{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO\t: 2021/403 <br>KARAR NO\t: 2024/216<br><br>DAVA\t: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 26/11/2021<br>KARAR TARİHİ\t: 19/11/2024<br><br>Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle;  müvekkillerinin  ... tarafından ilk olarak 1967 yılında kurulduğunu, 2007 yılında 4.2 milyon dolara varan cirosu ile ABD' de büyük perakende satış mağazalarından birisi olduğunu,  müvekkillerinin markasınının uzun yıllardır menşei ülke Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere Dünya genelinde, Türkiye de dahil 100'den fazla ülkede yoğun ve yaygın bir şekilde kullanmakta olduğunu,  ve tescil kayıtları ile koruma altına alındığını,  müvekkilleri ile arasında tüketici nezdinde çok güçlü bir bağ oluştuğunu, markasının veyahut benzeri bir ibarenin üçüncü kişiler tarafından izinsiz kullanılması veya tescil ettirilmesinin müvekkillerinin  Paris Sözleşmesi ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile koruma altına alınan markasal haklarının ve tekel hakkının ihlali sonucunu doğuracağını,  ... 2. FSHHM'nin...E. - ... K. Sayılı, ... 1. SHHM'nin ... Esas - ... Karar  Sayılı ve ... 1. FSHHM'nin .. Esas - .. Karar Sayılı ve ... 2. FSHHM’nin ... E. – ... K. sayılı ilamlarını sunulduğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/4 ve 6/5 madde hükümleri çerçevesinde, müvekkillerinin markası ile davalı markası arasındaki ayniyet ve benzerlik değerlendirilirken, “benzerlik” kavramı geniş yorumlanması gerektiğini, davalı tarafların, “...” alan adlı internet sitesi ve kayıtlı şubelerinde, \" şeklindeki markayı, müvekkillerinin markalarının da tescilli olduğu ... sınıfta yer alan ürünlerden \"giyim ürünleri\" üzerinde, haksız ve hukuka aykırı bir biçimde kullandığını, davalı tarafın satışını  gerçekleştirdikleri ürünler üzerinde müvekkilleri adına tescilli tanınmış markasının benzerini müvekkillerinin izni olmaksızın haksız ve hukuka aykırı olarak kullandığını iddia  etmiştir, davacı taraf, Davalı ... A.Ş.'ye müvekkillerinin markasal haklarına tecavüz eden şekil markası için dosyalamış olduğunu,  ... başvuru numaralı  marka başvurusundan feragat ve ilgili markasal kullanımların durdurulması talepli, ... 25. Noterliği aracılığıyla ... tarihinde ... yevmiye numaralı ihtarname Gönderilmiş olduğunu, davalı taraf cevabi ihtarnameyle talepleri kabul etmeyerek markasal kullanımlarına devam ettiğini, davalı \"...A.Ş.\", \"...\" amiral markası altında faaliyet gösterdiğini ve müvekkillerinin markasal haklarına tecavüz eden ürünlerin satışa aşamasında da diğer iki davalının rol aldığını, davalının markasal kullanımlarının müvekkillerinin markası ile aynı ve taklit kastı ile oluşturulduğunu, davalının tecavüze konu markayı TPMK nezdinde ...başvuru numarası ile tescil başvurusuna konu ettiğini bu başvurunun müvekkillerinin  itirazları üzerine, TPMK'nın, kararı ile reddedildiğini, davalının buna rağmen gerçekleştirilecek bir kullanımın marka tecavüzü suçu olarak değerlendirileceğinden haberdar olduğundan bahisle davalı tarafların kötü niyetli olduğunu, müvekkillerinin markası ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olan davaya konu markayı markasal kullanıma konu ederek basiretli bir tacir gibi hareket etmediğini iddia ettiğini, davacı; davalının, kötüniyetli tescilin yanı sıra kötüniyetli bir devir veya temlik yapması halinde ise; markanın sicilde kayıtlı sahibi değişeceği ve yeni bir dava ikame edilmesi gerekeceğini, bu durumda, markanın gerçek sahibi olan müvekkillerinin telafisi imkansız zararlara maruz kalacağından ... ve ... sayılı markaların devir ve temlikini önleyici mahiyette ihtiyati tedbire hükmedilmesini, müvekkillerine  karşı  gerçekleştirilen tecavüzün önlenmesini, durdurulmasını ve giderilmesi ile davalının haksız eylemlerine son verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; dava konusu ... ve ... sayılı markaların... AŞ' ye devredilmiş olduğunu, bu sebeple davanın müvekkilleri ... açısından ve marka mülkiyeti hakkına sahip olmayan ... A.ş. yönünden husumetten reddi gerektiğini, müvekkillerinin Dünya’da  tanınmış “..., ..., ..., ..., ...” markalarının sahibi olduğunu,  bir Türk markası olduğunu, bu sebeple iki markanın karıştırılması mümkün  olmadığını,  müvekkilerine ait amblemin iltibas kabiliyetinin olmadığını, davacıya ait marka  ambleminin özgün ve özel olarak tasarlanmadığını, salt ambleminde ki ... figürü nedeniyle  davacıya ait marka ürün ile karıştırma olasılığı bulunmadığını, ... üzerindeki adam figürünün  dünyada birçok firma tarafından kullanıldığını, ... markasının ambleminde ... ve adam figürünün değil şapka ve özel oyun sopasının ön plana çıkarılmak istenen ögeler olduğunu, ... şirketi'nin sahibi olduğunu ve Türk Patent ve Marka Kurumu'nun ...No ile kayıtlı markası olarak uzun süredir ... Sınıf üzerinden tescil edilerek ... şirketi tarafından kullanıldığını, davacı şirket tarafından davaya konu edilen markanın 2016 yılından başvurusu yapılan ... No'lu başvuruda tanınmışlık taleplerinin Kurum tarafından reddedildiğini, davacının davaya konu ettiği markasının ...no ile 2017  yılında olarak tescil edildiğini, bu hususun tek başına ayırt edici nitelik  taşıdığını, davacının müvekkillerine ait markaları kötü niyetli olarak amblemi içerisinde  olan bir atı alarak karşılaştırma yaptığını ve benzer olduğu iddiası ile Mahkeme'yi yanıltmak  suretiyle hatalı bir karara sevk etmeye çabaladığını, davacının markası ile müvekkilleri arasında ciddi farklılıklar mevcut olduğunu, davacı tarafından kullanılan ... figürünün kendisi  tarafından tescil ettirilmesi diğer şirketlere başkaca farklı ... figürlerinin kullanımını yasaklama hakkı vermediğini, birebir aynı bir kullanımının var olup olmadığının araştırılması gerektiğini, davacının markasındaki figürde ileriye doğru ayakları yerde koşan bir ... figürü ve  üzerinden ...  bir şahıs olduğunu, müvekkillerinin marka ambleminde ise...olduğunu,  ayırt edici unsurun ... olduğunu, ...logosu ile Türk  kültürünü markasında yansıtmak istediğini, dava konusu edilen amblemle müvekkillerine ait amblemi bütüncül ve detay olarak karşılaştırıldığında tamamen farklı olduğunu, bahse konu amblem sektörü açısından piyasada çok uzun zamandan beri kullanıldığından  müvekkillerine ait amblemin bu açıdan da haksız rekabete sebep olmasının mümkün olmadığını, markanın, esas unsurları ile tamamlayıcı unsurları bakımından bir bütün olduğunu, markalar arasındaki benzerliğin tespitinde markaları oluşturan kelimeler ile şekil unsurlarının tek tek incelenmesi değil bir bütün halinde incelenmesi gerektiğini, söz konusu amblemler arasında benzerlik bulunmaması, ortalama zeka düzeyine sahip tüketici kitlesinin de ayırt edici unsurların farkına varabileceğini, ve davacının kötü niyetli  olduğunu, davacı tarafın tedbirlerin konulmasında herhangi bir hukuki yarar bulunmadığını, söz konusu tedbirlerin müvekkilerinin itibarını sarsacağını ve herhangi bir hukuki yarar  sağlamayacağını iddia ettiğini,  davalı taraf; davacı tarafın tedbir ve erişimin engellenmesi taleplerinin reddini, davacının iddia ettiği benzerliklerin müvekkillerinin markası ve figürü bakımından söz konusu olmadığından ve davacının özgün bir figür tasarımı olmadığından, ortalama alıcı kitlesinden ortalama algı, dikkat ve kavrayıştaki bir insanın  müvekkillerinin ürünlerinin salt figürü yüzünden ...marka ürün ile karıştırma olasılığı bulunmadığından davanın reddini talep etmiştir.<br>Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle; “...” çevrimiçi satış sitesinden  alınmış ve davalı tarafından gönderilen sipariş teyit e-postasının alt kısmında ...A.ġ. Yazdığını, paketten çıkan e-fatura ise ... Hizmetleri Paz. ve Tic. A.ġ. tarafından kesildiğini, dolayısıyla, davalı \"...A.ş\", \"...\" ... markası altında faaliyet gösterdiğini,  markasal haklarına tecavüz eden ürünlerin satışı aşamasında da diğer iki davalının rol aldığını, dolayısıyla huzurdaki davada marka sahibi firma ile birlikte hasım olduklarını, tüketicinin davaya konu her iki markayı yan yana görüp markalar arasındaki farklılığı tespit etme imkanı  olmadığından, Mahkemece yapılacak benzerlik değerlendirmesinin markaların bütünü itibariyle bıraktığı etki dikkate alınarak yapılması gerektiğini, bir markanın, birçok firma tarafından taklit edilmeye çalışılıyor olmasının markayı zayıf marka statüsüne sokmayacağını, müvekkilerine ait markanın SMK 5/1-d maddesinde sayılan markalardan olmadığını, Dünya çapında tanınmış bir marka olması ve bu nedenle yüksek bir ayırt ediciliğe sahip olması nedeniyle zayıf marka olarak kabul edilemeyeceğini, davalı tarafın ürünleri üzerinde kullandığı tecavüze konu markayı TPMK nezdinde ... başvuru numarası ile tescil başvurusuna konu ettiğini, davalının bu başvurusu müvekkillerinin    itirazları üzerine, TPMK  kararı ile reddedilmiş olmasına karşın davalının ürünleri üzerinde tescilli markalarını  TPMK'da kayıtlı olduğunu, şekilde değil de, reddedilen marka başvurusunda yer alan şekilde kullanılmış  olması hususunun davalı tarafların kötü niyetini ortaya koyduğunu iddia etmiş ve davanın kabulünü talep etmiştir.<br>Davalı vekilinin ikinci cevap dilekçesinde özetle; davacı iddiasına konu... marka ürününün halk nezdindeki ayırt ediciliğinin iddia dayanağının figüründen değil bizatihi marka adı olan... ibaresi olduğunu, davacı markasındaki ata binen insanın şapkası ve elinde tuttuğu ... halk nezdinde tanınmış olduğunu, amblemdeki bu figürler bahse konu markaya bir ayırt edicilik katmadığını, davacı markasına ait ürünün belli bir ünü ve bilinilirliği sağlamasında ve tüketicinin alım kararında etkili olan unsurun marka adı olup figür şekli olmadığını, müvekkillerinin davacı marka ile karıştırılmasının mümkün olmadığını, müvekkillerinin ayırt edici unsurun ... olduğunu iddia etmiş ve davacı tarafın tedbir ve erişimin engellenmesi taleplerinin reddini, davacının iddia ettiği benzerliklerin müvekkillerinin markası ve figürü bakımından söz konusu olmadığını ve davacının özgün bir figür tasarımı olmadığından, ortalama alıcı kitlesinden ortalama algı, dikkat ve kavrayıştaki bir insanın müvekkillerinin ürünlerini salt figürü yüzünden ... marka ürün ile karıştırma olasılığı bulunmadığından davanın reddini talep etmiştir.<br>Mahkememize sunulan 19/12/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; takdirin tamamen Sayın Mahkemenize ait olmak üzere;  davalı tarafa ait ... ve ... tescilli iki markasının tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davacı tarafın marka hakkının 6/1 maddesi kapsamında ihlale uğramadığını ve hükümsüzlüğünü talep edemeyeceğini, davalı tarafa ait markaların tekstil ürünlerinde kullanımının davacıya ait markalar yönünden karışıklığa meydan verebilecek nitelikte benzerlik taşımadığını ve TTK 54 vd anlamında tüketiciler nezdinde iltibas yaratmadığını ve haksız rekabet eylemine sebebiyet vermediğini, davalılar tarafından ... ve ... tescilli markaların son beş yıldaki  kullanımları dikkate alındığında, kullanmama yoluyla iptal koşullarının oluşmadığını,  markaların tescilli hali ile davalılarca kullanıldığına dair görüş ve kanaatlerini sundukları anlaşılmıştır.<br>Mahkememize sunulan 12/06/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak kaydıyla;. davalının kullanımları karşılaştırıldığında davacının tanınmış markası açısından benzerlik geniş yorumlansa dahi ibare ve şekildeki farklılıklar itibariyle hitap edilen ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali olmadığını, davalının şeklindeki tek ... atan atlı kullanımı açısından ise SMK mad.7/2b ve c bakımından marka hakkına tecavüz koşullarının oluştuğunu, ... ve ... sayı ile kayıtlı markalarını taşıyan ürünlerin satışlarının kısıtlı olduğunu, yoğun ve ciddi biçimde kullanma olarak kabul edilemeyeceği bu bakımdan iptal sebeplerinin oluştuğunu, davalının ... oynayan figürünün, ürün ve diğer emitalarda kullanıldığına dair dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmamakla beraber önceki bilirkişi raporu ile de tespiti yapılmadığından tazminat hesaplaması yapılamayacağı yönünde görüş ve kanaatlerini sundukları anlaşılmıştır. <br>Mahkememize sunulan 15/12/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; taraf itirazları incelendiğinde kök rapordaki karıştırılma ihtimali ve iptale yönelik kanaatlerin korunduğunu, 2- Ek rapor görevlendirmesi neticesinde 05.10.2023 günü saat:13.00’da davalılar adresinde 2017-2018-2019-2020-2021 ve 2022 yılları ticari defter ve kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapıldığını,  davalıların dava konusu ... yer aldığı markasına ilişkin ürüne ve kayıtlarında bu ürüne ilişkin veriye (satış, stok ) rastlanmadığını, davalı ...Aş.’nin dava konusu... figürünün yer aldığını,  markasına ilişkin ürünlerin (tshirt) kayıtlarında ... ürün kodu ile takip edildiğini ve faturalandırıldığını, toplamda 939 adet ürünün79.954,31-TL bedel ile satışının gerçekleştiğini,  davalı ...Aş.’nin satış listeleri incelendiğinde; dava konusu ... figürünün yer aldığı tshirt satışlarının toplam tshirt satışları içerisindeki büyüklüğünün binde bir olarak gerçekleştiğini, bu oranın da firmanın ürün çeşitliliği göz önüne alındığında ciddi kullanım olarak nitelendirilemeyeceğini, davalı ... Tic.Aş.’nin kayıtlarında dava konusu ürünlere ilişkin satış – stok kaydına rastlanmadığını,  davalı ...Aş.’nin kayıtlarında dava konusu ürünlere ilişkin satış – stok kaydına rastlanmadığı  yönünde görüş ve kanaatlerini sundukları anlaşılmıştır. <br>Mahkememize sunulan 29/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;  davacının ... sicil numaralı markasının tanınmış marka vasfı taşımakta olduğunu, -davalı Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli ... ve ... sayı ile kayıtlı markaları ve davacı markasının, bütüncül izlenim dikkate alındığında ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalleri bulunmamakta  olduğundan davalı markalarının sicilden terkinine dair talebin yerinde olmadığını, davalı tarafından dosyaya sunulan geriye dönük 5 yıl içinde dava konusu ...tescil sayılı ve ... tescil sayılı markalarının kullanımına ilişkin mali inceleme sonucunda varılan tespitler dikkate alındığında yoğun ve ciddi bir kullanımın söz konusu olmadığı, SMK m. 9/1 uyarınca davalı markalarının iptal sebebinin oluştuğunu,  davalı’nın ... oynayan kişiyi içeren tek ... figürlü kullanımlarının, davacı’nın hak sahibi olduğunu ve sicilde ... sicil numarası ile kayıtlı olan markasıyla karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, davacı markasının tanınmışlığından, 18 markasının değerinden ve ayırt edicilik gücünden, reklam değerinden haksız yararlanmaya yönelik olduğunu, davalı’nın, davacı’nın tanınmış markasıyla iltibas teşkil eden ...kişiyi içeren ...figürlü kullanımlarının, TTK 55/1/a/4 hükmüne göre haksız rekabet teşkil ettiği yönünde görüş ve kanaat sundukları görülmüştür.<br>KANAAT VE GEREKÇE<br>Uyuşmazlık,  davalı kullanımlarının davacıya ait marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturup oluşturmadığın tespiti ile tespit edilmesi halinde bunun önlenmesi, durdurulması ve sonuçlarının ortadan kaldırılması ile birlikte davalı adına TPMK nezdinde ... ve ... numara ile tescilli markaların SMK m.9 uyarınca kullanmama nedeniyle iptali istemine  ilişkindir.<br>Davacı taraf, her biri ayrı bir davaya konu olabilecek istemlerini tek bir dava içinde talep etmiştir. Davacının davalıya karşı ileri sürebileceği farklı istemlerini tek bir davada isteyebilmesi mümkün olup, bu duruma objektif dava birleşmesi denilmektedir.<br>Dava dilekçesinin incelenmesinde 3 farklı tüzel kişiliğin davalı olarak gösterildiği, dava dilekçesinin sonuç kısmında ... ve ... nolu bentlerde çoğul ek kullanılmaksızın \"davalının\" ifadesine yer verildiği gözetilerek davacı vekiline dava dilekçesinin sonuç kısmındaki ... ve ... nolu bentlerin HMK m.31 gereğince hangi davalı olarak gösterildiğinin açıkça belirtilmesi için 2 hafta süre ve imkan tanınmış; <br>Davacı vekili 06/02/2024 tarihli beyan dilekçesi ile  dava dilekçesinin netice ve talep kısmında 3. maddede sehven “davalı” yazıldığı, davalılar “... A.Ş.” ve “...Tic. A.Ş.”nin  müvekkil marka hakkına ihlali neticesinde ortaya çıkan haksız rekabetinin men’ine; haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına” şeklinde,  netice ve talep kısmında 4. maddede davalı olarak belirtilen taraf ile ilgili ise maddede iptali istenen ...ve ... tescil numaralı markaların sahibi olan davalı “... A.Ş.\" şeklinde olduğuna yönelik beyan sunularak tereddüt giderilmiş, bu haliyle beyan dilekçesi neticesine göre davalılar yönünden herhangi bir dava arkadaşlığı halinin bulunmadığı anlaşılmış; ancak yargılamanın gelmiş olduğu nokta itibariyle her iki dava arasında kısmen bağlantı halinin varlığı gözetilerek davanın tefriki yoluna gidilmeksizin yargılamaya devam olunmuştur.<br>Davacının ... içeren ... başvuru numaralı markası 18.05.2017 tarihinden beri Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde korunmaktadır. <br>Tanınmış  marka farklı mal veya hizmetler için de koruma sağladığından markanın aynı veya benzer ürünler için korunması kuralının istisnasını oluşturmaktadır.<br>6769 sayılı SMK'da ve taraf olduğumuz tanınmış markalarla ilgili uluslararası anlaşmalarda tanınmış markanın tanımı ve kriterleri gösterilmemiş, bu husus Özel Dairenin bozma kararında belirtildiği üzere konu mahkeme içtihatları ve öğretiye bırakılmıştır. Nitekim Özel Daire ... tarih ve ... s. bir kararında \"bir kişi veya teşebbüse sıkı sıkıya bağlı, garanti, kalite, kuvvetli reklam ve yaygın dağıtım içeren, müşteri, akraba, dost ve düşman ayırımı yapılmaksızın, coğrafi sınır, kültür ve yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışımdır\" biçiminde bir tanımlama getirmiş ve bu tanıma nazaran da markanın promosyon sonucunda kazanılan herkesçe veya ilgili kesimce bilinme, emtia söylendiğinde o markanın akla gelmesi, ilişkin olduğu sektörde iyi bilinme ve geniş bir dağıtım ağına sahip olma gibi kıstaslara göre markanın tanınmış marka olup olmadığının tespiti cihetine gidilmektedir.<br>Doktrinde konuyla ilgili yapılan bir başka tanıma göre ise; \"Bir ülkenin bir veya birkaç yöresinde tutunma markalar değil, dünya çapında olmasa bile, yurt içi ve yurt dışında ilgili çevrelerce bilinen, Paris Sözleşmesine üye devletlerden birinin yurttaşına veya o ülkelerden birinde yerleşik olan ya da ticari veya sınai işletmeye sahip kişilere ait bulunan markalar\" tanınmış markalardır (Bkz. Ünal  Tekinalp Fikri Mülkiyet Hukuku, 2012, s. 411).<br>SMK m.6/5'te yer alan \"Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi\" ibaresine temel teşkil eden düzenleme Paris Konvansiyonunun 1. mükerrer 6. maddesi hükmüdür. Bu hükümde tanınmış marka kavramına yönelik olarak verilen kriter \"herkesçe bilindiği mütalaa edilen\" kavramıdır. Antlaşmanın Fransızca metninde markayı ifade etmek \"notoirement connue(s)\" ifadesi, Almanca metninde ise Türk doktrininde de sıklıkla kullanılan \"notorisch bekannte\" ifadesi kullanılmaktadır. Yine Konvansiyon'un 29/1-(c) hükmünde muhtelif yorumlarda itirazlar olması halinde Fransızca metin kabul edilir denmek suretiyle, Fransızca (ve takiben Almanca) metnin esas alınmasının yanlış olmadığı söylenebilir. Hukukumuzdaki düzenlemeye de temel teşkil eden anılı hükümde yer alan ifadeler ise herkesçe bilindiği gibi anlamına gelmekte olup, tanınırlık kriteri olarak ilgili/ilgisiz herkesi yeni toplumu esas almaktadır. Bu kabulün ise tanınmış markanın bilinirlik eşiğini çok yukarı koyduğu ve maddenin uygulama alanını daralttığı muhakkaktır. Bir diğer uluslararası antlaşma olan Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları Antlaşması (TRIPs) ise 16. maddesinde yer alan düzenleme ile tanınmışlık düzeyi (yüksek) marka kavramını gündeme getirmiştir. Bu düzenleme sebebiyle doktrinde ve yargı makamlarında farklı özelliklerine göre ve tanınmıştık derecelerine göre, farklı koruma düzeylerine sahip tanınmış marka çeşitlerinin olduğu öngörüsü egemendir. Ancak tanınmış marka huhuken farklı alt türlere ayrılmamakta, TRİPs Paris Konvansiyonu'ndan bağımsız, ayrı bir tanınmış marka kavramı ile ondan ayrı bir düzen getirmemekte, aksine hükmü tamamlamakta, tanınmış marka kavramının uygulama alanını genişletmektedir. Paris Konvansiyonu ve TRIPs bağlamında tanınmış marka tektir. TRIPs düzenlemesiyle tanınmış markanın herkesçe bilinirlik ölçütünü tüm toplum olmaktan çıkarmıştır. Bu bağlamda markanın ticarete konu yapıldığı ilgili sektörde bilinir olması tanınmış marka olarak kabul görmesinde yeterli olacaktır. İlgili sektörün tespitinde ise markanın kapsadığı ürünlerin hitap ettiği müşteriler yanında, rakip ürün müşterileri, alıcıları, satıcıları ve sektör içindeki ilgili kişiler nezdindeki bilinirlik dikkate alınacaktır. (Bkz. Paslı, 433- 440)<br>Tanınmışlığın tespitinde, marka sahibi tarafından yaptırılan promosyon ve tanıtım malzemeleri yanında ulusal basında veya gazetelerde markanın tanınmışlığını ortaya koyan reklam ve haberler de dikkate alınır. Bunun yanında yaygın kullanım alanı, toplum nazarındaki tanınmışlıkta dikkate alınır. Bir markanın tanınmış marka olarak belirlenmesinde, markanın toplumun ilgili kesiminde sahip olduğu yüksek bilinirlik düzeyi dikkate alınması gereken kriterlerden biridir. <br>Somut olaya dönüldüğünde, davacının “...” ibaresini ... başvuru numarası ile 18.05.2017 tarihinde tanınmış marka başvurusu yaptığı 08.01.2018 tarihinde Tanınmışlık Talebi Kabul edildiği bilirkişi raporu ile de tevsik edildiği üzere, ... TPMK tarafından tanınmış marka olarak  dünyanın bir çok yerinde mağazaları olması, Türkiye’de kendi mağazasında ve perakende satış yapan mağazalarda satışa sunuluşu, 1967 yılında kuruluşu, Türkiye ve dünyadaki çok sayıda marka tescilleri ve marka değeri ile Türkiye’de tanınmış olduğu  davacının markası yukarıdaki kriterler dikkate alındığında ve dosya kapsamındaki veriler incelendiğinde kanaatimizce de tanınmış marka vasfı taşımaktadır.<br>Marka Tecavüzü Yönünden Yapılan Değerlendirme Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller SMK'nın 29/1 maddesinde sayılmış olup, madde içeriği aynen şöyledir:<br>“Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:<br>a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.<br>b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.<br>c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.<br>ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek”<br>SMK 7/1-2 maddesi de aynen şöyledir.“Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. <br>Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:<br>a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.<br>b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.<br>c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.”<br>Kavram olarak \"marka\" bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlayan işaretlerdir. Marka'nın bir işaret olması yanında \"ayırdedicilik\" vasfı da taşıması gerekir (Yasaman/Yusufoğlu, Marka Hukuku, İstanbul 2004, s.15 vd.; Kaya, A.: Marka Hukuku, İstanbul 2006, s.32 vd.). Markanın ayırdedicilik niteliği taşıyan, özgün ve karakteristik kısmı asli (esaslı) unsuru olarak kabul edilirken, bu niteliği taşımayan ve herkesçe kullanılabilen unsurlarına tamamlayıcı unsur denilmektedir.<br>Başkasının hak sahibi olduğu bir markanın aynen kullanılması iktibas suretiyle marka hakkına tecavüz sayılır. Karıştırılma (iltibas) suretiyle marka hakkına tecavüz ise başkasının hak sahibi olduğu bir markanın alıcıların karıştırmalarına neden olacak surette benzerinin kullanılmasıyla vücut bulur.<br>Karıştırılma ihtimali, klasik ve geniş anlamda olmak üzere iki şekilde tanımlanmaktadır. Klasik anlamda karıştırılma ihtimali, bir mal veya hizmetin alıcısı durumunda bulunan kimselerin almayı düşündüğü, bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı düşüncesiyle, başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali (tehlikesi) ile karşı karşıya olması anlamına gelmektedir. Geniş anlamda karıştırılma ihtimali ise, markalar arasında herhangi bir şekilde bağlantı kurulması tehlikesini de içerir. Karıştırılma ihtimali kavramı zaman içerisinde, mahkeme kararları doğrultusunda, markalar arasında bağlantı olduğu ihtimalini de içerecek şekilde yorumlanarak genişletilmiştir.<br>Başka bir anlatımla karıştırılma (iltibas) iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle, sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Bozbel, S.: Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409).<br>Bu husus araştırılırken önce markalar arasında, daha sonra mal veya hizmetler arasında ayniyet veya benzerlik olup olmadığına bakılmalı ve benzerliğin saptanmasında markaların bütün olarak bıraktıkları genel izlenim dikkate alınmalıdır (Teoman,: Yaşayan Ticaret Hukuku, C.1, Hukuki Mütalaalar, İstanbul 1992, s.34, 120 vd. - naklen: Cengiz, D.: Türk Hukukunda İktibas veya İltibas Suretiyle Marka Hakkına Tecavüz, İstanbul 1995, s.7,)<br>Benzerlik göreceli bir kavramdır. Tecavüzü oluşturan, alıcıların benzer markaları karıştırmaları ihtimalidir. Marka hakkının ihlalinden söz edebilmek için, iltibas tehlikesi gerekli ve yeterlidir (HGK'nın 09.03.2016 gün, 2014/11-842 E.-2016/288 K. sayılı kararı). Bu ihtimalin değerlendirilmesinde kıstas; bu işin ilgilisi veya uzmanı kimselerin değil, tüketicilerin algısı ve bakış açısıdır. Eğer tüketici konumundaki halk bu iki işaret arasında şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım gibi herhangi bir şekilde ve herhangi bir sebeple bağlantı kurabilecekse karıştırılma ihtimalinin varlığından söz edilebilir. Öğretide markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” karıştırılabileceği yönünde ise iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmektedir (Tekinalp, Ü.: Fikri Mülkiyet Hukuku, 5.b., İstanbul 2012, s.443)<br>Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, davacı tarafından dosyaya sunulmuş olan ... fatura no ile satın alınmış ürünlerdeki kullanımlar  davalılardan   “... A.Ş.” ve “... Tic. A.Ş.”nin  ... oynayan kişiyi içeren tek ... figürlü kullanımlarının,  SMK mad.7/2b ve c bakımından marka hakkına tecavüz koşullarının oluştuğu, davacının hak sahibi olduğu ve sicilde ... sicil numarası ile kayıtlı olan markasıyla karıştırılma ihtimalinin bulunduğu; bu ürünlerin satılmadığına yönelik yargılamanın herhangi bir aşamasında savunmanın ileri sürülmediği, fatura konusu ürünlere ve içeriklerine itiraz edilmemiş olup, ürünlerin fiziki olarak bilirkişi heyetince incelenmesinde de  ... oynayan kişiyi içeren tek ... figürlü kullanımlarının bulunduğu, bu kullanım yönünden davacı markasının tanınmışlığından, markasının değerinden ve ayırt edicilik gücünden, reklam değerinden haksız yararlanmaya yönelik olduğu kanaati davalılardan ... A.ş İle ... A.ş nin eylemlerinin davacının adına tescilli ... sicil numaralı maka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile; haksız rekabetinin men’ine; haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, marka hakkına tecavüzün önlenmesine, durdurulmasına, davalıların ... oynayan kişiyi içeren tek atlı figür kullanımlarına yönelik ibarelerin her türlü ürün ve tanıtım aracından çıkartılmasına; mümkün olmadığı taktirde kararın kesinleşmesine müteakip el konulmasına ve imhasına, dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.<br>SMK m.9 uyarınca kullanmama nedeniyle iptal talebinin incelenmesi;<br>İptali istenen ... ve ... tescil numaralı markaların sahibi olan davalı “... A.Ş.\" markaları Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde korunmaktadır.<br>Davalının ... başvuru numarası ile 07.12.2020 tarihinde marka tescil başvurusu yaptığı 03.11.2021 tarihinde yayıma itirazın kabulüyle marka başvurusunun tescili reddedildiği görülmüştür.<br>Kullanmama sebebi ile iptal davalarında ispat külfeti davalı tarafta olup dava konusu markanın tescilli olduğu sınıflar yönünden ciddi ve etkin bir şekilde kullanıldığının ispatı gerekir.<br>Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun \"Markanın kullanılması\" başlıklı  9. maddesinde; Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verileceği,  Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması yada  Markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması durumlarının  markayı kullanma olarak  kabul edileceği, Markanın, marka sahibinin izni ile kullanılması da marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edileceği düzenlenmiştir.<br>6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 26. Maddesinde; 9 uncu maddenin birinci fıkrasında belirtilen hâllerin mevcut olması halinde  talep üzerine Kurum tarafından markanın iptaline karar verileceği, İlgili kişilerin, Kurumdan markanın iptalini isteyebilecekleri,  Marka iptal taleplerinin, talep tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı ileri sürüleceği,  Markanın, beş yıllık sürenin dolması ile iptal talebinin Kuruma sunulduğu tarih arasında tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından ciddi biçimde kullanılmış olması hâlinde, birinci fıkranın (a) bendine ilişkin iptal taleplerinin reddedileceği, İptal talebinde bulunulacağı düşünülerek kullanım gerçekleşmişse talebin Kuruma sunulmasından önceki üç ay içinde gerçekleşen kullanımın dikkate alınmayacağı,  İptal hâllerinin, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi iptale karar verileceği, Marka örneğini değiştirecek biçimde iptal kararı verilemeyeceği,  İptal incelemesi sırasında hak sahibinin değişmesi hâlinde, sicilde hak sahibi olarak görünen kişiye karşı işlemlere devam edileceği, İptal taleplerinin, iptali istenen markanın sahibine tebliğ edileceği. Marka sahibinin bir ay içinde talebe ilişkin delillerini ve cevaplarını Kuruma sunacağı, Söz konusu bir aylık süre içinde talep edilmesi hâlinde Kurumun bir aya kadar ek süre vereceği, Kurum gerekli gördüğü takdirde ek bilgi ve belge sunulmasını isteyebileceği, Kurumun, iddia ve savunmalar ile sunulan deliller çerçevesinde dosya üzerinden kararını vereceği düzenlenmiştir.<br>SMK'nın 9. maddesi gereğince davalının markasını kullanım külfetinin bulunduğu, davacının da tescilli markanın kapsamıyla aynı alanda ticari faaliyette bulunması nedeniyle bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu bu nedenle hukuki yarar olmadığına yönelik istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.<br>Olumsuz vakıaların ispatının davacıya düşmemesine ilişkin genel hukuk ilkesi uyarınca, yargılama konusu markanın tescilli olduğu sınıflar yönünden kullanıldığını ispat yükü davalıdadır.<br>Bir markayı kullanan ve ileride kullanmama sebebine dayalı iptal tehdidi ile karşılaşmak istemeyen basiretli tacir gibi hareket etmesi yasa gereği olan davalının, kullanıma ilişkin kanıtları özenle saklaması gerekmektedir. Davalı kullanıma ilişkin kanıtları açık ve anlaşılabilir biçimde mahkemeye sunacaktır. Yoksa mahkeme veya davacı, markanın kullanılmadığını ispatlamayacaktır.  Markanın iptal müeyyidesinden kurtulabilmesi için tescil edildiği her bir hizmet sınıf için bağımsız olarak ayrı ayrı kullanılması gerekir. Bu yargılamada  bir markanın bir ürün veya hizmet için kullanımı diğer bir ürün ve hizmet için kullanım sayılamaz. (İstanbul BAM 44.HD ... Esas,  ...Karar) Markanın kullanıldığını ispat yükü davalıda olup, davalı tarafça markanın tescil edildiği sınıf/alt sınıflar için, pazar yaratmak yahut mevcut pazarı korumak amacıyla, temel işlevine uygun olarak, anılan ürünlerin ve hizmetlerin menşeini garanti edecek şekilde ve ciddi biçimde kullanıldığının ispatlanması gerekmektedir.(İstanbul BAM 44.HD ... Esas,  ...Karar) <br>6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 9 uncu maddesi hükmüne göre; <br>“(1) Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir. <br>(2) Aşağıda belirtilen durumlar da birinci fıkra anlamında markayı kullanma kabul edilir:<br>a)Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması.<br>b)Markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması.<br>(3) Markanın, marka sahibinin izni ile kullanılması da marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edilir” <br>Maddenin gerekçesine göre; Maddede markanın, tescil edildiği mal veya hizmetlerle ilgili olarak kullanılması gereğine açıkça işaret olunmuştur. Ancak, maddede söz konusu olan kullanım, markanın tescil edildiği amaç dahilinde, işlevine uygun, yani ticari hayatın içinde, markanın fonksiyonlarının yerine getirilmesi için kullanımıdır. İngilizcede “...” biçiminde tarif edilen bu kullanım, Türkçeye “ciddi veya gerçek kullanım” biçiminde çevrilebilir. Bu nedenle sırf üçüncü kişilerin markayı hükümsüz kıldırmasını önlemek amacıyla, markanın evraklar veya ilanlar aracılığıyla kullanılması ve benzeri durumlar bu madde kapsamında kullanım olarak mütalaa edilmeyecektir. Markanın kural olarak sahibi tarafından kullanılması gerekir. Madde hükmünde, kullanma zorunluluğu bakımından, markanın tescil edildiğinin yayımlandığı tarihten itibaren beş yıl içinde kullanımına haklı bir neden olmadan başlanılmaması veya bu kullanıma beş yıl kesintisiz ara verilmesi şeklinde iki olasılık düzenlenmiştir. Dolayısıyla, marka sahibinin, haklı nedenlerin varlığı halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini engellemesi mümkündür. Haklı neden, maddede belirtilen sürede markanın kullanılmasını imkansız kılan hukuki ve fiili engeller olup bu nedenlerin marka sahibinin kusurlu davranışından kaynaklanmaması gerekmektedir. İkinci fıkrada markayı kullanma kabul edilebilecek durumlar sayılmıştır. Maddenin mehazını, AB Marka Tüzüğünün 15 inci ve AB Marka Direktifinin 10 uncu maddesi oluşturmaktadır”.<br>6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 26/1-a bendi gereğince 9 uncu maddenin birinci fıkrasındaki belirtilen hallerin mevcut olması halinde Kurum tarafından markanın iptaline karar verilir. Ancak 6769 sayılı Kanun 192/1-a md gereğince bu uygulama, yani idari kararla iptal uygulaması,  SMK’nın yürürlük tarihinden itibaren 7 yıl sonra, yani 10 Ocak 2024 tarihinde başlayacak, SMK’nun geçici 4/1 maddesine göre de bu tarihe kadar markanın kullanmama nedeniyle iptali istemleri mahkemelerce incelenerek, iptal davası yargılaması sonucunda karara bağlanacaktır.<br>Markanın kullanılması, bir işletmenin mal ve hizmetlerini diğer işletmelerin aynı ve benzer mallarından ve hizmetlerinden ayırt edilebilmesi için ticaret alanına konulması, uygulamaya sunulması demektir . Tescil edilen markanın kullanılma zorunluluğunun getirilmesinin amacı, çekici gücü yüksek bir markanın yaratılmasının giderek güçleştiği günümüzde, sahibi tarafından kullanılmayan bir markanın hala bu kişinin tekeli altında bırakılmasının haksızlıklara yol açacağı düşüncesidir . Bu yolla bir anlamda markalar sicilini gereksiz yere işgal eden koruyucu markalarla savaş amaçlanmıştır . Markanın kullanılması, fiili bir durum olup marka sahibinin  tescilli markasını kural olarak yurt içinde veya ihracatta, kendisi veya izni ile üçüncü şahıs tarafından sicilde kayıtlı mallar ve hizmetler için işlevlerine uygun, ciddi, ekonomik şekilde kullanmasını  ifade eder .<br>İptal sebebi olan “ciddi anlamda kullanma”nın olup olmadığının Bu madde  incelenmesinde  her olayın özelliklerine göre davadaki tüm veriler dikkate alınmalı ve kullanımın, ilgili markanın tescilli olduğu mal ya da hizmet sektöründe Pazar yapı yaratmaya ya da mevcut pazar payını sürdürmeye yeterli bir kullanım olup olmadığı değerlendirilmeli ve mal ya da hizmetin niteliğine göre, yeterli kullanım miktarının değişebileceği, bazı mallar yönünden az sayıda üretim yeterli olabilecekken bazı mallar yönünden çok daha fazla kullanımın aranabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. <br>Markanın ciddi kullanımı, söz konusu markanın, tescil edildiği mal ve hizmetler için Pazar yaratmak veya mevcut pazarı korumak amacıyla temel işlevine uygun olarak söz konusu mal veya hizmetlerin menşe kimliği garanti edecek şekilde kullanılması halinde söz konusu olur. Bunu tespit için  piyasanın karakteristik özellikleri, marka ile korunan mal ve hizmetin niteliği, kullanımın gerçekleştiği coğrafi bölge, kullanımın sıklığı ve düzenli olup olmaması ile kullanım ölçeği de gözetilmelidir.<br>Markanın kullanımı süreklilik arz etmelidir. Ancak bu süreklilik hiç ara vermeksizin kullanılma anlamında değildir, marka sahibinin yürüttüğü ticari faaliyetin niteliği, ekonomik koşulların değişmesi gibi sebeplerle kullanmaya ara verilebilir, ancak ara verme hiçbir şekilde 5 yılı aşamaz.<br>Somut olaya dönüldüğünde; davalı tarafından dosyaya sunulan geriye dönük 5 yıl içinde dava konusu ... tescil sayılı ve... tescil sayılı markalarının kullanımına ilişkin faturalar bilirkişi heyetince incelenmiş olup; davalı ...Aş.’nin kayıtlarında dava konusu ürünlere ilişkin satış – stok kaydına rastlanmadığı, ... ve ...sayı ile kayıtlı markalarını taşıyan ürünlerin satışlarının kısıtlı olduğu, yoğun ve ciddi biçimde kullanma olarak kabul edilemeyeceği de dikkate alınarak son beş yıldaki kullanımlara dair mali inceleme sonucunda varılan tespitler dikkate alındığında yoğun ve ciddi bir kullanımın söz konusu olmadığı,  dava konusu ... figürünün yer aldığı tshirt satışlarının toplam tshirt satışları içerisindeki büyüklüğünün binde bir olarak gerçekleştiği, bu oranın da firmanın ürün çeşitliliği göz önüne alındığında ciddi kullanım olarak nitelendirilemeyeceği kanaati ile davalılardan ...A.Ş adına TPMK nezdinde ... ve ... sayı ile kayıtlı markalarının tescilli olduğu tüm emtialar için SMK m. 9 uyarınca kullanmama nedeniyle iptali ve sicilden terkinine, dair hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.<br>HÜKÜM\t:Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere,<br>1-Davanın KABULÜ İLE, <br>Davalılardan ... A.ş İle ... A.ş nin eylemlerinin davacının adına tescilli ... sicil numaralı maka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile ; haksız rekabetinin men’ine; haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, marka hakkına tecavüzün önlenmesine, durdurulmasına, davalıların ... oynayan kişiyi içeren tek atlı figür kullanımlarına yönelik ibarelerin her türlü ürün ve tanıtım aracından çıkartılmasına; mümkün olmadığı taktirde kararın kesinleşmesine müteakip el konulmasına ve imhasına, <br>Davalılardan ... A.Ş adına TPMK nezdinde ... ve ... sayı ile kayıtlı markalarının tescilli olduğu tüm emtialar için SMK m. 9 uyarınca kullanmama nedeniyle iptali ve sicilden terkinine,<br>2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gerekli  427,60  TL karar harcından peşin yatırılan  59.30  TL'nin mahsubu ile kalan 368,30-TL bakiye karar harcının davalılardan tahsili ile Hazine'ye irad kaydına, <br>3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen tecavüz talepleri yönünden  davacı  yararına hesap olunan 40.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan ... A.ş İle ...  A.ş'den  alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, <br>4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen iptal talebi yönünden  davacı  yararına hesap olunan 40.000,00-TL vekalet ücretinin davalı  ...A.Ş.'den  alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, <br>5-Davacılar tarafından yapılan 16.875,00-TL bilirkişi ücreti,  57,00  TL posta gideri olmak üzere toplam 16.932,00-TL ve  118,60-TL harç (peşin+başvuru) olmak üzere toplam 17.050,60-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, <br>6-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>7-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, <br>Dair  davacı vekili ve davalılar vekilinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.  19/11/2024      <br><br><br>Katip <br>¸ <br> <br> <br>Hakim <br> ¸<br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"043375f85e739b13054c8eefee88c0d9","SID":"46d69f2f1b9446cc"}}