{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/2375 <br>KARAR NO: 2024/222<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2017/574 <br>KARAR NO: 2020/394<br>DAVA TARİHİ: 22/06/2017<br>KARAR TARİHİ: 23/09/2020<br>DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 21/02/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA  Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 01/04/1999 tarihi itibariyle ... Mahallesi ... Cad. No:... Fethiye/Muğla adresinde bulunan işyerinin (Marina) güvenliğinin sağlanmasına yönelik güvenlik hizmetleri sözleşmesi imzalamak suretiyle marina güvenlik hizmeti görevini üstlendiğini ve o tarihten 01/03/2015 tarihine kadar da bu görevini sürdürdüğünü, ... A.Ş.'nin 08/12/2010 tarihinde davalı ...  A.Ş. tarafından satın alındığını, bu tarih itibariyle davalı ile müvekkili arasında 08/12/2010 tarihinde Güvenlik Sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşmenin imzalanması aşamasında tarafların 08/12/2010 tarihinden önceki döneme ait personellere ilişkin kıdem ve ihbar tazminatlarının müvekkili şirkete ait olduğu, bu tarihten sonraya ilişkin kıdem ve ihbar tazminatlarının ise davalı asıl işverene ait olduğu hususunda mutabakata vardıklarını, Güvenlik hizmetinin 01/03/2015 tarihinde dava dışı ... A.Ş.'ye devredildiğini, 01/03/2015 tarihinde imzalanan hizmet akdi devir protokolü ve muvafakatnamenin ise asıl işveren davalı ... A.Ş., devir eden alt işveren davacı ... Tic. Ltd. Şti., devir alan ... A.Ş. ve personeller arasında her bir personel için ayrı ayrı olmak suretiyle imzalandığını, bu sözleşmenin 5. maddesinin c. bendi uyarınca \"söz konusu personelin devir tarihine kadar olan tüm işçilik alacaklarından (22/08/2001-08/12/2010 tarihleri arasındaki kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, fazla sürelerle çalışma, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil çalışması, yıllık izin ve ücret niteliğindeki diğer tüm işçilik alacaklarından) devir alan ve asıl işverene karşı devreden sorumludur\" maddesinin  yer aldığını, Yargıtay yerleşik içtihatları uyarınca; kıdem tazminatı bakımından devreden işveren kendi dönemi ve devir tarihindeki son ücreti ile sınırlı olmak üzere sorumlu olduğunu, taraflar arasında imzalanan protokoller uyarınca müvekkilinin kıdem tazminatı sorumluluğunun 08/12/2010 tarihi itibariyle sona erdiğini, bu tarihten sonraki dava dışı personellere ilişkin kıdem tazminatı sorumluluğunun asıl işveren davalıya devredildiğini, müvekkilin dava dışı personellere karşı sorumlu olduğu kıdem tazminatı miktarının ise personellerin 08/12/2010 tarihinde hak ettikleri son ücretleri üzerinden hesaplanan kıdem tazminatı miktarı olduğunu, dava dışı personellerin müvekkili tarafından güvenlik hizmetinin devredildiği tarih olan 01/03/2015'de kıdem tazminatlarının kendilerine ödenmesine ilişkin Fethiye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde davalar açtıklarını, mahkeme tarafından personellerin kıdem tazminatı alacakları 01/03/2015 tarihindeki ücretleri esas alınarak hesaplandığını ve bu tarihe kadar olan kıdem tazminatlarından da müvekkili şirketin sorumlu tutulduğunu, bu durumda müvekkili şirketin  aslında sözleşmede mutabık kalındığının aksine 08/12/2010-01/03/2015 tarih aralığındaki kıdem tazminatlarından da kesinleşmiş mahkeme kararları ile sorumlu hale geldiğini, personellere ilişkin müvekkili şirketin sorumlu olduğu döneme ait son ücret hesap pusulaları ve ödeme dekontlarının sunulduğunu, bu bedeller üzerinden kıdem tazminatlarının hesaplanması ve davalı tarafından elde edilen haksız kazancın tespit edilmesinin gerektiğini, müvekkilin dava dışı personellere ilişkin kıdem tazminatı ödemelerinin 14/11/2017 tarihi itibari ile sona erdiğini, bu tarihe kadar davalı firma ile birçok sözlü, yazılı ve toplantı yapmak suretiyle irtibata geçildiğini, elde edilen haksız kazancın taraflarına iadesinin talep edildiğini, buna ilişkin ilk olarak 16/11/2016 tarihli yazının gönderildiğini, daha sonra 20/01/2017 tarihli hesap tablolarını da içeren kapsamlı bir dosya hazırlanıp davalıya gönderildiğini, davalı marinanın hiçbir şekilde ödeme yapmayacağına dair geri bildirimde bulunduğunu belirterek, sonuç itibariyle belirsiz alacak davasına istinaden müvekkili tarafından dava dışı işçilere ödenen kıdem tazminatlarının 08/12/2010 yılı ücretleri üzerinden hesaplanması gerekirken, mahkeme tarafından 01/03/2015 tarihindeki ücretleri üzerinden ve bu tarihe kadar olan süreden hesaplanarak müvekkilinin sorumlu tutulması nedeniyle davalının elde etmiş olduğu haksız kazancın, ileride doğacak zararlar için dava hakları  saklı kalmak ve talep arttırma ve harcı tamamlama hakları  saklı kalmak kaydıyla, mahkeme tarafından yapılacak yargılama sonucunda belirlenen miktarın davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmesini  talep ve dava etmiş, harca esas değeri 5.000,00 TL olarak belirtmiştir. <br>CEVAP Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı tarafından belirsiz alacak davası ikame edilmesinin usul hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini, müvekkili şirketin elde ettiği bir kazanç bulunmadığını, ihbar edilmeyen davalar ve bu davaların giderleri ile ilgili de hiçbir şekilde müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, davacının dilekçesinde yer verdiği \"Hizmet Akdi Devir Protokolü ve Muvafakatname\" başlıklı sözleşmeler ile sözleşmeye konu işçilerin tüm hak ve yükümlülüklerinin ... A.Ş.’ne devredildiğini, \"İş sözleşmesinin devri\" işlemi ile söz konusu işçilerin devri gerçekleştiğini, işçilerin kesintisiz olarak devralan ... A.Ş’nde çalışmaya devam ettiklerini, işçilerin ... A.Ş nezdinde çalışmaya başladıktan sonra kıdem tazminatını hak edecek şekilde iş ilişkisinin sona ermesi durumunda işçilere kıdem tazminatının ne şekilde ödeneceğinin de bu sözleşmede belirlendiğini ancak davacının Fethiye Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde açılan bu davaları müvekkiline ihbar etmediğini, işçilerin SGK çıkış işlemlerini hatalı yaptığı gibi davada da hatalı savunma yaparak hatalı karar verilmesine sebebiyet verdiği gibi kararı temyiz etmediğini, kimse kendi kusurundan faydalanmaz ilkesi gereğince davacının taleplerinin reddi  gerektiğini, davacının işçilerine karşı devir tarihine kadar olan dönem için kıdem tazminatından sorumlu olduğunu, müvekkilinin ise sadece 08/12/2010-01/03/2015 dönemi için işçilerin hak edebileceği kıdem tazminatı için davacıya karşı sorumlu olduğunu, Fethiye Asliye Hukuk Mahkemesinin dosyalarında alınan bilirkişi raporlarında işçilerin 01/03/2015 tarihine kadar kıdem tazminatının hesaplandığını fakat bilirkişi raporunda hesaplanan tutarla hükme konu edilen tutarların aynı  olmadığını, işçilerin sadece davacı nezdindeki alacaklarını talep ettiğini, davalarını ıslah etmediklerini belirterek, davanın reddine karar verilmesini  talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; ''...Davacı vekili, 03.03.2020 tarihli  talep arttırım dilekçesi ile; dava dilekçesi  ile talep etmiş olduğu alacak miktarını 69.264,68 TL artırarak toplamda 74.264,98 TL talep etiklerini, belirtilen miktardaki  alacağın  ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiş ve harcını yatırmıştır.Tüm dosya kapsamı incelendiğinde; davacının dava dışı işçiler çalıştırılmak suretiyle davalıya güvenlik hizmeti verdiği, davacının alt işvereni, davalının asıl işvereni olduğu dava dışı işçilerin kıdem tazminatı talepli olarak açmış olduğu Fethiye Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2015/300E, 2015/301E, 2015/302E, 2015/303E, 2015/304E, 2015/305E, 2015/306E, 2015/307E, 2015/308E, 2015/309E, 2015/310 E sayılı dosyalarında iş bu dosya davacısının toplam 157.665,40-TL kıdem tazminatı ödemesine hükmedildiği, davacının dava dışı  işçilere  toplam 254.957,45-TL ödediği, taraflar arasında akdedilen sözleşmelere göre dava dışı işçilerin 8/12/2010-01/03/2015 çalışma dönemlerini kapsayan kıdem tazminatı alacaklarından davalının sorumlu olduğu...\" gerekçesiyle davanın kabulü ile 74.264,98 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesini tekrar ederek, dava dışı işçilerin iş mahkemesi dosyalarında davacı nezdindeki hizmet sürelerini nazara alarak sadece 08/12/2010 tarihi öncesine dair kıdem tazminatlarını talep ettiklerini yani 08/12/2010-01/03/2015 tarihleri arasındaki kıdem tazminatlarını talep etmediklerini, dava müvekkiline ihbar edilmediğinden faiz, vekalet ücretleri ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağını, davacı tarafça ödeme belgelerinin sonradan sunulmasına ve bu belgelere dayanılarak ek rapor tanzim edilmesine muvafakat etmediklerini, bu nedenle süresinde sunulmayan kayıtlara dayalı hüküm tesis edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu  beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır.\tDava, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmeleri gereğince, dava dışı işçilere ödenen işçilik alacaklarının, davalıdan sorumluluğu oranında tahsili istemine ilişkindir. Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde; \"Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.\" hükmü bulunmaktadır.Dava konusu olayda davacı ile davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davalı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusudur ve işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla getirilmiş olan sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 167. maddesi \"Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.\" şeklinde düzenleme mevcut olup, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları belirtilmiştir.Bu durumda, uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesinin sorumluluğa yönelik hükümleri ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmesi gerekmektedir. Tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinde işçi alacaklarından kimin, ne kadar sorumlu olduğuna ilişkin hüküm varsa bu hükümler tarafları bağlar.İşçilik  ücretlerden asıl işveren ve alt işverenin sorumlulukları yönünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2023 tarihli 2023/1118 E. 2023/1683 K. sayılı kararı ile; \"...Somut olaya gelince; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'ncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilâmı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir...\" şeklindeki uyuşmazlığın giderilmesine karar verilmiştir. Emsal karar, TBK'nın 167. maddesinde yer alan \"...borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça...\" hükmü çerçevesinde değerlendirildiğinde, kararda da ifade edildiği gibi hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde asıl işverenin de sorumlu olduğuna dair bir hüküm yer almadığı takdirde asıl işverenin sorumluluğuna gidilemeyecektir. Somut olayda taraflar arasında 08/12/2010 tarihinde imzalanan Güvenlik Sözleşmesinde, davacı şirket \"...\", davalı şirket \"...\" olarak anılmaktadır. Sözleşme ile davacı şirket, davalı şirkete ait \"...\" isimli işyerinde güvenlik hizmeti verilmesini üstlenmiştir. Tarafların yükümlülüklerinin düzenlendiği 3.maddede; \"...; vereceği güvenlik hizmetleri için istihdam edeceği tüm personelinin işverenin kendisi olduğunu, bu nedenle; ....İşveren sıfatı ile gerek İş Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanunu gerekse diğer kanun, tüzük, yönetmelik ve sair düzenlemelerle getirilen tüm kurallar ile yetkili makamlar tarafından verilecek emir ve talimatlar doğrultusunda hareket etmeyi, çalıştırdığı tüm personeli ile ilgili yasal yükümlülüklerin ... ait olduğunu, kıdem, ihbar, resmi tatil, yıllık izin ücretlerinin ise 08/12/2010'dan itibaren ortaya çıkan tutarının ...'e fatura ederek ...'ın tahsil edeceğini ve bunun neticesinde ...'ın ödeyeceğini,Sözleşme Ek-1'de bulunan 08/12/2010 tarihinden önceki personelin kıdem, ihbar ödemelerinin ... firmasına ait olduğunu, ileriki yıllarda ... ile anlaşma sağlanmazsa dahi bu personele ait kıdem, ihbar ücretleri kesinti paylarının 01/12/2010 tarihinden önceki döneme ait ödemelerin ... tarafından net ücretin brütü üzerinden ödenmesini taahhüt ederek, bu döneme ait ödemelerin hiçbir şekilde ...'e yansıtılamayacağını ...beyan, kabul ve taahhüt etmiştir.\" düzenlemesine yer verilmiştir. İş mahkemesi dosyaları, icra dosyaları ve ödeme belgeleri incelendiğinde;-Fethiye Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (İş Mahkemesi Sıfatıyla) 2015/300 E. 2016/129 K. sayılı dosyasında dava dışı işçi ... tarafından iş akdinin 2015 yılı Şubat ayında feshedildiği iddiasıyla kıdem tazminatı alacağının tahsili için ... şirketi aleyhine açılan dava neticesinde; 14.518,33 TL brüt kıdem tazminatının iş akdinin fesih tarihi olan 28/02/2015 tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte ... şirketinden tahsiline karar verilmiş, vekalet ücreti, yargılama gideri, faizi ile birlikte toplam 19.810,99 TL'nin tahsili için takip başlatılmıştır. -Fethiye Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (İş Mahkemesi Sıfatıyla) 2015/301 E. 2016/287 K. sayılı dosyasında dava dışı işçi ... tarafından iş akdinin 2015 yılı Şubat ayında feshedildiği iddiasıyla kıdem tazminatı alacağının tahsili için ... şirketi aleyhine açılan dava neticesinde; 7.356,33 TL brüt kıdem tazminatının iş akdinin fesih tarihi olan 28/02/2015 tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte ... şirketinden tahsiline karar verilmiş, vekalet ücreti, yargılama gideri, faizi ile birlikte toplam 11.402,76 TL'nin tahsili için takip başlatılmıştır. -Fethiye Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (İş Mahkemesi Sıfatıyla) 2015/302 E. 2016/131 K. sayılı dosyasında dava dışı işçi ... tarafından iş akdinin 2015 yılı Şubat ayında feshedildiği iddiasıyla kıdem tazminatı alacağının tahsili için ... şirketi aleyhine açılan dava neticesinde; 17.455,94 TL brüt kıdem tazminatının iş akdinin fesih tarihi olan 28/02/2015 tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte ... şirketinden tahsiline karar verilmiş, vekalet ücreti, yargılama gideri, faizi ile birlikte toplam 23.191,73 TL'nin tahsili için takip başlatılmıştır. -Fethiye Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/303 E. 2016/288 K. sayılı dosyasında dava dışı işçi ... tarafından iş akdinin 2015 yılı Şubat ayında feshedildiği iddiasıyla kıdem tazminatı alacağının tahsili için ... şirketi aleyhine açılan dava neticesinde; 12.956,65 TL brüt kıdem tazminatının iş akdinin fesih tarihi olan 28/02/2015 tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte ... şirketinden tahsiline karar verilmiş, vekalet ücreti, yargılama gideri, faizi ile birlikte toplam 17.935,19 TL'nin tahsili için takip başlatılmıştır. -Fethiye Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (İş Mahkemesi Sıfatıyla) 2015/304 E. 2016/132 K. sayılı dosyasında dava dışı işçi ... tarafından iş akdinin 2015 yılı Şubat ayında feshedildiği iddiasıyla kıdem tazminatı alacağının tahsili için ... şirketi aleyhine açılan dava neticesinde; 11.403,52 TL brüt kıdem tazminatının iş akdinin fesih tarihi olan 28/02/2015 tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte ... şirketinden tahsiline karar verilmiş, vekalet ücreti, yargılama gideri, faizi ile birlikte toplam 16.129,75 TL'nin tahsili için takip başlatılmıştır. -Fethiye Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (İş Mahkemesi Sıfatıyla) 2015/305 E. 2016/289 K. sayılı dosyasında dava dışı işçi ... tarafından iş akdinin 2015 yılı Şubat ayında feshedildiği iddiasıyla kıdem tazminatı alacağının tahsili için ... şirketi aleyhine açılan dava neticesinde; 13.073,95 TL brüt kıdem tazminatının iş akdinin fesih tarihi olan 25/02/2015 tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte .... şirketinden tahsiline karar verilmiş, vekalet ücreti, yargılama gideri, faizi ile birlikte toplam 18.021,21 TL'nin tahsili için takip başlatılmıştır. -Fethiye Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (İş Mahkemesi Sıfatıyla) 2015/306 E. 2016/133 K. sayılı dosyasında dava dışı işçi ... tarafından iş akdinin 2015 yılı Şubat ayında feshedildiği iddiasıyla kıdem tazminatı alacağının tahsili için ... şirketi aleyhine açılan dava neticesinde; 18.253,90 TL brüt kıdem tazminatının iş akdinin fesih tarihi olan 28/02/2015 tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte ...şirketinden tahsiline karar verilmiş, vekalet ücreti, yargılama gideri, faizi ile birlikte toplam 24.631,15 TL'nin tahsili için takip başlatılmıştır. -Fethiye Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (İş Mahkemesi Sıfatıyla) 2015/307 E. 2016/290 K. sayılı dosyasında dava dışı işçi ... tarafından iş akdinin 2015 yılı Şubat ayında feshedildiği iddiasıyla kıdem tazminatı alacağının tahsili için ... şirketi aleyhine açılan dava neticesinde; 18.457,88 TL brüt kıdem tazminatının iş akdinin fesih tarihi olan 2/02/2015 tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte ... şirketinden tahsiline karar verilmiş, vekalet ücreti, yargılama gideri, faizi ile birlikte toplam 24.890,77 TL'nin tahsili için takip başlatılmıştır. -Fethiye Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (İş Mahkemesi Sıfatıyla) 2015/308 E. 2016/130 K. sayılı dosyasında dava dışı işçi ... tarafından iş akdinin 2015 yılı Şubat ayında feshedildiği iddiasıyla kıdem tazminatı alacağının tahsili için ... şirketi aleyhine açılan dava neticesinde; 18.713,09 TL brüt kıdem tazminatının iş akdinin fesih tarihi olan 28/02/2015 tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte ... şirketinden tahsiline karar verilmiş, vekalet ücreti, yargılama gideri, faizi ile birlikte toplam 25.219,96 TL'nin tahsili için takip başlatılmıştır. -Fethiye Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (İş Mahkemesi Sıfatıyla) 2015/309 E. 2016/291 K. sayılı dosyasında dava dışı işçi ... tarafından iş akdinin 2015 yılı Şubat ayında feshedildiği iddiasıyla kıdem tazminatı alacağının tahsili için ... şirketi aleyhine açılan dava neticesinde; 18.253,90 TL brüt kıdem tazminatının iş akdinin fesih tarihi olan 28/02/2015 tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte Atlas şirketinden tahsiline karar verilmiş, vekalet ücreti, yargılama gideri, faizi ile birlikte toplam 24.828,84 TL'nin tahsili için takip başlatılmıştır.  -Fethiye Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (İş Mahkemesi Sıfatıyla) 2015/310 E. 2016/134 K. sayılı dosyasında dava dışı işçi ... tarafından iş akdinin 2015 yılı Şubat ayında feshedildiği iddiasıyla kıdem tazminatı alacağının tahsili için ... şirketi aleyhine açılan dava neticesinde; 7.221,91 TL brüt kıdem tazminatının iş akdinin fesih tarihi olan 28/02/2015 tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte ... şirketinden tahsiline karar verilmiş, vekalet ücreti, yargılama gideri, faizi ile birlikte toplam 10.931,93 TL'nin tahsili için takip başlatılmıştır. Davacı tarafından, dava dışı işçilere 30/06/2016 tarihinde 18.000,00 TL, 15/07/2016 tarihinde 47.391,49 TL, 15/08/2016 tarihinde 47.391,49 TL, 19/09/2016 tarihinde 47.391,49 TL, 17/10/2016 tarihinde 47.391,49 TL, 14/11/2016 tarihinde 47.391,49 TL olmak üzere toplam 254.957,45 TL ödenmiştir. Taraflar arasında imzalanan sözleşme gereği, 08/12/2010 tarihinden itibaren işçilerin kıdem tazminatı tutarlarından davalı şirketin sorumlu olduğu düzenlendiğinden, bilirkişi tarafından her bir işçi yönünden 08/12/2010-28/02/2015 tarihleri arasındaki 4 yıl 2 ay 21 gün süreye tekabül eden kıdem tazminatı tutarlarından, davalının sorumlu olduğu miktarların hesaplanması neticesinde;-Dava dışı işçi ... yönünden; 6.596,88 TL,-Dava dışı işçi ... yönünden; 6.596,88 TL,-Dava dışı işçi ... yönünden; 6.596,33 TL,-Dava dışı işçi ... yönünden; 6.596,88 TL,-Dava dışı işçi ... yönünden; 6.596,88 TL,-Dava dışı işçi ... yönünden; 6.596,88 TL,-Dava dışı işçi ... yönünden; 6.596,88 TL,-Dava dışı işçi ... yönünden; 7.447,08 TL,-Dava dışı işçi ... yönünden; 7.447,08 TL,-Dava dışı işçi ... yönünden; 6.596,88 TL, -Dava dışı işçi ... yönünden; 6.596,33 TL Olmak üzere toplam 74.264,98 TL'den davalının sorumlu olduğu tespit edilmiştir.  İstinaf sebeplerinin incelenmesi;  -Belirsiz alacak davası yönünden; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24/03/2022 tarihli 2019/11-220 E. 2022/376 K. sayılı ilamında; \"...Bir davadaki talep sonucu bazı kısımları itibarıyla birden fazla dava türü tanımıyla ilgili, çakışan yani benzer unsurlar içeriyor olabilir. Bu gibi durumlarda hâkim davayı aydınlatma ödevi kapsamında davacıdan açıklama isteyerek doğru dava türünü belirleyebilecektir. Tüm bu nedenlerle davacı dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olduğundan söz etmiş olsa bile belirsiz alacak davası unsurları bulunmuyorsa bu davanın açılmasında hukukî yarar olmadığından söz edilemeyecek, alacağın istenmesinde hukukî yarar olduğundan mevcut unsurları itibarıyla kısmi dava açılmış olduğu kabul edilerek davacının talep sonucu hakkında karar verilebilecektir. Bu açıklamalar ışığında alacak belirli olmasına rağmen belirsiz alacak davasına konu edilmesi durumunda ne yapılması gerektiği hususunda; talep edilecek alacak miktarının davanın açıldığı anda tam ve kesin bir biçimde belirlenmesinin mümkün olmasına rağmen belirsiz alacak davası şeklinde açılan dava, hukukî yarar, yani dava şartı yokluğu nedeni ile usulden hemen reddedilmemelidir. Zira bir miktar belirtilmek sureti ile açılan belirsiz alacak davası da alacak ister belirli ister belirsiz olsun bir eda davasıdır ve eda davalarında hukukî yarar var kabul edilir. Öte yandan davacının dava açmaktan başka bir yolla alacağına kavuşması mümkün olmayıp bir mahkeme kararına muhtaç ise dava açmakta hukukî yararının bulunduğu tartışmasızdır. Başka bir anlatımla alacağın belirli veya belirsiz olması başlangıçta var olan hukukî yararı ortadan kaldırmaz.Bu durumda dava dilekçesinde talep edilen asgari tutar somut olayın özelliklerine göre talep edilebilecek alacak tutarı konumunda olup kısmi davanın koşulları yoksa davacının tam eda davası açtığı kabul edilmelidir. Ancak dava dilekçesinde talep edilen asgari tutar somut olayın özelliklerine göre talep edilebilecek toplam alacak miktarı kadar değilse ve kısmi davanın koşulları da bulunmuyorsa, bu durumda mahkemece alacak miktarını netleştirmesi ve bildireceği dava değerine göre eksik harcı tamamlaması için davacıya HMK'nın 119. maddesinin 2. fıkrası uyarınca bir haftalık kesin süre verilmeli ve verilen kesin süre içinde belirtilen eksikliğin tamamlanması hâlinde davaya tam eda davası olarak devam edilmeli, aksi durumda ise davanın usulden reddine karar verilmelidir. Buna karşılık, dava dilekçesinde asgari bir tutar gösterilmiş olup bunun, alacağın belirli bir kesimi olduğu anlaşılmakla birlikte, açılan davanın belirsiz alacak davası mı; yoksa kısmi dava mı olduğu hususunda açıklık bulunmuyorsa hâkim, taleple bağlı olduğu için (HMK m. 26) öncelikle, HMK'nın 119. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, davacı tarafa bir haftalık kesin bir süre vermeli ve onun beyanı doğrultusunda açılmış olan davanın belirsiz alacak davası mı, yoksa kısmi dava mı olduğunu belirlemelidir. Bu da esasen hâkimin davayı aydınlatma ödevi kapsamındadır. Davacı verilen bir haftalık kesin süre içinde davanın belirsiz alacak davası olduğunu beyan etmiş ve belirsiz alacak davası açılabilmesi için gerekli koşullar mevcut ise, dava belirsiz alacak davası olarak görülüp sonuçlandırılmalıdır. Belirsiz alacak davası açılabilmesi için gerekli şartlar bulunmakla birlikte davacı açmış olduğu davanın kısmi dava olduğunu belirtmiş ise, bu hâlde mahkeme davayı, kısmi dava olarak kabul edip yargılamayı sürdürmelidir. Üçüncü bir ihtimal olarak davacı davasının belirsiz alacak davası olduğunu mahkemeye bildirmiş olmakla birlikte belirsiz alacak davasının koşulları bulunmuyor ve fakat kısmi dava açılabilmesi mümkün ise, bu durumda mahkemece, açılmış olan dava, kısmi dava olarak nitelendirilmek suretiyle görülüp karara bağlanmalıdır...\" gerekçesiyle belirsiz alacak davası olarak açılan ancak belirsiz alacak davasının koşulları bulunmayan davanın, koşulları mevcut ise kısmi dava olarak değerlendirilmesi gerektiğine karar verilmiştir. Bu nedenlerle davalı vekilinin davanın usulden reddi gerektiği yönündeki itirazları yerinde görülmemiştir. -İş mahkemesi dosyalarında, dava dışı işçilerin iş akitlerinin feshedildiği gerekçesiyle kıdem tazminatına hak kazandıkları gerekçesiyle kıdem tazminatı ödenmesine karar verilmiş ve kararlar kesinleşmiştir. Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 3.maddesinde 08/12/2010 tarihinden itibaren kıdem tazminatı ücretlerinden davalı şirketin sorumlu olacağı kararlaştırılmıştır. Nitekim gerek cevap dilekçesinde gerekse istinaf dilekçesinde anılan tarihten itibaren sorumluluk davalı tarafça kabul edilmiştir. Bu durumda 08/12/2010 tarihinden itibaren işçilere ödenecek kıdem tazminatından davalının sorumlu olacağı konusunda ihtilaf bulunmadığından ve bilirkişi incelemesi neticesinde ise davalının sorumlu olduğu miktar, tarafların anlaşmasına uygun olarak 08/12/2010-28/02/2015 tarihleri arasındaki 4 yıl 2 ay 21 gün süre esas alınarak hesaplandığından verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı vekili, işçilerin sadece 08/12/2010 tarihinden önce davacı nezdinde çalıştıkları süreyi dava konusu ettiğini ileri sürmüş ise de, iş mahkemesi dosyaları incelendiğinde yukarıda da özetlendiği gibi iş akitlerinin feshedildiği 28/02/2015 tarihine kadar olan süreye ilişkin dava açtıkları tespit edilmiştir.-Davalı vekili, iş mahkemesinde görülen davalar ihbar edilmediği için faiz, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını ileri sürmektedir. Ancak eldeki davada yalnızca kıdem tazminatı tutarlarından, davalının sorumlu olduğu süreye tekabül eden kısım hüküm altına alınmış, işlemiş faiz, vekalet ücreti ve yargılama giderleri ise hesaplamaya dahil edilmemiştir. Davalı vekili ödeme belgelerinin sonradan sunulmasına muvafakatleri olmadığını beyan etmekte ise de, icra dosyaları kapsamında tahsilat beyanları mevcut olduğu gibi bilirkişi incelemesi sırasında defter incelemesi neticesinde de söz konusu ödemeler tespit edileceğinden, ödeme dekontlarının sonradan ibraz edilmesi yeni delil niteliğinde değildir.Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususunda re'sen ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak inceleme yapılmış olup, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus tespit edilemediği gibi istinaf sebeplerinin yukarıda açıklanan gerekçelerle yerinde olmadığı, dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcının, davalı tarafından yatırılan 1.268,51 TL'den mahsubu ile bakiye 840,91 TL harcın istemi halinde davalı tarafa iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.21/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6d38a4f23f874669","SID":"c12e17d446caf92f"}}