{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ  : 31/01/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ : 03/11/2020<br>DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ : 31/01/2024<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, davacı şirketin ortak iş sağlığı ve güvenliği hizmeti verdiğini, davalı şirket ile 16/07/2016 tarihinde 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile ilgili mevzuat kapsamında iş sağlığı ve güvenliği hizmetine ilişkin sözleşme imzalandığını, iş bu sözleşme gereği davacı şirketin davalıların işletmelerinde iş güvenliği ve işyeri hekimliği hizmeti vereceğini, verilen hizmet karşılığında davalı tarafça her işletme için ayrı ayrı olmak üzere iş güvenliği uzmanlığı hizmeti için aylık 1.000,00-TL, işyeri hekimliği hizmeti için aylık 500,00-TL ödeneceğini, bunun üzerine davacı şirket tarafından Temmuz 2016'dan itibaren Ocak 2017 ayı dahil sözleşme kapsamında verilmesi gereken tüm hizmetlerin verildiğini, davalı tarafça ağustos ayı hizmet bedeli olarak 09/09/2016 tarihinde 1.670,00-TL ve eylül, ekim ayı hizmet bedeli olarak da 24/11/2016 tarihinde 6.880,00-TL ödendiğini, ancak her iki işletme için de Kasım 2016 -Aralık 2016 ve Ocak 2017 ayları hizmet bedellerinin davacı şirkete ödenmediğini, bunun üzerine taraflarınca söz konusu hizmet bedellerine ilişkin düzenlenmiş olan faturalar üzerinden Denizli 8.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden genel haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını; ancak davalıların itirazı üzerine icra takibinin durduğunu belirterek davalıların Denizli 8.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibine yaptığı itirazlarının iptaline, davalıların taraflarına borçlu bulunduğunun tespitine, davalıların icra takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili, dava dilekçesinin usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğini; ayrıca davaya konu icra takibine konu edilen 16/07/2016 tarihli sözleşmede davalı ...'ın imzasının bulunmadığını, davaya konu fatura tarihlerinde ortaklığın davacı şirketten hizmet alıp almadığı hususunun da ayrıca tespit edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddi ile davacı tarafa %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece, \"6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK.'nın 222/1). Ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil ola rak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de; ancak HMK.'nın 222. maddesindeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK.'nın 222/2 md.). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK.'nın 222/4 md.). Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri Yasa'da belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK.'nın 222/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı ticari defterlerindeki kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğu mahkeme kabul edilir.<br>Davacı taraf defterlerini ibraz etmiş, davalı taraf ise usulüne uygun ihtaratlı tebligata rağmen defterlerini ibraz etmemiştir. Davacı tarafın defterlerinin incelendiği hükme elverişli bilirkişi raporunda; taraflar arasında düzenlenen sözleşme gereği toplam 20.000,00-TL tutarındaki 12 adet satış faturasına karşı davalılar tarafından 8.550,00-TL ödeme yapıldığı ve davalıların 11.450,00-TL borçlu bulundukları, ayrıca ticari defterlerin süresinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı ve davacı şirket lehine delil olabileceğinin tespit edildiği bildirilmiştir. Buna göre; yukarıda izah edilen HMK'nın 222/3 maddesi gereğince davalının defterlerinin ibrazından kaçınması, davacının defterlerinin ise usulüne uygun tutulması ve davaya konu kayıtların yer alması nedeniyle davacının alacağını ispat ettiği kanaatine varılmış davalı şirket yönünden davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir.<br>Davalı ... vekili kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuş ise de; gerek davalının süresi içinde cevap dilekçesi ile tazminat talebinde bulunmaması gerekse yasal şartların oluşmaması nedeniyle talebinin reddine karar verilmiştir.<br>Davacının icra inkar tazminatı talebi yönünden ise, YHGK.'nın 17.10.2012 tarih ve 9-838 E, 715 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; genel bir kavram olarak “likid (liqiude) alacak”; “tutarı belli (muayyen), bilinebilir, hesaplanabilir alacaktır.” Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için; ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumda olması gerekir. Bu koşullar yoksa, likit  bir alacaktan söz edilemez (YHGK.'nın 14.07.2010 gün ve 19-376 Esas 397 Karar sayılı ilamı). Dava; faturadan kaynaklanan alacak için girişilen icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına ilişkin olup; alacağın davalı yönünden bilinebilir, hesap edilebilir, belirlenebilir, yani likit alacak niteliğinde olduğu gözetilerek davacının tazminat talebinin kabulüne, davalı şirketin alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ...'a dava dilekçesinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiğini, buna karşın davalının tebligatın usulsüz olduğuna ilişkin itirazlarda bulunarak yasal süresi içerisinde olmayan cevap dilekçesi ve delillerini sunduğunu, yerel mahkemece hüküm kurulurken davalı ...'ın usul ve yasaya aykırı olarak yasal süresi içerisinde sunmadığı delillerinden olan iş ortaklığı sözleşmesi hükümlerine dayanılmasının da usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, iş ortaklığı sözleşmesinin davada dayanak olarak kullanılamayacağını, gerekçeli karar ile de davalı ...'ın süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmadığının kabul edildiğini, müvekkil şirket ile ... İnşaat Nakliyat Hafriyat Gıda Ticaret Limited Şirketi-... İş Ortaklığı arasında iş sağlığı ve güvenliği hizmetine ilişkin imzalanan sözleşme kapsamında verilen hizmet bedellerinden her iki işletme için de Kasım 2016 - Aralık 2016 ve Ocak 2017 ayları hizmet bedellerinin müvekkili şirkete ödenmediğini, davalılar arasında kurulan iş ortaklığının da adi şirket olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davalılar arasında yapılan iş ortaklığı sözleşmelerinde davalıların müşterek yetkili oldukları hükmü yer aldığından  davalı ...'ın müvekkili şirket ile yapılan sözleşmeden doğan borçlardan sorumlu olmadığı iddiasının doğru olmadığını, davalılar arasında müteselsil sorumluluk ilişkisi bulunduğunu, iş ortaklarından şirket yetkilisinin müvekkili şirket ile yapmış olduğu sözleşmenin geçerli olduğunu, davalı ... tarafından sözleşme gereği yapılması gereken tüm hizmetler yapıldığı sırada herhangi bir itirazı söz konusu olmamasına karşın hizmet bedelleri istendiği esnada itirazının söz konusu olduğunu, davalı ... diğer davalı şirket temsilcisi ...'un usulsüz işlemler ile ortaklığı ve kendisini borçlandırdığını beyan ettiğini, söz konusu itirazın davalılar arasındaki iç ilişki ile ilgili olup kendileri ile herhangi bir ilgisinin bulunmadığını, yapılmış olan hizmet bedellerini davalılar arasında kurulmuş olan ortaklık gereği davalılardan tahsil etme haklarının olduğunu, bu nedenle davalı ...'ın borcu bulunmadığının kabulünün mümkün olmadığını, iyiniyetli üçüncü kişi olan müvekkili şirketin daha fazla mağduriyetine yol açmamak adına davalılarca yapılan itirazın iptali ile davalarının kabulünü talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, Denizli 8. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı taraflarca yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, davacının davasının davalı ... yönünden reddine,  davalı ... İnşaat yönünden kabulüne  karar verilmiştir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şeklidir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine (fiil ehliyetine) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler.<br>İİK'nın 194. maddesi uyarınca, iflasın açılması ile müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları, acele haller ve maddede yazılı olanlar haricinde durur ve ancak alacaklıların ikinci toplanmasından 10 gün sonra devam olunabilir. Bu hükmün amacı, iflasın  açılması  ile  tasarruf  yetkisi kısıtlanıp yerini iflas idaresi alan müflisin davacı veya davalı bulunduğu davaları devam ettirmekte fayda olup olmadığının tespiti noktasında iflas idaresine imkan sağlamaktır. İflas idaresinin bu dava takip yetkisini kullanıp kullanmayacağını tespit edebilmek için, ilk önce iflas organlarının teşekkül etmesi ve her dava hakkında esaslı bilgi sahibi olması gerekir. İşte bu nedenle müflisin hukuk davalarının belli bir süre durması kabul edilmiştir.<br>İlk derece mahkemesince yukarıdaki açıklamalar ve kanun hükmü değerlendirilerek karar verilmesi gerekir. Dosya kapsamından, davalı şirketin 16/10/2018 tarihinde iflasına karar verildiği ve iflasın ...'nün ... İflas sayılı dosyasında takip edildiği, eldeki davanın itirazın iptali istemine ilişkin olup davalı şirketin dava devam ederken iflas etmesi nedeni ile alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü istemine dönüştüğü; ancak Mahkemece iflas dairesine gerekli tebligat yapılarak taraf teşkili sağlanmadan davanın esası hakkında karar verilmesi doğru olmamıştır.<br>Açıklanan sebeplerle; Mahkemece, ...'nün ... İflas sayılı dosyasında iflas idaresinin oluşturulup oluşturulmadığı, oluşturulmuşsa iflas idare memurlarına davayı takip edip etmeyecekleri konusunda açıklamalı davetiye gönderilerek taraf teşkili oluşturulduktan sonra İİK'nın 194. maddesi uyarınca müflis şirketin taraf olduğu hukuk davalarının ikinci alacaklılar toplantısının 10 gün sonrasına kadar duracağı da gözetilmek suretiyle yargılama yapılması gerekmektedir. <br>Taraf teşkili kamu düzeni ile ilgili olup, HMK.'nın 114.maddesi gereğince dava şartıdır. Dava şartı ise mahkemece re'sen gözetilmesi gerekir. <br>Bu nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun re'sen sebeplerle kabulü ile; 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yukarıda açıklanan şekilde yeniden yargılama yapılarak ulaşılacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun re'sen sebeplerle ESASTAN KABULÜNE, <br>2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 03/11/2020 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, <br>3-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'ne GÖNDERİLMESİNE, <br>4-İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırıldığından davacı vekilinin diğer istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,<br>5-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 54,40-TL nispi istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davacıya iadesine, <br>6-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA, <br>7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından  davacı  lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>8-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgiliye İADESİNE, <br>9-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğine, <br>Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a-4. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a. maddesince kesin olarak karar verildi. 31/01/2024\t\t\t\t<br><br>....<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c704fb2ff3ec23e6","SID":"8864e7ed2f676286"}}