{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. İstanbul Anadolu  6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>ESAS NO:2023/649 Esas<br>KARAR NO:2024/844<br>DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ: 14/09/2023<br>KARAR TARİHİ: 12/11/2024<br><br>Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen sözleşmeye göre; ---- tarihinde gerçekleştirilecek ----- turnuvasının açılış ------ ------düzenleneceğinin, şovdan davacı müvekkilinin sorumlu olduğunu, müvekkilinin sözleşmeyi gereği gibi ifa ettiğini, icra takibine konu faturanın işbu hizmete karşılık düzenlendiğini, davalının faturaya ilişkin 25.000,00 TL kısmi ödeme yaptığını, kalan bakiye asıl alacak borcunun 51.520,00 TL olduğunu, akdedilen  sözleşmenin 5. Maddesine  göre; \"... Anlaşmaya uyulmaması durumunda tarafların göreceği zarara bakılmaksızın anlaşma bedeli kadar cezai tazminat ödeme konusunda taraflar mutabık kalmışlardır.\". Sözleşmenin 3. Maddesine göre ise; kaparo haricindeki bakiye ödeme------ ödenecek olduğunu davalının bu şarta uymayarak sözleşmeyi gereği gibi yerine getirmediğini, bu nedenle sözleşme bedeli olan 64.000,00 TL + KDV=75.520.00TL'yi cezai tazminat ödemekle yükümlü olduğunu, müvekkilinin davalı hakkında ------- sayılı dosyası ile takip başlattığını, davalının takip sonrası 01.08.2023 tarihinde  39.000,00 TL ödeme yaptığını ancak bakiye alacağa itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptaline takibin devamına davalının %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı tarafa usulüne uygun tebligat yapıldığı ancak cevap dilekçesi sunmadığı belirlendi.<br>------- sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır. İncelemesinde; davacı alacaklının 24.07.2023 tarihinde 128.380,88 TL alacak için ilamsız takip başlattığı, ödeme emrinin borçluya 28.07.2023 tarihinde tebliğ olduğu, borçlunun 04.08.2023 tarihinde borca itiraz ettiği, takibin durduğu belirlenmiştir.İlgili vergi dairelerinden tarafların ------ formları getirtilerek dosyamız arasına alınmıştır.<br>Dosya taraf defter kayıtlarını incelemek ve rapor tanzim etmek üzere mali müşavir ve sözleşme hukuku uzmanı bilirkişiye heyet halinde tevdi edilmiş olup heyet hazırlamış olduğu raporda özetle; davacı yanın defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu, lehine delil niteliğine haiz olduğunu, davacı yanın kendi defterlerinde 11.520,00 TL alacaklı gözüktüğünü, davalı tarafın defterlerini sunmadığını bu nedenle üzerinde inceleme  yapılamadığını,  davalı ---- tarihine  ait ------ tutarında hizmet alımı yaptığına dair beyanda bulunduğunu, taraflar arasındaki sözleşme gereğince ---- ödeme tarihinden------ icra tarihine kadar 51.520,00 TL tutarının talebe bağlı kalmak şartıyla TTK 1530 göre 398,04 TL tutarında faiz alacağı olduğunu,  davalının takip tarihinden sonra 40.000,00 TL ödeme yaptığını, davalı şirketin 01.08.2023 tarihinde 40.00,00 TL ödemesinden faiz+ masraflar düşüldüğünde davacının 108.729,27 TL alacaklı  olduğunu belirtmişlerdir.Dava ticari ilişkiden kaynaklanan itirazın iptali davasıdır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının: taraflar arasında bir sözleşme bulunup bulunmadığı, davacının sözleşmeden doğan edimlerini ifa edip etmediği, davacının davalıdan bir alacağının bulunup bulunmadığı, faturaya konu hizmetin verilip verilmediği, davacı tarafça yapılan icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali gerekip gerekmediği hususunda toplanmaktadır.İİK madde 67 gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde açılması gerekir. Hak düşürücü süreler, dava şartı olup taraflar ileri sürmese de mahkemece resen gözetilir. Somut olayda icra  takibindeki, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmemesi nedeniyle İİK'nun 67.maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığı anlaşıldığından davanın süresi içinde açıldığı kabul edilmiştir.<br>\"6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirinidoğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).<br>İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3).<br>Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü  tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil  olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum  olacaktır-------<br>Yukarıda belirtilen emsal Yargıtay ilamı ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; mahkememizce    davalı yanın defterlerinin incelenmesi hususunda ara karar kurulduğu, davalıya usulüne uygun ihtarat yapıldığı, davalı yanın defterlerini sunmadığı davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ile taraflar arasındaki ticari ilişki ve davacının alacaklı olduğu ve takip tarihi itibari ile haklılığı kanıtlanmıştır. Öte yandan taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 3. maddesinde ücretin 64.000,00 TL +KDV olarak kabul edildiği ve ödeme gününün 30.06.2023 olarak belirlendiği, davalı yanın -------- ödeme yaptığı ve belirlenen ödeme tarihinden sonra 01.08.2023 tarihinde 40.000,00 TL ödeme yaptığı davacı yanın 11.520,00 TL alacağının kaldığı tespit  edilmiştir. Aynı sözleşmenin 5. maddesinde cezai şart öngörüldüğü, davalı tarafın belirlenen ödeme gününde ödeme yapmaması halinde sözleşme bedeli kadar cezai şart ödeyeceğinin belirlendiği, ancak belirlenen tarihte alacağın tamamının ödendiğine ilişkin delil dosyaya sunmadığı bu kapsamda davacı yanın cezai şart talebinin yerinde olduğu kanaatine  varılmıştır. Yine yapılan 40.000,00 TL ödeme TBK 100. madde gereğince takipten sonra yapıldığından öncelikle ferilerden tenzil edilerek bilirkişilerce hesap yapılmıştır. Bilirkişilerce yapılan hesaplama neticesinde ödeme tarihi olan 01.08.2023 tarihinde davacının 108.729,27 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. İK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerektiği, bu nedenle alacağın likit olması ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilme şartlarının olayda gerçekleşmesi nedeniyle, hüküm altına alınan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.Duruşma kısa ara kararında sehven davanın kısmen kabulüne şeklinde yazıldığı; tespit edilmiştir. <br><br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davanın kısmen KABULÜ ile; davalının------- dosyasında vaki itirazının İPTALİ ile, takibin 108.729,27 TL asıl alacak üzerinden ödeme günü olan 01.08.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte  devamına, <br>2-Hükmedilen alacağın %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>3-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 7.427,30 TL karar ve ilam harcından 884,51 TL peşin harcının mahsubu ile bakiye 6.542,79 TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, <br>4-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, <br>5-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL başvuru harcı ve 884,51 TL peşin harç toplamı: 1.154,36‬ TL ile 8.402,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, <br>6-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>7-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince talep halinde karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine,<br>8-Dava şartı arabuluculuk kapsamında arabulucuya Hazine tarafından ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalılardan 6831 sayılı Kanun'a göre yargılama gideri olarak tahsili için Hazine'ye müzekkere yazılmasına, <br>Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4a9d287aa6a07b2035fa739120be0896","SID":"41e41c0b70533217"}}