{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/146 <br>KARAR NO: 2024/156<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/12/2020<br>ESAS NO: 2018/1149 <br>KARAR NO: 2020/874<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ: 05/12/2018<br>KARAR TARİHİ: 07/02/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı asil dava dilekçesinde; davalı ...' ın sahibi ve yetkilisi bulunduğu  ... isimli şahıs firması ile 2017 yılı Şubat ayında ... Markasının Franchising' ini almak ve ... merkezlerinde ... markası ile işyeri açmak için tanıştığını, davalı ...' ın talep edilen büyük alışveriş merkezlerinde 4,000-8.000 TL aylık kira bedeli aralığında tarafına yer kiralayacağını ve ... markasının telif ve satış hakkı ile franchising haklarını alacağını beyan ve taahhüt ederek ekte delil olarak sunduğu, ... Bankası Halaskargazi/İstanbul şubesinin 23.06. Z017 tarihli banka dekontu ile 17.700,00 TL yi, ... Bankası Halaskargazi/İstanbul şubesi nin 23.06.2017 tarihli banka dekontu ile 46.492.00 TL olarak toplam 64.192,00 TL tahsil edildiğini, ancak davalının ticari ahlak ve güvenle bağdaşmayacak şekilde parasını tahsil etmesine rağmen taahhüt ettiği edimleri yerine getirmediğini, bu hususta yapılması planlanan sözleşmeyi yapmaya yanaşmadığını, parasını geri iade etmeyerek güveni suistimal ederek dolandırdığını ve haksız menfaat elde ettiğini, bunun üzerine hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu , 2017/136782 soruşturma sayılı dosyanın halen devam ettiğini, davalı haksız tahsil ettiği 64.192.00 TL için İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı ve ödeme emrinin davalıya 04.12.2017 tarihinde tebliğ edildiğini, davalının 07.12.2017 tarihinde borca ve takibe itiraz etmesi neticesinde takibin durdurulduğunu, bu nedenle itirazın iptali ile haksız zenginleşmeden kaynaklanan alacak talebinde bulunmak suretiyle davanın açılmasının hasıl olduğunu, açıklanan nedenlerle  davalının üzerinde kayıtlı olan mal varlığım hileli bir şekilde 3,şahıslar adına kaçırmaması ve devrinin önlenmesi bakımından davanın neticesine kadar ihtiyati tedbir karanrı verilerek davalının tüm taşınır-taşınmaz mal varlığı üzerine tedbir kararı konulmasına, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine yapılan haksız itirazın iptali ile, davacı tarafın lehine %20' den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalıya tahmiline karar verilmesini, fazlaya ilişkin sair tüm hukuki ve cezai dava hakları saklı tutulmasını  talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; irade beyanı ile franchise sözleşmesi kurulmasına hukuken engel durumunun bulunmadığını, ... tarafından yapılan ödeme kendi istek ve iradesi ile olduğunu, bu noktada müvekkilinin bir zorlaması ve yönlendirmesinin söz konusu olmadığını, müvekkilinin üzerine düşen edimlerini yerine getirdiğini, davacının kendi iradesi ile ödemesini yapmış olduğu lakin kendi kusuru ya da kararı ile kullanmadığı sözleşmeden dönmek istemesi ve para iadesi talep etmesinin mümkün olmadığını, davacı basiretli bir tacir gibi davranmadığını, işine sahip çıkmadığını, işini gerekli dikkat ve özenle takip etmediğini, satın almış olduğu hakları zamanında kullanmadığını, kendisine verilen hizmetlerden kendi kusuru ya da kararı ile faydalanmadığını, açıklanan nedenlerle  her türlü delil ve talep sunma haklan saklı kalmakla beraber davanın esastan reddine, davalının davacıya borcunun olmadığının tespitine, İstanbul ... İcra Müdürlüğünü ... esas sayılı dosyanın haksız ve kötü niyetle açılarak devam ettirilmesi istenmesinden %20' den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hüknnedilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece \"Davacı yanın, \"...\" isimli markanın bayiliğini almak için, markanın distribütörü ile bayilik bulma konusunda iş birliği sözleşmesi imzalayan davalı yanın görüşmeler yaptığı,  davalının davacı tarafından açılacak mağaza için yer bulma çalışmaları yaptığı, davacının davalı hesabına avm yer bulma bedeli açıklaması ile 17.700 TL ile franchising bedeli olarak 46.492 TL gönderildiği, davalının davacının açacağı iş yeri için İstanbul'da bulunan avmler ile görüşmeler yaptığı, davalı tarafından ayarlanan görüşmelere davacının katılmadığı, davalı tarafından davacının talep ettiği avmler dışında da araştırılamalar yapıldığı,  davacı ile davalı arasında yaşanan anlaşmazlık nedeni ile açılması planlanan mağazanın açılmadığı ve davacı tarafından davalı yana ödenen bedelin iadesi talep edildiği anlaşılmıştır.Taraflar arasında ki uyuşmazlık davacının ödenen bedelin iadesi talebinin haklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Taraflar arasında yapılması planlanan sözleşme, davacı yanın franchising sözleşmesini imzalamaması, mağazanın açılacağı yerine nihai olarak belirlenmemesi ve mağazanın açılmaması nedeni ile gerçekleşmemiştir. 6098 sayılı TBK'nun \" sebepsiz zenginleşme \"başlıklı 77. maddesi ;\"Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur.” hükmüne havidir. Anılan bu düzenlemeye göre davacı taraf ödediği bedeli sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talep edebilecektir. Davacı tarafından davalı yana  franchising bedeli olarak  ödenen 46.492 TL'nin 19.700 TL'sinin davalı ile markanın  dava dışı distribütörü arasında imzalanan 22.01.2018 tarihli protokol- ibraname başlıklı belge ile davacı yana iade edileceğinin kararlaştırıldığı, davacı tarafında  sunulan 18.02.2020 alındı tarihli beyan dilekçesi ile 19.700 TL'nin tarafına ödendiğini kabul ve beyan ettiği,  sunulan protokole göre 19.700 TL'nin dava tarihinden önce davacı yana iade edildiği  görülmüş, bakiye kısım için itirazın iptaline\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılmıştır. Davacı tarafından davalı aleyhine  İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... takip sayılı dosyası ile 30.11.2017 tarihinde 64.192,00 TL asıl alacak için ilamsız icra takibine girişildiği, takibin dayanağının ödeme makbuzları olduğu, ödeme emrinin 04/12/2017 tarihinde davalı yana tebliğ edildiği, davalı tarafından sunulan 07/12/2017 tarihli itiraz dilekçesi ile takibe itiraz edildiği, 05.12.2017 tarihinde eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.Davacı, ... markasının franchisingini almak ve ... merkezlerinde ... markası ile işyeri açmak için tanıştığını, davalıya ödeme yaptığını, davalının edimlerini yerine getirmediğini, sebepsiz zenginleştiğini iddia ederek ödediği miktarın iadesi için takip başlatmıştır.Davalı ise, edimlerini yerine getirdiğini, davacının franchising sözleşmesini imzalamadığını iddia ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece dava kısmen kabul edilmiştir.Dava, simsarlık sözleşmesinden kaynaklanan borca ilişkin menfi tespit davasıdır.Simsarlık sözleşmesi Türk Borçlar Kanunu'nun 520 vd maddelerinde düzenlenmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 520.maddesine göre simsarlık sözleşmesi, simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkanının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması halinde ücrete hak kazandığı sözleşmeler olarak tanımlanmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 114. maddesinde dava şartları tek tek sayılmış olup dava şartı, davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi ve karar verilebilmesi için varlığı veya yokluğu mutlaka gerekli olan şartlardır. Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını re'sen belirleyecektir.HMK'nın 114.maddesinde düzenlenen dava şartları mahkemeye, taraflara ve dava konusuna (müddeabihe) ilişkin olmak üzere, üçe ayrılır. Mahkemeye ilişkin dava şartları; \"yargı hakkı, yargı yolu, görev, kesin yetki\", taraflara ilişkin dava şartları; \"davada iki tarafın bulunması, taraf ehliyeti, dava ehliyeti, davaya vekalet ehliyeti ve geçerli vekaletname, davayı takip yetkisi\", dava konusuna ilişkin dava şartları ise; \"davacı tarafından gider avansının yatırılması, teminat gösterilmesine ilişkin kararın yerine getirilmesi, kesin hüküm bulunmaması, hukuki yarar (menfaat) bulunması, davanın derdest olmaması\" olarak sıralanmaktadır. HMK'nın 114/2 maddesinde ise diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu ifade edilmiştir. HMK'nın 1. maddesinde; \"Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir.\" hükmü yer almaktadır.  HMK'nın 114/1.c maddesi uyarınca \"Mahkemenin görevli olması\" dava şartlarından olup, HMK'nın 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. Yine HMK'nın 115. maddesinde \"Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir...\" düzenlemesi yer almaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1.maddesinde; \"Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.\" hükmüne yer verilmiş ve TTK'nın 5/1. maddesinde ticari davalara bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu belirtilmiştir. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup TTK'nın 4/1.maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır.Nispi ticari davalar ise her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. Yine Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediğinden, TTK'nın 19/II.maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevi, ticari davalarla sınırlı olup, davanın ticari dava olup olmadığının TTK'nın 4.maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. TTK'nın 4/1.bendinde nispi ticari dava, \"her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları'' olarak belirtilmiş ve nispi ticari dava ticari işletme kavramı ile tanımlanmış olup, TTK'nın 11.maddesi; \"Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.\" şeklinde düzenlenmiştir yani ticari işletmeden bahsedilebilmesi için; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyet, bu faaliyetin devamlı olması ve bu faaliyetin bağımsız yürütülmesi şeklinde üç unsurun bulunması gerekmektedir. TTK'nın 15.maddesinde esnaf kavramı \"İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi\" olarak tanımlanmıştır. 5362 nolu Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu'nun 3. maddesinde Esnaf ve Sanatkar: İster gezici ister sabit bir mekanda bulunsun, Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkar meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak tanımlanmıştır.TTK'nın 24 ve devamı maddelerde düzenlenen ticaret siciline ilişkin hükümler tacir sıfatını taşımanın tescile bağlı olmadığı üstelik bu sıfatı taşımanın sonucu ve gereği olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle esnaf boyutunu aşan ticari işletme işleten kimsenin ticaret siciline kaydını yaptırmamış olması, tacir olmadığını göstermediğinden esnaf sayılmasını gerektirmez.21/07/2007 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 18/06/2007 tarihli 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile esnaf ve tacir ayrımına esas sınırlar belirlenmiş olup, bu kararda 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 63 üncü maddesi ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 12.maddesi (6102 sayılı TTK 11.maddesi) ve 17.maddesinin (6102 sayılı TTK 17.maddesi) uygulaması bakımından;a) Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri,Ancak, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı iken, daha sonraki yıllarda yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı, esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerini aşanların kendileri istemedikçe ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bünyesindeki odalara kayıt için zorlanmaması, yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerinin altı katını aşanların ise kayıtlarının, esnaf ve sanatkâr sicili marifetiyle ticaret siciline aktarılması,b) 213 sayılı Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve bu Kararın (a) bendinde belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları ile ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin bünyesindeki odalara kaydedilmeleri kararlaştırılmıştır.Davacı gerçek şahıs olup, tacir olup olmadığı araştırılmamıştır. Öncelikle bu hususta araştırma yapılarak dava tarihi itibari ile davacının tacir olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Bu nedenle, davacının varsa ticaret sicil kayıtlarının getirilmesi, yoksa bağlı olduğu vergi dairesinden hangi usulde defter tuttuğunun sorulması, vergi kayıtları getirtilerek yukarıda yapılan açıklamalar ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 177 nci maddesinde belirtilen hususlar (defter tutma ve sınıf değiştirme hadlerine dair vergi usul kanunu genel tebliğleri ile her yıl için ayrı ayrı belirlenen sınırlar) dikkate alınarak esnaf sınırını aşan ticari işletme sahibi olup olmadığı ve tacir olarak kabul edilip edilmeyeceği gerekirse bu yönde bilirkişi incelemesi yaptırılarak tespit edilmelidir. Zira davacının tacir ve ticari işletme sahibi olmadığının belirlenmesi halinde, simsarlık sözleşmesinin TBK 520.vd maddelerinde düzenlenmiş ve TTK'nın 4.maddesi kapsamında mutlak ticari davalar arasında sayılmamış olması nedeniyle, mahkemece görev hususunun öncelikle değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacının dava tarihi itibari ile tacir veya ticari işletme sahibi olduğunun belirlenmesi halinde nispi ticari dava gündeme gelebilecek ise de, bu şartları taşımadığı takdirde eldeki dava nispi ve mutlak ticari dava niteliğinde olmayacağından, bu durumda görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olacağı nazara alınmalıdır. Açıklanan nedenlerle, mahkemece gerekli araştırma yapılarak öncelikle dava şartı niteliğinde olan görev hususunun değerlendirilmesi gerektiğinden, taraf vekillerinin sair istinaf sebepleri şimdilik incelenmeksizin, 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi nazara alınarak istinaf istemlerinin kabulü ile kararın HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1149 E. 2020/874 K. Sayılı 08/12/2020 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davalı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,5-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.07/02/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2f1e7cbabb4a6249","SID":"8f50089ba3bde3c2"}}