{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t\t\t                                 <br><br>ESAS NO\t\t: 2020/520 Esas<br>KARAR NO\t\t: 2020/687<br>DAVA\t\t: Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin)<br>DAVA TARİHİ\t\t: 23/10/2020<br>KARAR TARİHİ\t: 29/12/2020<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili şirketin yetkili müdür olarak görünen ...'e ve diğer mirasçı olan ...'e intikal ettiğini, Ticaret Sicil Gazetesinde ...tarihinde yayımlanan ve karar defterinde ... tarihinde alınan karara istinaden müdür olarak görünse de ...'in imzasının sahte olması sebebiyle esasen hukuki geçerliliği de olmayan şirket ortaklar kurulu kararı gereğince ...'in şirketin yetkili müdürü olarak atandığını, baba ...'in de ortak sıfatı nedeniyle şirket müdürü olduğunu, o günden bu bu güne kadar işleyen süre zarfında şirketteki münferit imza yetkilerini kullanarak, danışıklı hareket etmek suretiyle şirketin paylarını bir ticari ilişki olmadan, kendi şahsi hesaplarına veya da şirket müdürü ...'in sahibi/ortağı olduğu şirketler aracılığıyla muhtelif zamanlarda havale veya elden almak suretiyle zimmetlerine geçirdiklerinin yapılan incelemede ortaya çıktığını, şirketin bu suretle zarara uğratılmasının yanında, şirket müdürü ...'in sahibi ve yetkili müdürü olduğu diğer şirketi ... Ltd Şti'ye muhtelif zamanlarda şirketler arasında bir ticari ilişki olmamasına rağmen para çıkışı yapıldığını, bu durumla ilgili hukuki sürecin başlatılmış olup, Antalya Genel İcra Dairesi ... E sayılı dosyasından ilamsız icra takibi başlatıldığını, takibin ...  tarihinde karşı taraf vekilinin borca, faize ve fer'ilerine itiraz etmesi üzerine durdurulduğunu, şu an itibariyle hesaplanan zarar kalemlerinin talep ve tahsili için ... tarihi itibariyle hukuki sürecin işletilmeye başlandığını, bu minvalde şu an için tespit edilebilen dört zarar kalemi olduğunu bunlardan birincisinin ...'in hukuka aykırı fiillerle şirket paralarını haksız ve usulsüz şekilde zimmetine geçirdiği işlemler olduğunu, ikincisinin müteveffa ... ...'in şirket uhdesinden hukuka aykırı şekilde aldığı paralar olduğunu, üçüncüsünün ...'in şirket müdürü ve aynı zamanda sahibi olduğu ...  Ltd Şti arasındaki fikrif işlemlerden doğan alacaklar olduğunu, dördüncü kalemin ise müteveffa müdür ... ile davalı ...'in kendi ihtiyaçları için şirket adına bankalardan çektikleri kredilerin faizlerini şirkete ödetmeleri sebebiyle oluşan zararlar olduğunu, şirket müdürleri veya ortakları tarafından yapılan açık bir usulsüzlük, şirkete ait meblağları zimmete geçirme, paravan şirketlere arada herhangi bir ticari ilişki olmadan para aktarılması gibi durumlarda şirket müdürlüğünden azil için haklı bir sebep teşkil ettiğinin ortada olduğunu, ayrıca şirket müdürlerinin ve ortaklarının TTK kapsamında şirkete borçlanma yasağı bulunduğunu, neticeten ...'in gerek seçilme anında sahte imza ile müdürlük görevine atanması, gerekse usulsüz olarak sahibi olduğu müdürlük yetkisinin mevcut hali ile kötü niyetli olarak kullanmaya devam etmesi sebebiyle şirketin önlenmesi mümkün olmayan zararlarının doğması dahilinde olduğu için öncelikle tedbiren kaldırılmasına, akabinde yapılacak yargılama sonucunda tamamen kaldırılmasına, müdürlük görevinden azline karar verilmesine, tazminat, alacak sair haklarının saklı tutulmasına, yarglıma giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalıya dava dilekçesinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davalının davaya cevap vermediği bu sebeple HKM 128 maddesi uyarınca davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkar etmiş sayılacağı kabul edilmiştir.<br>Davacı vekili duruşmaya katılarak, tarafların sulh olduklarını, davanın konusuz kaldığını, vekalet ücreti ve yargılama gideri talepleri bulunmadığını beyan etmiştir. <br>Davalı vekili duruşmaya katılarak, tarafların sulh olduklarını, davanın konusuz kaldığını, vekalet ücreti ve yargılama gideri talepleri bulunmadığını beyan etmiştir. <br>Tüm dosya kapsamına göre, 6100 sayılı HMK. 313. maddesinin \"Sulh, görülmekte olan bir davada tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir\". HMK. 315. maddesinin \"...Mahkemece, taraflar ... sulh sözleşmesine göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verilir.\" hükümleri uyarınca, dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına dair  aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,<br>3-Tarafların vekalet ücreti talebi olmadağından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>4-Davacı tarafından yapılan  yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>5-Sarf edilmeyen gider avansın kararın kesinleşmesinden sonra iadesine,  <br>Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, anlatıldı. 29/12/2020<br><br><br><br>Başkan ...<br> <br>Üye ...<br> <br>Üye ...<br> <br>Katip ...<br> <br>      ¸e-imzalı\t¸e-imzalı\t            ¸e-imzalı\t    ¸e-imzalı<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"64e32352c956bc5875aeff82bcfbcf61","SID":"ec7802affca72429"}}