{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/489 Esas<br>KARAR NO: 2024/1025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>ESAS NO: 2018/1181<br>KARAR NO: 2020/517<br>KARAR TARİHİ: 28/09/2020<br>DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:  27/09/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; taraflar arasında imzalanan 24/07/2017 tarihli Müşteri Hizmet ve Satış Sözleşmesi kapsamında müvekkilinin davalı şirkete yemek kartı hizmeti verdiğini, davalının sözleşmede belirttiği miktarda yıllık yükleme yapacağını taahhüt ettiğini ve ödemede gecikme olan her ay için aylık % 2,5 oranında vade farkı uygulanacağını kabul ettiğini, verilen hizmet karşılığı düzenlenen faturaların davalıya tebliğine rağmen ödenmediğini, davalıya borcun ödenmesi için 28/03/2018 tarihinde ikinci ihtar gönderildiğini ve davalının temerrüde düşürüldüğünü, borcun tahsili amacıyla davalı aleyhine İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, ancak davalının borca ve ferilerine haksız itiraz ettiğini ileri sürerek davalının takibe itirazının iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili vekili cevabında; müvekkilinin alınan tüm hizmetlere karşılık ödemeler yaptığını ve ibralaşma sağlandığını, davacının talebinin hangi faturalardan kaynaklandığının anlaşılamadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacının davalıya yemek kartı hizmeti verdiğini ispatladığı, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının takibe itirazının kısmen iptali ile takibin 6.942,32 TL asıl alacak yönünden üzerinden devamına, 1.388,46 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; taraflar arasında ibralaşma sağlandığının gözetilmediğini, fatura kesilmesinin hizmetin sunulduğu anlamına gelmeyeceğini, fatura konusu işin verildiğinin ispat edilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME Dava, açık hesap alacağının tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya kapsamından; taraflar arasında yemek kartı hizmeti verilmesine ilişkin sözleşme bulunduğu, davacının açık hesap ilişkisi içinde ödenmeyen alacağı bulunduğu gerekçesiyle 6.942,33 TL asıl alacak ve 159,77 TL işlemiş faizin tahsili için davalı aleyhine takip başlattığı, davalının yasal süresinde borca ve ferilerine itiraz ettiği, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edildiğine dair icra dosyasında bilgi ve belge bulunmadığı, davacının asıl alacak tutarı yönünden itirazın iptali ve takibin devamı için eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, davanın kabulü ile takibin 6.942,33 TL asıl alacak üzerinden devamına karar verilmiş, davalı vekili hükmü istinaf etmiştir.İstinaf konusu edilen uyuşmazlık; davacının yemek kartı hizmeti için düzenlenen faturalara konusu hizmeti verip vermediği noktasında toplanmaktadır. İlk derece mahkemesinde alınan mali müşavir bilirkişi raporunda; davacının 2018 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı ve defterlerin usulüne uygun tutulduğu, davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davacının 2017 yılından devredilen 0,56 TL alacağı ile 2018 yılında düzenlenen faturalar karşılığı 20.591,76 TL alacağı bulunduğu, davalının toplam 13.715,00 TL ödemesi düşüldüğünde davacının  6.877,32 TL alacağı bulunduğu, davalının yasal defterlerini sunmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede yüklemeden tarihinden itibaren 25 gün sonra ödeme yapılacağı ve temerrüt halinde uygulanacak vade farkının aylık % 2,5 olarak belirlendiği, buna göre davacının icra takibine kadar 285,30 TL işlemiş faiz talep edebileceği ancak takipte 159,77 TL talep edildiği belirtilmiştir. Davalı taraf kesin süre verilmesine rağmen defterlerini ibraz etmemiştir. \"6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2). İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü  tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil  olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır\". (Yargıtay 15.H.D. 2016/2310 Esas, 2017/2537 Karar sayılı kararı) Yukarıda belirttilen emsal Yargıtay ilamı ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece taraflara ticari defterlerini sunmaları için süre verilmiş olup davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ile talep edilen alacağın varlığı kanıtlanmıştır. Davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının dava tarihinde yürürlükte olan HMK'nın 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. Bu durumda ticari defter kayıtları ile fatura konusu hizmetin verildiğini ispatlanmıştır. Ayrıca yerleşik Yargıtay kararları gereği, vade farkı temerrüt faizi olmayıp, vadesinden ödenmeyen alacakta malın veya hizmetin bedeline eklenen bedel niteliğinde olduğundan, sözleşmede kararlaştırılan vade farkının da eklenmesi ile takibin 6.942,33 TL asıl alacak üzerinden devamına karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b-1 bendi gereğince esastan reddine  dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, 1- İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1181Esas,  2020/517 Karar sayılı  ve 28/09/2020 tarihli  karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harçtan mahsubu ile bakiye 368,30TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir KAYDINA, 3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/1 bendi ile aynı kanunun 362/1.a maddeleri gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 26/09/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6ebbdfcda4bffc0329d6a00d9c5e0650","SID":"f42e2c5eed3701ee"}}