{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2521 Esas<br>KARAR NO: 2024/282<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/09/2020<br>NUMARASI: 2019/467 E. - 2020/480 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/02/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde  özetle;  müvekkili ... Kooperatifi vasıtasıyla ev yaptırmak istediğini ve kooperatife üye olduğunu, kooperatife üye olma sürecinde müvekkilinden gerekli olan belgelerle birlikte imza sirkülerine benzer belgeler alındığını, müvekkilinin adı geçen kooperatife üye olurken \"... Kooperatifinin bundan böyle yapılacak iş  ve işlemlerinde tüm genel kurul toplantılarında örneği bulunan tatbiki imzamı kullanacağımı beyan ederim.\" ibareli belgeyi, ad, soyad, adres ve telefon bilgileriyle birlikte imzaladığını, ilgili belgede sayfanın ortasında beyan edenin ad, soyad, adres ve telefon numaraları sayfanın en alt kısmında ise 3 adet imza bölümüne yer verildiğini, belgede ad soyad bölümü ile imza bölümü arasında yaklaşık 6-7 cm'lik boşluk bulunduğunu, davalının  kooperatifin eski başkanı olup kooperatife ait tüm belgelerin aslının kendi uhdesinde tutup, kooperatifin yeni yönetime teslim edilmediğini, daha sonra beyan metni ile imza arasındaki 6-7 cm'lik boşluk kısmına senet metli yerleştirerek sahte senedin davaya konu icra takibine konu edildiğini, davalının 21.05.2017 tarihinde genel kurulda azledildiğini ve zimmet sebebiyle hakkında soruşturma yürütüldüğünü, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/20477 soruşturma numaralı dosyasında kooperatife ait tüm belgelere el konulduğunu, ancak el konulan belgeler arasında sahte senet nedeniyle dava açan yaklaşık 30 kişinin belgelerine rastlanılmadığını, bu hususun müvekkiline ait ıslak imzalı formalarını davalının sahtecilik fiiliyle sahte senet oluşturduğunu açık bir şekilde gösterdiğini,  sunulan belgeler incelendiğinde beyan ve imza arasındaki bölümün sonradan  eklendiği, davalı tarafından beyan kısmının çıkartılarak imza sirkülerinin senet haline getirildiğinin açık bir şekilde ortada  olduğunu, icra takibi ekinde bulunan ve bono olduğu iddia edilen belgede üç farklı imzanın olmasının da davalının takibe konu bonoyu sahtecilik neticesinde oluşturduğunun açık kanıtı olduğunu, zira ciro ve kefil dışında senette üç imzanın bulunmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı yanca sadece müvekkiline karşı değil, kooperatif üyesi yaklaşık 30 kişiye karşı sahtecilik sebebiyle oluşturduğu senetlerin dayanak gösterilerek  icra takibi başlatıldığını,  davalı tarafından müvekkilinden imza sirküleri olarak alınan ve müvekkilinin ıslak imzası bulunan belgedeki boşluğun bono olarak doldurulduğunu ve icra takibine konu edilerek müvekkilinin haksız bir icra takibi ile karşı karşıya bırakıldığını, İstanbul 17. İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde takibin iptali taleple dava açıldığını, mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda senetlerin sahte olarak tanzim edildiğinin açık bir şekilde tespit edildiği, yine İstanbul 17. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/613 Esas sayılı dosyasında verilen kararın gerekçesinde \"...bononun sahte oluşturulduğu bilirkişi raporu ile tespit edilmiş ise de yargılamanın genel mahkemeye ait olduğu görülmekle bu yöndeki talebin reddine,...\" denilerek, takibe dayanak senedi sahte olduğunun vurgulandığını, davacı yanca başlatılan icra takibi kötü niyetli olduğundan davalı aleyhine asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, takip ve takibe dayanak sahte senet nedeniyle İİK 72.madde uyarınca teminatsız veya mahkemenin uygun göreceği bir teminat mukabilinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkili tarafından icra dosyasına yatırılan teminat bedellerinin alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar  verilmesini talep etmiştir.Davalı cevap dilekçesinde özetle; dava konusu olay bakımından  HMK madde 201 uyarınca davacının senede karşı ileri sürdüğü iddiaları senetle ispatlama zorunluluğu bulunmadığını, davacının İcra İflas Kanunu 169 vd. maddelerinde belirlenen usul ve düzenlemeler ışığında da borçlu olmadığı yönündeki iddialarını ispatlayamadığını, dava konusu senedin sahteliği iddiasının mesnetsiz olduğunu, iş bu dava konusu bono, iş bu emre muharrer senet kelimesini, kayıtsız şartsız belirli bir bedel ödeme vaadini, 19.05.2015 tarihli vade gününü, davalı şirket adına ödemeyi, 19.01.2015 tarihli düzenleme tarihi  ve İstanbul düzenleme yerini, davacı ...'un imzasını içerdiğini, bu sebeple TTK m.776 uyarınca bononun zorunlu tüm unsurları eksiksiz  olarak karşıladığını, davacı vekilinin icra takibine konu bono hususunda herhangi bir kanuni dayanak göstermeksizin ibarelerin yer aldığı yerlere, imza sayısına, kağıt formatına dikkat çekip senedin sahteliğini iddia etmesinin açıkça haksız ve asılsız olduğunu, borcunu inkar eden davacının dilekçesinde sunduğu sözde imza sirkülerinin icra takibinden sonra davacı borçlu tarafından bizzat düzenlenip yine davacı tarafından imza altına alınarak mahkemeye ibraz edildiğini, davacı tarafın sözde imza sirküsünün aslını dosyaya ibraz etmesini, aksi halde alelade ve sonradan düzenlenmiş fotokopi bir belge ile borca itiraz etmiş olacağını, davacı iddiasında senetteki borcun olmadığını dile getirmiş olmakla birlikte davacının borca itirazlarının tamamen haksız ve mesnetsiz durumda olduğunu, bu nedenlerle davacının hukuka aykırı beyanlarına ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davanın arabuluculuk şartı yokluğu nedeniyle usulden reddini, davanın esastan reddini, davacı aleyhine asıl alacak miktarının %20'den aşağı olmamak üzere TTK m.72'ye göre tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"....Davacı, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında takibe konulan senedin, kooperatif üyeliği için verdiği imza sirkülerine davalı tarafından senet metni yerleştirilerek oluşturulan sahte senet olduğunu ileri sürerek takipten dolayı borçlu olmadığını iddia etmekte olup, yaptırılan imza ve yazı incelemesi sonucu bilirkişi raporuna göre; senette, alt satırda yer alan \" imza imza imza\" yazıları ile üst satırdaki \"Adı Soyadı, Adresi, Telefon\" yazılarının birbirine paralel ve aynı puntoda yazıldığı, ancak orta bölümde yer alan \"İş bu emre....\" ibareleri ile başlayan metin kısmının, alt satırdaki \"imza imza imza\" ve üst satırdaki \"Adı Soyadı, Adresi, Telefon\" yazılarından yazı puntosu yönünden farklı olduğu, satır aralıkları yönünden de paralel olmadığı, borç bildirir metin yazılarının, senetteki diğer yazı ve imzalarla birlikte ve sırası dahilinde yazılmış olmayıp, alt satırdaki \" imza imza imza\"  ve üst satırdaki \" Adı Soyadı, Adresi, Telefon\" yazıları ve atılı imzalar mevcut iken, bilgisayar yazısı marifetiyle sonradan oluşturulduğu, bu bağlamda senetin sahte olduğu; davacının, dava konusu senetin sahteliğini mutlak def'i olarak herkese karşı ileri sürme hakkının bulunduğu; bu kapsamda, davacının, dava konusu senetten dolayı sorumluluğunun bulunmadığı; bu nedenlerle, davacının, işbu davayı açmakta haklı ve hukuki yararının bulunduğu görülmekle; davacı tarafından davalı aleyhine açılan dava sübut bulduğundan davanın kabulüne; davalı tarafından davacının kooperatif üyeliği için verdiği imza sirküleri ile sahte senet oluşturarak takip başlatılması sebebi ile  davalının kötüniyetli hareket ettiği kanaatine varılmakla talep edilen kötüniyet tazminatı talebinin kabulüne\" karar verilmiştir. Davalı istinaf dilekçesinde özetle; -Yerel Mahkemenin salt bilirkişi raporuna dayanmak suretiyle kurduğu hükmün hukuka aykırı olduğunu, davalı tarafın şirket olduğunu, bilirkişinin şirketin ticari defterleri ve evraklarını inceleyerek raporunu hazırlamadığını, davacının şirketlerine borcu olduğunu,  ilgili kooperatifteki inşaatları yaptığına ve kooperatifin şirketine borçlu olduğuna dair Silivri Sulh Hukuk Mahkemesinde başlatılan 2017/44 D.İş nolu tespit davası ile hüküm altına alındığını, -bilirkişi raporunda ilgili senet incelemesinin hangi resmi kurum inceleme laboratuvarında incelendiğinin belirtilmediğini, her ne kadar isminin altında Adli Tıp Uzmanı şekline bir tanıtım yapmış olsa da ilgili senette bulunan imzaların taşıma imza olup olmadığı veya senedin sahte olarak oluşturulup oluşturulmadığının tespitinin mutlaka resmi kurumlardan olan Emniyet Kriminal, Jandarma Kriminal veya Adli Tıp Kriminal laboratuvarlarından birinde yapılmış olması gerektiğini, HMK madde 201 gereği davacının senede karşı senetle ispat zorunluluğunu olduğunu,  borçlu olmadığı yönündeki iddialarını ispatlayamadığını,-Dava konusu senedin sahteliği iddiasının mesnetsiz olduğunu, dava konusu bononun, “işbu emre muharrer senet” kelimesini, kayıtsız şartsız belirli bir bedel ödeme vaadini, 19.05.2015 tarihli vade gününü, ... Tic. LTD.ŞTİ. adına ödemeyi, 19.01.2015 tarihli düzenleme tarihi ve İstanbul düzenleme yerini ve Davacı ...'nın imzasını içerdiğini, TTK m. 776 uyarınca bononun zorunlu tüm unsurlarını eksiksiz olarak karşıladığını, senedin sahteliğinin iddia edilmesinin açıkça haksız ve asılsız olduğunu,-Davacı iddiasında senetteki borcun olmadığına ilişkin iddiasının tamamen haksız ve mesnetsiz olduğunu, Mahkemenin incelenmesini istediği hususların başında gelen 'taşıma imza' konusuna Sayın Bilirkişi tarafından incelenecek husus olarak başlangıçta kaleme alındığını ancak inceleme ve sonuç kısımlarında imzaların taşıma imza olup olmadığı hususunda herhangi bir açıklama yapılmadığını, 'varsayımsal” olarak ilgili imzaların taşıma imza olmadığı sonucuna varıldığını,  bilirkişinin senet metninin matbu başım olması, mürekkebi, yazıcı çeşidi, senet ölçüsü gibi kriterlere işaret ederek belgedeki diğer yazı ve imzalarla birlikte ve sırası dahilinde yazılmayarak senet metninin sonradan oluşturulduğu kanaati ilgili raporun tamamen kendisinin hissiyle kaleme aldığı bir rapordan öteye geçemediğini, raporda sadece metindeki bir kısım yazı karakterlerinin birbirine paralel olmaması ve buna dayanarak alt ve üst kısımdaki imzalar ve yazılar mevcut iken sonradan bilgisayar yazıcısıyla oluşturulduğu kanaatinin nasıl oluştuğunun anlaşılamadığını, ilgili senet metni ile isim soy isim ve imzaların birbirinden farklı tarihlerde düzenlendiğini varsayılsa bile senet metninin imzalar mevcut iken bilgisayar yazıcısı marifetiyle sonradan oluşturulduğunu nasıl tespit edildiğinin anlaşılamadığını, borçlunun söz konusu bono üzerindeki imzasına itirazı bulunmadığından, sair itirazların İcra Mahkemelerinde ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/467 E.- 2020/480 K. sayılı kararırıın ortadan kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait imza sirkülerinin davalının başkanı bulunduğu kooperatife üye olmak üzere verilmesi neticesinde söz konusu imzaların kullanılarak kopyalama yapıştırma yöntemi ile sahte senet elde edildiğini,  davalının iddiasının aksine davaya konu edilen icra takibine dayanak senedin sahte olduğunun İcra Hukuk Mahkemesi kararı ile  ispatlandığını, Davalı tarafın sahte bir senedi dayanak göstermek suretiyle icra takibi başlatmasının hukuk düzeni tarafından korunması beklenemeyeceğini, bu nedenle davalının ticari defterlerinin incelenmesini gerektirir bir araştırma yapılmasına lüzum bulunmadığını, müvekkilinin davalı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, bilirkişi raporunun yeterli olduğunu, Davalının senede karşı senetle ispat kuralının uygulanması gerektiği  iddialarının ise geçerli bir senedin varlığı halinde mümkün olacağından huzurda görülmekte olan davada sahte bir senedin mevcudiyeti söz konusu olması hasebiyle bu yönüyle de talebinin reddi gerektiğini,  Davalı tarafın 21.05.2017 tarihinde genel kurulda azledildiğini ve zimmet sebebiyle hakkında Cumhuriyet Başsavcılığınca açılan soruşturma kapsamında kooperatife ait tüm belgelere el konulduğunu, ancak el konulan belgeler arasında sahte senet nedeniyle dava açan yaklaşık 30 kişinin belgelerine rastlanmadığını,  icra takibi ekinde bulunan ve bono olduğu iddia edilen belgede üç farklı imzanın olmasının davalının takibe konu bonoyu sahtecilik neticesinde oluşturduğunun açık kanıtı olduğunu, ciro ve kefil dışında senette üç imzanın bulunmasının hayatın olağan akşına aykırı olduğunu, Davalının, Kooperatifin eski başkanı olup, Kooperatife ait tüm belgelerin aslını kendi uhdesinde tutup, Kooperatif yeni yönetimine teslim etmediğini, Davalı şirket yetkilisi ve diğer kooperatif yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, İstanbul 6. Ağır Ceza  Mahkemesi'nin 2019/241 Esas sayılı dosyası ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı, resmi belgede sahtecilik suçlarından dava açıldığını, Davalının istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; davacı hakkında başlatılan icra takibi nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ilişkin menfi tespit davasıdır. Davacı tarafa yönelik davalı tarafça İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esaş sayılı dosya ile takibe dayanak 19/01/2015 keşide 19/05/2015 ödeme tarihli 75.000,00 TL bedelli kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır. İstanbul 17. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/613 E. 2019/600 K. Sayılı ve 09.07.2019 tarihli kararında; \"Tüm dosya kapsamı ve dosya içeriğinde bulunan icra dosyası ile tüm bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Davacı borçlu ... aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasında aleyhine kambiyo takibi başlatıldığı belirlenmiştir. Davacı tarafından takibe dayanak yapılan 19.01.2015 düzenleme tarihli 19.05.2015 ödeme tarihli 75.000,00-TL bedelli senedin davalı alacaklı şirketin ortağı olan ve aynı zamanda ... Kooperatifinin de başkanı olan davalının başkanı olduğu olduğu kooperatife üye olduğu, üye olurken vermiş olduğu imza beyannamesinin orta kısmında bulunan boşluğa bono metninin yerleştirildiği, sahte şekilde bonoya dönüştürüldüğü, bu bahisle sahte olarak oluşturulan bono ile ilgili olarak kambiyo takibi başlatılamayacağından takibin iptali ve taliki talep edilmiştir. Mahkememizce dosya grafolog bilirkişiye tevdi edilmiş ve alınan bilirkişi raporunda senedin sahte oluşturulduğu tespit edilmiştir.  Mahkememizce yapılan yargılamada her ne kadar davacı tarafça takibe dayanak senedin borçlanma irsaliyesiyle verilmediğini, imza beyannamesinin orta bölümünün doldurulmak suretiyle bono düzenlendiğini beyan etmişse de takibe dayanak bononun zorunlu unsurlarını taşıdığı, şeklen bono vasfında olduğu yine davacının bono üzerindeki imzaya herhangi bir itirazının bulunmadığı belirlendiğinden mahkememizin dar yetkili mahkeme olması sebebiyle bononun sahte oluşturulduğu bilirkişi raporu ile tespit edilmiş ise de yargılamanın genel mahkemeye ait olduğu görülmekle bu yöndeki talebin reddine, yine davacının borcunun bulunmadığına dair İİK 169/A da yer alan belgelerle ispat edemediği anlaşılmakla borca itiraz talebinin reddine karar verilmiştir.\"  gerekçesi ile davacının davasının reddine karar verildiği ancak İcra Hukuk Mahkemesinde alınan rapor ile İlk Derece Mahkemesince alınan raporların birbirini doğruladığı anlaşılmıştır. Senede karşı mutlak defiler, senet hamili olan herkese karşı ileri sürülebilir. Gerek doktrinde ve gerekse uygulamada “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması” “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”, “senedin zamanaşımına uğramış bulunması” vb. defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir. Borçlunun hamil/alacaklıya karşı senet metninde imzaya ilişkin iddiası mutlak def’idir. \"Senetteki imzanın inkarı halinde, imzanın borçluya ait olduğunu ispat yükü belgeyi elinde bulunduran senet alacaklısına aittir. İmzada sahtecilik iddiası kambiyo senetlerinde mutlak defi olup, lehdar ve ciro yolu ile hamil olan cirantalara ve son hamile karşı ileri sürülebilir...\" (Yargıtay 11. HD 2020/5093 E. 2021/5318 K.) İstanbul 6. Ağır Ceza  Mahkemesi'nin 2019/241 Esas sayılı dosyası ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı, resmi belgede sahtecilik suçlarından dava açılmış olmakla, davalının bekletici mesele yapılması talebinin bulunduğu ve bu talep değerlendirmesi yapılmadan karar verildiği,  Ceza Mahkemesi dosyasının kesinleşmemiş olduğu, bekletici mesele yapılıp yapılmayacağı hususunun değerlendirilerek ve davalı tarafından bilirkişi vasıtasıyla sahtecilik incelemesinin yeterli olmadığı ileri sürmüş olup, tekrar gerekli örülürse teknik veride içeren bir rapor aldırılarak karar verilmesi gerekmekte olup, eksik inceleme neticesinde hüküm kurulduğu, eksik araştırma ve incelemeyle hüküm kurulması usûl ve yasaya aykırı bulunmuş olup, bu nedenlerle davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-a/6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına,  dosyanın ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalının istinaf isteminin KABULÜ ile;2-İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/09/2020 tarih, 2019/467 E. 2020/480 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine, 5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 15/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b71c5e34cd479c9c","SID":"19819afcf82dde5b"}}