{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/2624 - 2024/130<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2021/2624 <br>KARAR NO\t: 2024/130<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 01/10/2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/380 Esas 2021/513 Karar<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat<br><br>KARAR TARİHİ\t: 01/02/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 01/03/2024<br>\t<br>İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ile davalı vekili  tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI\t<br>Davacı vekili, 06.05.2019 tarihinde dava dışı kişinin idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın yaya konumunda olan davacıya kasten çarpıp yaralanmasına sebep olduğunu, kaza tespit tutanağında sürücünün kaza anı ve sonrasında hızını hiç azaltmadığı ve olay yerinden kaçtığının ve görüntülerde açık olduğunu, Akyurt Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/1244 numaralı soruşturmasıyla kasten yaralama soruşturmasının halen derdest olduğunu, kaza nedeniyle davacının ayaklarında, kolunda kırıklar oluştuğunu, platin takıldığını ve malul olduğunu, davalı sigorta şirketine başvurudan sonuç alınamadığını, arabuluculuk aşamasında anlaşamama tutanağı düzenlendiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 400,00 TL geçici iş göremezlik, 500,00 TL kalıcı iş göremezlik ile 100,00 TL tedavi ve bakım gideri olmak üzere 1.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında geçici iş göremezlik tazminatı talebini 8.083,60 TL, sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 128.671,00 TL, tedavi ve bakıcı gideri talebini 2.558,40 TL olarak ıslah etmiştir. <br>Davalı vekili, davacı tarafından dava açılmadan önce yapılan başvurunun eksik olduğunu ve gerekli belgelerin sunulmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, kazaya karışan sürücünün ve aracın belirlenmesi için ceza dosyasının getirtilmesi gerektiğini, kazanın davacının iddia ettiği gibi ve kasten yaralama suçunun meydana gelmiş olması halinde, ayrıca olay yerini terk nedeniyle rücu hakkı doğacağından sigortalıya davanın ihbarını talep ettiklerini, maluliyetin Erişkinler için Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik ve Çocuklar için Özel Gereksinim Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik uyarınca alınmasını, Genel Şartlar’a uygun olarak tazminat hesabı yapılması gerektiğini,  bakıcı gideri, tedavi gideri ve geçici iş göremezlik tazminatı talepleri yönünden sorumlulukları bulunmadığını, kazaya karışan aracın hususi olduğunu, usulüne uygun başvuru bulunmadığı dikkate alınarak kaza tarihinden mevduata uygulanacak en yüksek faiz talebinin kabulünün mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle geçici iş göremezlik, kalıcı iş göremezlik ile tedavi ve bakım giderleri talebine ilişkin olduğu,  06.05.2019 tarihinde dava dışı ... idaresindeki ... plakalı aracın davacıya kasten çarparak davacının Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı'nın 11.03.2020 tarihli raporundan anlaşılacağı üzere  kaza tarihi itibariyle uygulanması gereken Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre %5 özür oranı, 1 ay tedavi süresi, 4 ayda iyileşecek şekilde yaralanmasına neden olduğu ve davacının meydana gelen kazada kusursuz olduğu, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 04.06.2021 tarihli ek rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alındığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile  8.083,60 TL geçici iş göremezlik, 2.558,40 TL tedavi bakım gideri ile 48.488,85 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 28.06.2019 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu 04.06.2021 tarihli bilirkişi raporunda alternatifli olarak hesaplama yapıldığını, mahkemece hangi yöntemin esas alındığının gerekçede belirtilmediğini, mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini, mahkemece alınan 04.06.2021 tarihli ek raporda alternatifli olarak hesaplama yapıldığını, bu hesaplamadaki 08.01.2021 tarihli Adli Tıp raporu, TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi esas alınarak yapılan hesaplama doğrultusunda Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kararları doğrultusunda olduğundan buna göre ıslah talep edildiğini, ancak mahkemece aksi yönde karar verildiğini, mahkemece davacı hakkında Erişkinler için Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen raporun esas aldığını, ancak Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu raporları hakkında yönetmeliğe uygun olarak düzenlenmesi gerektiğini, bu nedenle adli tıp raporu alınması gerekirken eksik inceleme ile karar verildiğini, mahkemece alınan 21.01.2021 tarihli raporda maluliyet oranının %13 olarak belirtilmesine rağmen tazminat hesabında % 5 maluliyet oranının esas alındığını, talepleri doğrultusunda rapor alınması halinde davacının maluliyetinin % 13’ün çok üzerinde çıkacağını, davacının iş kolunun dikkate alınmadığı, davacının beden gücü ile hayatını idame ettirdiğini, davanın kısmen reddine karar verilmesi nedeniyle karşı vekalet ücretine hükmedildiğini, karşı vekalet ücretinin de kaldırılması gerektiğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde, hükme esas alınan kusur bilirkişi raporu ile kaza tespit tutanağı arasında çelişkiler bulunduğunu, tutanakta davacıya kusur izafe edilmişken bilirkişi raporunda davacının kusursuz bulunduğunu, çelişkinin giderilmesi amacıyla Adli Tıp Kurumundan rapor alınması taleplerinin reddedildiğini ve kusur yönünden eksik inceleme yapıldığını, aktüer bilirkişi raporunda progresif rant yöntemi kullanılarak hatalı hesaplama yapıldığını, 1,8 teknik faiz kullanılarak hesaplama yapılması gerektiğini, davacının çalışmadığının tespit edildiğini, davacı çalışmadığından bilinen işlemiş devre döneminde AGİ hariç asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerekirken AGİ dahil asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, geçici iş göremezlik hali ve geçici bakıcı giderlerinin sağlık teminatı kapsamında olup Genel Şartlar ve KTK’nin 98. Maddesi uyarınca sigorta şirketlerinin sağlık teminatı sorumluluğunun sona erdiğini, bakıcı giderinin brüt asgari ücret üzerinden hesaplanmasının hatalı olduğunu, bakıcı tutulduğuna dair evrak sunulmadığından AGİ hariç net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, yürürlükte olan kanun ve yönetmelikler dikkate alınmadan eksik ve hukuka aykırı yargılama yapıldığını ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.\t\t<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE\t<br>6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;<br>\tDavacı vekili, 06.05.2019 tarihinde dava dışı kişinin idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın yaya konumunda olan davacıya kasten çarpıp yaralanmasına sebep olduğunu, kaza tespit tutanağında sürücünün kaza anı ve sonrasında hızını hiç azaltmadığı ve olay yerinden kaçtığının ve görüntülerde açık olduğunu, Akyurt Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/1244 numaralı dosyasında kasten yaralama nedeniyle soruşturmanın halen derdest olduğunu belirterek geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri talebinde bulunduğu, mahkemece kusur durumuna ilişkin ibraz edilen 26/11/2020 tarihli rapor ve aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 04/06/2021 tarihli rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alındığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>1-6098 sayılı TBK’nun 74. maddesi gereğince Ceza hukuku ile ilişkisinde başlığı altında “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” hükmünü içermektedir.<br>Hukuk hakiminin kural olarak ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı olmadığı ancak aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak alınan maddi olgularla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusunda tamamen bağlı olacağı gerek öğreti, gerekse de yargısal uygulamada istikrarla kabul edilmektedir. Hal böyle olunca, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. (HGK, 24.12.2014 gün ve 2014/4-846 E., 2014/1091K). Hukuk hâkimi ceza mahkemesi kararındaki fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağını belirleyen maddi olgularla ve ceza mahkemesince verilen mahkûmiyet kararı ile bağlıdır.<br>Dosya içeriğinden, 06/05/2019 tarihli kaza tespit tutanağına göre akaryakıt istasyonu çalışanlarından kazayı gören görgü şahitlerinin ifadeleri ve olay yerindeki akaryakıt istasyonunun güvenlik  kamera görüntülerinin incelenmesinde, kazaya karışan aracın sağ yan ve ön köşe kısımları ile karşıdan karşıya geçmekte olan ve kaldırıma 1 m. kala  geçişini tamamlamak üzere olan yaya ...'a çarptığı, yaya ...'un çarpma noktasından 3 m. uzakta kaldırıma uçtuğu, aracın kaza öncesi, kaza anı ve kaza sonrasında hızını hiç azaltmadığı ve kaza sonrası durmayarak olay yerinden uzaklaşarak kaçtığının tespit edildiği ve araç sürücüsü ve davacı yaya ...'un ihlal ettiği kuralların belirtildiği, olaya ilişkin olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/143328 Soruşturma, 2019/44637 Esas sayılı iddianamesi olay tarihinde yoldan geçişini tamamlayıp yaya kaldırımına çıkmakta olan ...'a kasten çarparak adli raporda belirtildiği üzere yaralayarak olay yerinden seyrine devam ettiği, şüphelinin gerçekleştirdiği diğer olaylarda belirtilerek her üç olay sonrasında durmayarak yoluna devam etmesi nedeniyle polise haber verildiği, emniyet görevlileri tarafından Pursaklar ilçesi Saray yol kontrol noktasında şüphelinin durdurulmak istendiği, ancak durmayarak polis memuruna çarparak yaralanmasına neden olduğu, polis memurunun sevkedildiği hastanede kurtarılamayarak şehit olduğu belirtildiği, şüpheli ...'nın aralarında davacının da bulunduğu mağdurlara yönelik eyleminin kasten öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirilmesi gerektiği gerekçeleriyle kasten öldürmeye teşebbüs suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı ve yargılamanın Ankara 33. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/580 Esas sayılı dosyasında devam ettiği anlaşılmaktadır. \t\tBu durumda olayla ilgili davalı hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan kamu davası açılmış olduğu nazara alınarak öncelikle 6098 sayılı TBK'nin 74. maddesi hükmü uyarınca maddi vakıanın belirlenmesi bakımından ceza dava dosyasının getirtilerek incelenmesi, sonuçlanıp sonuçlanmadığının belirlenmesi, ceza davasındaki tespit ve maddi vakıanın kabul şekli de gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken  araç sürücünün davacıya kasten çarparak yaralanmasına neden olduğunun kabul edilerek karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. <br>\t2- Mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması Anayasa hükmüdür (md.141/3). Mahkemenin, tarafların açıklamalarını dikkate alarak değerlendirmesi ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesi hukuki dinlenilme hakkının da (HMK.md.27) gereğidir. Bu husus aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6.maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkı kapsamında da güvence altına alınmış haklardandır. Yargı organları her iki tarafın iddia ve savunmaları ile delillerini değerlendirip, sabit görülen maddi vakıaları ve bunlardan çıkardıkları sonuç ve hukuki sebepleri gerekçelerine yansıtmalıdırlar. HMK'nın 6100 Sayılı HMK'nın 297. Maddesinde hükmün kapsamı ve hükümde bulunması gereken hususlar maddeler halinde açıkça düzenlenmiştir. 297/c bendinde “tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan hukuki sonuç ve hukuki sebeplerin” hükmün kapsamı içinde bulunması gereken hususlar olduğu belirtilmiştir. Yine aynı kanunun 297/2 maddesinde \"Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir\" düzenlemesine yer verilmiştir. Kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup, arasında çelişki bulunmaması gerekmektedir.Anılan yasal düzenlemenin de gereği olarak mahkemece verilen hükmün,gerekçeli olması, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında uygunluk ve illiyet bulunması, gerekçenin dosya kapsamına ve uyuşmazlığa ilişkin olması, taleplerin hangi nedenle kabul,hangi nedenle reddedildiğinin gerekçeden anlaşılması ve hükmün infazda tereddüt yaratmayacak mahiyette olması gerekmektedir.Hakim tefhim ettiği karara uygun gerekçeli hüküm oluşturmalıdır.Kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup, arasında çelişki bulunmaması gerekmektedir. <br>Mahkemece karar gerekçesinde aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 04/06/2021 tarihli ek rapora göre karar verildiği belirtilmiş ise de  04/06/2021 tarihli ek raporda sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden dört ayrı ihtimale göre hesaplama yapıldığı, mahkemece hangi hesaplamanın hükme esas alındığı karar gerekçesinde belirtilmediği gibi hüküm altına alınan 48.488,85 TL sürekli iş göremezlik zararının raporda belirtilen tutarlar arasında olmadığı anlaşıldığından dosya kapsamında bulunan ve hükme esas alınan deliller  tartışılmadan ve dosya kapsamındaki delillere uygun olmayacak şekilde gerekçesiz karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.<br>Açıklanan nedenlerle  öncelikle davalıya zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı araç sürücüsü hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan kamu davası açılmış olduğu nazara alınarak öncelikle 6098 sayılı TBK'nin 74. maddesi hükmü uyarınca maddi vakıanın belirlenmesi bakımından ceza mahkemesi dosyasının sonuçlanıp sonuçlanmadığının belirlenmesi, ceza davasındaki tespit ve maddi vakıanın kabul şekli de gözetilerek olayın niteliğine göre gerekirse uzman bilirkişiden gerekçeli, denetime ve hüküm vermeye elverişli kusur raporu alınması ve varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken anılan hususların göz ardı edilmiş olması isabetsizdir.<br> Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, <br>Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre  sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,<br>2-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, <br>3-İstinaf yoluna başvuran taraflarca  tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,<br>4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 01/02/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br> <br><br>Başkan <br>Üye  <br>Üye <br>Katip <br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"55490ed81ee3258e","SID":"447cb0cf909483ce"}}