{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. İstanbul Anadolu  4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO\t: 2022/461 <br>KARAR NO\t: 2024/977<br><br>DAVA\t: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)<br>DAVA TARİHİ\t: 13/06/2022<br>KARAR TARİHİ\t: 18/12/2024<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br><br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ, DÜŞÜNÜLDÜ :<br>İDDİA: Davacı vekili 13/06/2022 tarihli dava dilekçesinde özetle, ---- Ticaret Sicil Müdürlüğünün ---- sicil no.sunda kayıtlı ----Şirketi'nin 2017 yılında kurulduğunu, şirkette müvekkili/davacının %50, diğer ortak --- - %50 hisseye sahip olduğunu, diğer ortak --- -, şirketin münferit yetkili müdürü olduğunu, davacı / Müvekkilinin sermaye koyma borcunu yerine getirdiğini, diğer ortak --- - ise bu borcunu yerine getirmediğini, şirket merkezinin ''-----' olduğunu, davalı şirketin kuruluş ana sözleşmesinin dilekçe ekinde sunulduğunu, Haklı Sebeplerimiz : TTK.nın 638/2. maddesine göre; \"...Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme, istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir....\" 1-Davalı Şirket, Kurulduğundan Beri Genel Kurul Toplantısı Yapmamıştır: ---- kayıtlarından da anlaşılacağı üzere, Şirket anasözleşmesinin 9. maddesine göre her hesap dönemi bitiminden itibaren 3 ay içinde toplantı yapılması gerekirken şirketin  kurulmasından bu yana hiç genel kurul toplantısı yapılmamış, şirket ortağı olan müvekkilin şirket yönetimine, alınan kararlara katılımı engellenmiştir. 2-Davalı Şirket, Kurulduğundan Beri  Kâr Payı Dağıtılmamıştır: Davalı şirket 2017 yılında kurulmuş olmasına rağmen hiç kâr dağıtmamıştır. Bilindiği üzere kâr payı alma hakkı, ortakların vazgeçilmez müktesep haklarındandır. Zira şirketin amacı kar elde etmek olup, bu amaca ulaşma olasılığı ortadan kalktığında şirketin varlık sebebi de ortadan kalkar. Ekte sunulan 16.11.2022 Tarihli ----- Gazetesi'nde yer alan davalı şirketin ana sözleşmesi incelendiğinde; \"Madde 12- Kârın Tespiti ve Dağıtımı'' başlıklı bölümde kararlaştırılan hüküm şöyledir: \"...Şirketin net dönem karı, yapılmış her çeşit masrafların çıkarılmasından sonra kalan miktardır. Net dönem karından her yıl %5 yedek akçe ayrılır, kalan miktar genel kurul kararı ile pay sahiplerine kâr payı olarak dağıtılır...\" Kâr etme amacıyla kurulmuş şirketin kurulduğu tarihten beri kâr dağıtmaması, müvekkil/davacının beklentilerini boşa çıkarmış, ortaklıktan umduğu yararı elde edememiştir. 3-Kötü Yönetim: Şirketin münferit yetkili müdürü ---- tarafından müvekkil bilgilendirilmeksizin yanlış yatırım kararları alınmış, gereksiz masraflar yapılmış, iade edilen mallar yüzünden şirket fazladan maliyetlere katlanmak zorunda kalmış, ticari defter ve kayıtlar münferit yetkili müdürün emir ve talimatları doğrultusunda usulsüz olarak tutulmuştur. Bu durum, şirket müdürünün şirkete ve diğer ortağa karşı sorumluluğunu gerektiren bir olgu olmasının yanı sıra ortaklar arasındaki güven ilişkisini de ciddi olarak sarsmıştır. Bu durumu ortaya koyan (tespit edebildiğimiz) hususlardan bazıları: a- Şirket Muhasebe sorumlusu ---- alınan bilgiye göre; diğer ortak/müdü----sermaye koyma borcunu yerine getirmemiş, daha sonra şirket kayıtlarında sermaye koyma borcunu yerine getirmiş gibi kayıt oluşturulmuş, ancak her nedense sonradan bu tutar --- - iade edilmiştir. b- ---- firmasına satılan -- -- tipi ---- model makine ile ilgili olarak usulsüz biçimde 15.000,00.-EURO komisyon ödemesi yapılmıştır. Bu komisyonun kime hangi sebeple verildiği belirsizdir. c- -- -- - tipi, ---- model makine 28.000,00.-EURO zararla satılmıştır. d- ---- tipi ---- model makine 30.000,00.-EURO zararla satılmıştır. e- ----- sipariş edilen malların sebepsiz yere iptali sonucu ödenen kapora ve önödemeler sebebiyle şirket zarara uğratılmıştır. (Yukarıda şirketin kötü ve basiretsiz yönetildiğine ilişkin olarak aktarılan hususlar, çok sınırlı şekilde ulaşabildiğimiz şirket kayıtlardan elde ettiklerimizden ibarettir. Bilirkişi incelemesinde müvekkil bilgilendirilmeksizin yapılan diğer yanlış yatırım kararları, gereksiz masraflar, iade edilen mallar yüzünden şirketin katlanmak zorunda kaldığı zararlar tam olarak tespit edildiğinde ortak/müdür ---- hakkında şirkete verdiği zararların tazmin edilerek şirkete iadesi bakımından sorumluluk davası açma hakkımızı saklı tutuyoruz) 4-Ortaklar Arasındaki Kişisel Sorunlar: ●Davalı şirket,  bir aile şirketi olup  münferit yetkili müdür/ortak -- --- davacının kardeşi olduğunu, ●Müdür/ortak ----- şirketi keyfi olarak yönetmesi, bilgisiz, basiretsiz ve disiplinsiz çalışma sistemi, hesap vermekten kaçınması nedeniyle taraflar arasında uyuşmazlık çıkmış, devamında çatışmaya ve ortaklar arasında güven duygusunun  tamamen ortadan kalkmasına yol açmıştır. ●Müdür/ortak----, müvekkiline gönderdiği SMS'lerle tehdit ve hakaret içeren ifadeler kullanmış, 2021 Kasım-Aralık aylarında gönderdiği mesajlarda da davacıdan şirkete gelmemesini istemiştir. ●Şirketin kuruluş aşamasından bu zamana kadar müvekkil, ailevi ilişkilerinin bozulmaması adına olabildiğince sabır ve tahammül göstermiş, hesapların ve mali tabloların gizlenmesi, usulsüz işlemler, şahsi menfaat temini hususları ortaya çıkıp sorunun nihai olarak giderilemeyeceği anlaşılınca ortaklıktan çıkma konusunda müzakereler yapılmaya çalışılmış ancak münferit yetkili müdür ---  uzlaşmaz tavrını sürdürmüş adeta müvekkilini hiç bir hak talep etmeden şirketten ayrılmaya zorlamıştır. ●2022 Ocak ayında şirket ortakları şirket merkezinde bir araya gelmişler, bu görüşmede müvekkili/davacı \"hesap hareketlerini görmek istediğini\" bildirince münferit yetkili müdür/ortak  ----- sinir krizi geçirme bahanesiyle orada bulunan bilgisayarı ve cep telefonunu parçalamıştır. Şirketin kamera kayıtlarında bu durumun tespit edilip edilmediğini bilmiyoruz ancak bunlar şirketin muhasebecis----yanında cereyan etmiştir. ●Müdür/ortak -----, müvekkil davacıya gönderdiği 10.05.2022 ve 31.05.2022 tarihli SMS mesajlarında; \"...---- bir gün kocanın gerçek yüzünü göreceksin çok geç olacağını bil...cenazeme bile gelemeyeceksin...yaptıklarınızın hesabını soracağım...parayla konuşan, millete hava atmaya bayılan kardeşim...karakterliysen, şerefliysen hesabını sor... \"  demiş ayrıca ----- müvekkilinin eşi ---- ile ortak iş yürüten Müdür/ortak ----- şirketle ilgili olarak müvekkilin eşi ------ ile aralarındaki sorunlar nedeniyle müvekkilin eşini de aşağılayan ifadeler kullanmış ve müvekkilin eşi için; \"..kocan olacak adam...kocan olacak şahıs...bana yaptığınızın cezasını allah size yalatacak... kanımı emdiniz, sırtımdan geçindiniz...\" şeklinde sözler sarf etmiştir. ● Müdür/ortak ---- ve müvekkilin eşi ---- faaliyet gösteren ---- şirketinin ortaklarıdır. ●----  ile ilgili uyuşmazlıklar, kuşkusuz açtıkları bu davanın konusu dışındadır. Ancak davalı şirketin müdür ve ortağı olan -----, her iki şirketten kaynaklanan sorunlarda hem müvekkili ve hem de müvekkilin eşini haksız yere suçlamış, hakaret ve tehdite varan beyanlarda bulunmuştur. Delillerimiz arasında davalı şirketin müdür ve ortağı olan ----, müvekkilin eşine gönderdiği e-mail ve ----- mesajları da bulunmakta olup; bu iletilerde \"...sen kocaman bir yalancısın bundan sonra sana yalancı diye hitap edeceğim, itici, sıkıcı kocaman bir yalancısın...\", ---- mesajlarında ise; \"...Birbirimizle merhabamız bile bitmiştir...ortaklığımız kesin olarak bitecek...sen içten pazarlıklısın...aklın fikrin parada...vs\" demiştir. Bu kısımdaki sözler davacıya değil davacının eşine söylenmiş ise de söylenen bu sözlerin davacı müvekkille şirketin müdür ve ortağı olan ---- arasındaki sorunların ve karşılıklı güven duygusunun ortadan kalkmasına etkisi bakımından önemli olduğu gözden uzak tutulmamalıdır. ● Davalı şirket tarafından müvekkili --- - tahsis edilen ----- no.lu telefon uyuşmalıkların ortaya çıkmasından sonra kapatılmış ve izinsiz olarak içindeki kişisel veriler kopyalanmıştır. Bununla ilgili C.Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur.(ek-konuyla ilgili ----- bildirimi ekran görüntüsü) Yukarıda somut delillerle ve dayanakları gösterilerek açıkladığımız üzere ortaklar arasındaki çekişme ciddi boyutta olup yaşananlar ortaklığı müvekkil açısından çekilmez hale getirmiştir. 5-Şirketin Hesaplarının, Mali Verilerin Müvekkilden Gizlenmesi: ●Davacının eşi ----- mail hesabından gönderilen ileti ile hesap hareketleri istenmiş ancak önce ----  tarafından oyalanmış, sonrasında cevap  alınamamıştır.(ek-e-mail yazışmaları) ●Müvekkil/davacı SMS yoluyla muhasebe sorumlusu ---  bilgi istemiş, ---- \"kendisinin veremeyeceğini, şirket avukatı tarafından verileceğini\" söylemiş ancak cevap ve bilgi verilmemiştir(ek-SMS yazışmaları) ●21 Ocak 2022’de ---- merkezinde; Şirket Ortağı --- -- ve eşi ----’ın ----- Sorumluları --- ve --- ’le yapılan görüşmede; şirkete ait 4 senelik hesap dökümlerini gösteren tek sayfalık doküman sunulmuştur. Bu dokümanda---- 38.600 Euro’luk ödenmemiş olan alacağı ve içeriği belli olmayan ve Muhasebe Sorumlusu ---- tarafından ---- ’ye ödemenin yapıldığı sözlü olarak beyan edilen, içeriği ve dayanağı belirsiz 34.000.-Euro’luk alacağının(!) bulunduğu görülmektedir. Bu görüşme sırasında ödendiği ---- tarafından söylenmiştir. ●\"Hesap Dökümü\" denilerek incelememize verilen evrakın şirketin hesapları konusunda fikir edinmemizi sağlayacak vasıfta bir muhasebe verisi olmadığı açıktır. ●Şirketin muhasebe kayıtları, müşteri listesi ve müşteri tekliflerinin yer aldığı kayıtlar için \"-----\" isimli program kullanılmaktadır. Şirkette %50 ortak olan davacı ----- bu programın şifresi varken ortaklar arasında sorunlar çıkması üzerine şifresi değiştirilmiş ve davacı ---- bu programa erişimi engellenmiştir. 6-Şirket Müdürü'nün  Şirketle Rekabet Oluşturan Faaliyetleri(TTK 626) Bilindiği üzere TTK.nın 626. maddesine göre; müdürler şirketle rekabet oluşturan bir faaliyette bulunamazlar. Davalı şirketin münferit yetkili müdürü ----, aynı zamanda ---- Ticaret Sicil Müdürlüğünün ---- sicil sırasında kayıtlı -----Şirketi'nin de Tek Ortağı Ve Münferit Yetkili Müdürü'dür. Bu şirketin de Ticaret Sicili'ndeki adresi; -----(yani davalı şirket ile aynı adres). Her İki Şirketin de Faaliyet Alanı; Şirket ana sözleşmelerine göre,  \"...Sanayi ve iş makineleri, cihazları ile bunlara ait yedek parçaları, teçhizat ve ekipmanlarının alımını, satımını, pazarlamasını, ithalatını, ihracatını ve dahili ticaretini... Yapmak\"tır. Davalı şirketin ana sözleşmesinde rekabet yasağına ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığı ve ana sözleşmenin 14. maddesine göre sözleşmede yer almayan konularda TTK hükümleri geçerli olduğundan TTK.nın 626. maddesinde tanımını bulan \"müdürler şirketle rekabet oluşturan bir faaliyette bulunamazlar\" hükmü, davalı şirketi ve dolayısıyla davalı şirketin münferit yetkili müdürü  ----- bağlayıcı niteliktedir. Davalı şirket ve davadışı ---- Şirketi'nin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde rekabet yasağının yetkili müdür ----- tarafından ihlal edildiği, davalı şirket portföyündeki bir takım ticari faaliyetlerin ----- üzerinden yürütüldüğü, davalı şirket tarafından elde edilmesi gereken kazancın ----- aktarıldığı anlaşılmaktadır. (Buna ilişkin olarak elde edilen haksız kazancın istirdatı için ----aleyhine talep ve dava haklarımız saklıdır) Davalı şirketin münferit yetkili müdürü ------, rekabet yasağını ihlalle kalmamış, ----- ticari faaliyetlerini yürütürken davalı ----- çalışanlarını kullandığı öğrenilmiştir. (Bu durum, ----için gönderilen e-mail'in ---- Muhasebe Sorumlusu --- --- gönderilmesi üzerine anlaşılmıştır) 7-Genel Değerlendirme: <br>Türk Ticaret Kanununun 638/2. maddesinde maddesi ile  haklı sebeplerin varlığı halinde ortaklıktan çıkma davasının açılabileceği öngörülmüş ancak nelerin haklı sebep oluşturacağı açıklanmamıştır. Bu nedenle doktrinde ve Yargıtay uygulamalarında konuya açıklık getirilmeye çalışılmıştır;  Ortağın, ortaklıktaki işlerden dışlanmış olması,  şirket mal ve paralarının yahut portföyünün  kurulan başka şirketlere aktarılması, şirket varlıklarının şahsi işlerde kullanılması, bilgi alma ve inceleme haklarının sürekli ihlali, kar dağıtmama, bilgisiz ve basiretsiz yönetimle şirketin tehlikeye sürüklenmesi.. vb. fesih nedenleri olarak sayılmıştır. -----Şirketin feshi için kabul edilen haklı nedenlerin çıkma için de haklı sebep oluşturacağı kuşkusuzdur. Münferit yetkili müdür ----- yönetim gücünü, sistematik olarak müvekkilin ve şirketin menfaatini ihlal edecek tarzda kullandığı, usulsüz muhasebe işlemleriyle şirkete ve dolaylı olarak da müvekkile finansal açıdan ağır zararlar verdiği,  yıllardır kâr payı dağıtılmadığı, bu şekilde müvekkilin ortaklıktan kaynaklanan mali haklarının ağır ve sürekli olarak ihlal edildiği, müvekkile verilen sözde finansal durumu gösteren tabloların gerçeği yansıtmadığı, muhasebe standartlarına uygun olmadığı, aynı zamanda kardeş olan şirket ortaklarının uzun süredir anlaşmazlık ve karşılıklı güvensizlik içinde bulundukları, bu durumun pek çok kez nezaket sınırını aşan, hakaret, aşağılama ve tehdide varan sözlü beyan ve mesajlar yoluyla birbirlerine karşı defalarca sarfedildiği, hatta yetkili müdür ---- dahi bu durumun çekilmez hal aldığını kabul ederek ortaklığın sonlandırılması gerektiğini söz ve eylemleriyle ortaya koyduğu, yasanın ve Yüksek Yargı uygulamalarında belirtilen haklı sebep olgusunun sabit olduğu görülmektedir. 8-Münferit Yetkili Müdür ---- Çözüm Önerileri: Taraflar arasında çıkan uyuşmazlık sonrasında Münferit yetkili müdür -----, Müvekkiline hissesini devrederek ayrılması için önce 30.000.-EURO, sonra 100.000.-EURO bedel önermiş olup şirketin reel değeri dikkate alındığında bu öneriler şirketin ortalama satış ve kârlılık durumu ve yıl sonu bilançolarına göre kabul edilemez niteliktedir. Kısa bir zaman aralığı içinde müvekkiline teklif edilen bu iki farklı hisse bedeli dahi Yetkili Müdür/Ortak -----tamamen keyfi şekilde, gerçek değeri yansıtmaktan uzak afakî bir bedelle müvekkili şirketten dışlama gayreti içinde olduğunu ortaya koymaktadır. 9-İhtiyati Tedbir Talebimiz: Yukarıda etraflıca açıklandığı üzere; gelinen noktada davalı şirketin hem kayden hem de fiilen uzun süredir amacını gerçekleştirme ihtimalinin ortadan kalktığı, şirket pay sahipleri arasında çıkan uyuşmazlıklar, kötü yönetim, karşılıklı kırıcı sözlerle her iki taraf için de güven duygusunun kaybolduğu dikkate alındığında durumun aynı koşullarda devam etmesi halinde şirketin durumunun daha da kötüleşeceği, şirket yönetiminin enerjisini şirket işlerinin daha verimli şekilde yürütülmesine değil ortaklar arası husumete odaklayacağı, bu durumun şirket bakımından da olumsuz sonuçlar doğurmasının kaçınılmaz olduğu, HMK.nın 389. maddesinin; \"...mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle yargılama sonunda hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde ihtiyati tedbir kararı verilebilir...\"  hükmü gereğince: a-Davalı Şirket Müdürü'nün geçici olarak görevden alınarak ihtiyati tedbiren şirkete Yönetim Kayyımı Atanmasına, Bu talebimiz kabul edilmediği takdirde en azından bir Denetim Kayyımı atanarak şirketin esaslı işlemlerinin(belirli bir tutarın üzerindeki işlemler, taşınmaz, araç satışı...gibi) denetim kayyımının onayına tabi tutulmasına, b-Şirketin banka hesaplarına bloke konmasına, kayyım onayı olmaksızın işlem yapılmamasının ilgili bankalara bildirilmesine ve c-Şirket araçlarının devrinin ihtiyati tedbiren önlenmesine, bu konuda Trafik Şube Müdürlüğüne yazı yazılmasına duruşma günü beklenmeden karar verilmesini talep ettiklerinden bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 1-Müvekkili ----- Ayrılma Parasının (kesin miktar belirli olmadığından yapılacak incelenmede ortaya çıkan duruma göre bedel artırım hakkımız saklı kalmak üzere şimdilik 1.000,00.-TL) Ödenmesi Suretiyle Ortaklıktan Çıkmasına, 2-TTK.nın 638/2. maddesi gereğince çıkma davası açıldığında Mahkemece, istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir....\" hükmü gereğince diğer ortak ve müdür ---- tarafından sermeye koyma borcunun yerine getirilmemiş oluşu, şirket hesaplarının müvekkilden gizlenmesi, kuruluştan itibaren hiç genel kurul toplantısı yapılmayıp hiç kar payı dağıtılmaması, şirketin kötü ve usulsüz yönetimi, iki ortaklı şirketin münferit yetkili Müdürü ----- ile müvekkili arasında yaşanan şahsi ve şirkete ilişkin uyuşmazlıklar sebebiyle açılan davadan sonra şirketin içinin tamamen boşaltılarak müvekkilin dava sonunda alması gereken ayrılma parasının tahsil imkanının muvazaalı ve kötü niyetli işlemlerle ortadan kaldırılmaması, şirketin, ortakların ve üçüncü kişilerin menfaatlerinin korunması bakımından İhtiyati Tedbiren Şirkete Yönetim Kayyımı Atanmasına, 3-Bu talebimiz kabul edilmediği takdirde bir Denetim Kayyımı atanarak şirketin esaslı işlemlerinin denetim kayyımının onayına tabi tutulmasına, 4-Şirketin finalsal durumu itibariyle uygun bir ayrılma bedelinin bulunmaması durumunda davalı şirketin Haklı Nedenle Feshine, 5-Şirketin banka hesaplarına bloke konmasına, kayyım onayı olmaksızın işlem yapılmamasının ilgili bankalara bildirilmesine, yargılama giderleriyle avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir. <br><br>SAVUNMA: Davalı vekili 03/08/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle, yukarıda esas numarası yazılı dosyada davacı tarafından ileri sürülen hususların taraflarınca kabul edilmesi mümkün olmadığını, dava dilekçesinde ileri sürülen tüm hususların ve açılan davanın aşağıda açıklanan nedenler ile mahkemece re'sen dikkate alınacak nedenlerle reddi gerektiğini, şöyle ki: 1-Davacı tarafın Arabulucuya başvurmadan huzurdaki davayı açtığını, bu durum dikkate alınarak öncelikli olarak huzurdaki davanın usulden (Dava şartı yokluğundan) reddini talep ettiklerini, 6100 sayılı HMK’nın 114/1 maddesinin birinci fıkrasında, tüm davalar bakımından geçerlilik taşıyan dava şartlarının neler olduğu hususu açıkça hükme bağlanmış, HMK 114/2 maddesinde ise diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir. 7155 sayılı Kanun ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na eklenen ve 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 5/A maddesi ile getirilen “Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. …” hükmü uyarınca konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki ticari davalarda dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak zorunlu hale getirilmiş, yani arabuluculuğa başvurmak dava şartı haline getirilmiş bulunmaktadır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A-2 maddesindeki “Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.” hükmü gereğince arabuluculuğa tabi davalarda dava açılırken, arabulucuya başvurulması ve arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi gerekir. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilecektir. Öte yandan 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 1/2 m. uyarınca, arabuluculuk, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümlenmesinde uygulanır. Somut olaya döndüğümüzde, dava, limited şirket ortaklığından çıkma ve çıkma payının ödenmesi istemine ilişkin olup, çıkma payının ödenmesi istemi nedeniyle ticari bir alacak davası niteliğini haiz olduğu, ayrıca uyuşmazlığın tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri bir işleme ilişkin olduğu, dolayısıyla bu davada arabuluculuğa başvurmuş olmanın bir dava şartı olarak kabul edilmesi gerektiği şüphesizdir. Ancak bu dava şartının  davacı yanca yerine getirilmediği taktirde  davanın usulden reddi gerekir. Tüm bu hususlar ve dilekçemiz ekinde sunulan (Ek:1) ---  BAM ---- HD. Esas : ----- Karar: ---- Tarih : 25.06.2019 tarihli (Limited Şirket Ortaklığından Çıkma)  emsal kararı incelendiğinde Dava, limited şirket ortaklığından çıkma ve çıkma payının ödenmesi istemine ilişkin olup, çıkma payının ödenmesi istemi nedeniyle ticari bir alacak davası niteliğini haiz olduğu, ayrıca uyuşmazlığın tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri bir işleme ilişkin olduğu, dolayısıyla bu davada arabuluculuğa başvurmuş olmanın bir dava şartı olarak kabul edilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Bu durum dikkate alındığında huzurdaki davanın usulden reddini talep ettiklerini, 2-Davacı tarafın ortaklıktan çıkma taleplerinin reddi gerekir. Zira davacı tarafın ortaklıktan çıkmasını gerektirecek haklı bir sebep söz konusu değildir: Mahkemece, davacı tarafın şirket ortaklığından çıkmasını gerektirecek bir durumun mevcut olup olmadığı hususunu değerlendirme noktasında kısa bir açıklama yapmanın faydalı olacağı kanısındayız. Şöyle ki: Öncelikli olarak belirtmek isteriz ki her ne kadar davacı ----- müvekkili şirketin resmi ortağı gözükse de esasen müvekkili şirketin perde arkasındaki asıl ortağı davacı----- eşi ----- olduğunu, ----Üniversitesinde 657 sayılı yasaya tabi Dr. Öğr. Üyesi olarak görev yaptığı için müvekkili ----- resmi kayıtlarda ortak ve şirket yetkilisi olmak istemediğinden davacı eşi  ---- şirkette ortak gözüktüğünü, oysa müvekkili şirketin ---- kurulu partner şirketi olan  ---- şirketinde -----hem şirket ortağı hem de şirket yetkili müdürü olarak halen görev yapmaktadır. 657 sayılı yasa devlet memurlarına şirket yetkilisi olmayı yasakladığı için -----müvekkil şirkette ortak gözükmek istememiş ancak partner firma olan ---- daki ----- şirketinin hem ortağı hem de yetkili müdür görevi halen devam etmektedir. Bu konu hakkında, ilgili  kurumlara ayrıca bildirimde bulunacağımızı da belirtmek isteriz. Esasen davacı tarafın ortaklıktan çıkmasını gerektirecek  haklı sebepler söz konusu değildir. Davacı---- ve eşi ---- şirket kuruluşundan beri şirket faaliyetleri ile yeteri kadar ilgilenmemektedir. Şirketin tüm işleri yurt içi ve yurt dışı tüm iş seyahatleri ile tüm görüşmeler müvekkili şirket müdürü ve aynı zamanda davacının kardeşi olan---- tarafından yürütülmektedir. Davacı ve eşi aktif olarak şirket faaliyetlerine katılmamaktadır. Oysa müvekkili şirket kurulurken davacının eşi  ------, Üniversitedeki görevinden istifa ederek şirket bünyesinde çalışmalara başlayacağını beyan etmesine rağmen bugüne kadar üniversitedeki görevinden istifa etmemiş ve şirket çalışmalarında aktif olarak gerektiği kadar  rol almamıştır. Şirket faaliyetleri kurulduğundan itibaren ve halen şirket müdürü davacının kardeşi---- tarafından yürütülmektedir. Hal böyle olunca müvekkili şirket müdürü ----- tarafından davacıya haklı sebeplerle şirket ortaklığından çıkartılması davası açılmamış tam tersine davacı tarafından sözde haklı sebeplerle huzurdaki işbu ortaklıktan çıkma davası açılmıştır. Bu durumın değerlendirilmesi mahkemenin takdiridir. Davacı ve eşine defalarca şirket merkezine gelmesi ve istedikleri her türlü evrakın incelemelerine sunulacağı bildirilmiş ise de davacı ve eşi şirket merkezine gelmediği gibi şirketle ilgili tüm defter, kayıt ve belgelerin kendisine gönderilmesini talep etmiştir. Elbetteki TTK m. 614/1 maddesi uyarınca; Her ortak, müdürlerden, şirketin bütün işleri ve hesapları hakkında bilgi vermelerini isteyebilir ve belirli konularda inceleme yapabilir. Ancak; inceleme hakkı, şirket merkezinde ya da iş yerlerinde şirket yetkililerinin gözetiminde kullanılır ve incelenecek defter ve belge asılları şirket dışına çıkarılamaz. Davacı tarafın talebi üzerine incelemek istediği tüm belge ve kayıtlar şirket merkezinde hazırlandığı halde davacı ve eşi şirket merkezine gelmekten kaçınmış ve tüm evrakların kendilerine gönderilmesini  talep etmiştir. Tüm bu konulara vakıf tanıklarımız mevcut olup sayın mahkemece gerekli görülmesi halinde tanıklarımızın dinlenmesini talep ediyoruz. 3-Davacı tarafın şirket yönetimine katılımının engellendiği iddiaları kesinlikle doğru değildir: Yukarıda belirttiğimiz üzere her ne kadar  ticaret sicil kayıtlarında şirket ortağı davacı ----- gözükse de şirketin perde arkasındaki asıl ortağı davacının eşi ----- ve şirket yönetimine katılımının engellendiği iddiaları da doğru değildir. Şirketin gerçek ortağı----’dır. Fakat kamu personeli olması nedeni ile eşi --- ortak olmasını talep etmiştir.  ----- kamu personeli olması nedeni ile Türkiye’de değil de ---- ortak olabileceğini bildirmiştir. Bu kapsamda ----’da kurulan şirketin (----) genel müdürü olmuştur. Fakat bu durum 657 sayı Devlet Memurları Kanunu'na göre  yasaklı bir işlemdir. ----- bununla da kalmayıp, bazı inşaat firmalarının danışmanlığını yapmaktadır. Şahsi telefon kayıtlarından kimlerle ne tür işlemler yaptığı tespit edilebilecektir. --- ile şirketin yönetimsel olarak hiçbir bağı yoktur ve ---- ve ----- tarafından bugüne kadar kesinlikle böyle bir talepte bulunmamıştır. Realitede --- 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 28. Maddesine göre ticari faaliyette bulunamadığı için, eşi ----  resmi şirket ortağı olmuştur.---- belli aralıklarla şirket yönetimine dahil olmuştur. ----- adına yurtdışı seyehatlerine çıkmış olup, müşteri ziyaretlerine katılmıştır. ---- ait mail adresi, kartvizit, SAP kullanım yetkisi ve şirket kredi kartı otel konaklama faturaları ve uçak biletleri bulunmaktadır. Bu belgelerin hepsi delil listemizle birlikte fiziki olarak ayrıca dosyaya ibraz edilecektir. 4-Davacı tarafın müvekkil şirketin kurulduğundan beri kar payı dağıtılmadığı iddialarına karşı beyanlarımız: Şirket ana sözleşmemizin 11.Maddesinde “ genel kurul kararı ile pay sahiplerine kâr payı olarak dağıtılır” şeklinde düzenleme mevcuttur. Müvekkil şirketin yeni kurulan bir aile şirket olması özkaynaklarının düşük olması sebebi ve halen içerisinde bulunduğumuz Covid 19 pandemi sebebiyle ülkemizde ve dünyada ticaretin aksaması nedeniyle ve Ortaklardan herhangi biri kar dağıtım talebi istenmediği için kar dağıtımı yapılmamıştır. Davacı taraf 4 yıl boyunca kâr dağıtım talebinde de  bulunmamıştır. Elbetteki bütün şirketler kâr elde etmek amacıyla kurulur. Davacı iddialarını kabul anlamına gelmemekle beraber   şirketin kâr elde edememesi, kâr payı dağıtımı yapılamaması ortaklıktan çıkmayı gerektirecek haklı bir sebep değildir. Ayrıca davacı-----’a 2019 Ocak ayından itibaren düzenli olarak şirkete hiç gelmediği halde kendisine Huzur Hakkı ödenmiştir. Ayrıca şirketin yapmış olduğu satışlar sonucunda elde edilen karlardan --- ve davacının eşi  ----’a karşılıklı eşit miktarlarda ödemeler yapılmıştır. Bu ödemeler --- tarafından listelenmiş olup, şirket muhasebecisi --- ’a mail ile bildirilmiştir. Bununla ilgili tüm belgeler delil listemizle beraber ayrıca fiziki olarak dosyaya ibraz edilecektir. Davacının bu yoldaki tüm iddiaları kötü niyetli iddialardır. 5-Davacı tarafın müvekkil şirketin kötü yönetildiğine ve şirket  işleriyle ilgili bilgilendirilmediğine dair iddiaları ve diğer iddiaları  da doğru değildir: Bu iddialar teamüle aykırıdır. 2021 Kasım ayı öncesinde davacının eşi ---- şirket yönetimi ile ilgili düzenli bilgilendirilmiştir, Şirket müdürü ---  ile birlikte yurtdışında iş seyahatlerine  ---- da katılmıştır. Müvekkil şirket müdürü --- yabancı dili olmadığı için yabancı müşteri ve tedarikçiler ile görüşmeler  ----- ile birlikte onun tercümanlığıyla yapmıştır. Ayrıca şirket yönetimi ile ilgili personellere talimatlar mail ile verilmiştir. Personel maaşları, personele ödenen prim oranları ---- tarafından belirlenmiştir. Personel yıllık izinleri ----’dan onay alınarak organize edilmiştir. Bütün onaylar mail ile alınmıştır. SAP eğitimleri  ----- kontrolünde yapılmıştır. Şirket merkezinin kira zam oranı ---- tarafından mülk sahipleri ile görüşülmüştür. Buna ilişkin tüm belgeler delil listemizle birlikte ayrıca fiziki olarak dosyaya sunulacaktır.5.a-Davacı tarafın müvekkil şirketin ortağı ve müdürü ----- sermaye koyma borcunu yerine getirmediği iddiaları da gerçek dışıdır: Şirket Resmi Sermayesi 10.000 TL’dir. Müvekkil şirket ortağı ve müdürü ----- tarafından 01.11.2017 tarihinde ve 31.10.2018 tarihli yevmiye kaydı ile sermaye ödemesi yapılmıştır. Yevmiye fişi ve 2018 yılı defter kapanış kaydı ekte sunulmaktadır. Buna ilişkin tüm belgeler delil listemizle birlikte ayrıca fiziki olarak dosyaya sunulacaktır. 5.b-Davacı tarafın ---- firmasına satılan  ---- tipi ----- model makine ile ilgili olarak usulsüz biçimde 15.000,00.-EURO komisyon ödemesi yapılmıştır. Bu komisyonun kime hangi sebeple verildiği belirsizdir şeklindeki iddialarına karşı beyanlarımız: Davacı tarafın bu açıklamaları doğruyu yansıtmamaktadır. -----. firmasına usulsüz bir şekilde komisyon ödemesi yapılmamıştır. Makine teslimi sırasında yapılan masrafların iadesi yapılmıştır. Bu masraflar nakliye bedeli, makine tamir bakım gideri, yazılım hizmet gideri ve firmanın yapmış olduğu mühendislik giderleridir. ----- No.lu 02/12/2021 tarihli faturada bu bedeller belirtilmiştir. Buna ilişkin fatura sureti delil listemizle birlikte ayrıca fiziki olarak dosyaya sunulacaktır. 5.c----- tipi, ----- model makine 28.000,00.-EURO zararla  satılmıştır yolundaki davacı iddialarına karşı beyanlarımız: Davacı tarafın bu yoldaki iddiaları doğruyu yansıtmamaktadır. -----11/08/2021 tarihinde 80.000 Eur+Kdv Bedel ile satın alınmıştır. ----- firması bu makinanın yurtdışı satış işlemini başlattığı esnada ilgili makinanın ----- firması tarafından Yatırım Teşvik belgesi ile alındığını gümrük müşaviri aracılığı ile öğrenmiştir. Makine resmi olarak müvekkili şirkete ait değildir. Müvekkili şirkete  ait olmayan ve satılmamış olan makineden  müvekkil şirket nasıl zarar edebilir? Bu yoldaki iddialar doğru değildir. Ayrıca yatırımlarda devlet yardımları Hakkındaki Kararın 22.Maddesi, KDV Genel Uygulama Tebliğinin ''II/B-5.Yatırım Teşvik Belgesi Kapsamında Makine ve Teçhizat Teslimlerinde İstisna'' başlıklı bölümü ile Özelgeye göre ;Yatırım teşvik belgesi kapsamında alınan makine ve teçhizat, yatırım döneminden sonra(tamamlama vizesi yapıldıktan sonra) başka bir firmaya KDV’siz satılamaz. Makine ve teçhizatın KDV’siz satılabilmesi için satış işleminin yatırım dönemi içinde olması şarttır.\" maddesi gereği Makinenin ---- firmasına iadesi yapılmak zorunda kalmıştır. Bununla ilgili tüm belgeler delil listemizle beraber ayrıca fiziki olarak dosyaya ibraz edilecektir. 5.d-Davacı tarafın   ---tipi ---- model makine 30.000,00.-EURO zararla satılmıştır yolundaki iddialara karşı beyanlarımız: Davacı tarafın bu iddiaları da doğruyu yansıtmamaktadır. ---- makinası ---’da bulunan --- firmasına ön satışı yapılmıştır. ---- firmasından 180.000 Eur tahsil edilmiştir. Bu makine ---- Lisansa tabi bir makinadır. ---- kurumundan ----- Lisansı çıkmadan makine Türkiye’’de alıcı firmaya teslim edilemez. Bu makinanın -----belgesi çıkmadığı için, makinayı satmış olduğumuz  --- firması makine alımını iptal etmiştir. ----- firmasından alınan bedel iade edilmek zorunda kalınmıştır. Makinenin satışı ---- tarafından yapılmamıştır. -----müdür olduğu ----- firmasına 145.500 Eur bedelle satışı yapılmıştır. 145.500 Eur+%19 Kdv bedeli toplam 173.145 Eur 27.04.2022 tarihinde iade ----tarafından yatırılmıştır. --- tarafından bizzat satışı yapılmış olan ve para transfer işlemi sadece ve sadece ----  tarafından yapılabilen bir işlem ile ilgili olarak müvekkil şirket müdürü  ---- davacıyı ve müvekkil şirketi nasıl zarar ettirebilir? Bu bir karalama ve iftiradır. ----  ’dan gelen banka hesap ekstresi ve Buna ilişkin tüm belgeler delil listemizle birlikte ayrıca fiziki olarak dosyaya sunulacaktır. 5.e- ---- sipariş edilen malların sebepsiz yere iptali sonucu ödenen kapora ve ön ödemeler sebebiyle şirket zarara uğratıldığı yolundaki iddialara karşı beyanlarımız: Bahsi geçen 2022/Mart döneminde müvekkil şirketin banka hesapları müsait olmadığından makinelerin ön ödemeleri, makinelerin alımının yapılacağı ----firmasına yapılmamıştır. Siparişlerle ilgili ödemeler müvekkil şirket tarafından yapılamayınca-----tarafından müvekkil şirket tarafından verilen  siparişler iptal edilmiştir. Bahsi geçen siparişlerin iptal edilmesi müvekkil şirketin ekonomik sebeplerle ödeme yapamaması neticesinde sipariş geçilen firmalarca yapılmış iptal işlemleridir. Oysa davacı taraf sanki bu durumun sorumlusu müvekkil şirket müdürüymüş gibi sayın Mahkemeyi yanıltmaya çalışmaktadır. Buna ilişkin tüm belgeler delil listemizle birlikte ayrıca fiziki olarak dosyaya sunulacaktır. 6-0rtaklar Arasındaki Kişisel sorunlarla ilgili iddialar hakkında beyanlarımız: Davalı şirketin bir aile şirketi olduğu  münferit yetkili müdür/ortak ---, davacının kardeşi olduğu hususu doğrudur. Ancak Müdür/ortak---- şirketi keyfi olarak yönetmesi, bilgisiz basiretsiz ve disiplinsiz çalışma  sistemi, hesap vermekten kaçınması iddiaları doğru değildir. Yukarda bahsettiğimiz gibi kayıtlarda Şirket ortağı ---- Görülmesine rağmen bu ticari işletme  --- ve  ---- tarafından kurulmuş  ----- memuriyetinden dolayı eşi ortak gösterilmiştir. Şirket kurulurken taraflar arasındaki sözlü anlaşmalarımızda  ------ şirket kuruluşunda haftanın 4 iş günü işe geleceğini bildirmiştir. Fakat kısa bir süre sonra bu sözünü tutmamıştır. Şirketin tüm yükünü  ortak/müdür ---- tek başına taşımak zorunda bırakılmıştır.---- Kendisine Mart 2021 tarihinde işiyle ilgilenmediğini, işe yeterince gelmediği ve başlangıçtaki sözlü anlaşmaya bağlı kalarak şirkete gelmesi gerektiğini bildirmiştir. Bu konuşma üzerine --- 2021 Haziran ayında kamu personelliğinden istifa edeceğini ortak/müdür---- bildirdirmiştir. Bu duruma vakıf şirket çalışanları mevcut olup mahkemece gerekli görülmesi halinde isim ve adreslerini ayrıca bildirecekleri şirket çalışanlarının tanık olarak dinlenmesini talep ettiklerini,---- 2021 yılı Haziran ayında üniversitedeki görevinden istifa ederek şirket işleriyle ilgileneceği sözünü de tutmadığını, ancak ortak/müdür ---- 4 yıllık ortaklığın arada kardeşi (davacı ----) olması nedeni ile büyük bir sabırla şirket işlerini tek başına yürütmeye devam etmiştir. Kasım 2021 tarihinde ----- Türk yasalarına göre yasak olan, ortağı ve yetkili müdürü olduğu ---- da bulunan  ---- firmasının muhasebe bedellerini 4 ay ödemediği ortaya çıkmıştır. Bu nedenle müvekkili şirket ortağı ve müdürü ----  telefon ile kendisiyle yapmış olduğu görüşme neticesinde kendisi 10 günün üzerinde şirkete hiç uğramamış, takip etmesi gereken konuları dahi takip etmemiştir. Devamında ise müvekkili şirket  personeline mobing uygulayarak şirketin yapısını bozmuştur. Hakkı olmadığı --- - şirketinin resmi logosonu kullanarak yurtdışındaki müvekkili şirketin çalışmakta olduğu şirketten hukuka aykırı bir şekilde bilgiler almaya çalışmıştır. -- -- ve şirket müdürü --- - ile ilgili, şirketi zora sokacak yazışmalar yapmıştır. Bunun neticesinde tedarikçilerin müvekkili firmaya olan güveni sarsılmıştır. (Bu hususta şirketin ugramış olduğu ticari itibar kaybı ile ilgili dava haklarının mahfuz olduğunu) -- -- çalıştığı üniversiteden istifa ettiğini müvekkili şirket ortağı ve müdürü --- - ve tüm şirket çalışanlarına söylediği halde kamuya ait olan üniversitenin resmi sayfasında akademik kadroda halen daha görülmektedir. Buna ilişkin üniversitenin web sitesinden alınan ekran görüntüsü delil listemizle birlikte dosyaya ibraz edilecektir. 2022 Ocak ayında şirket ortakları şirket merkezinde bir araya gelmişlerdir. Bu görüşmede davacının \"hesap hareketlerini görmek istediğini\" bildirmesi üzerine münferit yetkili müdür/ortak  ----- sinir krizi geçirme bahanesiyle orada bulunan bilgisayarı ve cep telefonunu parçaladığı iddiası doğru değildir. ----’ın hesapların incelenmesi sırasında --- - ye ahlaksız kelimesini içeren hakaret vari bir söz söylemesi sonucu aralarında bir tartışma yaşanmış ---  bilgisayarını masaya sert bir şekilde koymuştur. Bigisayar parçalanmamıştır. Telefonu parçalamak veya masaya vurmak gibi bir harekette bulunulmamıştır. Davacı ve eşine herhangi bir fiziksel bir müdahale veya hakaret içeren söz söylememiştir. Dava dilekçesinde ileri sürülen ve müvekkili şirket ortağı ve müdürü  ---- tarafından davacıya karşı tehdit ve hakaret içeren mesajlar gönderildiği iddialarını da kabul etmiyoruz. Bu  iddialar davacı tarafından çarpıtılmış olup müvekkil şirket ortağı ve müdürü tarafından gönderilen mesaj  çıktısı delil listemiz ekindedir. Bahsi geçen mesaj içeriği incelendiğinde hakaret ve tehdit içermediği açıkça ortadadır. Müdür/ortak ---- ve davacının eşi --- faaliyet gösteren ----- şirketinin ortaklarıdır. ----- ile ilgili uyuşmazlıklar kuşkusuz bu davanın konusu dışındadır. Ancak ------ şirketinin müvekkil şirketin partner şirketi olması sebebiyle bu iki şirketin işleri arasında da zaman zaman bağlantılar mevcuttur. Davacının dava dilekçesinde bahsettiği  Kötü yönetim  iddialarının d maddesinde bahsi geçen ----- model makine  makine satışı-----üzerinden yapılmıştır ve  ----- bu satıştan gelen bedelin transfer işlemini, şifresi sadece ------ bulunan banka hesaplarından bizzat kendisi yapmıştır. Oysa davacı taraf  dava dilekçesinde  3.sayfada bulunan Kötü yönetim Başlığındaki d maddesinde ise bu makinenin 30.000-Euro zararla satıldığının ve bu sebeple şirketin zarara uğratıldığını iddia etmektedir. Oysa bu satışı yapan --- -- şirketi yetkilisi ------ Ama her nedense bu satışla ilgili de müvekkil şirket ortağı/Müdürü ---- asılsızca suçlamaktadır. Müvekkili şirket tarafından davacı ------ tahsis edilen -----nolu telefon uyuşmalıkların ortaya çıkmasından sonra kapatıldığı ve izinsiz olarak içindeki kişisel veriler kopyalandığı iddiaları da doğru değildir. Bahsi geçen -----no.lu ----- hattında kayıtlı bu numara ---- -’ın şahsına ait bir numara değildir. --- ----’ iş amaçlı kullanım için verilmiştir. Şirket ---- aboneliğine ait bir numaradır. Bu numarayı ---  hiçbir zaman kullanmamıştır. Eşi  ----- müvekkili şirketin işleriyle ilgili iş telefonu olarak kullanmıştır. Bu nedenle kişisel verilerin kopyalanması iddiası doğru değildir. Bahsi geçen hattın müvekkili  şirkete ait olduğu  ve -----’ın bu hattı şirket işlerinde kullandığına dair evrak delil listemizle birlikte dosyaya ayrıca ibraz edilecektir. 7-Şirketin Hesaplarının, Mali Verilerin  davacıdan Gizlenmesi iddialarına karşı beyanlarımız: Davacı tarafın bu yöndeki iddialarını da kabul etmiyoruz. Davacı ve eşi ---- şirketin muhasebesel bilgilerinin dışarıya çıkartılamayacağını, sadece şirket merkezine gelip detaylı inceleme yapabileceğini, bu incelemeyi dilerse kendisi dilerse yanına alacağı  uzman kişiler vasıtasıyla da yapabileceği hususu  defalarca yazılı ve sözlü olarak iletilmiştir. Bahsi geçen görüşme sırasında kendisine verilen yazı şirketin o anki güncel durumunu özetleyen, satılmak üzere olan veya satılmış olan, olabilecek tüm ticari gündemleri özetleyen bir özet belgeydi. Bu belge şirketin genel durumuyla ilgili  fikir sahibi olabilmesi için kendisine  verilmiştir. Davacı ve eşi ----- defalarca şirkete davet edilmesine rağmen ve incelemek istediği ticari defter, kayıt ve belgelerle ilgili birçok hazırlık yapılmasına rağmen müvekkili şirkete kendi isteği ile son anda gelmekten vazgeçmiştir. Benzer bir şekilde ---- ile ilgili evrakı almaya gelmediği için, kendisine -----. Noterliğinin 20 Haziran 2022 tarihli, ------ yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderilmiştir. İhtarname sureti delil listemizle birlikte ayrıca dosyaya sunulacaktır. Şirketin muhasebe kayıtları, müşteri listesi ve müşteri tekliflerinin yer aldığı kayıtlar için ---- isimli programın ----- verilen  şifresinin değiştirildiği iddialarını da kabul etmiyoruz. Çünkü davacı  --- adına açılmış bir   ----- kaydı yoktur ve dolayısı ile şifresi de bulunmamaktadır. Fakat --- adına ----- kaydı bulunmaktadır. Yukarıda belirttiğimiz üzere Müvekkil şirketi ve müvekkil şirket ortağı/Müdürü ---- 3. şahıslara karşı kötü bir şekilde lanse etmeye çalışan  -----’ın kullanım hakları kapatılmıştır. 8- Şirket Müdürü'nün Şirketle Rekabet Oluşturan Faaliyetleri (TTK 626) hakkındaki beyanlarımız: Davacı tarafın bu yoldaki beyanlarını da kabul etmiyoruz. Dava dilekçesinde bahsi geçen ----- isimli firma 27.01.1999 yılında kurulmuş bir şirkettir. Müvekkili ----- firmasından çok daha  önce kurulmuştur.----- ait Sicil kayıt sureti ve  ---- gazetesi örneği delil listemiz ekindedir. Ayrıca bu iki şirketin (-----.) ticaret sicil kayıtlarının ayrı ayrı celbini talep ediyoruz. Bu kayıtlar geldiğinde ----- isimli şirketin müvekkil ---- den çok daha önce kurulduğu hususu açıkça ortaya çıkacaktır. ----- firmasına ortak olmadan önce de makine satış işi yapmaktaydı. Bu sebepten dolayı herhangi bir haksız rekabet söz konusu kesinlikle değildir. Hatta---- firmasında elde ettiği bilgi birikimini hiçbir bedel almadan müvekkil ----firmasında kullanmıştır. Burada haksız rekabet var ise ----- karşı değil olsa olsa ---- İsimli firmaya karşı bir haksız rekabet söz konusudur. ------ iç ve dış ticaret çalışanları,  ---- genel müdür olduğu ---- şirketi tarafından da kullanılmıştır. Bu duruma ilişkin  delil ve belgeler mahkemece gerekli görülmesi halinde ayrıca sunulacaktır. Esasen müvekkili --- müvekkili şirket müdürü / ortağı  ----- sahibi ve yetkilisi olduğu  ----- bulunduğu şirket adresinde kurulmuş ve bu şirketin mevcut personeliyle ticari faaliyetlerine başlamıştır. Davacının iddialarının tam da aksi bir durum söz konusudur. 9-Davacı tarafın dava dilekçesinde bahsettiği, Münferit Yetkili Müdür ---- Çözüm Önerileri iddialarına karşı beyanlarımız:  ----- ortaklığın bitirilmesi ile ilgili olarak tarafların yakın akraba olmaları nedeniyle ve iyi niyetle bazı rakamların teklif edildiği doğrudur. Kendisi müvekkil şirket yetkilisi ---- bu rakamları komik bulduğunu söylemiştir. Karşı teklif sunması istenmiştir fakat maalesef sunmamıştır. Şirketi incelemek istemiştir. Bunun için şirkete davet edildiğinde ise gelmemiştir. Müvekkil ------ şirketi makine sektöründe, kullanılmış makinelerin alım satım işlemini yapmaktadır. Bir nevi makine komisyonculuğu  diyebiliriz.---- iş ile ilgili bir tecrübesi yoktur. Şirketin değeri ----- sanayi sektöründeki tanınmışlığı ve tecrübesi ile alakalıdır.  ,  ----’nün ismini kullanarak gelir hedeflemektedir. Makine sektörü döviz bazlı çalışır. Kurların artması ve dünya piyasalarındaki olumsuz gelişmeler son 1,5 yılda herkesin işlerini olumsuz etkilemiştir. Buna Türkiye Gümrük mevzuatlarındaki değişimler ve yurtdışı ithalat şartlarının yabancı ülkeler tarafından zorlaştırılması eklenince satışlar yavaşlamış ve iptaller başlamıştır. -----’ın gözden kaçırdığı şey, buna rağmen şirketin genel giderlerinin sabit olduğudur. Buna ek olarak da ---- şirketin tedarik kanallarına müvekkil şirketi ve müdürü ---- kötülemiş ve personele, yetkisi olmadığı halde mobing uygulayarak şirketin geleceğini baltalamıştır. 10- Davacı tarafın İhtiyati Tedbir Taleplerine karşı beyan ve itirazlarımız: Sermaye şirketlerine kayyum atanması şartları yasada sınırlı olarak belirtilmiş olup müvekkil şirkete kayyum atanmasını gerektirecek herhangi bir durum söz konusu değildir: TMK 427/4. Maddesine göre tüzel kişilere hangi hallere kayyım atanacağı açıkça belirtilmiştir. Buna göre; Bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanabilir. Müvekkili şirket istikrarlı bir şekilde ticari faaliyetlerini sürdürmekte olup şirketi temsil açısından organlarında herhangi bir eksiklik söz konusu değildir. Şirket müdürü ---- halen görev başındadır. Bu durum dikkate alınarak davacı taleplerinin reddi gerekir. Ortaklar arası uyuşmazlıklar veya farklı ilişkilerden doğan anlaşmazlıklar hiçbir şekilde kayyım tayinini gerektirmez. Ortakların her konuda aynı fikirde olmaları beklenemez. Kimisi bir yatırımı desteklerken, kimisi de karşı çıkabilir. Ancak tür fikir ayrılıkları kayyım atanmasını haklı göstermez. Örneğin müdürlerin şirketi iyi yönetemediği, temsil edemediği, ortaklığı zarara uğrattığı veya şirketin beklenen kârlılığa ulaşamadığı iddialarında da kayyım tayin edilemez. Şirketin yönetim ve temsili müdürlere aittir. Ortaklar bu yönetim ve temsilden memnun olmadıklarında TTK gerekli çareleri öngörür. Müdürler azledilerek yerlerine yenileri seçilebilir ve koşulları varsa müdürlerin sorumluluğuna gidilebilir. Ancak ortaklar arasındaki anlaşmazlıklar kayyım atanması için haklı neden oluşturmaz. Ticarî faaliyeti bulunmayan ancak tasfiye sürecine girmemiş bir şirket için bile  organları iş başında olduktan sonra, kayyım tayini istenemez. Bu nedenle davacı tarafın İhtiyati tedbir taleplerinin ve açılan davanın reddi gerekir. Davacı tarafın müvekkili şirketin feshine yönelik taleplerinin ve şirkete yönetim kayyumu atanması, şirket hesaplarına ve araçlarına tedbir konulması taleplerinin de reddi gerekir. Zira müvekkili şirketin feshini gerektirecek veya yönetim kayyumu atanmasını gerektirecek  bir durum hukuken söz konusu değildir. Müvekkili şirket halen aktif olarak ticari faaliyetlerini sürdürmektedir ve şirket müdürü ---- halen görevinin başındadır. Aksine tedbir kararı verilmesi durumunda şirket faaliyetlerinin durması ve şirketin batma noktasına gelmesi söz konusu olacaktır. Bu nedenle davacı tarafın tüm tedbir taleplerinin reddi gerektiğinden bahisle öncelikli olarak davacı tarafın ihtiyati tedbir taleplerinin ve açılan haksız ve hukuki dayanaktan yoksun iddialara dayanan işbu davanın gerek usulden (Dava şartı yokluğundan) gerekse esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Taraf tanıkları dinlenilmiştir.<br>Tanık ----, \"Ben 2018 yılında davalı -----şirketinde çalışmaya başladım. Muhasebe sorumlusuydum. Şirket kullanılmış --- makine alım satımı yapmaktadır ---- işleme merkezleri tornalama vs yapmaktadır. ---- hanım şirketin ortağıdır. --- hanım ve ---- bey kardeştir. Ancak ---- resmiyette ortaktır gerçekte eşi ---- işleri takip etmektedir. ---- Hanım işyerine gelmiyordu. Eşi ---- devlet memuru Üniversitede Öğretim Üyesi olduğu için resmiyette eşi ----- adına ortaklık verildi. Genel kurul toplantı talebi olmadığı için yapılmamaktadır. Ortaklar arasında talep olmadığından ancak ----- satışlarından kar edilmişse gayri resmi olarak karı bölüşüyorlardı. Bunu ortak hesaptan veya kasa hesabından çıkarak muhasebeleştiriyorduk. ----- hanım resmi ortaktı ----- bey işe geliyordu, ---- hanım yerine ---- beyin gelmesi gerekiyordu ancak üniversitede ki işinden dolayı düzenli olarak gelmiyordu. ----- beyde 2021 yılında üniversiteden istifa edip gelecekti ancak gelmedi istifada etmedi, makinelerden 55 H makinesi zararına satılmadı,  diğer ---- makinesi de zararına satılmadı. Davalı şirket --- ki -- --- şirketi ile iş yapıyor bu ----- şirketinin sahibi--- diğer ortağı da ----.  nın muhasebecisi ---- şirketine 4 ay muhasebe bedeli ödenmediğini söylemiş ----- beydebunu ---- beye sordu bundan kaynaklı husumet başlamış oldu ---- bey bundan sonra şirkete gelmedi anlaşmazlıklar başlamış oldu. Bundan öncede --- bey ---- beye şirkete gelmesini söylüyordu benim bildiklerim bu kadar. Tanıklık ücreti talep etmiyorum, dedi. Davacı Vekilinin Talebi Üzerine Soruldu: ---- beyin başkaca şirketi var mı Tanık Cevaben: ----- beyin başkaca şirketi vardır. ----- şirketidir bende onaymak ın eski çalışanıyım. 1999 yılından beri faaliyette olan bir firmadır. ----- önce de üretim ve satış yapan ----- vardı. Sonra tamamen makine satışına döndü. Bundan dolayı da ----- şirketini kurdular. Davacı Vekilinin Talebi Üzerine Soruldu: ----- devam ederken ----- üzerinden satış yapıldı mı Tanık Cevaben: bir iki tane satış yapıldı mı bu zamana kadar taraflar arasında bir ihtilaf yoktu. ----- ile onaymak ın herhangi bir ilgisi bulunmamaktadır, dedi. Davalı Vekilinin Talebi Üzerine Soruldu: ----- beyin şirket yönetiminde söz hakkı var mıdır? Tanık Cevaben: ----- beyin şirkette söz hakkı vardı biz işe giriş ve izinlerimizi ----- beyden alırdık. Şirketin kiraladığı dükkanın kira artışları ile ilgili de ---- beyden onay alınırdı, personel maaşları da ----- bey in onayı ile olurdu, yine şirkete girecek personel de ---- beyin onayı ile olurdu. Şirketin kullandığı program da ---- beyin yönetiminde alındı ve eğitimler yapıldı. ----- beyin şirket adına basılan bir kartviziti mail adresi ve şirket telefonu bulunmaktadır. Dedi. Davalı Vekilinin Talebi Üzerine Soruldu: Şirketin mali durumu hakkında ----- beye bilgi verildi mi Tanık Cevaben: Şirketin mali durumu hakkında ---- bey --- ve -----buluştular bende oradaydım. Görüşmeler neticesinde --- bey ile ----- bey ile konuşurken ahlaksız kelimesini kullandı ---- bey sinirlenerek kendi bilgisayarına vurdu bu şekilde bir tatsızlık yaşandı. Mali durum hakkında talepleri oldu bizde avukatları veya mali müşavirlerle gelebileceklerini söyledik ancak gelmediler.\" şeklinde beyanda bulunmuştur. <br> Tanık --- -, \"-- --- ismen tanırım ben 2021 yılı Aralık ayında ----- şirketinde işe girdim. Bir ay kadar önce işten çıkarıldım. Ben işe girdikten sonra sadece ---- beyi gördüm.  -----bir sefer --- gördüm. Ben şirkette satış danışmanıydım. Genel kurul toplanması kar payı o mevzuyu bilmiyorum, zararına makine satılması ile ilgili de bir bilgim yoktur. Ortakların kavga gürültüsüne şahit olmadım. Ortalıkta bir sorun var sıkıntı var diye bir şeye de vakıf olmadım. Tanıklık ücreti istemiyorum. Dedi. Davacı Vekilinin Talebi Üzerine Soruldu: Şirketin işleyişine ilişkin --- beyin zarar verici bir faaliyeti oldu mu bir de ---- beyin bir şirketi varmıydı Tanık Cevaben: Benim bildiğim kadarıyla ---- bey şirketi zarara sokmuyordu başka bir şirketi de yoktur.\" şeklinde beyanda bulunmuştur. <br>Tanık ---- -, \"Ben ---- şirketi çalışanıyım, ---- şirketimizin sahibi ---- beyin kardeşidir. ---  kardeşi dışında şirketin ortağı görünmektedir. Aynı zamanda ---- eşi olur. ---- ise gizli ortaktır.  ---- hisselerinin asıl sahibi  ---- ancak kendisi devlet memuru olduğu için gizli ortaktır. ---- kurulduğundan beri çalışıyordum 2022 Kasım ayında ayrıldım. ----- bey sürekli söylüyordu muhasebe orda hesaplar orda ancak kendileri bir dönem gelmediler. Bir kere geleceğiz dediler sonra vazgeçtiler bu şekilde biliyorum. Pandemi sürecine kadar işleyişte bir sorun yoktu pandemide evden çalışma oldu. Pandemiden sonra tekrar işe gitmeye başlanıldı ancak ----- bey okuldan izin alamadığından sürekli işe gelemedi, bu yüzden problem yaşıyorlardı sonrasında araları bozuldu. Önce bu şirkete yansımadı sonra şirketede yansıdı, işleyişte bozuldu. ---- ilk şirketi ----  o imalat yapar, ben 2004 ten beri ---- beyin yanındayım önce ---- şirketinde işe başladım, orada imalat yapıyorduk sonra dışarıdan makine alıp satmaya başladık, onaymak yürüyen bir şirkettir. ---- sonradan kuruldu, ----- beyde ortak oldu, şirketi daha büyütmek istiyorlardı. ----- üzerinden makineler yurt dışından getirilip satıldı. ---- pasifte duruyordu kapatılmadı ama öyleydi. Tanıklık ücreti istemiyorum dedi Davacı Vekilinin Talebi Üzerine Soruldu: Genel kurul toplantısı yapıldı mı Tanık Cevaben: Aile şirketi olduğu için genel kurul toplandı mı toplanmadı mı bilmiyorum kar payı ile ilgili bir bilgim yoktur. ---- bey ortağına sormadan bir işlem yapamaz, birşey yapılacağı zaman beraber karar veriyorlardı.\" şeklinde beyanda bulunmuştur.Ön inceleme tutanağındaki uyuşmazlık konularının araştırılması kapsamında şirket defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılması için dosyanın mali müşavir bilirkişi, diğeri ticaret hukuku alanında uzman nitelikli hesaplamalar uzmanından oluşan bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiştir. <br>Bilirkişiler mali müşavir ---- ve akademisyen Prof.Dr.  ----- tarafından sunulan 24/10/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; \"7-S O N U Ç: Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerle, davalının defter ve belgelerinin incelenmesi, Sayın Mahkemece bilirkişi heyetine verilen görev ile sınırlı olarak mezkür surette tahakkuk eden değerlendirme neticesinde; %50 ortak olarak davacının ortaklık haklarını kullanarak ileri sürdüğü hususlarda dava açarak hak talebinde bulunmadığı, ortaklar arasında yaşanan anlaşmazlığın %50 gibi büyük bir orandaki pay sahibinin ortaklıktan çıkmasını haklı gösterecek boyutta bulunmadığı ve son çare konumundaki çıkma öncesi diğer kanuni hakların kullanılmaması sebebiyle TTK m.638/II uyarınca çıkma talebi bakımından haklı sebebin oluşmadığı, Yukarıda yapmış bulunduğumuz açıklamalar sonucunda, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ve 6100 sayılı HMK'nın 266/c.2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, kanaatimizi arz ederiz.\" şeklinde kanaatleri bildirilmiştir.Bilirkişi heyetine makine mühendisi eklenerek rapor tarihine yakın ayrılma akçesinin hesabının yaptırılmasına, ayrıca bilirkişilerin davacı vekillerinin itirazları doğrultusunda da ek rapor hazırlamalarının istenilmesine karar verilmiştir. Bilirkişiler mali müşavir --- ve akademisyen Prof.Dr. ---- tarafından sunulan 10/08/2024 tarihli bilirkişi heyet ek raporunda özetle; \"7-S O N U Ç: Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerle, davalının defter ve belgelerinin incelenmesi, Sayın Mahkemece bilirkişi heyetine verilen görev ile sınırlı olarak mezkür surette tahakkuk eden Ek rapor değerlendirmesi neticesinde; Davalı şirketin yerinde yapılan incelemesinde heyetimize atanan makine mühendisi teknik üye tarafından şirketin varlıklarının 31.03.2024 tarihi itibarıyla rayiç değerinin belirlenmesi bakımından yapılan fiziki tespitler neticesinde şirketin Demirbaşları, Makineleri, Stoklarının değerlerinin detaylı olarak tespit edildiği, Rayiç bilançoda bu hesapların karşılarına belirlenen bu tutarların yazıldığı, rayiç değerlere göre şirketin aktifi 11.568.476,46 TL iken borçlarının 16.717.039,23 TL, öz kaynakların da -5.148.262,77 TL negatif olduğu, eş deyişle şirketin borca batık olduğu, Sayın mahkemenin gerek davacının haklı sebepleriyle, ya da davalı tarafın haklı sebepleriyle ortaklıktan çıkmasının şartlarının oluştuğu yönünde hüküm tesis etmek istemesi durumunda davalı şirketin borca batık olması sebebiyle dağıtılacak bir öz kaynağın bulunmadığının tespit edildiği, Yukarıda yapmış bulunduğumuz açıklamalar sonucunda, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ve 6100 sayılı HMK “nın 266/c.2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, kanaatimizi arz ederiz.\" şeklinde kanaatleri bildirilmiştir. <br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE :<br>Dava, haklı sebeple davalı şirketten çıkma, aksi takdirde haklı sebeple davalı şirketin feshine karar verilmesi istemlerine ilişkindir.Davacı taraf, diğer ortakla yaşadığı kişisel sorunlar, kâr payı dağıtılmaması, genel kurulun toplanmaması, kötü yönetim, defterlerin incelenmesine izin verilmemesi, haksız rekabet ve benzeri sebeplerle davacının haklı sebeple davalı şirketten çıkmasına karar verilmesi, aksi takdirde haklı sebeple davalı şirketin feshine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı taraf, davalı şirketin aktif bir şirket olup ortaklıktan çıkma veya fesih şartlarının oluşmadığı, davacı tarafın eşinin gerçek ortak olduğunu ancak şirket faaliyetlerine katılmadığını, her zaman şirket defterlerinin incelemeye hazır olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Sona Erme ve Ayrılma A) Sona erme sebepleri ve sona ermenin sonuçları başlıklı 636 ncı maddesi \"(1) Limited şirket aşağıdaki hâllerde sona erer: a) Şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesiyle. b) Genel kurul kararı ile. c) İflasın açılması ile. d) Kanunda öngörülen diğer sona erme hâllerinde. (2) Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin, durumunu Kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir. (3) Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. (4) Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir. (5) Sona ermenin sonuçlarına anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır.\" ve C) Çıkma ve çıkarılma I - Genel olarak başlıklı 638 nci maddesi \"(1) Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir. (2) Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir.\" hükmünü düzenlemiştir.Tüm dosya kapsamına göre; davalı şirketin 31.03.2024 tarihli bilanço verilerine göre hem kayıtlı bilanço, hem de rayiç değerler bakımından şirketin pozitif öz kaynağının bulunmadığı, 5.148.562,77 TL negatif olduğu anlaşıldığından davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesi suretiyle şirketten çıkma talebinin reddine karar verilmiştir. Davalı şirketin borca batık olması, tarafların yaşadığı kişisel sorunlar, yine davalı şirketin kuruluşundan beri genel kurul toplantısı yapmaması ve kâr payı dağıtmaması ile tarafların %50 hisseleri bulunması sebebiyle şirketin artık yönetilemez olduğu ve davalı şirketin devamında gerek ortaklar gerekse genel ekonomik menfaatler ve kamu için bir fayda bulunmadığı bu suretle kuruluş amacını yitirdiği anlaşıldığından haklı sebeple davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br><br>H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>Davanın KABULÜ ile, <br>1-6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 636 (3) maddesi uyarınca --- Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün ---sicil numarasında kayıtlı davalı ----- Şirketi'nin FESİH VE TASFİYESİNE,<br>-Tasfiye memuru olarak ---- TC kimlik numaralı ----- atanmasına,<br>-20.000,00 TL tasfiye memuru ücretinin davacı tarafından mahkeme veznesine yatırılmasına,<br>-30.000,00 TL tasfiye avansının davacı tarafından mahkeme veznesine yatırılmasına, <br>-Tasfiye memuru ücreti ile tasfiye avansı yatırıldığında ve karar kesinleştiğinde tasfiye memuruna görevinin tebliğine,     <br>2-Harçlar Kanununa göre alınması gerekli 427,60 TL harcın davacı tarafça yatırılan 80,70 TL harçtan mahsubuyla bakiye 346,90 TL'nin davalı taraftan alınarak Hazineye gelir kaydına, <br>3-Davacı tarafından sarf edilen 161,40 TL harç ile 30.640,00 TL posta masrafı, bilirkişi ücreti ve kayyım ücreti olmak üzere toplam 30.801,40 TL'nin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, <br>4-Davacı taraf vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, <br>5-Hükmün kesinleşmesinden sonra avansın kullanılmayan kısmının yatırana resen iadesine,Dair, Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3ee50d590e7cb7a829d0e636f00d92ad","SID":"e90d6c3b3b607d1a"}}