile kaza tespit tutanağının aynı doğrultuda olup birbiri ile çelişmediğini, müvekkilinin ... plakalı araçta yolcu konumunda bulunduğunu, kazaya etken herhangi bir kusurunun bulunmadığını, bilirkişi raporunda herhangi bir somut veri bulunmaksızın müvekkilinin emniyet kemeri takmadığı iddia edilmişse de, iddiaları kabul etmemekle birlikte; bu hususun kazadaki kusur oranlarını etkilemediğini, davalılar tarafından maluliyet raporuna itiraz edilmişse de, maluliyet raporunun ...  Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından kaza tarihindeki yönetmeliğe uygun olarak Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik doğrultusunda hazırlandığını, aktüerya bilirkişi raporunun ise maluliyet raporu doğrultusunda TRH 2010 progresif rant esas alınarak hazırlandığını, ATK'dan alınan raporun Yargıtay içtihatları çerçevesinde, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olarak hazırlandığını, davalı tarafların hesaplamaya ve maluliyete ilişkin aldırılan raporlara ilişkin itirazlarının da hukuki dayanaktan yoksun olduğunun açıkça anlaşıldığını, davalılar tarafından dava konusu alacak kalemlerinden sorumlu olmadıkları, sorumlunun Sosyal Güvenlik Kurumu olduğunun iddia edildiğini, bu iddiaların mesnetsiz olduğu ve gerçeği yansıtmadığının yerleşik Yargıtay içtihatlarıyla da sabit olduğunu, davalılar tarafından, dosya kapsamında alınmış olan aktüerya bilirkişi raporunda müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılmaması sebebiyle itiraz edildiğini, müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi bilirkişilerin takdirinde olmayıp yerel mahkeme tarafından verilmesi gereken bir karar olduğunu, kaldı ki; yerel mahkeme tarafından da bu indirimlerin uygulandığını, davalı tarafların bu konudaki itirazlarında herhangi bir hukuki yarar bulunmadığını, davalı ... tarafından dava açılmadan önce alacak kalemlerinden olan tedavi giderlerine ilişkin başvuru yapılmadığı iddia edildiğini, davalı sigorta şirketlerine başvuru dilekçelerinin incelendiği taktirde açıkça görülecektir ki başvuru konusu geçici, kalıcı iş göremezlik tazminatı ile tedavi giderleri olduğunu, dilekçe içeriğinde taleplerinin sigorta şirketlerine bildirildiğini, davalının bu husustaki itirazlarının herhangi somut bir dayanağı bulunmadığını, taraflarınca sunulan beyan dilekçesinde müvekkilinin sigortalı çalışan olmadığı, kendi adına Bağkur kaydı bulunmakla birlikte tekstil işiyle uğraştığının ifade edildiğini, vergi levhası sunulduğunu, aktüerya bilirkişisi tarafından hazırlanan ek raporda TÜİK verilerinden yararlanılarak hesaplama yapıldığını, hesaplamada herhangi bir hata olmayıp rapor yerleşik yargıtay içtihatları çerçevesinde hazırlandığını, ayrıca davalı tarafından talep edilen Tehir-i İcra'nın kabulü halinde müvekkilinin geri dönülemeyecek zararlara uğrayabileceğini, bu doğrultuda davalı tarafın tehir-i icra talebinin hakkaniyet gereği reddedilmesi gerektiğini, Yerel mahkeme tarafından davalı tarafların itirazlarına yönelik hukuka uygun kararlar verildiğini, davalı tarafların istinaf başvurularının reddi gerektiğini, yerel mahkeme tarafından davalı ...'nin kaza tarihindeki teminat limitinin 500.000,00 TL olduğu iddia edilerek kısmen kabul kısmen red kararı verildiğini, bu kararın kabulünün mümkün olmadığını, davalının her iki tarafından da sigorta şirketi ve teminat kapsamlarının trafik sigortası olduğu göz önünde bulundurulduğunda teminat limiti sebebiyle bir sigorta şirketi yönünden kabul kararı verilirken diğer sigorta şirketi yönünden kısmen kabul kararı verilmesinin mevzuata ve usule aykırı olduğunu, trafik sigortası teminat limiti sigorta şirketlerinin insiyatifinde olmayıp dönem dönem değişmekle birlikte her sigorta şirketi poliçesi için aynı olduğunu, kaza tarihinin 23/12/2022 olup dava konusu alacak kalemlerine ilişkin sigorta şirketlerinin kaza tarihindeki teminat limitinin 1.000.000,00 TL olduğunu, yerel mahkeme tarafından ...'nin teminat limitinin 500.000,00 TL olarak değerlendirilmesinin açıkça sigorta kapsamının bilinmediği anlamını taşıdığını, yerel mahkeme tarafından hesaplanan bedel üzerinden %20 müterafik kusur ve %20 hatır taşımacılığı indirimi yapıldığını, müvekkilinin olay anında emniyet kemeri takmadığı gerekçesiyle %20 oranında müterafik kusur indirimi yapıldığını, bu durumun kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin kaza esnasında emniyet kemerinin takılı olmadığına ilişkin herhangi somut bir veri bulunmadığını, kaza sebebiyle müvekkilinde hasar oluşan bölgeler dikkate alındığında müvekkilinin emniyet kemeri takmış olduğu, eğer emniyet kemeri takmasa idi hasar boyutunun çok daha yüksek olacağının izahtan vareste olduğunu, müterafik kusur indiriminin herhangi bir dayanağının bulunmadığını, yerel mahkeme tarafından %20 oranında hatır taşımacılığı indirimi yapıldığını, Yargıtay’ın indirim öngören kararlarının içeriğine bakıldığında, çoğunda hatır için taşınanın da kusura katıldığı gözlemlenmektedir. genellikle, hatır için taşınanın, sürücünün içki içmesine veya hız yapmasına engel olmaması, içkili olduğunu bilerek taşıta binmesi durumlarında “kusura katılım” söz konusu olduğunu, bu gibi durumlarda tazminattan indirimin haklı ve yerinde bir uygulama olacağını, ancak dava konusu olayda böyle bir durum tespit edilmediği gibi hatır taşıması indirimine ilişkin bir gerekçelendirme de yapılmadığını, müvekkilinin hiçbir kusuru olmayan olay sebebiyle ciddi şekilde yaralandığını ve %22 oranında malul kaldığını, Müvekkilimizin kalıcı iş göremezlik tazminatı 885.613,56 TL olarak belirlenmişse de çeşitli indirimlerle alacağı tazminat miktarı 566.792,67 TL'ye indirilmiştir. yerel mahkeme tarafından indirim yapılsa dahi bu indirimin hakkaniyet çerçevesinde yapılması gerektiğini, yapılan indirimler ve teminat limitinin yanlış belirlenmesi sebebiyle müvekkilinin ciddi zararlara uğradığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasını istemiştir. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;<br>İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık, trafik kazasından kaynaklı yaralanma nedeniyle zorunlu mali mesuliyet sigortacılarına karşı açılan geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile tedavi gideri istemine ilişkindir. <br>Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği  ise motorlu araç işleteni doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91, 97 ve 99. maddeleri gereği trafik kazasına ve zarara sebebiyet veren motorlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, yasa ve genel sigorta şartları kapsamına dahil maddi zararlardan işletenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.<br>Davacının yolcu olarak bulunduğu ... plakalı araç ile maliki ... olan ve  ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı iş makinesi arasında 23/12/2022 tarihinde trafik kazası meydana geldiği, davacının kaza nedeniyle yaralandığı, ... plakalı araç için davalı ... tarafından Zorunlu Mali Mesuliyet (Trafik) Sigorta Poliçesi ile 18/11/2022-18/11/2023 tarihleri arasını kapsayan sigorta poliçesi tanzim edildiği, ... plakalı iş makinesi için davalı ... tarafından Zorunlu Mali Mesuliyet (Trafik) Sigorta Poliçesi ile 21/03/2022-21/03/2023 tarihleri arasını kapsayan sigorta poliçesi tanzim edildiği, dava konusu trafik kazasının poliçe tarihleri arasında gerçekleştiği, kaza tarihi itibariyle sağlık (tedavi) gideri asgari sigorta teminatının kişi başına 1.000.000 TL, sakatlanma ve ölüm asgari sigorta teminatının kişi başına 1.000.000 TL olduğu, davadan önce davacı tarafça sigorta şirketlerine başvuruda bulunulduğu, davalı sigorta şirketince davacıya talep edilen tazminat kalemlerine ilişkin herhangi bir ödeme yapılmadığı, yine SGK tarafından davacıya ödeme yapılmadığı anlaşılmıştır. <br>Dosyadaki belgelere, mevcut delil durumuna, kararın dayandığı delillerle belirtilen gerekçelere, kaza tespit tutanağı ile örtüşen kusur bilirkişi raporuna göre davalı sigorta şirketlerinin sigortalılarının meydana gelen kazada kusurlu oldukları sabit olduğundan davacıya karşı müteselsilen sorumlu olmalarına, mahkemece alınan maluliyete ilişkin raporun kaza tarihindeki yönetmeliğe uygun olmasına, davacının yaralanmasının baş bölgesinde olması nedeniyle kaza anında emniyet kemerinin takılı olmadığı anlaşıldığından mahkemece müterafik indirim yapılmasında yanlışlık bulunmamasına, davalı ...'nin hatır için taşıyan aracın sigortacısı olmaması nedeniyle hatır taşımacılığı indiminden faydalanamayacağına, davacı tarafça dava açılmadan evvel davalı sigorta şirketlerine KTK 97. Maddesi gereği başvuru yapıldığının sabit olmasına, TBK 54 maddesi ile KTK 98 maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan geçici iş göremezlik zararından sorumluluğun, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine ait olmasına, (Yargıtay 4 HD  2021/13507 E- 2022/7004 K sayılı ilam), trafik kazasındaki yaralanmadan kaynaklanan tedavi giderlerinden olup da belgeye bağlanmış olanlardan SGK'nın sorumlu olduğu, belgeye bağlanmamış olanlar için ise SGK'nın sorumluluğundan bahsedilemeyeceğine (Yargıtay HGK’nın 28.02.2024 tarih 2023/4-914 E., 2024/136 K. sayılı kararı), davacının sunduğu vergi kayıtlarından tekstil imalatında faaliyet gösterdiğinden ticari işletmeye bedensel katkısı oranında hesaplama yapan aktüerya bilirkişi raporunun yerinde olmasına, davalı sigorta şirketinin usulünce temerrüde düşürülmesi nedeniyle faiz başlangıç tarihinde yanlış bulunmamasına, TRH tablosu ile %10 artırım ve %10 iskonto yönteminin kullanılmasının hatalı olmamasına göre, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçeleri de nazara alınarak sair istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br>Ancak, davalı ...'nin 2022 yılı Temmuz ayında yapılan güncelleme neticesinde sakatlanma ve ölüm asgari sigorta teminatının kişi başına 1.000.000 TL olmasına karşın, sigorta limitinin 500.000 TL olduğunun kabulüyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.<br>Hal böyle olunca, davacının geçici iş göremezlik zararı olan 41.701,51 TL'den, emniyet kemeri takılmaması nedeniyle %20 müterafik kusur indirimi yapıldığında talep edebileceği miktarın 33.361,20 TL olduğu, davalı ...'in hatır taşımacılığı defi bulunduğundan %20 oranında hatır taşımacılığı indirimi yapıldığında sorumlu olduğu miktarın 26.688,96 TL olduğu, sağlık (tedavi) gideri asgari sigorta teminat limitinin altında kaldığı,<br>Davacının kalıcı iş göremezlik zararı olan 885.613,56 TL'den emniyet kemeri takılmaması nedeniyle %20 müterafik kusur indirimi yapıldığında talep edebileceği miktarın 708.490,84 TL olduğu, davalı ...'in hatır taşımacılığı defi bulunduğundan %20 oranında hatır taşımacılığı indirimi yapıldığında sorumlu olduğu miktarın 566.792,68 TL olduğu,  sakatlanma ve ölüm asgari sigorta teminat limitinin altında kaldığı,<br>Davacının tedavi gideri zararı olan 1.500,00 TL'den  emniyet kemeri takılmaması nedeniyle %20 müterafik kusur indirimi yapıldığında talep edebileceği miktarın 1.200 TL olduğu, davalı ...'in hatır taşımacılığı defi bulunduğundan %20 oranında hatır taşımacılığı indirimi yapıldığında sorumlu olduğu miktarın 960 TL olduğu, sağlık (tedavi) gideri asgari sigorta teminat limitinin altında kaldığı nazara alınarak hükmün bu şekilde düzeltilmesi gerekmiş, hakkaniyet indirimi nedeniyle red edilen kısım açısından davalılar lehine vekalet ücreti ve yargılama gideri hükmedilmemiştir.<br>Açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle kararının HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince düzeltilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>A)... Mahkemesi'nin ... tarih, ... Esas ... Karar kararına karşı davalılar vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>B)Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, ... Mahkemesi'nin ... tarih, ...Esas ...Karar kararının HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince düzeltilerek aşağıdaki şekilde yeniden karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, <br>1-Davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İle; <br>a-33.361,20 TL geçici iş göremezlik zararı açısından; davalı ... 33.361,20 TL’den, diğer davalı ... 26.688,96 TL’den sorumlu olmak üzere 26/06/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, <br>b- 1.200,00 TL tedavi gideri açısından davalı ...’nın 1.200,00 TL’den, diğer davalı .... 960,00 TL’den sorumlu olmak üzere 26/06/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili davacıya verilmesine,<br>c- 708.490,84 TL kalıcı iş göremezlik zararı açısından davalı ...’nın 708.490,84 TL’den, diğer davalı ... 566.792,67 TL’den sorumlu olmak üzere 26/06/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili davacıya verilmesine,<br>2-Alınması gerekli 50.757,88-TL nispi karar ve ilam harcından davacıdan alınan 269,85-TL peşin harç ve 15.859,28-TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 34.628,75-TL nispi karar ve ilam harcının (davalı ....'nin tamamından, davalı ...'nin 27.703 TL'lik kısmından sorumlu olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,<br>3-Davacıdan alınan 16.129,13-TL nispi karar ve ilam harcı ile 269,85-TL başvuru harcının (davalı ....'nin tamamından, davalı ...'nin 13.119,18 TL'ye kadar sorumlu olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,<br>4-Yapılan toplam 7.032,96-TL yargılama giderinden  (davalı ....'nin tamamından, davalı ....'nin 5.626,37 TL'lik kısmından sorumlu olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, <br>5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 115.457,81-TL nispi vekalet ücretinin (davalı ....'nin tamamından, davalı ....'nin 93.366,24-TL'lik kısmından sorumlu olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,<br>6-6235 Sayılı Kanunun 14. Maddesi gereğince 3.600 TL arabuluculuk ücretinin (davalı ...'nin tamamından, davalı ....'nin 2,880,00 TL'lik kısmından sorumlu olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,<br>C)İstinaf yargılaması bakımından:<br>1-Davalı ....'den alınması gerekli 36.515,88 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 9.128,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 27.387,88 TL harcın davalı ...'den alınarak hazineye irat kaydına,<br>2-Davalı .... 'den alınması gerekli 40.606,31 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 10.152,27 TL harcın mahsubu ile bakiye 30.454,04 TL harcın davalı ... 'den alınarak hazineye irat kaydına,<br>3-Davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-Davacı tarafından yatırılan 3.958,00 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,<br>5-Davacı tarafından yapılan 7 adet elektronik tebligat ücreti 70,00 TL, 480,00 TL posta ücreti ve 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 2.233,10 TL istinaf yargılama giderinin müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine,<br>6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>Ç)Gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde re'sen  yatırana iadesine,<br>D)İstinaf kararının dairemizce taraflara tebliğine,<br>E)Harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. ...\t\t<br>...<br> <br>Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"24f8d0615f7c0061326156cf2ac0a960","SID":"94368e5243744cf9"}}