{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi    21.Hukuk Dairesi    2022/140 Esas 2024/173  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/140 <br>KARAR NO\t: 2024/173<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>TARİHİ\t\t: 31/12/2020<br>NUMARASI\t\t:  2019/688 Esas  2020/805 Karar\t<br>DAVACI \t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI \t:<br>DAVA\t: İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 13/12/2019<br>KARAR TARİHİ\t: 07/02/204<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 07/02/204<br><br><br>\tTaraflar arasındaki itirazın iptaline ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle  davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili Banka ile ....Şti. arasında genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmeleri imzalandığını, bu sözleşmeye ...’nun müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imza attığını,  kullandırılan kredilerin geri ödenmemesi üzerine hesapların kat edilip ihtarname keşide edildiğini, ihtara  rağmen ödeme yapılmaması nedeniyle asıl borçlu ve davalı kefil hakkında Ankara 13. İcra Müdürlüğünün 2019/14540 esas saytlı dosyasından genel haciz yoluyla takibe geçildiğini, davalının kötü niyetli olarak alacağa ve tüm ferilerine itirazı üzerine takibin durduğunu iddia ederek  takip talebinde belirtilen toplam 277.179,46 TL alacağın şimdilik 150.000 TL’lik kısmı için  itirazın iptali ile takibin devamına, %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. <br><br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacı tarafın icra takibi başlatırken  icra takibine konu olan sözleşmenin bir örneğini müvekkiline sunmadığını, Yargıtay içtihatlarının da gözetilerek ödeme emrinin iptali gerektiğini,  bugüne kadar yapılan ödemelerin icra talebinde gösterilen borçtan düşülmemiş olduğunu, faiz oranı fahiş olup muaccel borç olmayan kısım için de icra takibi yapıldığını, kredi sözleşmesinde gayrinakdi krediler yönünden davalı kefilin sorumlu tutulmasına olanak sağlayacak açık bir hüküm bulunmadığını bildirerek davanın reddini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; kefil, kendi kefalet limiti ve kendi temerrütünün sonuçlarından sorumlu olması gerektiğinden  kefilin kefalet limiti olan 150.000 TL asıl alacak ,   bilirkişi raporundaki işlemiş faizlerin toplamı olan   8.736,86 TL işlemiş faiz,  bilirkişi raporundaki vergiler  toplamı  436,82 TL borçtan sorumlu olduğu, sözleşmede kefilin depo talebinden sorumlu olacağına ilişkin özel hüküm bulunmadığından  çek depo  talebinin yerinde görülmediği, nakde dönüşen çekler için ıslahla alacak talebinde bulunulmuş ise de ödeme emrinde zaten deposu istenen çekler takipten sonra nakde dönüştüğünde ödenen tutarın ödeme tarihinden itibaren  işleyecek %48 faizi ve %5 BSMV si işletilerek tahsili istendiğinden ıslaha gerek de bulunmadığı, takipten sonra nakde dönüşen çekler için nakit alacak talebinin  150.000 TL  kefalet limiti engeli nedeni ile reddi gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, davacının Ankara 13. İcra Dairesine 2019/14540 esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın 150.000TL asıl alacak, 8.736,86TL işlemiş faiz,  436,82TL BSMV bakımından iptali ile takibin 150.000TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren %48 temerrüt faizi ve faizin %5 BSMV'si işletilerek devamına, asıl alacak likit olduğundan 150.000TL üzerinden hesap edilen %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, çek riski depo talebi ve nakde dönüşen çekler bakımından talebin reddine karar verilmiştir. <br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  kefil aleyhine 150.000 tl ile başlatılan takip kısmi olup kefilin kefalet limitinin dosyada mevcut sözleşmeden anlaşılacağı gibi 150.000 TL olmadığını,  takip borçlusu kefil ... için kısımı takip başlatıldığını, ancak kefilin kefalet limitinin takibe konu edilmeyen borcun üzerinde olduğunu, ayrıca dilekçeleri  ekinde yer alan genel nakdi gayri nakdi kredi sözleşmesinde nakde dönüşen çekler bakımından kefilin müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile sorumlu olduğunu,  23.9.2019-17.10.2020 tarihleri arasında 38 adette toplam 79.675 TL tutarında çek yasal yükümlülük ödemesi yapıldığı ve kefilin limitinin 150.000 TL üzerinde olduğu dikkate alınarak ilk derece mahkemesince  verilen kararın kaldırılarak kefilin tazmin olunan çekler bakımdan itirazının iptaline karar verilmesi gerektiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.<br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. <br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tGenel kredi sözleşmesi, hesap kat ihtarnamesi, hesap ekstreleri, ödeme planları, çek dökümleri vs deliller dosya arasında mevcuttur. <br>\tAnkara 13. İcra Müdürlüğünün 2019/14540 esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından dava dışı asıl borçlu ve davalıya karşı çek kredisi, ticari kredi kartı ve taksitli ticari kredi borçları nedeniyle toplam 277.179,46 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip talebinde davalı kefilin kefalet limiti olan 150.000 TL ve bu tutara kat ihtarnamelerinin tebliğ tarihinden itibaren temerrüt faizi, BSMV, avukatlık ücreti, icra harç ve masrafları ile birlikte tahsilinin talep edildiğine dair açıklama yapıldığı, ayrıca 89.320 TL çek  yasal garanti bedellerinin depo edilmesinin talep edildiği, takibin davalının ödeme emrine süresi içinde itirazı nedeniyle durduğu, eldeki itirazın iptali davasının İİK.nun 67.maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür.<br>\tDavacı banka ile asıl borçlu şirket arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin incelenmesinde; 27/03/2019 tarihli 700.000 TL limitli olup, davalının sözleşmede 700.000 TL limit ile müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, kefaletin geçerli olduğu anlaşılmıştır. <br>\tDavacı bankaca asıl borçlu şirket ve davalıya hitaplı Altındağ 3. Noterliğinin 04/10/2019 tarih 14363 yevmiye nolu hesap kat ihtarnamesi ile, toplam 540.842,19 TL nakdi alacağın 7 gün içinde ödenmesi ve 89.320 TL çek yaprağı sorumluluk bedelinin aynı süre içerisinde depo edilmesinin talep edildiği, ihtarnamenin asıl borçlu şirketin sözleşmede yazılı adresine gönderildiği ve bila tebliğ iade edildiği, davalı kefile gönderilen ihtarnamenin de bila tebliğ iade edildiği görülmüştür. <br>\t24/07/2022 havale tarihli bilirkişi raporu ile 29/09/2020 tarihli ve 07/12/2020 tarihli ek bilirkişi raporlarında özetle; davacının takip talebinde kat tarihindeki ana para alacağını asıl alacak , kat tarihine kadar ki işlemiş faiz ile takip tarihine kadar ki faiz tutarını ise işlemiş faiz olarak talep ettiği dikkate alınarak buna göre yapılan değerlendirmede ticari kredi kartından dolayı 90.726,00 TL asıl alacak, 2.262,58 TL işlemiş faiz, 113,13 BSMV olmak üzere toplam 93.101,71 TL banka alacağı hesap edilmiştir. taksitli ticari kredi 'den dolayı da 145.922,50 TL asıl alacak, 4.647,96 TL işlemiş faiz, 232,39 TL BSMV ,2125,49 TL masraf olmak üzere toplam 152.928,34 TL banka alacağı hesaplamıştır. çek kredisinden dolayı 24.360 TL asıl alacak, 1.826,32 TL işlemiş faiz ,91,30 TL BSMV, toplam 26.277,62 TL banka alacağı bulunduğu bildirilmiştir. <br>\tDosya kapsamından, davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... ... Ltd. Şti arasında 27/03/2019 tarihli 700.000 TL limitli genel kredi sözleşmesi akdedildiği, davalının sözleşmede müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, kefaletin geçerli olduğu,  kefalet limitinin 700.000 TL olduğu, sözleşmeden kaynaklanan kredi borçlarının ödenmemesi üzerine bankaca hesabın kat edilerek asıl borçlu ve davalı kefile gönderilen ihtarnamenin bila tebliğ iade olduğu, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durması nedeniyle  eldeki itirazın iptali davasının açıldığı, mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda ve davalının kefalet limitinin 150.000 TL olduğunun kabulü ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. <br>\tÖncelikle her ne kadar mahkemece davalının kefalet limitinin 150.000 TL olduğuna ilişkin gerekçe yazılmış ise de dosyada mevcut 27/03/2019 tarihli genel kredi sözleşmesinde davalının kefalet limitinin 700.000 TL olduğu açıkça yazılı olmakla mahkemenin kefalet limitine ilişkin gerekçesi hatalı olduğundan ilk derece mahkemesi kararının gerekçe yönünden kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. <br>\tBilindiği üzere,  dava ve takip konusu kredi alacağının, imzasının bulunduğu genel kredi sözleşmesinden veya sözleşmelerinden doğduğunun ispatlanması halinde kefil TBK'nın 589/1. ve 2. maddeleri ile TTK'nın 7. maddesinde belirtilen koşullarda kefalet limitleri dahilinde kalmak kaydıyla asıl borç ile borçlunun kusur ve temerrüdünün yasal sonuçlarından, dava ve takip masraflarından, rehinlerin tesliminin ve rehin haklarının devrinin sebep olduğu masraflar ile akdi faizden kefalet limiti ve kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumludur. Kefil asıl borçlunun, asıl borcu ile temerrüt faizi borcundan kefalet limiti kadar sorumludur. Ancak kendi temerrüdü oluştu ise bu aşamadan sonra limit ile sınırlı olmaksızın kendi sorumluluğu başlar. Kefil, takipten önce temerrüde düşürülmemişse hesap kat tarihinden takip tarihine kadar işleyen akdi faizden limiti dahilinde sorumlu olur.<br>\tÖte yandan, dava konusu genel kredi sözleşmesinin akdedildiği 27/03/2019 ve hesap kat ihtarnamesinin gönderildiği 04/10/2019 tarihlerinde yürürlükte bulunan  6102 sayılı TTK.nun 7.maddesinin 1.fıkrasının 2.cümlesinde; \"Ancak, kefil ve kefillere taahhüt ve ödemenin yapılmadığı veya yerine getirilmediği ihbar edilmeden temerrüt faizi yürütülemez\" hükmüne yer verilmiştir. <br>\tTTK yasa tasarısının 7.maddesinin 1.fıkrasına eklenen 2.cümleyle ilgili olarak kanunlaşma sürecinde verilen genelge ve kanun gerekçesinde kefile alacağın ve borcun yerine getirilmediğinin ihbarı gerektiği, ihbar edilmeden asıl borçlunun temerrüdü yönünden kefillerden temerrüt faizi istenemeyeceği belirtilmiştir. Eklenen bu fıkra 6762 sayılı eski TTK'da bulunmayan yeni bir hükümdür.<br>\t6102 sayılı TTK.nun yürürlükte olduğu dönem içerisinde kefillere yönelik alacağın tahsili yönündeki hukuki işlemlerde bu hükmün uygulanması gerekir. Buna göre asıl borçlunun borcunu ödemediği müteselsil kefile ihbar edilmedikçe asıl borçlunun temerrüdü nedeniyle oluşan temerrüt faizinden müteselsil kefil sorumlu tutulamaz. Ancak kefil kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarından sorumlu olacağından kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer'ilerinden sınırsız olarak sorumlu tutulabilir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 12/06/2019 tarih 2018/3501 Esas 2019/3769 Karar sayılı ilamı). <br>\tYukarıda açıklandığı üzere, temerrüt için hesap kat ihtarının kefile tebliği şarttır. Asıl borçlu yönünden sözleşmede, belirlenen adrese tebligat çıkartılması ve tebliğ edilememesi halinde de temerrüdün gerçekleşeceğine ilişkin hüküm konulmuş olması halinde İİK. 68/b maddesi uyarınca  asıl borçlu yönünden temerrüt oluşur ise de bu hükmün kefil yönünden uygulanması mümkün değildir. Somut olayda davalı kefil ...'nun anılan kredi sözleşmesinde bildirdiği adresine çıkarılan kat ihtarı tebliğ edilemeyip iade edilmiş olduğuna ve İİK'nın 68/b maddesinde belirtilen sözleşmede bildirilen adrese kat ihtarının tebliğ edilmiş sayılacağına ilişkin hükmün davalı kefil yönünden uygulanma yeri bulunmadığına ve TTK'nın 7/1. maddesine göre davalı kefile kat ihtarı tebliğ edilmeden temerrüdünün söz konusu olamayacağına göre anılan davalı kefilin dava konusu icra takibinin başlatıldığı 04/11/2019  tarihi itibarıyla temerrüde düştüğünün ilk derece mahkemesince kabulünde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. Nitekim Yargıtay 19. HD'nin emsal nitelikteki 07.12.2015 tarih ve 2015/3357 Esas-2015/16301 Karar sayılı kararı ile 08.03.2016 tarihli ve 2015/12924 Esas-2016/4207 Karar sayılı emsal nitelikteki kararları da bu yöndedir. <br>Bundan başka somut olayda , davacı dava konusu ilamsız icra takibinde davalı kefilin 150.000 TL kefalet limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarından sorumlu olacağına ilişkin açıklama yapmış olup, dava değerini de 150.000 TL göstermek suretiyle  eldeki davayı bu miktar üzerinden harçlandırılarak açmıştır.  Yukarıda açıklandığı üzere davalı takip tarihi olan 04/11/2019 tarihinde temerrüde düşmüştür. Bu durumda hesap kat tarihi olan  03/10/2019 tarihi ile takip tarihi arasındaki dönem için takip konusu krediler için bilirkişi raporu ile tespit edilen akdi faiz oranlarının uygulanmasıyla hesaplama yapılmasında ve mahkemece davalının takip tarihi itibariyle ve takip talebinde davacının, davalı kefilin 150.000 TL kefalet limiti ile kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarından sorumlu olacağına ilişkin açıklamalar dikkate alınarak yapılan  söz konusu hesaplamalar sonucu tespit edilen 150.000 TL   asıl alacak, toplam  8.736,86 TL temerrüt öncesi işlemiş akdi faiz ve 436,82 TL  BSMV olmak üzere toplam borcun bulunduğunun kabul edilerek takibin 150.000 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren %48 temerrüt faizi ve %5 BSMV'si işletilerek takibin devamına karar verilmesinde HMK.nun 26.maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesi de gözetildiğinde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. <br>\t Dava konusu icra takip tarihi itibarıyla davacı bankanın takip tarihinden sonra tazmin edilen çek sorumluluk bedelinin tahsilini davalı kefilden talep edip edemeyeceği de bir başka uyuşmazlık konusudur. <br>\tÖdeme emrinde nakit alacak yanında 89.320 TL gayri nakdi alacak olarak çek riskinin faizsiz hesaba depo edilmesi istenmiştir.  Kefil 3. kişinin borcunu teminat altına alarak yükümlülük altına girdiğinden kefile yükümlülük getiren düzenlemelerin sözleşmede açıkça yer alması gerekir. Taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinde ise davalı kefilin çekten kaynaklanan sorumluluk bedellerinin depo edilmesinden sorumlu olduğuna ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Her ne kadar takipten sonra bir kısım çeklerden kaynaklanan sorumluluk bedelleri davacı banka tarafından ödenerek gayrınakdi alacak nakde dönüşmüş ve dava konusu icra takip talebinde  gayrınakdi alacağın tazmin edilmesi halinde ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiz ve BSMV'si ile birlikte ödenmesi talebi yer almakta  ise de bu durum davalı kefilin takip tarihinde depo edilmesinden sorumlu bulunmadığı çeklerin tazmin edilmesi nedeniyle tahsilinden sorumlu olması sonucunu doğurmayacağından  davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun gerekçe yönünden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının gerekçe yönünden kaldırılmasına, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\tA)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun gerekçe yönünden KABULÜ ile,<br>\tAnkara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  31/12/2020 tarih ve 2019/688 Esas  2020/805 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1).b-2 maddesi uyarınca gerekçe yönünden KALDIRILMASINA, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, <br>\tB)1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, <br>\tDavacının Ankara 13. İcra Dairesine 2019/14540 esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın 150.000TL asıl alacak, 8.736,86TL işlemiş faiz, 436,82TL BSMV bakımından iptali ile takibin 150.000TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren %48 temerrüt faizi ve faizin %5 BSMV'si işletilerek devamına,<br>\tAsıl alacak likit olduğundan 150.000 TL üzerinden hesap edilen %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>\tÇek riski depo talebi ve nakde dönüşen çekler bakımından talebin REDDİNE,<br>\t2) Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 10.873,15 TL karar ve ilam harcının  3.524,82 TL sinin peşin alınan harçtan mahsubu ile bakiye 7.348,33 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t3) 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,<br>\t4) Davacı tarafından yatırılan 3.524,82 TL peşin harç ile 44,40 TL başvurma  harcının davalıdan  alınarak davacıya verilmesine,<br>\t5) Davacının  yargılama sırasında yapmış olduğu 750,00 TL bilirkişi ücreti, 60,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 810,50 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine <br>\t6) Davacının yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından kararın gerekçe yönünden kaldırıldığı gözetilerek ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan19.071,50  TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t7) Davalının yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından  kararın gerekçe yönünden kaldırıldığı gözetilerek ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 4.080,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>\t8)Davacı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ve istekleri halinde davacıya iadesine,<br>\tC)1-Davacı tarafından yatırılan 1.360,65 TL nispi istinaf karar harcının  talep halinde davacıya iadesine, <br>\t2-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan  162,10  TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile dosyanın istinafa gönderim gideri 40,00 TL olmak üzere toplam  202,10 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,   <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.  07/02/2024<br><br>  Başkan-                 Üye -          Üye -             Zabıt Katibi-<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"742f988fc282daf40fd6180a2a23509f","SID":"e234e1ac06e28960"}}