{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>\t                       T.C.<br>\t                    BURSA\t\t\"Türk Milleti Adına\"<br>\t2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t        KARAR\t<br>\t<br>Esas No\t: 2017<br>Karar No\t: 2018<br><br>Hakim \t: ... ...<br>Katip\t: ...  ...<br><br>Davacı\t: ... <br>Vekili\t: Av. ... <br>Davalı\t: <br>Vekili\t: Av. ..<br>Dava\t: Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)<br>Dava Tarihi\t: 12/05/2017<br>Karar Tarihi\t: 03/12/2018<br>Kararın Yazım Tarihi                  : 31/12/2018<br>Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydı yapıldı. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında yapılan kredi sözleşmesinin önceden banka tarafından tek taraflı hazarlanan tip sözleşmesi olduğunu, önceden hazırlanan tipik sözleşme koşulları için genel işlem koşulları terimi kullanıldığını, konunun uzmanı kişilerce bütün olasılıklar düşünülerek hazırlanan genel işlem koşulları, çoğu kez sadece kendilerini hazırlatarak kullanan kişilerin çıkarlarını kollamakta ve korumakta olduğunu, buna karşılık sözleşmenin diğer tarafının, söz konusu genel işlem koşullarının varlığından ya da içeriğinden tam olarak haberdar olmadığını veya söz konusu genel işlem koşullarını tam olarak anlayıp olası sonuçları ile birlikte değerlendirebilecek donanımda olmadığını, pazarlık gücüne  sahip olmadığından zorunlu olarak kabul edildiğini, sözleşmenin kurulması esnasında görüşmeler veya pazarlıkların söz konusu olmadığını, bu nedenle sözleşmeleri hazırlayanların karşısında sözleşmenin diğer tarafı ya kendisine dayatılan koşullarla sözleşmeyi kuracak ya da söz konusu sözleşmenin içerdiği edimi veya hizmeti almaktan vazgeçmek zorunda kalacağını, bu durumda müşterinin zor durumda kaldığından istemeyerek ama mecburen imzaladığı bu sözleşmelerin uygulanmasında yasanın emredici hükümleri ile korunması gerektiğini, bu sebeple kredi sözleşmesine konulan kullanım ücreti, komisyon ücreti, ekspertiz ücreti vb. İsimler altındaki kalemlerin yazılmamış sayılması gerektiğini, dolayısıyla bu yazılmamış sayılan kalemlerin davalı bankaca tahsil edilmiş olması genel şartına açıkca aykırı kabul edilerek iadesinin gerektiğini, bankaların anonim şirketi statüsünde olduğunu, kredi sağlama kredi verme ve topladıkları kredilere değerlendirme gibi bir çok işi gerçekleştirdiklerini, esas faaliyet alanı itibarıyla sürkeli parayla iştigal etmekte olduklarını, bu sebeple bankanın faaliyet alanı değerlendirildiğinde, haksız surette alınan bedellerin hesaba girdiği andan itibaren banka tarafından nemalandırıldığı ve bundan gelir elde edildiğini, genel hukuk prensiplerinden olan hiçkimse kedi kusuruna dayanak menfaat elde edemez ilkesi gözetildiğinde bankanın yasal dayanağı olmaksızın aldığı bu kalemlerin hesabına girdiği andan itibarın mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte iade etmesinin hakkaniyet ve adalete uygun olacağını, açıklanan tüm nedenlerle müvekkilden haksız şekilde tahsil edilen 3.000,00 TL'nin tahsil tarihinden itibaren işlemiş bankalarca uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak taraflarına verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretini karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: müvekkil banka ile davacı arasında 300.000,00 TL tutarında kredi sözleşmesi imzalanmış olmakla, imzalanan bu kredi sözleşmesi genel kredi sözleşmesi kapsamında olduğu için kulandırılan kredinin ticari kredi niteliğinde olduğunu, müvekkil banka ile imzalanan genel kredi sözleşmesi gereğince davacı banka müşterisine, ticari ticari kredi tahsis edildiğini ve kredi tahsisi sırasında kendisinden sözleşme ve geri ödeme planında yazılı masraflar tahsil edildiğini, davacı müvekkilin banka müşterisinin dava açarak söz konusu masrafların iadesini talep ettiğini, ayrıca davacının dava dilekçesinde tahil edilen ödeme tarihinden itibaren işlelecek olan en yüksek mevduat faizi ile talep ettiğini ancak müvekkil bankanın temerrüde düşürülmemeiş olması nedenyile faiz başlangıcının dava tarihi olduğunu, masraf alınmasına ilişkin sözleşme hükmünün haksız şart oluşturduğundan bahsedildiğini, oysa yapılan sözleşmeye bakıldığında ticari sözleşme olduğu ve ticaret kanununda basiretli bir tacir gibi yükümlü davacının sözleşme serbestisi çerçevesinde iş bu sözleşmeyi imzalamış olduğu ve doğacak masrafları kabul ettiğinin açık olduğunu, sözleşmede yer alan masraf alınmasına ilişkin sözleşme hükmünün davalı ile müzakere edilmiş olduğundan haksız şart oluşturmadığını, kaldı ki davacı müşterinin tahsil edilen krediden memnun kalarak bu sözleşme kapsamında kredi kullandığını, ticari kredi kullanmış olan davacının alınacak masraflar konusunun müzakere edilmediğinin savunulmasının hukuka aykırı olduğunu, kaldı ki kullanılan kredinin tüketici kredisi olduğu kabul edilecek olsa dahi tek taraflı olarak sözleşmeye konulması, taraflarca müzareke edilmemiş olması, sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerde dürüstlük kuralına aykırı şeklide tüketici aleyhine dengesizlik yarartmış olması gerektiğini, bu üç unsundan birinin yokluğu halinde bir sözleşme hükmünün haksız şart olarak kabul edilebilmesinin hukuken mümkün olmadığını. Açıklanan nedenlerle davalının redddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Dava,  davalı bankadan kullanılan kredi sırasında kullanım ücreti komisyon ücreti ve ekspertiz ücreti adı altında haksız kesinti yapıldığından bahisle bedellerin iadesi istemine ilişkindir. <br>Mahkememizce yargılama yapılmış, ilgili banka şubesinden kredi sözleşme ve ekleri temin edilerek dosyamız bankacılık alanında uzman bilirkişiye tevdi edilmiş bilirkişi raporu temin edilmiştir. <br>30/10/2018 tarihli bilirkişi raporunda ; somut olayda masraf kesintisi yapılan krediye dayanak sözleşmenin tüm sayfalarının dosyaya sunulamamış olması, bu nedenle davalı olarak açıklanan yasal mevzuat hükümleri çerçevesinde ticari işlemlerde tahsil edilecek komisyon ve masrafların kredi sözleşmesinde açık, ayrıntılı ve anlaşılabilir şekilde yer alıp almadığının tespit edilememesi sebebiyle öncelikle sunulamayan belgelerin ibraz ile ilgili olarak davalı bankaya kesin süre verilmesine, ibraz edilmemesi/veya edilememesi halinde toplam 3.000 TL kesinti tutarının, dava tarihinden itibaren değişen oranlarda ticari temerrüt faizi ile birlikte iade edilmesi gerektiğini bildirmiştir.<br>Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; dosya bankacılık alanında uzman bir bilirkişiye tevdii edilerek dava konusu kredinin ticari kredi olup olmadığı, kesilen ücretlerin zorunlu masraflardan olup olmadığı, sözleşme öncesi bilgilendirme formunda yer alıp almadığı, sözleşmede ve bilgilendirme formunda açık ve ayrıntılı bir şekilde miktarlar hakkında bilgi verilip verilmediği, kesintilerin mevzuattiki yeri hususunda rapor hazırlaması istenilmiş, mahkememizce de yeterli bulunan bilimsel denetlenebilir ve gerekçeli rapora göre; taraflar arasında 02.05.2008 tarihinde 50.000 T.L bedelli ve 10.06.2011 tarihinde 1.000.000 T.L tutarlı genel kredi sözleşmesi akdedildiği, kredi sözleşmesinin sadece 1. Ve 29. Ve 30. İmzalı sayfalarının sunulduğu, ayrıca bilgilendirme formu da bulunmadığı, sözleşmenin düzenleme tarihinin 01.07.2012 tarihinden önce olması nedeni ile bilgilendirme formu düzenlenmemiş olduğu, davaya konu kesintiler sebebi ile sözleşmede bir hükmün bulunup bulunmadığının anlaşılamadığı, sonuç olarak masraf kesintisi yapılan krediye dayanak sözleşmenin tüm sayfalarının sunulmadığı, yasal mevzuat hükümleri çerçevesinde ticari işlemlerde tahsil edilecek komisyon ve masrafların kredi sözleşmesinde açık ayrıntılı ve anlaşılabilir şekilde yer alıp almadığının tespit edilemediği, bu aşamada davacı vekilinin yeni delil sunulmasını da kabul etmediklerini beyan ettiği anlaşılmakla dosya içerisinde bulunan banka dekontları doğrultusunda davacının davasında haklı olduğu kanaati ile davanın kabulüne dair karar vermek gerekmiş, davacı tarafından ödeme tarihinden itibaren faiz talep edilmiş ise de bankanın dava açılmadan önce temerrüde düşürüldüğüne ilişkin dosyada bir bilgi ve belge bulunmadığından dava tarihinden itibaren faize hükmedilerek tüm bu açıklamalar doğrultusunda aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur. <br>H Ü K Ü M                      : Yukarıda açıklanan nedenlerle,<br>1-Davanın kabulüne, <br>3.000-TL kesinti tutarının dava tarihi olan 12/05/2017  tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>2-Alınması gerekli 204,93 TL harçtan peşin alınan 31,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 173,53 TL nispi karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, <br>3-Davacı tarafından sarf edilen aşağıda dökümü yazılı 591,80 TL yargılama gideri ve 67,40 TL  harcın (dava açılış aşamasında alınmış olan peşin, başvuru, vekalet harcı toplamı)  davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>4-Davacı vekil ile temsil edildiğinden AAÜT'ye göre belirlenen 2.180- TL vekalet ücretinin  davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>5-Kullanılmayan  gider avansının karar kesinleştikten sonra re'sen davacıya iadesine, <br>6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerine bırakılmasına<br>Dair,  davalı vekilinin  yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğundan hükmün tebliğinden itibaren  miktar itibariyle kesin  olmak üzere  verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.  03/12/2018<br><br><br>Katip ...<br>    ¸e-imzalıdır.        <br> <br> <br>... <br>Hakim ...<br>   ¸e-imzalıdır.         <br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1ca567f009e707576c9691db4ffc2485","SID":"16549dd47fd67e1b"}}