{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br> İZMİR <br>1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>ESAS NO\t: 2020/645 Esas<br>KARAR NO\t: 2021/187<br>DAVA\t: İtirazın İptali<br>DAVA TARİHİ\t: 19/11/2020<br>KARAR TARİHİ\t: 18/02/2021<br>Davacı tarafından davalı aleyhine açılan itirazın iptali  davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVA :Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle :  Müvekkili ile borçlu arasında yapılan sözleşme ve işlere istinaden borçlu tarafından müvekkiline 04.09.2018 tarihli ve toplam 449.000,00 TL bedelli kayıtsız şartsız borçlu olduğunu ikrar ettiğini gösterir belge verildiği, borçlunun borcunu süresinde ödemediği, bu nedenle müvekkili İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığı, borçlunun itirazı nedeniyle takibin durduğu, borçlunun yetki itirazı ve borcun tamamına itirazının bulunduğu, bu nedenle davalının itirazının iptaline, takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin de davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP : Davalı asil cevap dilekçesiyle özetle; İkametgah adresinin Ortaca olduğu, yetkili icra dairelerininde Ortaca İcra Daireleri olduğu, ayrıca ödeme emrinin kendisine Ortaca'da tebliğ edildiği, davacı ile arasında yaptıkları işin doğru olduğu, ancak davacının kendisinden alacaklı olmadığı, bu nedenle öncelikle yetkisizlik kararı verilmesini ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Dava ; Davacı tarafça davalı hakkında İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası ile başlatılan 04.09.2018 düzenleme tarihli \"Sözleşmedir.\" başlıklı belgeye istinaden başlatılan ilamsız icra takibinden dolayı davalının itirazının kısmen iptali ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsili istemine ilişkindir.<br>Yargıtay...Hukuk Dairesi'nin ...Karar ve 18.10.2016 tarihli kararında  belirtildiği üzere ; Mülga 6762 Sayılı TTK'nun  1463.maddesine göre ; Bakanlar Kurulu'nca 18.06.2007  tarihinde  karalaştırılmıp,  21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete'de  yayınlanan... Sayılı Bakanlar Kurulu Kararında  esnaf-tacir ayrımının nasıl  yapılacağı belirlenmiş olup, 6103 Sayılı TTK'nun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10.maddesinde ticari  işletmeler hakkında 6102 Sayılı TTK'nun 11.maddesinin 2.fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu  Kararı  çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan  düzenlemelerin uygulanacağı  belirtildiğinden   Bakanlar Kurulu Kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının   anılan kararda  belirtilen kıstasların  değerlendirilmesi  sureti ile yapılması gerecektir. <br>Mahkememizce yapılan yargılama sırasında davacı ve davalının tacir olup olmadığının araştırılması açısından İzmir ve Muğla Ticaret Sicil'e ayrı ayrı müzekkereler yazılmış olup, İzmir Ticaret Sicil'den gelen cevabi yazının incelenmesinden davacının şahsi ticaret sicil kaydının bulunmadığı, ancak ortak olduğu şirketlere ilişkin sicil kayıtlarının çıkartılarak gönderildiği görülmüştür.<br>Yine davalı ile ilgili olarak Muğla Ticaret Sicil'e yazılan yazıya verilen 22.12.2020 tarihli cevabi yazının incelenmesinden davalının şahsi ticaret sicil kaydının bulunmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.<br>Yine mahkememizde  yapılan  yargılama sırasında davacı ve davalının tacir olup olmadığının tespiti açısından ilgili vergi dairelerine müzekkere yazılmış olup, davacı ile ilgili olarak Şirinyer Vergi Dairesi'nden gelen 04.12.2020 tarihli cevabi yazının incelenmesinden davacının bilanço usulüne göre defter tuttuğu bildirilmiştir.<br>Davalı ile ilgili olarak ise Muğla Vergi Dairesi'ne yazılan  yazıya verilen 27.11.2020 tarihli cevabi yazının incelenmesinden davalı adına herhangi bir mükellefiyet kaydının bulunmadığının bildirildiği görülmüştür.<br>6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5.maddesini değiştiren ve 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6335 Sayılı yasanın 2.maddesi ile \"Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup,  bu durumda göreve ilişkin usül hükümleri uygulanır \" şeklindeki düzenleme ile , artık 01/07/2012 tarihinden sonra açılacak davalarda sözü edilen iki mahkeme arasındaki ilişki görev ilişkisi olup , görevin 6100 Sayılı HMK'nun 137,138 maddeleri gereğince dava şartları arasında sayılmış olması nedeniyle, mahkemenin görevli olup olmadığı yargılamanın her hal ve safhasında talep üzerine veya mahkemece re'sen incelenip gözetilmesi gerekmektedir.<br>Bir davanın veya işin Asliye Ticaret Mahkemesinde görülebilmesi için ; her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan bir uyuşmazlık olması veya uyuşmazlığın 6102 Sayılı T.T.K.'da düzenlenen hususlardan doğan bir uyuşmazlık olması veya TTK'nun 4.maddesinde( b-c-d-e-f) sayılan dava veya işlerden bulunması, yahut özel bir yasal düzenleme ile davanın Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.<br>Bu açıklamalara göre;  Dava konusu somut olayda bilanço esasına göre ticari defter tuttuğundan davacı taraf tacir ise de, davalının ticaret sicilden ve vergi dairesinden gelen yazı cevapları gereğince tacir olmadığı, bu nedenle dava konusu uyuşmazlığın TTK.'nun 4.maddesinde  sayılan uyuşmazlıklar arasında yer almadığı, davanın ticaret mahkemelerinde bakılacağına ilişkin açık bir yasal düzenlemenin de bulunmadığı, bu itibarla davanın; ticari bir dava olmaması nedeniyle davaya bakma görevinin mahkememize ait olmayıp, genel hükümlere göre çözülmesi gereken dava olması nedeniyle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu düşünülmekle, mahkememizin iş  davada görevli olmaması nedeniyle  davanın usulden reddine, görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk  Mahkemesi olduğuna karar verme gereği doğmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:<br>İş bu davada mahkememiz görevli bulunmadığından  davanın usulden REDDİNE, <br>Görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk  Mahkemesi olduğuna, <br>HMK 20.maddesi gereğince kararın kesinleşme tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde talepte bulunulduğu takdirde dosyanın  İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,<br>Harç ve yargılama giderlerlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,<br>Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi  nezdinde istinaf kanun  yolu açık olmak üzere dosya üzerinden  yapılan inceleme sonucunda  karar verildi. 18/02/2021<br><br><br>Katip ...<br>E İMZA <br> <br> <br>Hakim ...<br>E İMZA <br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"17b79670134a5b7f07a7e8ee753e49d9","SID":"d9804d279c933571"}}