{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO\t: 2017/406 <br>KARAR NO\t: 2018/438<br>DAVA\t:Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 13/04/2017<br>KARAR TARİHİ\t: 06/04/2018<br>Mahkememizde açılan davanın yapılan yargılaması sonucunda;<br> İDDİA                        ;<br>Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkilinin, 20/01/2015 tarihinde davalı ile dava dışı ... Mamulleri San. ve Tic. A.Ş. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine kefil olduğunu, sözleşmenin eki niteliğinde olan takibe konu bononun müvekkiline imzalattırıldığını, yapılan takibin usulsüz olduğunu, bononun unsurlarının sonradan doldurulduğunu, sadece imzaların müvekkiline ait olduğunu, yazıların müvekkilinin eli ürünü olmadığını, müvekkilinin İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında takibe konu edilen bononun borçlusu olmadığını, davalı bankanın ne asıl borçluya ne de kefil olan müvekkiline 1.000.000,00 TL tutarında kredi vermediğini ancak bononun 1.000.000,00 TL bedelli olduğunu, 22/01/2015 tarihinde 300.000,00 TL bedelli kredi alındığını, sözleşmede müvekkilinin sorumlu olduğu miktarın yer almadığını, ayrıca müvekkilinin davalı bankaya 24/02/2017 tarihinde “şirket hisselerini devrettiğini ve kefaletinin sona erdiğini” bildirir İzmir .... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesini gönderdiğini, davalının genel kredi sözleşmelerini birleştirip tek bir alacak olarak teminat alınan bonoyu takibe koyduğunu, kefaletin belirli veya en azından kefaletin verildiği anda belirlenebilir olması halinde geçerli olacağını, davalı bankanın kredi sözleşmesine dayalı olarak ipotek işlemi de tesis ettiğini, asıl borçlunun taşınır ve taşınmaz mallarına koyduğu ipoteği paraya çevirme işlemi yapmadan kötü niyetli olarak bu takibi başlattığını belirterek, müvekkilinin söz konusu takip nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.<br>CEVAP                   ;<br>Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; takip dayanağı bononun teminat bonosu olmadığını, kredi borçlarının ödenmesi amacıyla verildiğini, bononun yasal tüm unsurları taşıdığını, takibe konu edilmesinde yasal bir engel bulunmadığını, bu bononun teminat bonosu olduğu konusunda hiçbir ibare ya da kaydın olmadığını, davacının takip konusu bonoyu düzenleyen şirketin avalisti olarak bu borçtan asıl borçlu gibi sorumlu olduğunu, bonodaki imzaların kabul edildiğini, aval veya kefil olunması için şirket ortağı olunmasına gerek olmadığı gibi şirket ortaklığından ayrılınmış olmasının da avalliğin veya kefaletin sona ermesi sonucunu doğurmayacağını, çünkü aval veya kefil sıfatının ortaklık ve sair sıfatlardan ayrı ve bağımsız olarak kurulan bir hukuki ilişki olduğunu, İİK'nın 167. maddesi gereğince alacak rehinle teminat altına alınmış olsa bile borçlu aleyhine kambiyo senedine dayalı haciz yolu ile takip yapılabileceğini, yine aynı alacak için tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile birden fazla takip yapılabileceğini, davanın müvekkili bankanın alacağını sürüncemede bırakmak amacıyla kötü niyetli olarak açıldığını belirterek, davanın reddine, müvekkili yararına takip konusu alacağın % 20'sinden az olmamak üzere tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir<br>GEREKÇE            ;<br>Dava; bedelsizlik hukuki sebebine dayalı menfi tespit davasıdır.<br>Davacı vekili 30/03/2018 tarihli dilekçesi ile; davalı hakkında açılan davadan feragat ettiklerini, yargılama gideri ve vekalet ücreti isteklerinin bulunmadığını belirtmiştir. <br>Davalı vekili 30/03/2018 tarihli dilekçesi ile; feragata bir diyeceklerinin olmadığını, karşı taraftan  vekalet ücreti isteklerinin bulunmadığını belirtmiştir.<br>Davacı vekilinin vekaletnamesi incelendiğinde; davadan feragat konusunda yetkisinin bulunduğu görülmüştür.<br>Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 309 ve devamı maddeleri gereğince feragat, davayı sonlandıran işlemlerden olup, hüküm kesinleşene kadar her zaman yapılabileceğinden ve feragat beyanı verildiği anda kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağından, davacı tarafın davadan feragati nedeniyle aşağıda yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM  ;  Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre; <br>1-Davanın feragat nedeniyle REDDİNE,<br>2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 35,90-TL harçtan peşin olarak alanın 6.763,90-TL harcın düşülmesi ile kalan 6.728,00 -TL harcın karar kesinleştiğinde, isteği halinde yatıran tarafa iadesine, <br>3-Feragat kesin hüküm sonuçlarını doğurduğunadan artan gider ve delil avansının yatırana iadesine, <br>4-Davalı vekilinin istekte bulunmaması nedeniyle davalı yararına vekalet ücreti takdirime yer olmadığına, <br>Dair oy birliği ile  verilen karar, taraf vekillerinin yokluklarında, gerekçeli kararın, tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 06/04/2018<br>Başkan ...<br>¸E-imza <br>Üye ...<br>¸E-imza <br>Üye ...<br>¸E-imza <br>Katip ...<br>¸E-imza <br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"790af2a451ae4925429e113d78249320","SID":"33c38b4612c51f10"}}