{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/392 <br>KARAR NO: 2024/625<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2016/996 <br>KARAR NO: 2020/457<br>KARAR TARİHİ: 21/09/2020<br>DAVANIN KONUSU: Kooperatif Üyeliğinin Tespiti<br>KARAR TARİHİ: 08/05/2024<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının, 2002 yılında 31.000,00 TL ödemek suretiyle davalı kooperatife üye olduğu ve kendisine verilen 08.08.2002 tarihli yazı gereğince Tem kooperatifinde 156m2'lik dairenin elektrik,su, tapu masrafları hariç borcu kalmadığının sabit olduğunu,02.04.2014 tarihinde iskan bedeli olarak 1.200,00 TL ve aynı tarihte ödenmesi gereken bakiye borçla ilgili olarak ödeme makbuzu karşılığında 3.500,00 TL'yi kooperatife ödediğini, 02.04.2014 tarihinde ... Blok ... Kat D:... nolu daireye ilişkin borcun kalmadığına dair belgenin yine kooperatif tarafından düzenlendiğini davacıya söz konusu dairenin tahsis edildiği hususunun yönetim kurulu toplantı tutanağı ile sabit olduğu, bu nedenlerle davacının davalı kooperatifin üyesi olduğunun tespiti ile davacıya tahsis edilen ... Toplu Konut alanı ... ada, ... parsel sayılı ana taşınmazdaki ... Blok ... girişi ... Kat ... nolu bağımsız bölüm tapusunun iptali ile adına tesciline karar verilmesin talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı ... vekili tarafından 15.12.2016 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacının huzurdaki dava ile adına tescilini talep ettiği İstanbul ili, Başakşehir İlçesi, ... Köyü, ... ada, ... parselde kayıtlı ... Blok ... Girişi ... nolu bağımsız bölümün davalı ... adına İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13.05.2009 tarihinde kesinleşmiş mahkeme kararı gereğince adına tescil edildiğini, aynı konuda iki kez karar verilmesi mümkün olmadığından İstanbul 11.ATM 2007/ 714E 2009/59 K sayılı 19.02.2009 tarihli kesinleşmiş kararı karşısında davanın öncelikle kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesini, izah edilen nedenlerle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın bu nedenle reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Tem Yapı kooperatif vekilinin 27.01.2017 havale tarihli dosyaya sunduğu cevap layihasında özetle; davalı kooperatifin tasfiye halinde bir kooperatif olduğu 26.07.2016 tarihinde yapılan genel kurul kararı gereği yeni yönetim kurulu üyelerinin seçildiğini böylelikle ... ve ...'ın görevinin sona erdiğini, 26.07.2016 tarihli genel kurul üyelerinin kooperatif defter ve bilançoları üzerinde yaptıkları incelemelerde kooperatif eski yöneticilerinin görevlerini yerine getirmediği sağlıklı gelir gider hesabı ve bilançoları tutmadığı dava ve alacakları takip etmediğinin tespit edilmesi üzerine bu kişilere ilişkin Küçükçekmece Cumhuriyet Savcılığı'nda suç duyurusunda bulunulduğunu, bununla birlikte bazı dairelerin birden fazla kişiye tahsis yapıldığı ve tahsis yapılan dairenin ise sonradan başka 3. kişiye verildiğini, dava konusu taşınmazın davacı tarafından ... isimli kişiye uzun zaman önce kiraya verilmiş olup halen kiracı sıfatıyla ikamet edildiği ve site aidatlarının da TEM yöneticiliğine ödendiğini, davalı kooperatif yeni yönetim kurulunun dava konusu bağımsız bölümün İstanbul ll. ATM 2007/714 E., 2009/59 sayılı kararla davalı ... adına tescil edildiğini yeni öğrendiklerini, tescil kararı ile verilen yargılama safhası toplanan deliller hakkında bilgi sahibi olmadıklarını bu nedenle maddi gerçeğe ulaşmak için bu noktada kooperatif kayıtları esas alınarak gereğinin yapılmasını talep etmişlerdir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece ''... taraflara usulüne uygun tahsis yapılmadığı ,ferdileştirme işleminin de yapılmadığı, bu hali ile üstün hak sahibinin kim olduğu noktasında değerlendirme yapılması gerektiği, Dava konusu yerin davacının kullanımda olduğu aynı zamanda da davalı adına Mahkeme ilamı ile tescilin yapıldığı anlaşılmaktadır, Mahkememizce her ne kadar davacı adına yönetim kurulu kararı ile tahsis yapılıp anılan daire davacının kullanımına verilmiş ise de bu tahsisin Ana sözleşmeye uygun yapılmadığı ,kaldı ki davalının 1997 tarihinde kooperatife üye olduğu ve tahsise ilişkin herhangi bir kararın da dosya arasında yer almadığı, davacının 2001 yılında kooperatife üye olduğu , her ikisinin de kooperatife güven duyarak hareket etttikleri ,eşitlik ilkesi uyarınca da öncelikli tahsis hakkının bu hal ile davalı tarafta olması gerektiği aksi muhalifinden somut olay açısından hakkaniyet ilkesine aykırı olacağı ,dava konusu yerin salt davacının fiili kullanımda olmasının ve de gelir/giderlere yönelik bir kısım ödemeler yapmasının kooperatif ile iç ilişkisi kapsamında ayrıca değerlendirilmesi gereken ve de davacıya üstün hak sağlamayan durum olarak nitelendirildiği, bu hali ile davacının ... Kooperatifi üyesi olduğunun tespitine, ancak tapu iptal ve tescil talebinin reddine\" dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ 1-Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; davacının 8 nolu bağımsız bölüm yönünden kendisine tahsis işlemi yapıldığı nazara alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, davalının 4 yıl önce kooperatife üye olmasının üstün bir hak bahşetmediği belirtilmiştir. 2-Davalı ... vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; davalı aleyhine yargılama gideri vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiği, davalı lehine taşınmaz değeri olan 300.000,00 TL üzerinden hesaplanacak nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir. Davalı Kooperatif tarafından sunulan ''davacı tarafın istinaf istemine cevap'' başlıklı yazıda; davacının, davalının kooperatif üyesi olduğunun tartışmasız olduğu, davalı adına 8 nolu bağımsız bölüme ilişkin kararın tartışmalı olduğu ve usulen kesinleştiği, bu kapsamda hakkaniyet ilkelerinin göz önünde bulundurulması gerektiği, mahkeme gerekçesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiği dava konusu dairenin kooperatif nezdinde tek tahsisin davacı adına yapıldığı ve bu nedenle davacının isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, Davacının kooperatif üyesi olduğunun tespiti ile 8 numaralı bağımsız bölümün davalı ... adına olan kaydının iptali ile davacı adına tescil edilmesi istemidir. Davacı tarafça sunulan delillerin incelenmesi: -Davalı kooperatif tarafından düzenlenen tahsilat makbuzunu incelenmesinde; davacının kooperatif üyesi olarak belirtildiği ve 23.07.2002 tarihi ile 08.08.2002 tarihine ilişkin olarak düzenlenen işbu makbuzlarda kooperatif üyesi olan davacının 156 m2 ölçümlü daireye ilişkin olarak herhangi bir borcumun kalmadığı, elektrik, su masraflarının alıcıya ait olduğu belirtilmiştir. -07.06.2006 tarihli keşideci olarak davalı kooperatifin, muhatap olarak davacının belirtildiği ihtarnamede, muhatabın halen kooperatif üyesi olduğu, ancak çoğu üye gibi davacının da borçlarını ödemediği belirtilerek kooperatife olan toplam 2.901,00 TL borcun ödenmesi aksi halde üyelikten çıkarılmasına karar verileceği belirtilmiştir. -Davacı tarafça 02.04.2014 tarihli, 1.200,00 TL ve 3.500,00 TL miktarda düzenlenen 2 ayrı apartman gelir/gider makbuzu düzenlenerek işbu makbuzlarda belirtilen miktarın davacıdan tahsil edildiği bilgisi yer almaktadır. -''İlgili makama'' başlıklı belgede ''sitemizde ... blok D ... Meskene sahip ...'ın site yönetimimize 02.04.2014 tarihi itibariyle borcu yoktur.'' yazılıdır. -... numaralı daire ile ilgili olarak davacının kiralayan sıfatıyla dava dışı ... ile düzenlediği kira sözleşmesinde kira başlangıç tarihi 10.06.2006 olarak belirtilmiş ve sözleşmenin 1 yıllık süreli olduğu ifade edilmiştir. Uyuşmazlık konusu bağımsız bölüme ilişkin olarak düzenlenen mahkeme ilamları; İstanbul 11. ATM'nin 2007/714 E. sayılı dosyasında ...'nın 12 no lu bağımsız bölümün kendisine ait olduğunu belirtilerek işbu bağımsız bölüme ilişkin bu bağımsız bölümün ... adına olan tahsisinin iptali istemiyle açtığı davada, mahkemece yapılan yargılama sonucunda; ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine ,kooperatif hakkındaki davasının kabulü ile ... nolu bağımsız bölümü kooperatif adına olan tapu kaydının iptali ile ...  adına  kayıt ve tesciline karar verilmiş olup, iş bu karar taraflarca temyiz edilmemesi nedeniyle 13.05.2009 tarihinde kesinleşmiştir. İstanbul 7. ATM'nin 2012/179 E. sayılı dava dosyasında ise, ... tarafından yargılamanın yenilenmesi talepli dava açıldığı anlaşılmaktadır. İş bu davada, Davacı ...'nın İstanbul 11. ATM'nin 2007/714 E. sayıda dava dosyasında ... nolu bağımsız bölümün ... adına tesciline karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, ancak bu ilam dikkate alınmaksızın aynı bağımsız bölümün ... adına da 2008/402 E dava dosyasında karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, iki hüküm arasında çelişki olduğu belirtilerek yargılanmanın yenilenmesi talep edilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, iş bu davanın davalı tarafça kabulü ile; 2008/402 E. sayılı dosyada verilen kararının değiştirilerek 2 no lu bağımsız bölümün kooperatif adına olan tapu kaydının iptali ile ... adına kayıt ve tesciline karar verilmiş olup bu karar taraflarca temyiz edilmediğinden 29.06.2016 tarihinde kesinleşmiştir. Bilirkişi Raporları: -İnşaat mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen kök raporda, davacı ile aynı durumda olan ve dava açan kooperatif üyelerinin dosyaları belirtilmiş olup iş bu dosyaların celbi gerektiği ve aynı zamanda kooperatif başkanlığından kat irtifakı listesi, kooperatifin kuruluşundan itibaren 2012 yılına kadar yönetim kurulu üyesi listesi, daire tahsis ile ilgili düzenlenen sicil dosyası, kooperatifin 17.11.2016 tarihinden dava tarihine kadar kooperatif adına kayıtlı daire olup/ olmadığına yönelik düzenlenen bilgi ve belgelerin ikmal edilmesi istenilmiştir. -İnşaat mühendisi bilirkişisi tarafından kök rapor düzenlenmiş ise de, kooperatif uzmanı bilirkişisinin dahili ile oluşturulan bilirkişi heyetinden rapor alınmış olup düzenlenen 31.01.2018 tarihli raporda özetle; davacının davalı kooperatifin 2001 yılından beri üyesi olduğu ve 017 sayılı yönetim kurulu kararı ile 8 numaralı bağımsız bölümün davacı adına tahsis edildiği, davacının 2001 tarihinden beri hazırun cetvelinde ortak kaydının bulunduğu, 2001 tarihinden itibaren kesintisiz olarak kooperatife ilişkisinin devam ettiği ve söz konusu daireyi kiraya vermek suretiyle fiilen kullandığı, davacının kooperatif borcu bulunmadığından dolayı tapu iptali ve tescil talebinde haklı olduğu, söz konusu dairenin dava tarihi itibariyle serbest piyasa rayiç değerinin yaklaşık 300.000,00 TL olabileceği görüşünde bulunulmuştur. Davacı vekili tarafından 13.02.2018 tarihli sayman mutemedi alındısında 5.094,05 TL tamamlama harcı yatırıldığı anlaşılmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 15.01.2019 tarihli raporda özetle; kooperatif aleyhine açılan dava dosyaları birlikte değerlendirildiğinde kooperatifin daire tahsisi yaparak tapu tescili sağlanmayan ortakların kooperatif adına kayıtlı henüz diğer üye verilmemiş olan dairelerden seçmek suretiyle mahkeme hükmü ile tapu tescil isteminde bulunduğu ve tescil kararı verilmiş ise de, davalı ...'nın söz konusu taşınmazda adına tescil ettirmesine rağmen aynı taşınmaz ile ilgili başka mahkeme kararları ile çelişkinin doğduğu, davalının söz konusu taşınmazın fiili anlamda kullanmak için tescil tarihinden itibaren yasal işlemlerde bulunmadığının anlaşıldığı, davacının ise kooperatife 12.02.2001 tarihinde, davalının kooperatife 10.12.1997 tarihinde ortak olarak kaydedildiği, birin önce birinin sonradan üyeliğe kabul edilmiş bulunmasının, birinin diğerine göre daha üstün hakka sahip olduğunu göstermediği, davacının davalı kooperatife karşı akçeli yükümlülüklerini yerine getirdiği ve söz konusu daireyi 2006 yılında teslim alarak de halen kiraya vermek suretiyle fiili olarak kullandığı, dolayısıyla davacının davalı ...'ya göre davaya konu dairenin tapu iptal ve tescil talebinde haklı bulunacağı yönünde bilirkişi görüşünün değişmediği belirtilmiştir. İnşaat Müh. ... ve Kooperatif uzmanı ... tarafından düzenlenen raporda özetle, davalı ...'nın ... no lu bölümün tapusunu aldığı ve iş bu bağımsız bölümün keşif tarihindeki rayiç değerinin 300.000,00 TL olduğu tespitinin yapıldığı belirtilmiştir. 19.03.2018 tarihli celsede kooperatif vekili tarafından, kooperatif adına boşta bir dairenin bulunmadığı, bu yüzden muadil bir idarenin verilmesi mümkün olmadığı ve kooperatif tarafından taraflar adına önceye dayalı bir tahsis işlemi yapılmadığı, 20.01.2020 tarihli celsede ise davacı adına yapılan tahsis işleminin genel kurul kararıyla olması gerekirken yönetim kurulu kararıyla yapıldığı ve dolayısıyla tahsis işleminin geçersiz olduğu yönünde Beyanında bulunulmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile, davacının kooperatif üyesi olduğunun tespitine, tapu iptal ve tescil talebinin reddine dair karar vermiş olup, taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi: Davacının kooperatif üyeliğinin tespiti talebi yönünden inceleme: 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 1. maddesinde, kooperatiflerin ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve ihtiyaçlarını karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla, gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan tüzel kişilikler olduğu belirtilmektedir. Kooperatif ortaklık sıfatının kazanılması beş halde söz konusu olabilir. İlk olarak kooperatifin kuruluşunda kurucu ortaklar kuruluşun gerçekleşmesiyle ortak sıfatını aslen kazanırlar. Daha sonraki evrede ise giriş talebinin kabulü yoluyla veya payın bir başkası tarafından devir alınmasının kabulüyle ortaklık gerçekleşir. Bir diğer ihtimal olarak ortaklığın taşınmaz mülkiyetine veya bir teşebbüsün işletilmesine bağlandığı durumlarda, taşınmazın veya işletmenin devir alınması halinde ortaklık sıfatı kazanılır. Son olarak ise ana sözleşmede hüküm bulunması halinde miras ile kooperatif paydaşlık hakkı kazanılır.(HGK 11.11.2015.T. 2014/3-649;2597) Kooperatif ortağı olmada “açık kapı ilkesi” geçerlidir. Ortak olmak için yöneticilerin istekleri değil, objektif şartların gerçekleşmesi yeter olup, Kooperatifler Kanunu 8. madde uyarınca kooperatif ortaklığına girmek için gerçek kişilerin medeni hakları kullanma yeterliliğine sahip olmaları gerekir. Davaya konu somut olayda, davacının taleplerinden biri davalı kooperatif üyesi olduğunu tespitidir. Dosyada yer alan bilgi ve belgeler ve bilirkişi raporları birlikte ele alındığında davacının, davalı kooperatifi 12.02.2001 tarihinde ortak olarak kaydedildiği anlaşılmaktadır. Nitekim 31.01.2018 tarihli bilirkişi heyeti raporunda da davacının üyeliğinin başlangıcı olan 2001 tarihinden beri hazirun cetvelinde ortak olarak kaydının bulunduğu, 2010, 2011, 2012, 2013 ve 2014 hesap yıllarına ait incelenen muhasebe defter, belge kayıtlarında davacının adının yer aldığı, üyeliğinin başlangıcı olan 2001 tarihinden itibaren kesintisiz olarak kooperatifle ilişkisini sürdürdüğü tespit edilmiştir. Bu haliyle, dosyada belirlenen tespitler ışığında davacının 2001 yılında kooperatife ortak olarak kaydedildiği ve ortaklığının devam ettiği anlaşılmaktadır. Sunulan kayıtlarda ve bilirkişi tespit raporlarında davacının üyeliğinin sona ermesine ilişkin bir bilgi yer almamaktadır. Mahkemece düzenlenen gerekçeli kararın 20. sayfasında da davacının davalı kooperatife borcunun olmadığı ve üyesi olduğunun anlaşıldığı belirtilmektedir. Üye olduğu tespit edilen davacının, tekrar davalı kooperatife üye olduğunun tespit edilmesi nedeni gerekçeli kararda belirtilmemiştir. Zira bu durumda yani kooperatife üye olan davacının, açılan davada tekrar kooperatifi üye olduğunun tespiti istemiyle açılan davada davacının hukuki yararının bulunup/ bulunmadığının tartışılması gerekmektedir. Bu yönüyle inceleme ve değerlendirme yapıldığında, davacının kooperatif üyeliğinin devam ettiği anlaşıldığından, kooperatife üye olduğunun tespiti istemli davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle talebin reddine karar verilmesi gerekirken bu hususun göz ardı edildiği anlaşılmaktadır. 8 no lu bağımsız bölümün davacı adına kayıt ve tescili talebi yönünden inceleme: Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2018/1204 E. 2020/4386 K. sayılı ilamda ''... 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 42 ve Konut Yapı Kooperatifleri Tip Anasözleşmesi'nin 23. maddesi gereği üyeler hakkında yükümlülük belirleme yetkisi münhasıran genel kurula aittir. Kanun'un 23. maddesinde ise 'Ortaklar bu kanunun kabul ettiği esaslar dahilinde hak ve vecibelerde eşittirler\" hükmüne yer verilmiştir. Bu nedenle, üyelerin yükümlülüklerini doğuran konularda genel kuruldan karar alınması gerekmektedir.'' belirtilmektedir. Somut davada, uyuşmazlık konusu bağımsız bölümün mahkeme kararı ile davalılardan ... adına tesciline karar verildiği ve iş bu kararın kesinleştiği yukarıda belirtilmektedir. Dosyaya ibraz edilen 30.07.2003 tarihli yönetim kurulu toplantı tutanağında, davacının 8 daire üyeliğine kabulüne karar verildiği belirtilmiş olup, genel kurulu tarafından onaylanan bir tahsis işleminin bulunmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca dosyadaki davalı kooperatif vekilinin duruşmadaki beyanlarından boşta kalan herhangi bir bağımsız bölümün bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, 8 nolu bağımsız bölümün davacı adına tescili yönündeki talebin reddine karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmaktadır. Yargılama giderleri Yönünden inceleme: Yukarıda açıklanmış olduğu üzere davacının kooperatif üyeliğinin tespiti ile davalı ...'ya yönelik olarak 8 nolu bağımsız bölümü tapu kaydının iptali ve davacı adına kayıt ve tescil istemiyle açılan davada mahkemece tapu iptali ve tescil talebinin reddine karar verilmiş ise de davalı ... yönünden aleyhe yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi, usul ve yasaya aykırıdır. İşbu davalı yönünden açılan davanın reddine karar verildiğinden aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretini hükmedilemeyeceği gibi, istinaf yasa yolu başvuru dilekçesinde de belirtildiği üzere iş bu davalı yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir. HMK'nin 353/(1)-b-2 maddesinde, \"Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında ...\" duruşma yapılmadan karar verileceği hükmü düzenlenmiştir. İş bu nedenle; davacı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nin 353/1-b1. maddesi gereğince esastan reddine, davalı tarafın istinaf kanun yolu başvurusunun ise kabulü ile 6100 Sayılı HMK'nin 353/(1)-b-2. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nin 353/1-b1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin, 2016/996 Esas, 2020/457 Karar sayılı ve 21/09/2020 tarihli kararının HMK'nin 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak; A)Davacının ... Kooperatifi üyesi olduğunun tespiti talebinin HUKUKİ YARAR YOKLUĞUNDAN REDDİNE, B)Davacının tapu iptal ve tescil talebinin REDDİNE, 3-İlk Derece Mahkemesi Yönünden: a-492 sayılı Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 427,60- TL karar harcının, davacı tarafından yatırılan 5.123,25-TL harçtan mahsubu ile fazla yatan 4.695,65‬-TL'nin karar kesinleştiğinde ve istemi halinde davacı tarafa iadesine, b-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, c-Davalılar tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, ç- Hukuki yarar yokluğundan reddedilen kooperatif üyeliği tespiti talebi yönünden; davalılardan ... Koop. kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dairemiz karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak iş bu davalıya verilmesine, d- Reddedilen tapu iptal ve tescil talebi yönünden; davalılardan ...' kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden  dairemiz karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 47.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak iş bu davalıya verilmesine,  4-İstinaf Yönünden: a-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı ve davalı tarafından ayrı ayrı yatırılan 148,60'ar TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, b-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,2‬0 TL'nin istinaf eden davacıdan tahsili ile hazineye GELİR KAYDINA, c-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 54,40‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 373,2‬0 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye GELİR KAYDINA, ç-Davalı tarafından sarf edilen 148,60 TL başvuru ve 54,40 TL karar harcı olmak üzere toplam 203,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, d-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, e-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, f-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, g-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361/1. fıkrası gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 08/05/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4818cd9732f9860d140077f25d05f8e3","SID":"0f71d256b39c8892"}}