{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">       <br>\t                         T.C.<br>\t                      BURSA<br>\t1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>                                                                                                                                    TÜRK MİLLETİ ADINA<br>                                                                                                                                                   KARAR<br><br>ESAS NO\t: 2017<br>KARAR NO\t: 2018<br><br>HAKİM\t: ...  ...<br>KATİP\t: ...  ...<br><br>DAVACI\t: ... -\t  <br>VEKİLİ\t: Av. ... -<br>DAVALI\t: ... -  <br>\t  ...<br>VEKİLİ\t: Av. .<br>DAVA\t: İtirazın İptali<br>DAVA TARİHİ\t: 27/10/2017<br>KARAR TARİHİ\t: 22/06/2018<br>\tMahkememizde görülen davanın açık yargılamasında,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı şirket tarafından  denetim hizmeti yapıldığını, bedelin ödenmediğini, bunun üzerine  davalı -borçlu aleyhine Bursa 19.İcra Dairesinin ...esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibe itiraz edildiğini belirterek itirazın iptaline karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. <br>\t6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde ticari davalar tanımlanmış ve sayılmıştır. Bu maddeye göre “her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları”, “ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri” ve “tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin (a),(b),(c),(d),(e) ve (f) bentlerinde sayılan davalar ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için ya tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması, ya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması, ya da açılan davanın maddede 6. bent halinde sayılan davalardan olması gerekir.  Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. <br>1163 sayılı Kooperatifler Kanunun'un 1. maddesinde kooperatifler “Tüzel kişiliği haiz olmak üzere ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını iş gücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan değişir ortaklı ve değişir sermayeli ortaklıklar” olarak tarif edilmiştir. Maddede kooperatifin ortaklık (şirket) olduğu belirtilmiş ise de, bu ortaklığın “ticari nitelikte bir ortaklık” olduğu yönünde bir açıklama ve belirleme yapılmamıştır.<br><br>Maddedeki tariften anlaşılacağı üzere kooperatiflerde amaç, diğer ticaret şirketlerinden farklı olarak kazanç elde etmek ve bunu ortakları arasında paylaşmak olmayıp, ortakların ekonomik menfaatlerini, özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını iş gücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak ve gidermektir. Kooperatifler, kâr zarar amacından ziyade sosyal yönü ağır basan ortaklıklardır. Bu tanıma göre kooperatiflerin tacir kabul edilip tacir sıfatının sonuçlarıyla sorumlu tutmak mümkün değildir. <br>6102 sayılı TTK'nın 124/1. maddesinde “kooperatifler” ticaret şirketleri arasında sayılmış ise de, aynı maddenin 2. bendinde kooperatifler “şahıs şirketleri” ve “sermaye şirketleri” arasında gösterilmemiştir. TTK'nın 124. maddesinin 1 ve 2. bentleri ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 1. maddesi birlikte değerlendirildiğinde kooperatiflerin “ticaret şirketi” olmadığı, sosyal niteliği ağır basan kendine özgü bir ortaklık olduğu anlaşılmaktadır. Benzer hükümler, 6762 sayılı eski TTK'da da bulunmasına rağmen (md 18, 136), Yargıtay'ın kararlılık kazanan uygulamasında kooperatifler tacir olarak kabul edilmemiştir. <br>Somut olay kooperatifler kanunundan kaynaklanan bir dava değil, bu anlamda mutlak bir ticari davanın varlığından söz edilemeyeceği gibi, davalı kooperatif tacir de değildir.<br>Yukarıda açıklandığı üzere, davalı kooperatif olup tacir niteliği taşımadığından, dava konusu da kanunda özel olarak düzenlenen hallere girmediğinden 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesi hükmünce davayı ticari dava saymak ve asliye ticaret mahkemesini görevli kabul etmek mümkün değildir. Görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olduğundan mahkememizin görevsiz olduğu değerlendirilmiştir.  <br>H Ü K Ü M  \t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>\tMahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, <br>\tDavanın Görev Dava Şartı Yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, <br>\tDavanın konusu itibariyle davaya bakmaya  görevli mahkeme ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduundan HMK 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içinde talep edilmesi halinde Görevli ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, <br>HMK 331/2.madde gereğince; yargılama gideri harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti konusunda karar verilmesine yer olmadığına, <br>\tKesinleşme süreci tamamlanana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa iadesine dair kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize iletilecek bir dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin  yüzlerine karşı   açıkça okundu, anlatıldı.  22/06/2018 <br><br>İş bu kararın gerekçesi 22/06/2018 tarihinde yazılmıştır.<br><br><br>Katip ...<br> <br> <br> <br>Hakim ...<br> <br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"38d64bcf631656f151d3fa3c43fe2087","SID":"470bb1b482ae7061"}}