{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO\t: 2017/1018 <br>KARAR NO\t: 2018/353<br>DAVA\t: İtirazın İptali <br>DAVA TARİHİ\t: 15/09/2017<br>KARAR TARİHİ\t: 05/04/2018<br>Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali  davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkiline ait şirket ile davalı arasında ... Salonu'nun iç dış dekorasyon ve elektrik tesisatın gerçekleştirilmesi konusunda 26/12/2015 tarihli sözleşme akdedildiğini, söz konusu sözleşme kapsamında; sözleşmede ve projede detayları belirtilen işlerin KDV hariç 415.000.-TL bedel karşılığı yapılacağı, ödemelerin avans olarak sözleşme tarihinde 250.000.-TL nakit, 04/01/2016 tarihinde sözleşmeye konu bedelin 50.000.-TL karşılığı olarak ...marka 2006 model ...plaka sayılı... adına tescilli aracın ... şirketi adına tescili şeklinde, 30/03/2016 tarihinde 10.000.-TL nakit, 30/04/2016 tarihinde 20.000-TL nakit, 30/05/2016 tarihinde 25.000-TL nakit, 30/06/2016 tarihinde 10.000-TL nakit, 30/07/2016 tarihinde 25.000.-TL ve 30/08/2016 tarihinde 25.000.-TL nakit olarak gerçekleştirileceği ve söz konusu 30/03/2016 tarihinden itibaren yapılacak ödemelere ilişkin olarak davalı tarafça müvekkil davacı adına 26/12/2015 tanzim tarihli yukarıda belirtilen ödeme tarihlerine karşılık gelen vade tarihli ödeme tarihlerine karşılık gelen vade tarihli senetlerin tanzim edilerek sözleşme tarihinde müvekkiline teslim edileceğini, müvekkili tarafından sözleşme konusu tüm edimlerin yerine getirildiğini ancak müvekkilinin yapılan işlere karşılık  bakiye alacağının bulunduğunu, bu alacağa ilişkin İzmir ....İcra Müdürlüğü' nün ...Esas sayılı takip dosyası ile icra takibi başlattıklarını ancak davalı tarafça  borca itiraz edilerek müvekkil alacaklıya herhangi bir borcunun olmadığını belirterek asıl alacak ve ferilerine olmak üzere tüm alacağa başkaca hiçbir sebep göstermeden yaptığı itiraz sonucunda icra takibinin durdurulmasına kötü niyetli olarak sebebiyet verildiğini belirterek itirazın iptaline takibin devamına karar verilmesini, davalı taraf aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere icre inkar tazminatına hükmedilmesine,  yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. <br> Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Sözleşme konusu işler davacı tarafça halen tamamlanmadığını, davacı tarafın iddialarının aksine sözleşme edimlerini öngörüldüğü şekilde yerine yerine getirmemiş olduğunu, Müvekkilinin, ödemelerini düzenli olarak yerine getirdiği halde 04.01.2016 tarihinde yüklenici davacı firma tarafından başlanan işin; müvekkilin uyarılarına rağmen sürekli geciktirilerek ve ayıplı olarak ifa edildiğini,   davacı tarafça   bu işlerin yapılmış olması halinde faturasının kesilip müvekkile gönderilmesinin gerekeceğini, davacı tarafın beyanları ile bizzat kendisi ile çeliştiğini, davacı tarafça işin süresinde bitirilmemesi nedeniyle müvekkilinin düğün sahiplerine para iadesi yapmak zorunda kaldığını, davacı taraf üstenmiş olduğu işleri hiç veya gereği gibi yerine getirmemiş olduğu halde müvekkilce işin çok büyük bir kısmına ilişkin ödemelerde bulunulduğunu,  sözkonusu uyuşmazlıkta da asıl mağdur olan tarafın davalı müvekkili olduğunu,  öncelikle davanın yetkisizlik ve görevsizlik nedeniyle usulden reddine, haksız ve mesnetsiz iddialara dayanan davanın esastan reddini, davacının kötü niyetli davası nedeniyle %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine ve  tüm yargılama ve vekalet ücretlerinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.<br>Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, davalının tacir sıfatının bulunup bulunmadığı yönünden araştırma  yapılmıştır.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, İİK nın 67. Maddesi uyarınca itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir.<br>Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.<br>TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.<br> 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesini değiştiren 6335 sayılı Kanun ile asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisi haline getirilmiştir. Görev ilişkisi mahkemece re'sen davanın her aşamasında nazara alınan ve kamu düzeninden sayılan bir dava şartıdır.  Ancak, 6335 sayılı Yasa’nın 38. maddesi uyarınca 6102 sayılı TTK’na eklenen geçici 9. madde ile bu kanunun göreve ilişkin hükümlerinin, bu kanunun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce açılan davalarda uygulanmayacağı, bu davaların açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir.<br>Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesi uyarınca, bu hükümde sayılan mutlak ticari davaların yanısıra her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava sayılır. Anılan Yasa'nın 5/1. maddesi uyarınca, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalara bakmakla görevlidir.<br> Somut olayda, tarafların tacir kaydının bulunmayıp  esnaf kayıtlarının  bulunduğu ve  yıllık gelir vergisi matrahlarının  her yıl için 90.000,00-TL nin altında olduğu anlaşılmıştır. Bu haliyle tarafların tacir niteliğinde bulunmadığı gözetildiğinde eldeki davanın TTK 4/1 maddesi kapsamında nispi ticari bir dava olmadığı, davanın çözümünde, genel görevli ve yetkili mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu, mahkememizin görevli bulunmadığı kanaatine varıldığından, dava şartı yokluğundan, davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi gerekmiştir.<br>HÜKÜM   : Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;<br>1-Dava dilekçesinin göreve ilişkin dava şartı yokluğundan   HMK nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,<br>2-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İzmir  Nöbetçi ASLİYE HUKUK  MAHKEMESİ'ne GÖNDERİLMESİNE, <br>3-HMK.nun 20. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, <br>4-Yargılama giderleri konusunda görevli ve yetkili mahkemesince karar verilmesine,\t<br>Dair,  taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 hafta  içinde mahkememize verilecek dilekçe ile İzmir BAM İlgili Hukuk Dairesi Nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.05/04/2018<br>Katip ...<br>e-imzalı <br>Hakim ...<br>e-imzalı <br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"50ee417343a23293041e5db96f78520f","SID":"4ec96dd045f8e2be"}}