{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/16 <br>KARAR NO: 2024/198<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2018/703<br>KARAR NO: 2020/595<br>DAVA TARİHİ 07/08/2018<br>KARAR TARİHİ: 20/10/2020<br>DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 14/02/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA  Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı ... Tic A.Ş arasında imzalanan Güvenlik Hizmetleri Sözleşmesi 1/a maddesi uyarınca davalı şirketin şirket adresindeki işyerinde ve belirli şantiyelerinde özel güvenlik hizmetlerinin sağlanmasının müvekkili şirket tarafından üstlenildiğini, aynı sözleşmenin fiyat başlıklı 14.maddesine göre müvekkili şirketin vereceği hizmetlerin yerine getirilmesi karşılığında davalı şirket tarafından aylık olarak ödemelerin yapılacağı ve her ayın son günü tanzim edilen faturaların en geç 10 iş günü içerisinde ödeneceğinin kabul ve taahhüt edildiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşme her ne kadar 13/07/2016 tarihi itibariyle son bulmuş ise de davalı şirket tarafından toplam 21.437,69 TL'lik hizmet bedeli ödemesinin gerçekleştirilmediğini, davalı şirketin sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmediğini, Beyoğlu ... Noterliği'nin 11/06/2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek bakiye cari hesap borcunun ödenmesi talep edilmiş ise de söz konusu ihtarnamenin 13/06/2018 tarihinde tebliğini takip eden dönemde herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu nedenlerle 05/07/2018 tarihinde İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E.sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, icra takibine konu borcun taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davalı şirkete kesilen faturalardan kaynaklanan cari hesap alacağı olduğunu, 03/07/2018 tarihli tarafların şirket kaşe ve imzalarını içeren 21.347,69 TL borca dair Mutabakat Mektubu bulunmasına ve işbu davalarına konu icra takibinde dayanak belge olarak yer almasına rağmen davalı şirket tarafından haksız bir şekilde ve hiçbir sebep gösterilmeksizin alacağın tamamına itiraz edildiğini, itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek itirazın iptali ile %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin Güvenlik Hizmetleri Sözleşmesinin feshine ilişkin düzenlenen Fesih ve İbra Protokolündeki edimlerini yerine getirmemiş olması nedeniyle icra takibindeki borca itiraz edildiğini, zira taraflar arasında akdedilen 30/06/2016 tarihli iki ayrı Fesih ve İbra Protokolü'nün 3. Maddesinin; \"Yüklenici kendi bünyesinde çalışmakta olan ve işveren ile sözleşmelerin fesihlerinin geçerlilik kazanacağı tarih olan 13.07.2016 tarihine kadar yazılı olarak mutabık kalacakları sayı ve pozisyondaki personel için, bu personellerin son giydirilmiş ücretleri üzerinden hesaplanacak ve belirlenecek kıdem tazminatı miktarına tekabül edecek toplam bedeli işbu protokolün imzalanmasını takip eden 30-45 iş günü içinde nakden ve defaten işverenin ... ve ... IBAN numaralı hesabına ödeyeceğini beyan kabul ve taahhüt etmektedir....\" şeklinde olduğunu, yine aynı fesih ve ibra protokolünün 6.maddesinin; \"Yüklenicinin işçilerine herhangi bir borcu kalmamış olduğu gerekli belgelerle ispat ve tespit edilmiş olmalıdır. Bu belgeler personel maaş bordrosudur. SGK'dan alınmış borcu yoktur belgesi işverene teslim edilmiş olmalıdır.\" şeklinde olduğunu, ancak davacı şirket tarafından protokol hükümlerine aykırı davranılarak protokolün 3.maddesi uyarınca işçilere kıdem tazminatı ödemelerinin yapılmadığını ve müvekkili şirkete karşı sözleşmeye aykırı olarak icra takibi başlatıldığını belirterek davanın reddini, davacının %20 oranında tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; ''...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlık, tacir olan taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklı alacağın tahsili yolunda başlatılan icra takibinde, icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkindir.Dava dosyasının incelenmesinde; davacı tarafça, davalı aleyhine, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, 05.07.2018 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya 09.07.2018 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilip 16.07.2018 tarihli itiraz dilekçesi ile birlikte borca, ferilere itiraz edildiği, 07.08.2018  tarihinde de Yasal 1 yıllık süresi içerisinde Mahkememizdeki iş bu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmaktadır. Yargılama aşamasında taraf teşkili sağlanarak, taraflarca usulüne uygun olarak bildirilen deliller toplanılmış ve dosyamız bilirkişiye tevdii edilerek rapor alınmıştır. Tüm dosya kapsamı, dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli 19.08.2019 tarihli asıl ve 02.03.2020 tarihli ek tarihli bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında bila tarihli güvenlik hizmetleri sözleşmesinin imzalandığı, 31.05.2016 tarihli fesih ve ibra protokolü ile bu protokole ek olarak 31.05.2016 tarihli cari hesap mutabakat ekstresinin imzalandığı, akabinde davacı tarafça, davalı taraf aleyhine, Beyoğlu ... Noterliğinin 11.06.2018 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarname ile taraflar arasındaki sözleşmenin feshinden sonra ödenmediği iddia olunan miktarın ödenmesi yolunda ihtaratta bulunulduğu, taraflar arası yazılı mutabakata varılan tutarın, bilirkişi raporuyla da doğrulanması üzerine, asıl alacak tutarı üzerinden, talep doğrultusunda asıl alacağa Yasal faiz işletilerek icra takibinin devamıyla, likit bir alacağa kötüniyetle itiraz edildiği...\" gerekçesiyle; davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle;  takip dayanağı 31/05/2016 tarihli cari hesap mutabakat ekstresinin 30/06/2016 tarihinde akdedilen Fesih ve İbra Protokolünün bir eki olduğunu, fesih ve ibra protokolü gereğince davacı edimlerini yerine getirmediğinden davanın reddinin gerektiğini, bu hususun bilirkişi raporuyla da sabit hale geldiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır. Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında; Davacı tarafından davalı aleyhine 21.437,69 TL alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili istemiyle ilamsız takip başlatıldığı, davalı tarafça borca itiraz edilmesi üzerine takibin durduğu, davanın İİK'nın 67.maddesi uyarınca hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Takibe dayanak olarak 03/07/2018 tarihli mutabakat mektubu ve cari hesap ekstresi sunulmuştur. 03/07/2018 tarihli mutabakat mektubu incelendiğinde; davalı tarafından 21.437,69 TL borçlu, davacının aynı miktarda alacaklı olduğu hususunda taraflarca mutabık kalınarak söz konusu belgenin imzalandığı anlaşılmıştır. Davalıya ait işyerlerinde, davacı tarafından güvenlik hizmeti verilmesine dair Güvenlik Hizmet Sözleşmesi dosyaya ibraz edilmiştir. Sözleşme, tarafların imzaladığı 30/06/2016 tarihli Fesih ve İbra Protokolleri (farklı sözleşmeleri konu alan 2 ayrı protokol) ile sonlandırılmıştır. Fesih protokolleri incelendiğinde, taraflar arasında dosyaya sunulan sözleşme ile sınırlı olmaksızın başka sözleşme ve ek sözleşmeler imzalandığı anlaşılmaktadır. Yukarıda ifade edildiği gibi 30/06/2016 tarihinde 2 ayrı Fesih ve İbra Protokolü imzalanmıştır. 1.protokolde; davacı ve dava dışı ... A.Ş. \"Yüklenici\", davalı ise \"İşveren\" olarak anılmaktadır. Protokolde yükleniciler tarafından 13/07/2016 tarihine kadar hizmet verilmeye devam edileceği ve fesihlerin 13/07/2016 tarihinde geçerlilik kazanacağı kararlaştırılmıştır. 3.madde; \"Yüklenici, kendi bünyesinde çalışmakta olan ve İşveren ile Sözleşmeler'in fesihlerinin geçerlilik kazanacağı tarih olan 13.07.2016 tarihine kadar yazılı olarak mutabık kalacakları sayı ve pozisyonlardaki personel için (personel sayısı maksimum 2 kişi olacaktır) bu personellerin son giydirilmiş ücretleri üzerinden hesaplanacak ve belirlenecek kıdem tazminatı miktarına tekabül edecek toplam bedeli işbu Protokol'ün imzalanmasını takip eden 30 (otuz) iş günü içerisinde nakden ve defaten İşveren'in ... IBAN numaralı hesabına ödeyeceğini beyan, kabul ve taahhüt etmektedir. Bedelin ödenmesi için bahsi geçen güvenlik elemanlarının Yüklenici'den 13.07.2016 tarihi itibariyle istifa etmiş olmaları şartı aranacaktır.\" şeklindedir. 7.madde; \"Sözleşmeler gereği Yüklenici tarafından İşveren'e teslim edilmiş olan ve lehdarı ... A.Ş. olan teminat mektupları aşağıdaki koşulların tamamının eksiksiz gerçekleşmesini müteakip 3 (üç) gün içerisinde Yüklenici'ye iade edilecektir:*Sözleşmeler ya da işbu Protokol gereği Yüklenici yükümlülüğünde olan ve İşveren ya da resmi kurumlara ödenmesi gerekli olan tüm bedeller, Yüklenici tarafından eksiksiz şekilde ödenmiş olmalıdır.*Yüklenici'nin işçilerine, herhangi bir borcu kalmamış olduğu gerekli belgelerle ispat ve tespit edilmiş olmalıdır. Bu belgeler personel maaş bordrosudur. Bu belgeler dışında İşveren Yüklenici'den herhangi başka bir belge istemeyecektir.*SGK'dan alınmış “Borcu yoktur” belgesi İşveren'e teslim edilmiş olmalıdır.*Yüklenici geçerli defter kayıtları ve belgelerini, SGK ve ilgili idarelere yapmış olduğu  bildirimlerin uygunluğunu teyit etmesi için İşveren'e ibraz etmiş olmalıdır.\"2.protokolde; davacı \"Yüklenici\", davalı ise \"İşveren\" olarak anılmaktadır. Protokolde yüklenici tarafından 13/07/2016 tarihine kadar hizmet verilmeye devam edileceği ve fesihlerin 13/07/2016 tarihinde geçerlilik kazanacağı kararlaştırılmıştır. 3.madde; \"Yüklenici, kendi bünyesinde çalışmakta olan ve İşveren ile Sözleşmeler'in fesihlerinin geçerlilik kazanacağı tarih olan 13.07.2016 tarihine kadar yazılı olarak mutabık kalacakları sayı ve pozisyonlardaki personel için (personel sayısı maksimum 13 kişi olacaktır) bu personellerin son giydirilmiş ücretleri üzerinden hesaplanacak ve belirlenecek kıdem tazminatı miktarına tekabül edecek toplam bedeli işbu Protokol'ün imzalanmasını takip eden 45 (kırkbeş) iş günü içerisinde nakden ve defaten İşveren'in ... IBAN numaralı hesabına ödeyeceğini beyan, kabul ve taahhüt etmektedir. Bedelin ödenmesi için bahsi geçen güvenlik elemanlarının Yüklenici'den 13.07.2016 tarihi itibariyle istifa etmiş olmaları şartı aranacaktır.\" şeklindedir. 6.madde; \"Sözleşmeler gereği Yüklenici tarafından İşveren'e teslim edilmiş olan ve lehdarı ... Hizmetleri A.Ş. olan teminat mektupları aşağıdaki koşulların tamamının eksiksiz gerçekleşmesini müteakip 3 (üç) gün içerisinde Yüklenici'ye iade edilecektir: *Sözleşmeler ya da işbu Protokol gereği Yüklenici yükümlülüğünde olan ve İşveren ya da resmi kurumlara ödenmesi gerekli olan tüm bedeller, Yüklenici tarafından eksiksiz şekilde ödenmiş olmalıdır. *Yüklenici'nin işçilerine, herhangi bir borcu kalmamış olduğu gerekli belgelerle ispat ve tespit edilmiş olmalıdır. Bu belgeler personel maaş bordrosudur. Bu belgeler dışında İşveren Yüklenici'den herhangi başka bir belge istemeyecektir. *SGK'dan alınmış “Borcu yoktur” belgesi İşveren'e teslim edilmiş olmalıdır. *Yüklenici geçerli defter kayıtları ve belgelerini, SGK ve ilgili idarelere yapmış olduğu  bildirimlerin uygunluğunu teyit etmesi için İşveren'e ibraz etmiş olmalıdır.\"Ayrıca her iki protokolün 2.maddesinde hizmet bedellerinin ödenme zamanları düzenlenmiştir. Bu maddeye göre tarafların bakiye borç alacak konusunda mutabık oldukları, davacı tarafından 13/07/2016 tarihine kadar hizmet verileceği ve davacı tarafından verilecek hizmetlere ilişkin 30/06/2016 ve 13/07/2016 tarihlerinde 2 ayrı fatura düzenleneceği, bu tarihe kadar oluşabilecek İşveren alacağı olması halinde takas mahsup işlemleri yapılarak bakiye miktarın fatura tanzim tarihinden itibaren 15 gün içerisinde ödeneceği kararlaştırılmıştır. Davalı, fesih protokollerinin yukarıda yer verilen 3 ve 7-6.maddeleri uyarınca yüklenici olan davacının yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bahisle ödeme yapılmadığını savunmaktadır. Protokollerin 6 ve 7.maddesinde teminat mektuplarının iade koşulları düzenlendiğinden, dava konusu ile ilgili değildir.  Somut olayda tartışılması gereken her iki protokolün 3.maddesinde yer alan hükümdür.Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde taraflardan biri, daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmeden veya ifasını önermeden, ifayı talep ederse, karşı taraf, bir \"karşı hakka\", özellikle \"def'i hakkı\"na dayanarak ifadan kaçınabilir. Bu tür sözleşmelerde ifadan kaçınma hakkına ödemezlik def'i denir (Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Cilt III, s. 2090). Ödemezlik def'inin ileri sürülebilmesi için; karşılıklı borç yükleyen bir sözleşme olması (edimler arasında karşılık ilişkisi bulunması, karşılıklı borç yükleyen sözleşmenin içerdiği edimlerin değişim (mübadele) ilişkisi içinde bulunması), ödemezlik def'i ileri sürülen alacağın geçerli olarak doğması ve muaccel olması, tarafların edimleri aynı zamanda ifa yükümlüğü bulunması gerekmektedir. Değişim ilişkisi içinde ilke olarak asli edim yükümlülükleri yer alır...Yan edim yükümlülüğünün değişim ilişkisi içinde yer alıp almadığı somut olay göz önünde tutularak çözümlenir. Yan edim olmaksızın asli edimin herhangi bir değer arzetmediği sözleşmelerde, yan edim değişim ilişkisi içinde yer alır... Değişim ilişkisi içinde bulunmayan yan edim ve yan yükümlülükler hakkında ödemezlik def'i kullanılamaz... Ödemezlik def'inin dayandığı temel düşünce, taraflardan her birinin karşı taraftan olan alacağıdır. Bu nedenle ödemezlik def'inin ileri sürülebilmesi için, her şeyden önce karşı alacağın geçerli olarak doğması, sonra da varlığını devam ettirmesi, henüz sona ermemiş olması gerekir... Ödemezlik def'i sözleşmeden doğan her iki edimin de muaccel olmasını gerektirir. Borçlardan biri muaccel değilse, bunun alacaklısı ödemezlik def'ini ileri süremez  (Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Cilt III, s. 2096 2098, 2100).  Dava konusu sözleşme hükümleri incelendiğinde; temlik edenin asli edimi güvenlik hizmeti vermek, davalının asli edimi ise hizmet bedelini ödemektir. Somut olayda 3.madde koşullarının sağlandığına ancak davacı tarafça bedelin ödenmediğine dair bir kayıt bulunmamaktadır. Ayrıca hizmet bedelinin ödenmesi 3.maddenin yerine getirilmesi koşuluna bağlanmadığı gibi aksine hizmet bedelinin 3.maddede belirtilen zamandan daha önce fatura tanzim tarihlerini müteakip 15 gün içerisinde ödeneceği kararlaştırılmıştır. İmzalanan sözleşmede ve fesih protokolünde yüklenici tarafından işçilerin alacakları ödenmediği sürece, işverenin hizmet bedelini ödemeyeceği yönünde bir düzenleme yer almamaktadır. Ayrıca dava dışı işçilerin, davalı İşverene yönelttikleri bir talebin olduğu da iddia edilmemektedir. Diğer bir husus ise protokoller 30/06/2016 tarihinde düzenlenmiş ancak takibe dayanak yapılan \"Mutabakat Mektubu\" 03/07/2018 tarihinde imzalanmıştır. Mutabakat mektubu ile tarafların ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde tespit edilen hesap bakiyesi ise uyumludur. Bu durumda, davalının davacıya takibe konu edilen bedel kadar borçlu olduğu tespit edildiğinden, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususunda re'sen ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak inceleme yapılmış olup, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus tespit edilemediği gibi istinaf sebeplerinin yukarıda açıklanan gerekçelerle yerinde olmadığı, dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 366,10 TL'nin mahsubu ile bakiye 61,50‬ TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere, istinaf karar harcı yönünden oy çokluğu, esasa yönelik ve sair incelemeler yönünden oybirliği ile karar verildi.14/02/2024 <br>MUHALEFET ŞERHİ  492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde \"Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olduğu\" belirtilmiştir.Harçlar Kanunu Genel Tebliği, (1) Sayılı Tarife Yargı Harçları'nın III- karar ve ilam harcı başlıklı 1/a maddesinde \"Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı\",1/e maddesinde \"(değişik:5235/m. 52) yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı\" belirtilmektedir.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27.12.2021 tarih ve 2021/9035 E. 2021/7367 K. sayılı ilamında da ''... Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen karara yönelik olarak yapılan temyiz başvurusu üzerine HMK'nin 344 maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilen muhtıra kapsamında 1 haftalık kesin süre içerisinde gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesince HMK'nin 366/1 maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 344/1 maddesi uyarınca davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin olarak verilen 05/11/2021 tarihli ek kararda hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nin 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi 05/11/2021 tarihli ek kararının onanmasına'' dair karar verildiği nazara alındığında; nisbi değere tabi bulunan davalarda, davanın kabulüne/kısmen kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhine davalı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulması halinde Bölge Adliye Mahkemesi'nce davalının istinaf başvurusunun esastan reddi ile nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerektiği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun bu konuya ilişkin görüşüne katılmamaktayım.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b5ee47bbeda77e62","SID":"e33c1b1e4c1f423c"}}